2025 yılının Arkitera İşveren Ödülleri kazananlarından Buda Mimarlık’ın kurucuları Burak Pelenk ve Eda Yazkurt Pelenk ile tasarım süreci ve yarışma pratiği üzerine konuştuk.

Burak Pelenk: Genel anlamda Zonguldak ve endüstri iç içe geçmiş halde var olmakta. Bunu anlamak, özümsemek ve mimari bir projenin bir parçasına haline getirmek uzun proje sürecinin en önemli parçası oldu. Başlangıçta yaptığımız sık ziyaretler bu anlamda çok yardımcı oldu. Kentin ana karakteri olan endüstri yapıları varlığının bir “miras” haline dönememiş olması , var olan potansiyelin kullanılamaması anlamına da geliyordu ve Üzülmez Lavuar alanı bu anlamda bir fırsat olarak karşımıza çıktı ve bunu değerlendirdik.

Burak Pelenk: Proje alanı, 1940’lı yıllardan beri kullanılan bir endüstri tesisi olduğundan, çok fazla sayıda müdahale ve yıllar içinde değişen teknolojinin etkisiyle kullanılmayan “muhdes” eklere sahipti. Proje ana kurgusu itibariyle, yapıların bir bütün halinde “endüstri mirası” olma özelliğini tesis genelinde hissettirebilmek adına bahsi geçen bu eklerden arınarak, fonksiyon dahilinde gerekli hacimleri korumuş ve yeniden işlevlendirmiştir. Eğer bir hassas denge kurulabilmiş ise tesis genelinde bir “endüstri mirası” ortaya çıkarma çabası bu anlamda anahtar niteliktedir.

Burak Pelenk: İşlev seçimlerindeki hedef, çoğunlukla proje paydaşlarının özellikle de Zonguldak Halkı’nı temsil eden İl Özel İdaresi’nin yönlendirmesiyle de oluştu diyebiliriz. Projenin başlangıç dönemlerinde, kentli ile yapılan çalıştaylarda bu anlamda önemlidir. Zonguldak, içinde üniversite, işeyen bir endüstri barındıran genç, çalışan nüfusa sahip bir şehir olduğundan kültür ve sanat faaliyetleri oldukça elzem durumdadır. Yapıların bir kampüs-tesis içinde yer alması da bu faaliyetlerin sürekliliği anlamında önemlidir.

Burak Pelenk: Tesisin kendinde var olan farklı kotlar, dış mekan kullanımı ve yapıların farklı kotlardan ulaşımı anlamında pozitif potansiyele sahipti. Bizim yaptığımız var olan potansiyelleri, yeni işlevleriyle kullanılır hale getirmek oldu. Tesisin günün ve yılın farklı zamanlarında kullanılabilmesi, kentli kullanıcı açısından önemlidir ve proje kararlarını etkiler niteliktedir.
Burak Pelenk: Kentli genelinde, kuşaklar içinde kömür ile hep bir etkileşim olmuş ve olmakta. Şehirde yer alana Maden Müzesi zaten, kömür endüstrisinin nasıl çalıştığı hakkında oldukça iyi bilgi vermektedir. Üzülmez Lavuar alanı özelinde, kömürün yolculuğunun geçtiği bir durak olarak tesisin mümkün olduğu kadar “hep olduğu halde” bırakarak, insanın ve doğanın izinin okunduğu bir “yapısal anıt” olarak değerlendirilmiştir.

Burak Pelenk: Özellikle “Atölye Yapısı” muhdes eklemeler ve yaklaşık 10 senelik bir bakımsızlıktan dolayı fazlaca zarar görmüş ve yapısal kimliğini kaybetmiş durumdaydı. Bu yapıyı ayağa kaldırmak ve yeni işlevine kazandırmak için sıkı bir statik müdahale gerekiyordu. Elbette bu müdahaleyi saklamak bir yol olabilirdi fakat yapıya, arsa geneline kaybetmekte olduğu kimliği kazandırmak ve yapısal bütünlük sağlamak amacıyla tasarlanan statik müdahale kendini saklamadan, cesurca kendini göstermektedir.

Burak Pelenk: Herhangi bir proje kategorisinde, işvereninde içinde bulunduğu bir ödül kazanmak çok değerli. Çünkü işveren – mimar ilişkisi kaliteli bir eserin , kaliteli bir fiziksel çevrenin oluşabilmesi için elzemdir. Hele de işveren kamu ise, bu daha da önemli bir hale geliyor. Endüstriyel alanlarda çalışmak çok anlamlı ve bir mimar için güzel bir fırsat, fazlaca okumak ve tasarımsal yaklaşım çabalarından daha da önemli olan bolca alanda vakit geçirmek kentte, çevresine dolaşmak ve gözlemlemek çok faydalı olacaktır düşüncesindeyiz.
