İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Mimarlık Bölümü öğrencileri Karla Melek ve Uygar Ateş tarafından, AR301 Mimari Proje dersi kapsamında; Prof. Dr. İpek Akpınar, Prof. Dr. Zeynep Durmuş Arsan ve Doç. Dr. Hatice Günseli Demirkol yürütücülüğünde geliştirilen proje, Mimarhane Öğrenci Projeleri Ödüllü Seçkisi 2025 kapsamında "Seçki Ödülü" kazandı.
Proje Amacı ve Bağlam
Kemeraltı’nın yaşayan mirasını geleceğe taşımayı amaçlayan bu proje, bir zamanlar canlı olan zanaat ve gastronomi kültürünü genç kuşaklarla yeniden buluşturmayı hedeflemektedir. İzmir’in tarihi çarşı dokusu içinde yer alan Kemeraltı’nda konumlanan öneri, alanı boş bir parsel olarak değil; üretim, alışveriş ve gündelik ritüellerle şekillenmiş katmanlı bir zemin olarak ele alır. Çarşının giderek ticarileşmesi ve yerel kimliğinden kopmasıyla birlikte, geleneksel bilgi ve üretim pratiklerinin aktarımını destekleyen kamusal bir mekâna duyulan ihtiyaç artmaktadır. Proje aynı zamanda tasarım ve gastronomi öğrencilerinin Kemeraltı üzerine araştırma yapabilecekleri ve iş birliği geliştirebilecekleri erişilebilir mekân eksikliğine yanıt vererek, gençler ile çarşının tarihsel dokusu arasında yaratıcı ilişkiler kurmayı amaçlar.
Yerle İlişkilenmek ve Mekânsal Okuma
“Yerle ilişkilenerek eyleme geçmek” stüdyo teması doğrultusunda tasarım, otonom bir nesne dayatmak yerine mevcut izleri; sokak akslarını, yemek rotalarını, malzeme örüntülerini ve kolektif hafızayı takip eder. Çarşının dinamik karakteri; dar geçitleri, yarı açık eşikleri, gölgeli avluları ve zamana yayılan eklemlenerek büyüme biçimi üzerinden okunur. Bu mekânsal kodlar çağdaş mimari stratejiler olarak yeniden yorumlanır ve yeni müdahalenin bölgenin evrilen morfolojisine eklemlenmesi sağlanır.
Kamusal Pasaj ve Kentsel Bağlantı
Tasarım, yoğun İkiçeşmelik Caddesi’nden başlayarak Kemeraltı’nın nadir yeşil alanlarından biri olan Havra Parkı’na uzanan kamusal bir pasaj önerir. Bu geçiş, çarşıyı gizli peyzajıyla yeniden buluşturur ve daha önce kapalı olan bir kent adasını geçirgen bir sosyal koridora dönüştürür.
Yerel yemek tezgâhlarının bulunduğu Havra Sokak boyunca restoran ve gastronomi atölyeleri servis girişlerini sokağa açarak bölgenin mutfak kültürüyle doğrudan ilişki kurar ve üretken ritmini sürdürür.
Merkezde, Akın Pasajı’nın yanında konumlanan ve zanaat ile gastronomi atölyeleriyle çevrelenen bir iç avlu yer alır. Bu avlu, geleneksel çarşı boşluğunun çağdaş bir yorumu olarak hem ara iklimsel tampon hem de sosyal bir yoğunlaşma alanı işlevi görür.
Tuğla Cephe ve İklimsel Strateji
Proje, özellikle Kemeraltı’nın yapım kültüründe yaygın olan tuğla kullanımını, yerel malzeme bilgisini koruyan ekolojik bir yaklaşımla önceliklendirir. Bu yaklaşım yalnızca çevresel etkiyi ve taşıma enerjisini azaltmakla kalmaz; aynı zamanda yerel zanaatkârlığı ve malzeme sürekliliğini de destekler. Böylece devralınan yapım bilgisi, performatif bir iklimsel kabuğa dönüşerek gelenek ile çevresel duyarlılığı buluşturur. Proje kendisini yerin süregelen hikâyesine eklemlenen yeni ve sorumlu bir katman olarak konumlandırır.
Tuğla cephe, Kemeraltı’nın yerel malzeme dilini çağdaş bir çevresel stratejiyle yeniden yorumlar. Güney cephede, açılabilir cam cephenin üzerine giydirilen delikli tuğla kabuk, kontrollü güneş alımı sağlarken tuğla motiflerinin stratejik olarak yerleştirilmesiyle pasif havalandırmaya olanak tanıyan geçirgen bir yüzey oluşturur. Buna karşılık, daha masif karakterdeki konser salonu kütlesinde Trombe duvarı kullanılır. Katmanlı tuğla duvar, güneş ısısını depolayarak gün içerisinde ısıl kütle görevi görür ve depolanan ısıyı zamanla iç mekâna aktararak pasif ısıl dengeye katkı sağlar. Böylece proje, aynı yerel malzemeyi farklı cephe koşullarına ve mekânsal gereksinimlere göre iki farklı pasif iklimlendirme stratejisiyle kullanır.