“Her Aracın veya Biçimin, Mevcutta Bir Mesajın Taşıyıcısı Olduğuna İnanıyorum”

4. İstanbul Tasarım Bienali'nin SALT Galata'daki ayağı Zaman Okulu'nda "Artık Uyku Yok, Artık Yok" isimli video kurulumu ile yer alan İtalyan sanatçı Danilo Correale ile çalışmaları üzerine konuştuk.

Fotoğraf: italianacademy.columbia.edu

Çalışmalarınızda çoğunlukla emek, istihdam ve uyuma eylemi gibi konulara odaklanıyorsunuz. Bu konuları irdelemeye ve sanatınıza yansıtmaya nasıl başladınız? 

Her zaman kendime sorduğum temel bir soru var: “Belirli topluluklar içerisinde hoşnutsuzluk yaratan sosyal değişimler neler?” Bu sorudan sonrası kaygan bir zeminde ilerliyor. Gerek işsizlik oranının eşi benzeri görülmemiş noktalara vardığı ve doğup büyüdüğüm ülke olan İtalya’da olayım, gerekse yaşamayı seçtiğim Birleşik Devletler’de iş meselesi (koşulları ve geleceği) kuşkusuz çevremde en çok tartışılan konu; bunlar dışındaki coğrafyalarda da durum böyle. “Zaman”ı her zaman ana konu olarak ele alıyorum: zaman, topluluklarda tepkilere yol açan bu hoşnutsuzlukları gözlemleyebileceğim bir gözetleme yeri haline geliyor. Ben bu tepkiler ile mücadele etmeye çalışıyorum. Bu durum biraz Judo’ya benziyor: düşmanınızı kendi gücünüzle değil, aksine onun fiziksel gücünü yönlendirerek ve dengesini bozarak alt ediyorsunuz. Dil (stratejiler), içerik ve çoğunlukla da spekülatif düşüncenin kesiştiği, incelikli bir oyun bu.

Çalışmalarınızda kullandığınız malzemelere nasıl karar veriyorsunuz?

Malzeme seçimi, ilgilendiğim konunun şekillendirdiği stratejinin bir parçası. Her bir aracın veya biçimin, kendi kuralları ile var olduğunu ve mevcutta bir mesajın taşıyıcısı olduğuna inanıyorum.

Bu yılın teması “Okullar Okulu” üzerine düşünceleriniz neler? Tema ve çalışmanız arasındaki ilişkiyi nasıl tanımlarsınız? Bu çerçevede sanatınız “okullar” ve “öğrenenler” arasında nerede duruyor?

Bu başlığın beraberinde getirdiği, bienal kurumsallığı ile mutlak bağları bulunan ansiklopedik bir hissiyat var. Çoğu çalışmamda, bir kolaylaştırıcı (bir biçim, bir söylem) vasıtasıyla aktif hale gelen, tamamen pedagojik bir deneyime dahil olabileceğimiz geçişken bir süreç söz konusu olduğu için, ben “okullar” ve “öğreniciler”i iki ayrı kategoriye ayırmazdım.

No More Sleep No More (Artık Uyku Yok, Artık Yok) – Salt Galata, 2018 | Fotoğraf: Kayhan Kaygusuz

Tasarım Bienali’ne hazırlık sürecinizden bahseder misiniz?

“No More Sleep No More (Artık Uyku Yok, Artık Yok)” başlığı ile bienalde yer alan kurulum, 2013 yılında başladığım ve tamamlanması neredeyse üç yıl süren bir proje. Antropologlar, sosyologlar, coğrafyacılar gibi çeşitli dallardan kişiler ile yapılan çeşitli röportajlar aracılığıyla “post-kapitalist toplumda uyku ve uyanıklık” konusunu soruşturduğum dört saatlik bir video çalışması bu. Gündelik hayatımız içerisinde üretken olmadığımız zamanlara odaklanmak için bir ortak zemin sunan bu proje, uykunun kendisinden ziyade “sürekli uyanıklık” konusunu ele alıyor.

Çalışma, son iki yılda birçok farklı yerde gösterime girdi ve her defasında çalışmanın sunumunda değişiklikler yapıldı. Bir video kurulumunu nadiren sabit ve değiştirilemez bir biçimde kurguluyorum, çoğu zaman videonun sergilendiği üç boyutlu alanda küçük düzenlemeler oluyor. Bu sunum için ise küratör ile iletişime geçtim ve projeksiyonu, yatakları ve ses aktarıcı teknolojiyi sunabilecek en iyi formu elde ettim. Standart halde bulunan çok az şey var, seyirciye duyumsal bir kurulum sunmak her seferinde tamamen yeni bir şeyler yaratmak anlamına geliyor.

Bienal sonrası için planlarınız neler? Bizi ne gibi projeler bekliyor?

Şu anda son çalışmam olan “They Will Say I Killed Them (Onları Öldürdüğümü Söyleyecekler)” adlı kurgu filmi sunmak için birden çok gösterim üzerine çalışıyorum. Çalışma, İtalya’da faşizmin çöküşünden sonra yarım kalmış, sansüre uğramış filmler üzerinden serbest zaman ve eğlence-endüstri kompleksi konularına odaklanıyor.

Etiketler

Bir yanıt yazın