Öğrenmenin Temel Motivasyonunun Merak Olduğunu Düşünüyorum

2025 yılının Arkitera Genç Mimar Ödülü kazananlarından Nous Mimarlık | Tasarım kurucu ortaklarından Cihan Sevindik ile kariyerinin gelişimi ve yarışma pratiği hakkında konuştuk.

Ada Umay Cansız: Kariyerinizde bireysel olarak attığınız güçlü adımların ardından, 2020 yılında Sıddık Güvendi ile birlikte Nous Mimarlık | Tasarım’ı kurdunuz. Ofisin kurulma aşaması ve ortak olmaya karar verme sürecinizden bahsedebilir misiniz?

Cihan Sevindik: Sıddık’la, mesleki olarak benzer bir dönemde, rakip olmaktan ziyade güç birliği yapabileceğimiz ortak bir zeminde buluştuğumuzu gördük. İkimiz de daha önce farklı ekiplerle yarışmalara katıldığımız için, ortaklık kurmadan önce birlikte ekip olmayı denemek istedik.

O dönem Sıddık da ben de, mimarlığa bakışımız başta olmak üzere çeşitli sebeplerle mevcut ekiplerimizle yol ayrımına girdiğimiz bir süreçteydik. Bu süreçte birlikte yarışma projeleri üretmeye başladık ve tasarıma yaklaşımımızın aynı noktada buluşabildiğini gördük. Ortaya çıkan işler ikimizi de tatmin ediyordu. Farklı ekiplerden ve farklı ekollerden gelen iki mesleki pratiğin bir araya geldiğinde nasıl bir üretim potansiyeli oluşturduğunu deneyimledikten sonra, Nous Mimarlık | Tasarım adı altında birlikte ilerlemeye karar verdik.

Aslında benzer hikâyelerimiz var; ikimiz de öğrencilik yıllarında yarışmalarla tanıştık. Ben Dokuz Eylül Üniversitesi’nden mezun oldum. O dönemde okuldaki hocalarımızın yarışmalardaki başarılarından etkilenerek bu alana yöneldim. Sıddık ise Karadeniz Teknik Üniversitesi mezunu. O da öğrencilik yıllarında, okulundaki hocaların yarışmalarla kurduğu ilişki üzerinden bu pratiğin içine girmiş; mezuniyet sonrasında farklı ekiplerle yarışmalarda yer almış.

Benzer yaklaşımlar benimsememiz ve o dönemde art arda aldığımız ödüller, Nous Mimarlık | Tasarım bünyesinde iki farklı ofis yapısını bir araya getirmemizle sonuçlandı.

Akademik pratiğin içinde kalmak sizi taze ve güncel tutuyor

Ada Umay Cansız: Tasarım pratiğinizin yanı sıra akademik olarak da sektöre değerli katkılar sunuyorsunuz. Bu alandaki çalışmalarınızdan, tasarım pratiğiniz ile akademik kimliğiniz arasındaki ilişkide sizi besleyen yönlerden bahsedebilir misiniz?

Cihan Sevindik: 2010 yılından itibaren, farklı şehirlerdeki üniversitelerde davetli öğretim görevlisi ve jüri üyesi olarak akademik sürecin içinde yer aldım.

Bunun birkaç açıdan çok değerli olduğunu düşünüyorum. Bir yandan gençlerin yarışma pratiğiyle ve piyasada mimarlık yapma biçimleriyle daha erken temas kurmasını sağlıyorsunuz; diğer yandan akademik pratiğin içinde kalmak sizi taze ve güncel tutuyor. Bu durum, iki taraf için de besleyici bir ilişkiye dönüşüyor. Bizim de kendi adımıza öğrencilere bir şeyler katabildiğimizi düşünüyorum. Ancak son birkaç yıldır ofisin artan yoğunluğu nedeniyle akademiye eskisi kadar zaman ayıramıyorum.

Ada Umay Cansız: Hem yarışma pratiğinde hem de piyasada aktif rol alan akademisyenlerle çalışabilmek, mesleğe atılma aşamasında olan öğrenciler için çok kıymetli.

Cihan Sevindik: Akademide yer aldığım dönemlerden öğrencilerimiz olan ya da ofisimizde staj yapmış, sonrasında benzer mesleki süreçlerden geçmiş kişiler oldu. Onları zaman zaman yarışmalarda ödül alırken görmek beni gerçekten çok mutlu ediyor. Akademide yer almanın, birilerinin hayatına dokunmak ve mesleki yolculuklarına yön verebilmek gibi çok kıymetli bir tarafı var.

Ada Umay Cansız: Kariyerinizde dönüm noktası diyebileceğiniz dönemler var mı?

