Studio FORA'nın "Balıkesir Cumhuriyet Meydanı Sosyal Merkezi Mimari Proje Yarışması" için tasarladığı proje, satın alma ödülü kazandı.
Balıkesir, Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren planlı bir gelişim göstermesine rağmen, tarihi istasyon çevresinde şekillenen Cumhuriyet Meydanı zamanla yoğun araç trafiğinin etkisiyle kamusal niteliği zayıflamış ve tarihsel referanslarla kurduğu çok işlevli kullanım ilişkisini kaybetmiştir. Ernst Egli’nin tarihî kent merkezi ile tren garı çevresindeki meydanları bütünleştiren kentsel yaklaşımı, sonraki planlama kararlarıyla sürdürülememiş; yaya sürekliliği ve kent parçaları arasındaki mekânsal ilişkiler giderek zayıflamıştır.
Bu doğrultuda projemiz, Cumhuriyet Meydanı’nın yanında konumlanan yarışma alanının kentin gelişimine nasıl katkı sağlayabileceği sorusundan hareketle geliştirilmiştir. Temel kentsel tasarım yaklaşımımız, alanın potansiyelini yalnızca kendi sınırları içerisinde değerlendirmek yerine, kent bütününe etki eden dönüştürücü ve bağlayıcı bir kentsel katalizör olarak ele almaktır.
Ernst Egli’nin öngördüğü bütüncül sistemde tren garı ve demiryolu hattı, kentsel canlılığı destekleyen unsurlar olarak değerlendirilmiştir. Ancak sonraki imar hareketleriyle kuzey-güney yönündeki süreklilik sağlanamamış ve demiryolu hattı bir eşik ve fiziksel bir bariyer haline gelmiştir. Oysa alan, kent merkezindeki farklı işlevsel dokuların kesişiminde yer alan stratejik bir konuma sahiptir.
Bu nedenle proje, yalnızca programda tanımlanan işlevlerin yerleştirilmesini değil, kentin geçmişi ile geleceği arasında yeni bir bağ kurmayı hedeflemektedir. Yakın çevredeki potansiyelleri kent yaşamına dahil eden bütünleşik bir kamusal odak oluşturulmuştur. Yarışmacılarla paylaşılan güncel imar planında tren garı ile proje alanı arasında yer alan yüksek hızlı ve yoğun ulaşım akslarının yarattığı kopukluk temel bir tasarım girdisi olarak değerlendirilmiş ve bu duruma yapıcı bir eleştirel bir yaklaşımla kentsel ölçekte çözüm önerisi geliştirilmiştir.
Alanın bağlayıcı niteliğini güçlendirmek amacıyla Atatürk Parkı ile Avlu Balıkesir arasında uzanan Fatih Sultan Mehmet Caddesi’nin yaya öncelikli bir koridor olarak yeniden düzenlenmesi önerilmiştir. Genişletilmiş yaya alanları, süreklilik sağlayan bisiklet yolları ve güçlendirilmiş peyzaj düzenlemeleri ve ticari hareketliliğin de desteklenmesiyle birlikte bu aks kentsel yaşamı destekleyen bir çekim merkezi haline gelecek kentin güney kısmı kendi içerisinde de bağlanacaktır.
Proje alanını kent merkezi ve güney bölgelerle demiryolu hattını aşarak ilişkilendiren kentsel omurga, mevcut yapılaşma koşullarını dikkate alırken geleceğe yönelik bir vizyon ortaya koymaktadır. Tarihî kent silüetiyle rekabet etmeyen bu yaklaşım, yaya ve yeşil sürekliliğini güçlendirerek kentin farklı parçalarını bütünleştirmektedir.
Program kapsamında talep edilen tüm işlevler bu kentsel omurga etrafında örgütlenmiştir. Kent Müzesi, sergi alanları ve ticari kullanımlar birbirini destekleyen bir sistem oluştururken, omurga kuzey ve güney arasında kamusal süreklilik sağlayan canlı bir kentsel rota olarak kurgulanmıştır.
