Akdeniz Üniversitesi Mimarlık Bölümü doktora adayı Farivash Ghanadi ve Prof. Dr. Hilal Tuğba Örmecioğlu, tasarım stratejileri, mimarlığa bakışları ve üretim süreçleri üzerine DOT Architects ile bir söyleşi gerçekleştirdi.
DOT Architects, 2A Continental Architectural Awards başta olmak üzere birçok mimarlık ödülüne layık görülmüş, çağdaş İran mimarlığının dikkat çeken ofislerinden biri olarak öne çıkıyor.
Institute for Advanced Architecture of Catalonia’da eğitim alan Mehran Haghbin ile Technical University of Budapest mezunu Arash Pirayesh tarafından kurulan ofis, her projeyi kendi özgün bağlamı içinde yeniden ele alıyor. Güçlü mimari vizyonunu ayrıntılara gösterdiği özen ve uzun vadeli değer üretme anlayışıyla birleştiren tasarım yaklaşımıyla, son yıllarda çağdaş İran mimarlığının nitelikli ve özgün örneklerine imza atıyor.
DOT Architects’in tasarım yaklaşımı; yer, bağlam, malzeme ve mekânsal deneyim üzerine yürütülen kapsamlı araştırmalara dayanıyor. Ofis, bu araştırma sürecini yalnızca biçimsel bir arayış olarak değil, bulunduğu çevreyle ilişki kuran ve kendi mimari ifadesini güçlü biçimde ortaya koyan yapılar üretmenin temel aracı olarak görüyor. Biçim, malzeme ve mekânsal organizasyondaki yenilikçi yaklaşım da çalışmalarının belirleyici unsurları arasında yer alıyor.
Ofise göre mimarlık, estetik bir üretimin ötesinde somut değer yaratma sorumluluğu taşıyor. Bu nedenle projelerinde tasarım hedefleri ile işlevsellik arasında dengeli bir ilişki kurmaya; her yapının güçlü bir mimari kimlik kazanmasının yanı sıra yatırımcılar, paydaşlar ve kullanıcılar için uzun vadeli değer üretmesine de önem veriyor.
Kavramı, malzemeyi ve mekânsal deneyimi bir araya getiren DOT Architects, açık, güçlü ve ifade gücü yüksek bir mimari dil geliştirmeyi hedefliyor.
Akdeniz Üniversitesi Mimarlık Bölümü doktora adayı Farivash Ghanadi ve Prof. Dr. Hilal Tuğba Örmecioğlu, tasarım stratejileri, mimarlığa bakışları ve üretim süreçleri üzerine DOT Architects ile bir söyleşi gerçekleştirdi.
DOT Architects: Bize göre çağdaş İran mimarlığının kimliği, tarihsel referansların doğrudan temsil edilmesinden çok, mimarlığın mekân, ekosistem ve çağdaş yaşamla kurduğu ilişki üzerinden şekilleniyor. İran mimarlığını ayırt eden özellik de yerel bağlamdan beslenirken aynı zamanda küresel kültürle sürekli diyalog hâlinde olan bir düşünme biçimi.
Genç kuşak İranlı mimarların, kimlik kavramına daha eleştirel bir perspektifle yaklaştığına inanıyoruz. Artık temel soru, bir projenin yalnızca “İranlı görünmesi” değil; bu coğrafyanın hafızası ve güncel gerçeklikleriyle bağlantı kuran bir deneyim üretirken, aynı zamanda günümüz mimarlık söylemine de nasıl katkıda bulunabileceği.
Bizim için geçmişe referans vermek, tarihi tekrar etmek anlamına gelmiyor. Aksine, günümüzde yeniden yorumlanma potansiyeli taşıyan mekânsal nitelikleri ve bunların ardındaki temel kurguları yeniden okumayı ifade ediyor. Bu yaklaşım, yerel ekosistem ile çağdaş dünya arasında sürekli bir diyalog kuran küresel-yerel (glokal) bir tasarım anlayışını temsil ediyor.
DOT Architects: Biz bu durumu yalnızca bir çelişki olarak değil, günümüz İran’ındaki yaşamın gerçekliğinin bir parçası olarak görüyoruz. İran toplumu bugün farklı zaman katmanları, kültürel yapılar ve yaşam biçimleri içerisinde eşzamanlı olarak varlığını sürdürüyor ve mimarlık da kaçınılmaz olarak bu karmaşıklığı yansıtıyor.
Bizim için mesele, gelenek ile modernite arasında bir tercih yapmak değil. Öncelikle her ekosistemin ardındaki gizli mantığı anlamaya çalışıyoruz. İnsanlar mekânı nasıl deneyimliyor? İç ve dış mekân arasındaki ilişki nasıl kuruluyor? Işık, iklim, mahremiyet ve dinginlik gündelik yaşamı nasıl şekillendiriyor?
Bu niteliklerin birçoğu İran mimarlığının tarihsel birikimine dayanıyor. Ancak bunların birebir yeniden üretilmesi gerektiğini düşünmüyoruz. Mimarlığın, bu mekânsal nitelikleri çağdaş bir dille yeniden ifade edebildiği ölçüde özgün ve sahici hâle geldiğine inanıyoruz.
DOT Architects: Hiç kuşkusuz, çağdaş İran mimarlığı önceki kuşakların oluşturduğu zemin üzerinde yükseliyor. Bizim için onların önemi yalnızca ortaya koydukları yapılarda değil, daha da önemlisi, çağdaş olma meselesiyle nasıl yüzleştiklerinde yatıyor. Başka bir ifadeyle, asıl belirleyici olan, İran’ın kültürel koşulları ile kendi dönemlerinin mimari akımları arasında nasıl yeni bir ilişki kurmaya çalıştıkları.
Bize göre modern İran mimarlığının en önemli temsilcilerinden bazıları, geçmişi doğrudan tekrar etmeden de mimarlığın kendi köklerine bağlı kalabileceğini gösterdiler. Bu yaklaşım bugün de ilham verici olmayı sürdürüyor.
Bununla birlikte, bizim için etkilenmek belirli bir mimari üslubu sürdürmek anlamına gelmiyor. Asıl önemli olan, onların düşünme biçiminden öğrenmektir; yani mimarlığın zaman, toplum ve kültürel ekosistemle kurduğu ilişkiyi nasıl tanımladıklarını kavramak.