Cihan Sevindik: 2010 yılında, dördüncü sınıf öğrencisiyken, öğrenci yarışmalarının yanı sıra TH&İDİL Mimarlık İzmir Ofisi’nde Tamer Başbuğ ile profesyonel ölçekte yarışma projelerinde yer aldım. Bu dönemde mesleki yolculuğumu yarışmalar üzerinden ilerletmeye karar vermiştim. İlk kırılma noktası da kazandığım ilk yarışmayla gerçekleşti. Ödemiş Belediyesi Kent Merkezi ve Yakın Çevre Ulusal Mimarlık ve Kentsel Tasarım Fikir Proje Yarışması’nda ikinci olduk. Bu yarışma, yarışmayı merkezine alan bir tasarım ofisi kurma fikrini netleştirdi.

2. Ödül, Ödemiş Belediyesi Kent Merkezi ve Yakın Çevre Ulusal Mimarlık ve Kentsel Tasarım Fikir Proje Yarışması

Sonrasında da birçok kırılma noktası oldu. Şu anda ekip olarak 20’ye yakın birinciliğimiz, farklı derecelerde 60’a yakın ödülümüz var. Bunlardan tek uygulayabildiğimiz Muratpaşa Belediyesi Çok Amaçlı Gösteri Merkezi Yarışması ile Antalya Muratpaşa Belediyesi Türkan Şoray Kültür Merkezi oldu. O da benim için bir kırılma noktası. Bir yarışmaya 100 ekip katılıyor, ekipler arasından birinci oluyorsunuz ve 20-30 yarışmada bir inşa süreci gerçekleşiyor. Durum böyle olunca binde bir gibi oranlara varan bir inşa etme şansı yakalıyorsunuz. Bu yüzden benim için ikinci kırılma noktası bu inşa süreci oldu.

1. Ödül, Muratpaşa Belediyesi Çok Amaçlı Gösteri Merkezi Yarışması

Antalya Muratpaşa Belediyesi Türkan Şoray Kültür Merkezi

Üçüncü kırılma noktası ise Nous Mimarlık | Tasarım’ı kurmamızdı. Ardından gelen ilk uluslararası birincilik ödülümüz de bizim için ayrı bir anlam taşıyordu.

1. Ödül, “Student City Complex in Novi Beograd” Uluslararası Mimari Proje Yarışması

Bugün aynı durumla karşılaşsak, bu talepler karşısında çok daha net ve sağlam bir duruş sergileyebilirdik

Ada Umay Cansız: Bu yarışma projesinin inşa süreci nasıl geçti?

Cihan Sevindik: Muratpaşa Belediyesi Çok Amaçlı Gösteri Merkezi Yarışması, iki aşamalı bir süreç üzerinden ilerledi. İlk aşamanın ardından sekiz proje ikinci tura kaldı. Jüri, bu projelerin her biri için kapsamlı değerlendirmeler yaptı ve sürecin sonunda birinci olduk. Yarışma süreci tamamlandıktan sonra idareyle yürütülen aşamada, yarışma brief’inin dışına taşan taleplerle karşılaştık.

Projede 300 kişilik bir salon öngörülmüştü; ancak bu kapasitenin 1000 kişiye çıkarılması talep edildi. Oysa arsanın büyüklüğü ve kentsel bağlam böyle bir müdahaleye olanak tanımıyordu. Yarışmayı kazandığımızda 20’li yaşlardaydık. Bugün aynı durumla karşılaşsak, bu talepler karşısında çok daha net ve sağlam bir duruş sergileyebilirdik. O dönemde ise projenin hayata geçebilmesi için süreci sürdürmeyi tercih ettik. Bu deneyim, sonraki yarışmalarda benzer durumlarla karşılaştığımızda daha kararlı ve bilinçli hareket etmemizi sağladı.

Ada Umay Cansız: Genç mimarlar olarak piyasada tutunmayı ve mesleki vizyonunuzu ortaya koymayı nasıl başardınız?

Cihan Sevindik: Mezuniyet sonrasında ilk yarışma birinciliğini elde ettiğimizde, o dönemki ortağım Doğan Türkkan ile birlikte çalıştığımız yerlerden ayrılarak ofis kurduk ve yarışmalara yöneldik. Ancak bir süre yarışma kazanamayınca, “Biz bu işi yapamayacağız galiba,” diyerek yeniden iş arama noktasına geldiğimiz zamanlar da oldu. Ardından Mersin Ticaret Odası Hizmet Binası Yarışması ve Rauf Denktaş Anıt Mezar ve Müzesi Yarışması’nda arka arkaya aldığımız ödüller, yeniden motivasyon kazanmamızı sağladı.

