1. Mansiyon, Samsun Büyükşehir Belediyesi Hizmet Binası, Kültür Merkezi ve Cami Kentsel Tasarım ve Mimari Proje Yarışması

PGEA Mimarlık'ın "Samsun Büyükşehir Belediyesi Hizmet Binası, Kültür Merkezi ve Cami Kentsel Tasarım ve Mimari Proje Yarışması" için tasarladığı proje, 1. mansiyon ödülü kazandı.

Proje Raporu:


Neyin yaşamaya devam etmesi, neyin ortadan kalkması gerektiğine kim karar verecektir? Şehrin ruhu yıllar içinde oluşmuş; basit yapılar, toplumsal bilincin simgesi oldukları ölçüde ebedi bir değer kazanmışlardır; onlar, iklim, coğrafi bölge, ırk, görenek gibi, bireyin gelişimini koşullandıran bir gelenek içinde yer almaktadırlar, üstelik, gelecekteki ilerlemelerin genişliğini sınırlamaya kalkmaksızın.

Şehir küçük bir vatan olduğu için, kendisine sıkı sıkıya bağlı, manevi bir değer taşımaktadır.” – Le Corbusier

Yerel yönetimlerin asli görevi işlevidir. Kent ve kentli için yaşam kalitesini arttıran, hayatı kolaylaştıran, değer katan yönetimler “kentin kimlik değerini” de yükseltir. Kentin tarihi hem planlarına, hem belleğine kazınmıştır. Zaman içinde adım adım yaşam ve mekan ile olgunlaşan bu değerler tarihi, coğrafi, sosyolojik, iklimsel özelliklerden tutun gündelik alışkanlıkları da içeren karmaşık bir yapıya sahiptir. Bu hazinelere sahip kent, refah ve konfor olanaklarını sınırlama olmaksızın sunduğu takdirde herkesin malı olur. Ancak bu sayede gündelik hayatımızda güvenli, adil ve sağlıklı mekanlar oluşur ve geleceğe taşınır.

“Şehir, maddi ve manevi bağlamda, bireyin özgürlüğünü sağlamalı ve ortak etkinliklerin yararına olmalıdır.” – Le Corbusier

YERDEN (Topraktan) DEĞER ÇIKARTMA METAFORU OLARAK “METTALLON”

Proje; sanayi odaklı, yoğun ve sert bir alanın, Gülsan Sanayi Sitesinin, işlenerek kamusal ve kültürel bir “kentsel cevhere” özgün ve katmanlı bir anlatım ile endüstriyel hafızanın, kamusal alana, kentsel peyzaja dönüştürme çabasıdır.

Gülsan Sanayi Sitesinin dönüşümünde güçlü, metaforik ve bağlamsal bir yaklaşım olarak “Metallum : maden, taş ocağı, kayaç.“ benzetmesi çıkış noktamızdır. “Metallum” kelimesi, Latince kökenli olup maden, maden ocağı veya maden filizi anlamlarına gelir.

“Maden” kelimesi Türkçe’ye arapça kökenli ma’din sözcüğünden gelir. Köken anlamı: “topraktan cevher çıkarılan yer, bir şeyin kökünün bulunduğu yer” anlamına gelir.

Etimolojik köken: “cevherin ikamet ettiği yer, mekan” anlamı taşır.

Bağlam

Sanayiden Dönüşüm;

Gülsan Sanayi Sitesi uzun yıllar şehre sanayi işlerinin yapıldığı (madenlerin işlendiği) alan olarak hizmet etmiştir. Bu endüstriyel geçmişe atıfta bulunarak alanın hafızasını oluşturan irili ufaklı bu yapılara ve parsellerine ait izleri, çizgileri, kütlesel dolu-boş ilişkileri çıkış noktamız olmuştur. Parsel ve yapı izleri projemizin zeminini, sınırlarını, kütlesini ve kabuğunu belirler. Eskiden sokak olan izler, yaya için “sokak” olmaya devam etmek isteyecektir. Fuaye, galeri, bahçe ve meydanlarla desteklenecektir.

Kentsel Kazı;

Tasarım, alanı bir maden, taş ocağı gibi görüp programa ait yoğunluğu oyarak, keserek, boşaltarak şekillendirir. Kamusal alanlar, avlular ve boşluklar, oluşturur. Topraktan değer çıkarma metaforu ile örtüşür.

