Winner, By the Bay – Design Marina Holiday Homes for post-pandemic situations

Gazi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü mimari tasarım stüdyolarından AtölyeDüşleDüşün/A3 öğrencisi Halime Çalışkan, “By the Bay - Design Marina Holiday Homes for post-pandemic situations” Öğrenci Yarışması'nda Winner ödülünü kazandı. Atölye DüşleDüşün’ün “Seç&Yarış-11” teması kapsamında yapılan projede Prof. Dr. Pınar Dinç Kalaycı (koordinatör), Doç. Dr. Can Güngör, Öğr. Gör. Dr. Göksu Günay Öğüt, Öğr. Gör. Tarık Mermer ve Arş. Gör. Meltem Köse ile birlikte çalışıldı.

Proje Raporu:

“Green Alley – A green journey under the sky, leading to the sea”

Pandemi sonrası dönemde turizm sektörünün yeniden şekillenmesi, konaklama tipolojilerinin de yeniden düşünülmesini gerektirmiştir. Özellikle kıyı bölgelerinde yoğunlaşan turizm faaliyetleri, bir yandan yerel ekonomileri canlandırırken diğer yandan doğal ekosistemler üzerinde önemli baskılar oluşturmuştur. Bu bağlamda düzenlenen “Design Marina Holiday Homes for Post-Pandemic” yarışması, minimum temas gerektiren, doğayla uyumlu ve sürdürülebilir marina tatil evleri için yeni mekansal çözümler geliştirmeyi amaçlamaktadır. Yarışma, pandemi sonrası dönemde ortaya çıkan güvenlik, hijyen, uzun süreli konaklama ve doğayla ilişki kurma gibi yeni beklentilere yanıt veren alternatif tatil evi modellerini araştırmaya odaklanmaktadır.

Bu çerçevede geliştirilen “The Green Alley” projesi, İspanya’nın yüksek sıcaklık ve kuraklık ile karakterize edilen zorlu Akdeniz iklimine mimari bir yanıt sunmaktadır. Tasarımın temel yaklaşımı, enerji tüketimini azaltırken kullanıcı konforunu artıran pasif iklim stratejilerine dayanmaktadır. Bu doğrultuda konut birimleri ve sosyal alanlar, toprağın doğal termal kütlesinden yararlanacak şekilde arazi kotunun alt seviyelerine yerleştirilmiştir. Bu mekansal kurgu, yapıları yoğun güneş ışınımından korurken iç mekanlarda dengeli ve serin bir mikroklima oluşturur.

Malzeme paleti, Akdeniz mimarisinin geleneksel dilini çağdaş bir yaklaşımla yeniden yorumlamaktadır. Cephelerde kullanılan sıva kaplamalar, traverten ve kireçtaşı döşemelerle birlikte çalışarak yüksek termal performans sağlar ve iç mekanların daha serin kalmasına yardımcı olur. Bu geleneksel malzemeler, cepheye entegre edilen geçirgen fotovoltaik ağ panelleriyle desteklenmektedir.

Güneş ışınımını filtreleyen bu sistem aynı zamanda enerji üretimine katkıda bulunarak yapıyı aktif bir enerji üreticisine dönüştürür. Akasya ve meşe ağacı detayları ise bu teknolojik katmana doğal bir sıcaklık kazandırır.

Yerleşimin merkezinde yer alan vaha, projenin mekansal ve ekolojik odağını oluşturan ana kamusal alan olarak tasarlanmıştır. Bu alan yalnızca sosyal etkileşimi teşvik eden bir ortak mekân değil, aynı zamanda yerleşimin mikro-iklimini düzenleyen bütüncül bir peyzaj sistemi olarak çalışmaktadır. Vaha içerisinde tasarlanan gölgelik strüktür, kullanıcılar için geniş ve serin gölge alanları oluştururken aynı zamanda yağmur suyunu toplayarak depolama sistemine yönlendiren çevresel bir altyapı elemanı olarak işlev görmektedir. Böylece bu yapı yalnızca bir gölgelik elemanı değil, aynı zamanda su yönetimine katkı sağlayan aktif bir iklimsel strüktür niteliği kazanır.

Vaha peyzajında kullanılan bitki türleri, Akdeniz ikliminin sıcak ve kurak koşullarına uyum sağlayabilen düşük su tüketimli ve kuraklığa dayanıklı aromatik bitkiler arasından seçilmiştir. Lavanta, biberiye, kekik ve benzeri aromatik bitkiler hem sürdürülebilir bir peyzaj yaklaşımı oluşturmakta hem de mekâna iyileştirici bir atmosfer kazandırmaktadır. Bu bitkilerin yaydığı doğal kokular ve gölge ile su elemanlarının birlikte yarattığı serin ortam, kullanıcılar için psikolojik ve ruhani bir rahatlama sağlayan duyusal bir peyzaj deneyimi oluşturur.

Aynı zamanda vaha, yerleşimin mekansal deneyimini tanımlayan bir geçiş aksı olarak kurgulanmıştır. Vahanın başlangıç noktasında ziyaretçiler deniz manzarasıyla karşılaşır; buradan itibaren açık gökyüzü altında ilerleyen peyzaj yolu, kullanıcıları kademeli olarak aşağıya doğru yönlendirerek denizle buluşturur. Böylece vaha yalnızca bir dinlenme alanı değil, aynı zamanda gökyüzü, peyzaj ve deniz manzarasını bir araya getiren bütüncül bir mekânsal deneyim koridoru haline gelir.

Alt kotlarda konumlanan gölgeli ve yarı açık sosyal alanlar, pandemi sonrası dönemde ihtiyaç duyulan güvenli, açık ve iyi havalandırılmış ortak mekânlara yanıt verir. Proje, yerel taş malzemeler, pasif iklim stratejileri, kuraklığa uyumlu peyzaj tasarımı ve yenilikçi cephe teknolojilerini bir araya getirerek Akdeniz kıyıları için sürdürülebilir bir marina yerleşimi modeli önermektedir.

Etiketler

Bir yanıt yazın