Eşdeğer Ödül, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Hizmet Binası ve İş Merkezi Mimari Fikir Yarışması

Zamanla şunu fark ettik: Bir ofisi yalnızca yarışmalar üzerinden sürdürülebilir kılmak oldukça zor. Şu an meslekteki 15. yılım ve yaklaşık 10 yıl boyunca bunun için ciddi bir çaba harcadık. Bazen öyle dönemler oluyordu ki, gelen işleri bir kenara bırakıp heyecanla bir yarışmanın peşinden koşuyorduk. Ancak ofis giderleri, hayatın devamlılığı ve üretimin sürdürülebilirliği düşünüldüğünde, yarışmaları merkeze koymanın her zaman mümkün olmadığını gördük.

Nous Mimarlık | Tasarım’ın kurulmasının ardından, ofis içindeki yarışma yoğunluğunu aşama aşama azaltmaya başladık. Bununla birlikte, yarışmalar sayesinde tanınırlığın arttığını ve işverenlerin size daha fazla güven duymaya başladığını da gözlemledik. Sıddık’ın bu durumu çok iyi özetleyen bir sözü var: “Yarışmalarla aramızda alacak verecek meselesi kalmadı.” Yarışmalar bize çok şey kattı; biz de yapabileceklerimizi yaptık.

Ofisi inşa edebilmek ve kâğıt üzerinde üretilen fikirlerin hayata geçmesini sağlamak için son dönemde uygulama projelerine daha fazla odaklandık. Yaklaşık bir yıldır aktif olarak yarışma projesi üretmiyoruz. Buna rağmen yarışmaları ofisimizin düşünsel merkezinde tutmaya devam ediyoruz. Bir yarışmaya katılsak da katılmasak da kazanan projeleri ve jüri raporlarını yakından takip ediyoruz. Çünkü bunu sürekli ve kolektif bir öğrenme biçimi olarak görüyoruz; bu alandan tamamen uzaklaşmanın, yeniden adapte olmayı zorlaştırdığını düşünüyoruz.

Yarışmalar da bu merakı sürekli canlı tutan organizasyonlar

Ada Umay Cansız: Yarışma pratiğiyle iç içe bir kariyer inşa etmişsiniz gibi gözüküyor. Yarışmalara bakış açınızdan ve kariyerinizde edindiği yerden söz edebilir misiniz?

Cihan Sevindik: Ulusal ölçekte yarışmalar, mesleki pratiğimizin temelini oluşturan en önemli alanlardan biri oldu. Bu süreçte edindiğimiz deneyimin somut karşılığı olarak inşa edebildiğimiz ilk yapı, Antalya Muratpaşa Belediyesi Türkan Şoray Kültür Merkezi’ydi. Ulusal yarışmalarda biriken üretim ve özgüven, zamanla bizi farklı ölçeklerde ve coğrafyalarda denemeye teşvik etti.
Bu noktadan sonra merak duygusunun belirleyici olduğunu söyleyebilirim. Öğrenmenin temel motivasyonunun merak olduğunu düşünüyorum; yarışmalar da bu merakı sürekli canlı tutan organizasyonlar. Ulusal yarışmalarda edindiğimiz deneyim, bir süre sonra bizi bu merakı uluslararası alana taşımak konusunda motive etti.

Bu doğrultuda Sırbistan, Karadağ ve Güney Kore’de açılan uluslararası yarışmalara katıldık ve çeşitli ödüller aldık. Belgrad’da düzenlenen Student City Complex in Novi Beograd Uluslararası Mimari Proje Yarışması’nı birincilikle tamamlamamız, bu geçişin bizim için önemli bir eşik olduğunu gösterdi.

Bu sürecin yalnızca bireysel değil, sektörel anlamda da tetikleyici bir etkisi olduğunu düşünüyorum. Türkiye’de mimarlık üretiminin özellikle Balkanlar ve Uzak Doğu coğrafyasında güçlü bir karşılık bulabildiğini görüyoruz. Pek çok mimarın farklı ülkelerde açılan yarışmalarda ödül kazanması da bunun bir göstergesi. Bu anlamda, mimarların kendilerine güvenmeleri için yarışmaların önemli bir zemin sunduğunu ve bizim de bu geçişte örnek teşkil edebildiğimizi düşünüyorum.

Bizim için büyük bir kırılma anıydı

Örneğin Avrupa’daki yarışmalara giremiyoruz. Onların içe dönük bir sistemi var. Katılabilmek için orada mimarlık yapıyor olmanız, odalara kayıtlı olmanız gerekiyor.