Sert Cepheler / Yumuşak İç Mekan

Taş ocağı benzetmesi kütlesel oluşumun kaynağıdır. Sert ve korunaklı cepheler içeride aydınlık, insan ölçeğinde, geçirgen bir “vadi” veya “boşluk” oluşturulmasına imkan tanır. Hizmet binası çalışma ofisleri için (doğu-batı ekseninde) güneş kontrolüne katkı sağlar.

Kütle Hareketi

Belediye hizmet binası kazılmış bir kayaç kütlesi gibi yükselirken, kullanıcı ile, zemin katlarda, engelli erişimine uygun, geçirgen ve şeffaf bir ilişki kurar. Atatürk Bulvarı’ndan erişimde kullanıcıyı davetkar bir meydan ve tören alanı karşılar.

Hemen doğusunda dönüşümü planlanan kentsel doku ile temas kuracak olan Kültür Merkezi, Alt Meydan ve Camii parselin batı şeridinde sıralanır. Kültür Merkezi, meydana bakan şeffaf cephesi ile meydandaki hareketi giriş fuayesi ve sergi salonuna davet eder. Fuayeye batı cephesinden erişim mümkündür.

Cami ve kreş parselin güney-batısında konumlanırken, bu izleri millet bahçesine ileten tavırla, kentsel doku, bölge ile temas kurma çabasındadır.

Bu yapıları birbirine bağlayan, her üçünün kesişim kümesinde kalan ortak bir iç meydan aynı zamanda İlkadım Bulvarından Sanayi Sitesine erişim sağlayan alt zemin düzenlemesi ile halkın buluşma noktasıdır. Bölge yaşamının hizmetine sunulan alt meydan, hem etkileşim, hem erişim, hem de etkinliklerin yapılmasına imkan sağlar.

Yapısal oluşum, kütlelerin yönelimi denize erişmek isteyen izlere sahiptir.

Karayolu ve demiryolu, güneyindeki mahallelerin, şehrin yaşamsal öğeleriyle bağ kurmasına engel olmaktadır.

Kent ile sahil şeridinin fiziksel bağı kopmuştur. Kıyı şeridinde bulunan sosyal, kültürel ve tarihi mekanlar ile arasında “viyadük ve raylı sistem” sahile erişim için “eşik” vazifesi görmektedir. Deniz ve yeşile ulaşmak için bu eşik aşılmalıdır.

Mevcut durumdaki hemzemin ve yerüstü geçitleri rehabilite edilerek, en az müdahale ile bu eşiğin niteliğinin arttırılması amaçlanmıştır.

Yaşamsal işlevi olan trafiğin, yayaların sahile erişimi için kontrollü bir şekilde yavaşlatılarak istikametlerinin korunması hedeflenmiştir.

Malzeme Seçimi;

Sert kış koşulları, nem, denizin yapısal elemanlardaki olumsuz etkisi düşünülerek, “kalıcılığı” temsil edecek bu yapılarda vakur bir doğal taş malzeme olarak, Ünye Taşı coğrafi konum ve koşullar derpiş olunduğunda (korozyon direnci, rüzgar yükü, ekolojik süreklilik) öne çıkan malzeme olmuştur. Böylece malzeme ve kütlesel oluşum konteks ile güçlü bir bağ kurar.

Ünye taşı; hizmet binası, kültür merkezi ve camii cephelerinde her bir yapı için benzer, bazen farklı doku ve detaylarla ele alınmıştır. Tarihi Belediye Binası’na atıfta bulunarak çağdaş bir teknikle (mekanik montaj) kullanımı öngörülmüştür.

Taş aynı zamanda, zeminde bağlamı oluşturan izler olarak yapısal peyzaj içinde yer alır. Farklı işleve sahip yapılarda ve zeminde, kompleksin bütününde süreklilik sağlanması amaçlanmıştır.

Giriş fuayesi, salon fuayeleri, sergi salonu gibi iç-dış sınırını kaldırmayı amaçladığımız mekanlarda yüksek performanslı cam cepheler ile açık kamusal alanlar ile bütünleşen mekanlar hedeflenmiştir.

Brüt beton (beyaz) ve alçı iç mekanlarda ahşap ile beraber sıcak ve manevi bir atmosfer oluşturmak için tercih edilmiştir.

Doğu Park ve Millet Bahçesi’nin peyzaj dokusu ile bütünleşmek için yapısal peyzaj elemanlarında ve zeminde, yoğun kamusal kullanıma dayanıklı Samsun Bazalt taşı ve yer yer traverten kullanılmıştır.

Yerel malzeme tercihleri ile yapıların Samsun’un mimari genetiğine ait olması amaçlanmıştır.

