Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu ile Alaşehir Kent Merkezi Kentsel Tasarım Projesi Yarışması süreci üzerine konuştuk.

Alaşehir Belediyesi olarak bu kararı sadece “bir proje elde edelim” düşüncesiyle değil, üç temel motivasyonla aldık:
Öncelikli olarak bu yarışmayı Alaşehir’in 20–30 yıllık sürecini tartışmaya açan bir düşünme zemini olarak görüyoruz. Bu sayede farklı disiplinlerden profesyonellerin, Alaşehir’e özgü yeni fikirleri, yeni mekânsal önermeleri ve uygulamaya ilişkin stratejileri sunmalarını bekliyoruz. Ayrıca yarışmayı, Belediyenin karar alma süreçlerini ve üretme biçimini daha şeffaf, katılımcı, paylaşımcı ve nitelikli hâle getirecek bir “katılımcı ve şeffaf yönetim mekanizması” olarak da kurguladık.
Özetle, yarışmayı hem mekânsal bir proje üretme aracı, hem de kentsel yönelimimizi yeniden tanımlayan ve kurgulayan yeni bir öğrenme süreci olarak değerlendiriyoruz.
Bu alanı, sadece iki farklı doku arasında bir geçiş bölgesi değil, kentin gelişim yönünü yeniden tarifleyen, yenilikçi, geçirgen, unutulan kültürel izleri ve kamusallığı da bünyesinde barındıran bir eşik olarak da görüyoruz. Kentimizin merkezindeki tarihî çekirdeğin kültürel özelliğini, zamansal hafızasını ve yaşamsal dokusunu korumayı; yeni gelişim alanlarıyla ise uyumlu, geçirgen ve yaya hareketliliği ile bağ kuran bir yapı oluşturmayı önemsiyoruz.
Amacımız kentin bugüne kadar parçalı, eklektik ve çoğu zaman plansız ilerleyen büyüme eğilimlerini; daha nitelikli, estetik, kamusal mekân odaklı, iklim duyarlı ve dirençli bir gelişim çizgisine dönüştürecek, “yol gösterici örnek” üretmek. Bu projenin yaşadığımız ve yönettiğimiz Kentin gelişim süreçlerini dönüştüren, kamusallıkları yeniden tanımlayan bir katalizör rolü üstlenmesini hedefliyoruz.

İki kademeli yarışmayı, özellikle Alaşehir için şu nedenlerle önemsiyoruz:
İlk kademede farklı fikirler, senaryolar ve yaklaşımların ortaya konulması; ikinci kademede ise bu yaklaşımların Alaşehir’in gerçek dinamikleriyle buluşup, daha sıkı ilişki kurarak olgunlaştırılması. Aceleyle seçilmiş bir “proje” yerine, olgunlaştırılmış, uygulanabilirliği sınanmış çözümler üretilebileceğini düşünüyoruz.
Sonuçta bu tür bir yaklaşımın kente kattığı en büyük değer, yenilikçi fikir ve mekânsal tasarımlar ile daha mutlu daha yaşanabilir bir Alaşehir vizyonu belirlemek.
Evet, uygulama sürecini etaplara bölme fikri temel yaklaşımımız. Öncelikleri belirlerken üç ölçüte dayanmayı planlıyoruz: kamusal etki, teknik ve mali fizibilite, sembolik ve psikolojik etki.
Kamusal etki açısından; en çok halkın gündelik hayatına temas edecek, kamusal mekân kalitesini hızla yükseltecek müdahaleler. Teknik ve mali fizibilite açısından; kısa vadede uygulanabilir, altyapı uyumu yüksek, finansal olarak gerçekçi üst yapı etapları. Sembolik ve psikolojik etki açısından ise kentte “bir şeyler değişiyor” duygusunu uyandıracak, Alaşehir’in yeni yüzünü görünür kılacak ana projeler ve bunların etkisiyle olumlu değişimler.
Bu kabuller kapsamında, yarışma sonrasında, alana ilişkin oluşturulacak uygulama stratejilerini; proje müellifi, jüri başkanımız, belediyemiz planlama ve uygulama birimlerimiz ile birlikte yürüteceğiz.