Türkiye’de pek yarışma açılmadığı bir dönemde internette yarışma araştırırken Sırbistan’daki yarışmayı bulmuştuk. İlk sorumuz “Türkiye’de Mimarlar Odasına kayıtlıyız, bu yarışmaya girebilir miyiz?” oldu. Onlar da onaylamıştı, hala ekran görüntüsünü saklarım. Bizim için büyük bir kırılma anıydı. Yarışmada birinci olunca Türklerin Balkan coğrafyasında mimarlık yapabilmesi konusunda bir farkındalık konuştu. Sonrasında Türk mimarların da arka arkaya ödüller aldığını gördük. Türkiye sınırlarının dışına çıkıp neyi ne kadar yapabildiğimizi görebileceğimiz bir alan oluştu.

Uygulama projesinin bizim elimizden çıkacağı hayaliyle gitmiştik

“Student City Complex in Novi Beograd” Uluslararası Mimari Proje Yarışması’nda birinci olunca sözleşme için bizi davet ettiler. Orada sözleşme süreçleri çok farklı işliyor. Türkiye’de bir yarışma kazandığınız zaman müellifi siz oluyorsunuz, Sırbistan’da ise yarışmayı kazandığınız andan itibaren müelliflik haklarını idareye devrediyorsunuz. Projeyle ilgili ilerleyen süreçleri, ihale gibi çeşitli yöntemlerle başkalarına da devredebiliyorlar.

Bütün uygulama projesinin bizim elimizden çıkacağı hayaliyle gitmiştik. Onlar ise -Sırbistan’da çok da yaygın olmayan bir şekilde- bizden danışmanlık almak istediklerini söylediler. Başta itiraz ettik, ancak Belgrad’daki Mimarlar Odası Başkanı ile konuştuğumuzda, “Aslında size çok iyi bir teklifle geldiler. Yarışma kazandıktan sonra genelde bizi arayan olmaz, projeyi ihaleler üzerinden takip ederiz ve bina bir şekilde inşa edilir,” dedi ve danışmanlık vermemizin onların da önünü açabileceğini, iyi bir sonuç ortaya çıkınca ülkedeki metodolojinin değişebileceğini söyledi. Ardından biz de danışmanlık vermeyi kabul ettik. Orada yerel bir firma projeyi yürüttü, biz de buradan periyodik online toplantılar ile süreci yönettik. İlginç ve öğretici bir süreç oldu.

Ada Umay Cansız: Sizce mevcut regülasyonlar mı yoksa bakış açısı mı bu duruma sebep oluyor?

Cihan Sevindik: Bakış açısının etkili olduğunu söyleyebilirim. Hatta bildiğim kadarıyla seneler önce Türkiye’de de benzer süreçler olmuş, sonrasında yarışmalar yönetmeliği ile birlikte müellifler güvence altına alınmış. O yönden baktığımızda bizim şanslı olduğumuzu düşünüyorum.

Ancak Güney Kore’ye bakınca, orada mimarları korumak adına çok daha güçlü uygulamalar var. Mesela burada bir yarışma kazandığınızda hangi şartlarda uygulayacağınız şansa kalıyor. İdarenin etkisiyle çok da içinde bulunmak istemeyeceğiniz durumlar içerisinde kalabiliyorsunuz. Güney Kore’de ise şartnamede o işi ne kadar ücrete yapacağınız, ne kadar sürede yapacağınız, hangi mühendislerle ve danışmanlarla çalışacağınız çok iyi bir şekilde kontrol altına alınıyor. Bütçe olarak da çok daha iyi olanaklar sunuluyor. Orası çok daha iyi bir örnek.

Türkiye, yarışma ve mimarlık pratiği açısından arada bir noktada diyebiliriz.

Ada Umay Cansız: 2026 yılı için belirlediğiniz mesleki hedefleriniz veya tamamlamayı beklediğiniz projeler var mı?

Cihan Sevindik: Gebze Hükümet Konağı Ön Seçimli Ulusal Mimari Proje Yarışması’nın uygulama projelerini çiziyoruz, 2026’da inşaatın başlamasını umut ediyoruz. İçinde bulunduğumuz başka projeler de var, onlar da hayata geçme aşamasında gelmek üzereler. Zaman bulabilirsek belki başka uluslararası ve ulusal yarışmalara girebiliriz. Bu gelişmelerin gerçekleşmesini umut ediyoruz.

1. Ödül, Gebze Hükümet Konağı Ön Seçimli Ulusal Mimari Proje Yarışması

Etiketler

1 Yorum

  • Mimarlar Amiri says:

    Öğrenmenin motivasyonunu merakta konumlandırmak, kavramı sadeleştirme konusunda önemli bir tercih. Özellikle bu kadar karmaşık bir alanda, böylesi yalın sonuçlara varabilmek dikkat çekici.

Bir yanıt yazın