Kaynak

* Ünye taşı çıkarma ve işletilmesi. https://okuldisiogrenme.eba.gov.tr/
** www.wikipedia.com

KENTSEL TASARIM

KENTSEL İLİŞKİLER

Yarışma alanının da bulunduğu Samsun kıyı bandı, kentin tarihsel ve doğal kimliğini bir araya getiren önemli bir kamusal omurga niteliğindedir. Batıda kamu yapıları ve kültürel odaklarla başlayan bu süreklilik, kent merkezinde rekreasyon alanları ve çeşitli kamusal kullanımlarla güçlenerek Mert Irmağı’na kadar uzanmaktadır. Ancak ırmağın doğusunda yer alan eski sanayi alanları, kıyı boyunca devam eden bu kamusal sürekliliği kesintiye uğratmakta ve kent merkeziyle bütünleşememektedir.

Proje kapsamında, dönüşüm süreciyle kente yeniden kazandırılacak eski sanayi alanı, kıyı boyunca uzanan kamusal omurganın doğudaki yeni odak noktası olarak ele alınmaktadır.

Bu yaklaşım, yalnızca atıl bir alanın yeniden işlevlendirilmesini değil, aynı zamanda kıyı sürekliliğinin tamamlanmasını ve kentsel yaşamın doğuya doğru dengeli biçimde genişlemesini hedeflemektedir.

Bu doğrultuda, kıyı boyunca birbirine paralel iki promenad kurgulanmıştır. Sahil yolu ile ayrışan bu iki omurga, farklı kentsel karakterleri destekleyen ancak birlikte çalışan tamamlayıcı bir sistem oluşturmaktadır. Kent Promenadı, kent merkezindeki kamu yapıları, kültürel odaklar ve yoğun kamusal kullanımları birbirine bağlayan aktif bir yaya omurgası olarak kurgulanırken; Kıyı Promenadı, rekreasyon alanları, açık yeşil alanlar ve kıyı peyzajını bütünleştiren kesintisiz bir kamusal rota oluşturmaktadır.

Yarışma alanında önerilen mimari program, bu iki promenadın ortak odak noktası olarak ele alınmıştır. Kamusal işlevler, her iki omurganın ürettiği yaya hareketini karşılayan ve birbirini besleyen bir kurgu içerisinde konumlandırılarak kıyı ile kent arasında yeni bir çekim merkezi oluşturulmuştur.

Birbirine paralel ilerleyen iki promenad, sahil yolu ve demiryolunun oluşturduğu eşikleri aşan beş kamusal bağ ile birbirine bağlanmaktadır. Farklı temalar etrafında kurgulanan bu dikey bağlantılar, kıyı ile kent arasındaki yaya sürekliliğini güçlendirirken, iki omurga arasında karşılıklı etkileşim sağlamaktadır. Yarışma alanı ise bu dikişlerin en güçlü ve en kapsamlı düğüm noktası olarak, iki promenadın kesiştiği ve kamusal yaşamın yoğunlaştığı temel odaklardan biri olarak tasarlanmıştır.

1. Rekreasyon, kültür ve yönetim işlevlerinin bir araya geldiği eksen, kamusal yaşamın farklı katmanlarını buluşturan bütüncül bir mekânsal kurgu sunmaktadır. Farklı ölçeklerdeki açık ve kapalı kamusal mekânlar boyunca süreklilik kazanan eksen, sosyal etkileşimi ve kentsel yaşamı desteklemektedir.

2. Rekreatif işlevlerin yoğunlaştığı eksen açık ve kapalı alan sürekliliğin farklı kullanıcı gruplarına hitap eden işlevler ile bütünleştiği kamusal mekan niteliği taşımaktadır.

3. Rekreatif ve kamusal işlevleri üzerinde bulunduran eksen promenadlar boyunca yer alan önemli alt odaklardan biridir.

4. Kentin ana ulaşım odaklarından Gar ile merkezi bütünleştiren eksen olarak tanımlanmıştır. İşlevsel ve mekansal sürekliliğin izlendiği bir omurga niteliği taşımaktadır.

5. Kentin tarihsel katmanları ile yönetsel merkezini buluşturan eksen, kentsel belleğin ve kamusal temsilin taşıyıcısı olarak nitelendirilmektedir. Tarihi izler ve kamusal odaklar boyunca gelişen mekânsal süreklilik, kent kimliğini güçlendiren bir omurga oluşturmaktadır.

KAMUSAL YAŞAM EKSENİ

Yarışma alanı, kuzeydoğu ve güneybatı ekseninde uzanmaktadır. Bu eksen boyunca güneyde rekreatif, ticari ve kamusal odaklar, kuzeyde kültürel ve rekreatif odaklar yer almaktadır.