Yarışmayla başlayan o çok disiplinli üretim kültürünün uygulamada kaybolmaması için:
Belediye bünyesinde, şehir plancısı, mimar, peyzaj mimarı vb. uzmanların birlikte çalıştığı, proje müellifi ekiple doğrudan temas hâlinde olan bir çekirdek ekip kurmayı planlamaktayız.
Proje müellifi, ekip ile belediye teknik birimleri arasında jürinin danışmanlığı ile periyodik toplantılar yoluyla oluşabilecek uygulama sorunlarını aşmayı planlıyoruz.
Yarışmayı kazanan ekibin rolünü yalnızca “proje çizmekle” sınırlamayan; uygulama süreci boyunca izleme görevlerini de içeren bir iş birliği modelini hedefliyoruz. Süreç boyunca sağlıklı bir ortak üretim zemini hazırlayarak, üretken, paylaşımcı bir model oluşturmayı hedeflemekteyiz. Bu hedefin ülkemiz için de örnek bir uygulama olacağını düşünüyorum.
Türkiye’de yapılan yarışmalarda; “projeler raflarda kalıyor” eleştirisinin jürimiz tarafından sıkça dile getirildiğini ve bu sürecin zorlu olacağını bizlere aktardılar. Ancak ekip arkadaşlarımla birlikte Alaşehir’de bu zorluğu aşacağımıza inanıyoruz.
Bu nedenle;
Birinci ödül projesiyle ilgili uygulamaya yönelik iradeyi, yarışma şartnamesine açık biçimde yansıtmaya çalıştık.
Yarışma sonrası, projenin adım adım nasıl hayata geçirileceği, somut bir takvim ve eylem planıyla desteklenecek. Ülkemizde ekonomide dinamiklerin değişkenliği projelerin hayata geçirilmesinde zorlayıcı olabiliyor. Bu nedenle, proje finansmanı sadece Belediye bütçesine dayanmayan, Büyükşehir Belediyemiz, Sanayi ve Ticaret Odamız ve özel sektör iş birlikleriyle desteklenen bir yapıya sahip olacak.
Biz bu dengeyi, iki uca savrulmadan kurmak istiyoruz:
Projeden, Alaşehir için yeni bir fikir ve vizyon önermesini, cesur ve yenilikçi olmasını bekliyoruz. Lakin bu vizyonun yasal çerçeveye, mali imkânlara ve yerel kapasiteye tamamen uzak olmasını da istemiyoruz. Jüri değerlendirmeleri, Belediye geri bildirimleri ve ikinci kademe süreciyle “ideal” olanın, uygulanabilir bir çerçeveye oturtulmasını hedefliyoruz.
Projeden temel beklentimiz: her ayrıntısı sabitlenmiş katı bir şema değil; zaman içinde projenin bütünlüğünü bozmayan esnek ve uyumlu bir karakter sahip olması.
Bu yaklaşımımızla yarışmayı ülkemiz için hem deneysel bir alan hem de uygulama örneği olarak görüp önemsiyoruz.
Kente yönelik tasarım projelerinin anlamı, çoğu zaman kullanıldıkça, yaşandıkça ve dönüştükçe ortaya çıkıyor. Alaşehir’de de bu projenin gündelik hayatla bütünleşmesi, yerel hafızayla kaynaşması, yeni anlatılar ve hikayelerin üretmesi, sahiplenmeyi ve benimsenmeyi de beraberinde getirecek.
Burada kentin paydaşlarının katılımıyla bitmiş bir süreci değil, sürekli gelişen ve dönüşen süreçlerin bütününü önemsiyoruz. Hayalimiz; bu projenin kentin kalbine dokunan, yeni ile eski değerlerin buluşacağı, harmanlanacağı, insanımızın mutlu ve huzurlu yaşayacağı, aynı zamanda sahipleneceği “Alaşehirlilerin projesi” olması.
Evet, tabii ki… Bu süreci yalnızca tekil bir proje olarak değil, aynı zamanda yeni bir belediyecilik pratiği için pilot proje olarak da görüyoruz. Kentimizin farklı alanlarında da bu ortak yaklaşım, paylaşım, üretim ve uygulama modellerini tekrarlamayı ve daha da geliştirmeye yönelik çalışmaları da yapmak istiyoruz.