Tarihî kent merkezinde yer alan proje, mimari ve peyzaj kararlarıyla çevresiyle güçlü ilişkiler kurmayı hedeflemektedir. Demiryolu hattının güneyinden gelen ana yaya aksı, müze ve sergi meydanı üzerinden tarihi tren garı çevresindeki tören ve etkinlik meydanına bağlanarak kamusal sürekliliği desteklemektedir.
Proje, tarihî yapılar ve ticaret alanlarıyla çevrili kent merkezindeki bölgeyi, mevcut imar yollarını dikkate alarak bütüncül bir yaklaşımla ele almaktadır. Tren Garı, Askerî Mahvel ve Salih Tozan Kültür Merkezi, kent belleğinde önemli yer tutan referans yapılar olarak tasarımın çıkış noktalarını oluşturmaktadır. Yerleşim kararları, bu yapılarla kurulan etkileşimi koruyacak şekilde geliştirilmiştir.
Güncel imar planının öngördüğü yoğun araç trafiği, alanın kamusal odak olma potansiyelini sınırlayan temel sorunlardan biri olarak ele alınmıştır. Bu nedenle, oluşturulan kot farklılıkları ve yeşil tampon bölgeler aracılığıyla araç trafiğinin görsel ve işitsel etkileri azaltılmış; kullanıcıların tarihî çevreyle ilişkisini güçlendiren, daha nitelikli ve konforlu kamusal mekânlar oluşturulması hedeflenmiştir.
Yapı yoğunluğu, kuzeydeki kentsel bellek değeri taşıyan ticari bölgenin devamında toplanarak mevcut ticari aksların sürekliliği korunmuştur. Cumhuriyet Meydanı ve yakın çevresinde açık alan sürekliliği gözetilmiş, zemin ve alt kotlarda geçirgen bir yerleşim kurgusu benimsenmiştir.
Kentsel omurga, ticari ve sosyal işlevleri bir araya getirerek kent yaşamını canlandıran bir katalizör görevi üstlenmektedir. Ticari birimler ağırlıklı olarak zemin katta çözülürken, programın dengeli dağılımını sağlamak amacıyla üst ve alt kotlarda da farklı kullanımlara yer verilmiştir.
Tarihî Tren Garı’na yönelen yapılaşma, kentin ışınsal plan kurgusunu yansıtmaktadır. Kent kitaplığı ve ortak çalışma alanları, zemin kottan erişimle daha sakin ortam sunan üst katlarda konumlandırılmıştır. Sergi mekânları, farklı katlara dağıtılarak düşey sürekliliği destekleyen ve mekânlar arasındaki ilişkiyi güçlendirmektedir.
Sonuç olarak projemiz, yalnızca yarışma programının gerektirdiği işlevleri karşılayan bir yapı önerisi değil; Balıkesir’in tarihsel sürekliliğini yeniden görünür kılan, kopan kentsel ilişkileri onaran ve kentin geleceğine yön veren bütüncül bir kamusal yaşam vizyonudur. Ernst Egli’nin kent merkezi ile tren garı arasında kurmayı hedeflediği mekânsal sürekliliği günümüz koşullarında yeniden yorumlayan bu yaklaşım, demiryolu hattını bir eşik olmaktan çıkarıp yeniden birleştirici bir omurgaya dönüştürmeyi amaçlamaktadır. Tarihî mirasla rekabet etmeyen, aksine onu güçlendiren mimari ve peyzaj kararlarıyla şekillenen proje; geçmişin belleği ile geleceğin kent yaşamı arasında süreklilik kuran, Balıkesir’e yeni bir kamusal odak ve güçlü bir kentsel kimlik kazandırmayı hedefleyen dönüştürücü bir katalizör olarak ele alınmıştır.