Juan Tower (DOT architects)
DOT Architects: Juan Projesi’nde EnTerrace kavramı, İran evlerindeki eşik ve giriş mekânlarının niteliğini yeniden düşünme sürecinden doğdu. Bizim için giriş, yalnızca işlevsel bir unsur değil; iç ile dış, mahremiyet ile kamusallık arasında yer alan, aşamalı bir mekânsal deneyimin parçası.
Bizim için önemli olan, geçmişi simgesel bir unsur olarak kullanmak değil; İran mimarlığında içkin olan bazı mekânsal nitelikleri yeniden yorumlamaktı. Bunlar arasında duraksama, kademeli geçiş, katmanlı mekânsal kurgu ve özel alan ile kamusal alan arasındaki kontrollü ilişki yer alıyor.

Juan Tower konsept şeması (DOT architects)
Bu projede teras ile giriş birleştirilerek, kent ile konut arasında eşzamanlı olarak aidiyet kuran bir ara mekân oluşturduk. Bize göre mimarlık, belirli bir ekosistem içerisindeki yaşamın derin mantığını anlayıp yeniden yorumlayabildiği ölçüde yerin ruhuna yaklaşabilir.
Bu yaklaşımımız yalnızca bu projeyle sınırlı değil. Pek çok çalışmamızda, çağdaş mekân anlayışı ile İran mimarlığının örtük mekânsal nitelikleri arasındaki ilişkiyi yeniden tanımlamaya yönelik sürekli bir arayış bulunuyor.
DOT Architects: Bu yaklaşımın, farklı biçimlerde de olsa, projelerimizin birçoğunda görüldüğüne inanıyoruz. Örneğin Juan Projesi’nde bu yaklaşım eşik, giriş ve ara mekân kavramlarının yeniden ele alınmasıyla ortaya çıktı. Teras ile girişin birleştirildiği bu projede, konut ile kent arasında kademeli bir ilişki kuran mekânsal bir geçiş oluşturuldu.
Diğer projelerimizde ise bu yaklaşım; ışık, mahremiyet, dinginlik ile ortak ve özel mekânlar arasındaki ilişkiyi ele alış biçimimizde kendini gösteriyor. Bizim için önemli olan, tarihsel öğeleri doğrudan yeniden üretmek değil; İran mimarlığının yaşanmış mekânsal deneyimine içkin olan nitelikleri anlamaya çalışmak. Bu niteliklerin günümüzün mimari diliyle yeniden ifade edilebileceğine inanıyoruz.
Bu nedenle her proje, belirli bir mimari dili tekrar etmekten çok, yerel ekosistemi yeniden okumaya ve yorumlamaya yönelik bir araştırma niteliği taşıyor. Bu yaklaşım, projelerimizin farklı ölçek ve bağlamlarında farklı biçimlerde ortaya çıkıyor. Ancak bu, önceden tanımlanmış bir tasarım yöntemi değil; her projenin kendine özgü koşullarına verilen özgün bir yanıt.
Canyon Evi projesinde, yapının diyagramatik kurgusu komşu binalardan kaynaklanan karşılıklı görüş sorununa yanıt olarak şekillendiriyor. Çevresindeki kentsel dokuya açılmak yerine, konut merkezi bir avlu etrafında içe dönük olarak kurgulanıyor. Bu yaklaşım, bir yandan mahremiyeti korurken diğer yandan yapı boyunca mekânsal süreklilik sağlıyor; böylece geleneksel İran avlulu evinin mekânsal mantığına, onu doğrudan yeniden üretmeden gönderme yapıyor.