Bu anlamda alan bu iki odak alanı arasındaki önemli bir düğüm noktası özelliği taşımaktadır.

Diğer yandan, alan doğu-batı ekseninde de kent merkezi ile güçlü ulaşım ilişkilerinin kurulduğu bir konumda yer almaktadır. Bu bağlamda alan merkezin doğudaki alt odağı niteliğini de taşımaktadır. Alan ve çevresi için geliştirilen dönüşüm projeleri ile birlikte mevcutta yer alan rekreatif, ticari ve kamusal kullanımlar bu niteliğin güçlenmesinde önemli rol oynamaktadır.

PERFORMANS TEMELLİ KAMUSAL PEYZAJ

Kamusal Süreklilik, Ekolojik Ağ ve İklim Uyumuna Dayalı Tasarım Yaklaşımı

Giriş

Kamusal açık alanların değeri yalnızca ürettikleri mekânsal nitelikle değil; kent içerisinde kurdukları fiziksel, ekolojik ve sosyal ilişkilerle ölçülmektedir. Günümüzde açık alanlar, doğal süreçleri yöneten, iklim koşullarına uyum sağlayan ve kamusal yaşamı destekleyen yaşayan altyapılar olarak değerlendirilmektedir.

Yarışma alanı, kıyı bandı ile kentsel açık alan sistemi arasında stratejik bir eşik oluşturmaktadır.

Bu konum, yalnızca yaya sürekliliğini değil; kıyı ekosistemi ile kentsel yeşil altyapı arasında yeniden kurulabilecek çevresel ilişkileri de mümkün kılmaktadır.

Önerilen yaklaşım, yeni bir açık alan üretmeyi değil; mevcut kamusal ve ekolojik potansiyelleri bütünleşik bir peyzaj sistemi içerisinde yeniden ilişkilendirmeyi hedeflemektedir. Böylece su döngüsü, bitkisel yapı, iklim konforu ve kamusal yaşam aynı sistemin birbirini tamamlayan katmanları olarak ele alınmaktadır.

Tasarımın Çıkış Noktası

Projenin temel fikri, kamusal yaşam ile doğal süreçlerin aynı mekânsal sistem içerisinde birlikte çalışmasını sağlamaktır. Açık alan; yalnızca etkinliklerin gerçekleştiği fiziksel bir boşluk olarak değil, suyu yöneten, gölge üreten, biyolojik çeşitliliği destekleyen ve farklı kullanıcı profillerini bir araya getiren yaşayan bir kamusal peyzaj sistemi olarak kurgulanmıştır.

Bu yaklaşım, tekil tasarım elemanlarından çok bunlar arasındaki ilişkilere odaklanmaktadır.

Sert ve geçirgen yüzeyler, bitkisel katmanlar, açık alan boşlukları, su yönetimi bileşenleri ve dolaşım ağı birbirini tamamlayan bütünleşik bir sistem oluşturmaktadır. Böylece çevresel performans ile kullanıcı deneyimi aynı mekânsal sistem içerisinde birlikte üretilmektedir.

Kamusal Omurga

Önerilen mekânsal kurgu, farklı karakterlere sahip kamusal kullanımları tek bir merkezde toplamak yerine birbirini besleyen süreklilikler üzerinden ilişkilendirmektedir. Açık alan sistemi; kıyı boyunca devam eden yaya hareketini, meydandaki karşılaşmaları ve yeşil alanların dinlenme potansiyelini kesintisiz bir kamusal omurga içerisinde bütünleştirmektedir.

Bu omurga yalnızca fiziksel dolaşımı tanımlayan bir aks değildir. Aynı zamanda farklı yaş gruplarını, farklı kullanım sürelerini ve farklı kamusal deneyimleri ortak bir kamusal organizasyon içerisinde buluşturan sosyal bir sistemdir. Merkezi kamusal boşluk; geçiş, bekleme, buluşma, etkinlik ve gündelik kullanım senaryolarını esnek biçimde desteklemektedir.

Görsel süreklilik, açıklık-kapalılık dengesi ve geçirgen dolaşım ağı sayesinde kullanıcılar alanı tek bir güzergâh üzerinden değil, kendi kullanım tercihleri doğrultusunda deneyimleyebilmektedir. Böylece kamusal yaşam belirli noktalarda yoğunlaşmak yerine bütün alana dengeli biçimde yayılmaktadır.

Ekolojik Ağ

Tasarımın ekolojik yaklaşımı, tekil yeşil alanlar oluşturmayı değil; ekolojik ilişkileri yeniden kurmayı hedeflemektedir.

Bitkisel kurgu, kıyı ekosistemi ile kentsel yeşil altyapı arasında süreklilik sağlayan bağlantılı bir ağ olarak geliştirilmiştir.

Yerel bitki toplulukları, habitat odakları ve polinatör hareketini destekleyen bitkilendirme yaklaşımı aynı sistemin tamamlayıcı parçalarıdır. Kuşların beslenme, barınma ve geçiş ihtiyaçlarını destekleyen yeşil odaklar, biyolojik çeşitliliğin korunmasına ve gelişmesine katkı sağlayacak biçimde kurgulanmıştır.

Ekolojik ağ, kullanıcıdan ayrıştırılan bir koruma alanı değil; kamusal yaşam ile birlikte var olan, doğal süreçleri görünür kılan yaşayan bir peyzaj katmanıdır. Böylece doğa ve kent, aynı açık alan organizasyonu içerisinde birbirini destekleyen bütüncül bir yapı oluşturmaktadır.

Su Döngüsü ve İklim Konforu

Su, tasarımın uzaklaştırılması gereken bir unsur olarak değil; açık alanın çevresel performansını artıran temel bileşenlerinden biri olarak değerlendirilmiştir. Yağışın yerinde tutulması, toprağa kazandırılması, filtrelenmesi ve yeniden değerlendirilmesi amacıyla geçirgen yüzeyler, yağmur bahçeleri, çökertilmiş peyzaj alanları ve bitkisel drenaj sistemleri birlikte çalışmaktadır.

Bitkisel üst örtü, gölgeleme kapasitesi, buharlaşmalı serinletme etkisi ve hâkim rüzgârın yönlendirilmesi birlikte değerlendirilerek yaz döneminde kullanıcı konforunu artıran dengeli bir açık alan mikroiklimi oluşturulmuştur.

Su döngüsü ile mikroiklim kararlarının bütünleşik olarak ele alınması, açık alanın çevresel performansını artırırken kullanıcı konforunu da destekleyen dirençli bir peyzaj sistemi oluşturmaktadır.

Kamusal Dayanıklılık

Önerilen açık alan sistemi, yalnızca bugünün ihtiyaçlarına cevap veren bir mekânsal kurgu olarak değil; değişen çevresel koşullara ve farklı kullanım senaryolarına uyum sağlayabilen esnek bir kamusal altyapı olarak ele alınmıştır.

Tasarım kararları, mevsimsel değişimler, kullanıcı yoğunluğu ve değişken etkinlik ölçekleri dikkate alınarak geliştirilmiştir.

Bitkisel katmanlaşma, geçirgen yüzeyler, gölgeleme sistemi ve su döngüsünü destekleyen peyzaj bileşenleri yalnızca çevresel performansı artıran teknik çözümler değil; açık alanın uzun vadeli kamusal niteliğini güçlendiren temel mekânsal bileşenlerdir.

Böylece açık alan, farklı kullanım senaryolarına uyum sağlayabilen, çevresel değişimlere direnç gösteren ve zaman içerisinde gelişimini sürdüren yaşayan bir kamusal altyapıya dönüşmektedir.

Değerlendirme

Önerilen yaklaşım, kamusal yaşam ile doğal süreçleri aynı açık alan sistemi içerisinde bütünleştiren performans temelli bir peyzaj anlayışı ortaya koymaktadır. Tasarım kararları; su yönetimi, mikroiklim, biyolojik çeşitlilik ve kamusal kullanım performansını birlikte artıran bütünleşik bir sistem yaklaşımıyla geliştirilmiştir.

Kamusal omurga, ekolojik ağ, su döngüsü ve iklim uyumuna ilişkin kararlar birbirinden bağımsız çözümler olarak değil; aynı sistemin birbirini tamamlayan katmanları olarak ele alınmıştır.

Performans temelli yaklaşım; kamusal omurga, ekolojik ağ, su döngüsü ve iklim uyumunu tek bir peyzaj sistemi içerisinde bütünleştirerek çevresel performans ile kamusal yaşam kalitesini birlikte geliştirmektedir. Bu yönüyle öneri, yalnızca yarışma alanına özgü bir tasarım çözümü değil; iklim değişikliğine uyumlu, doğal sistemlerle birlikte çalışan ve geleceğin kamusal açık alanlarına örnek oluşturabilecek bütüncül bir peyzaj modelidir.

Etiketler

Bir yanıt yazın