Pransa Commercial Center Konsept (DOT architects)
Pransa Ticaret Merkezi projesinde, mekânsal kurgu, geleneksel İran çarşılarının râste ve timçe mekânsal organizasyonundan esinleniyor. Geleneksel alışveriş merkezlerinde görülen merkezi atrium etrafında örgütlenen düzen yerine, ticari birimler birbiriyle bağlantılı doğrusal geçiş aksları boyunca kurgulanıyor. Projenin tek bir ticaret koluna hizmet verecek şekilde tasarlanmış olması da bu mekânsal organizasyonun hem ziyaretçiler hem de dükkân sahipleri için daha bütüncül ve işlevsel bir deneyim sunmasına olanak sağlıyor.

Pransa Commercial Center (DOT architects)

Pransa Commercial Center üstten görünüş ve açık mekanlar (DOT architects)
Bir diğer örnek ise Shemshak Villa Apartment projesi. Arazinin dik eğimi, ilk bakışta geleneksel bir apartman tipolojisini gerekli kılıyor gibi görünse de biz bu eğimi, yapıyı dağın yamacına kademeli olarak yerleştirmek için bir fırsat olarak değerlendirdik. Bu yaklaşım, bir yapının çatısının üst kotta yer alan diğer yapının avlusu hâline geldiği Masule yerleşiminin mekânsal organizasyonuna gönderme yapıyor. Böylece proje, doğal peyzaja uyum sağlarken bölgenin mimari hafızasında yer eden tanıdık bir mekânsal mantığı da çağdaş bir yorumla yeniden ele alıyor.


Masule (kaynak: https://www.tripadvisor.com.tr/ ve https://en.wikipedia.org/)

Shemshak Villa konsept (DOT architects)
Bu projelerin tümünde amacımız, tarihsel mimarlığı yeniden üretmek değil; günümüz yaşam biçimlerine hâlâ karşılık verebilme potansiyeline sahip mekânsal fikirleri yeniden yorumlamak. Bizim için her proje, belirli bir mimari dili tekrar etmekten ziyade, yerel ekosistemi yeniden okumaya ve çağdaş koşullar doğrultusunda yeniden yorumlamaya yönelik bir arayış niteliği taşıyor.
DOT Architects: Biz sınırlılığı yalnızca aşılması gereken bir engel olarak değil, mimari tasarım sürecinin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Çoğu zaman bir proje, tam da olanakların sınırlandığı noktada başlar. Böyle durumlarda mimarlar mekânsal niteliği, malzemeleri, yapım tekniklerini ve hatta yaşam biçimlerini yeniden düşünmek zorunda kalırlar.
Çağdaş İran mimarlığının önemli bir bölümünün de tam olarak bu koşullar içinde şekillendiğine inanıyoruz. İran’da mimarlık ekonomik, teknolojik ve yapım tekniklerine ilişkin birçok kısıtlamayla karşı karşıya. Ancak paradoksal biçimde, bu kısıtlamalar yeniden düşünme ve eleştirel değerlendirme kapasitesini de beraberinde getirebiliyor.
Pek çok projede sınırlılıklar, odağı mimari imajdan mimari deneyime; gereksiz karmaşıklıktan ise mimarlığın daha temel niteliklerine yöneltiyor. Bizim için yaratıcılık, mutlak özgürlükten çok, sınırlılıklarla kurulan bilinçli ve doğrudan yüzleşmeden doğuyor.
Bununla birlikte, sınırlılıkları romantize etmemek gerektiğine de inanıyoruz. Bu koşullar (sınırlılıklar) her zaman olumlu sonuçlar doğurmuyor. Bizce asıl önemli olan, mimarın bu koşullara nasıl karşılık verdiği ve tüm bu kısıtlamalar içinde anlamlı mekânlar üretmeyi nasıl başarabildiğidir.
DOT Architects: Bize göre bu iki unsur, çağdaş İran mimarlığının şekillenmesinde belirleyici bir rol oynuyor. Bir yandan, İran’ın modern mimarlık mirası günümüzde de önemini koruyor. Çünkü bu dönem, İran’ın kültürel bağlamı ile çağdaş mimarlık düşüncesi arasında anlamlı bir ilişki kurmaya yönelik ilk girişimlerden birini temsil ediyor. Bugün hâlâ üzerine düşündüğümüz pek çok meselenin kökeni de bu döneme uzanıyor.
Öte yandan, günümüzün toplumsal, ekonomik ve mesleki gerçeklikleri de en az bu miras kadar belirleyici oluyor. Çağdaş İran mimarlığı da bu koşullara yanıt verebilmek için mekân, yapı üretim süreçleri ve yaşam biçimleri üzerine yeni düşünme biçimleri geliştirmeye devam ediyor.
Bu nedenle çağdaş İran mimarlığını ne yalnızca İran modernizminin bir devamı ne de sadece günümüzün kısıtlamalarına verilmiş bir tepki olarak görüyoruz. Aksine, onu bu iki durum arasındaki sürekli diyaloğun bir ürünü olarak değerlendiriyoruz: Yerel ekosistemine kök salarken, aynı zamanda değişen günümüz gerçeklikleriyle kurduğu ilişkiyi sürekli yeniden tanımlayan eleştirel ve küresel-yerel (glokal) bir yaklaşım.