Katılımcı (ZERO), Kore Savaşı Anma Alanı ve Ziyaretçi Merkezi Mimari Proje Yarışması

MİMARİ PROJE RAPORU

. . .Kitapta geçen bir konu ise beni çarptı. Doğanın gücünü bir kez daha hissetmeme neden oldu. Ardıç kuşu ile ardıç ağacının isimlerinin sadece bir benzerlik olduğunu sanıyorsanız, siz de benim gibi çok fena yanılıyorsunuz.

“O bir ardıç ağacı tohumu,” dedi.

“Bu kadar irili ufaklı taş toprak arasında gözüme çarptığına göre bir anlamı olmalı. Onu kaldığımız binanın önüne ekmemde bir mahsur var mı?” dedi Zacharian.

“Benim için hiç mahsuru yok. Ama onu ekersen sadece toprak altındaki hayvancıkları beslemiş olursun. Filizlenmez…”

“Neden filizlenmesin? Bir tohum değil mi sonuçta? Doğa sürprizlerle doludur Bay Zacharian…”

“Elinde tuttuğun tohumu bir ardıç kuşu yutup sindirmez ve dışkı olarak atmazsa o tohum filizlenmez.

İşte bu yüzden onu bir ağaca çevirmek istiyorsan bir de ardıç kuşu yakalamalısın.” dedi.

Orhan Bahtiyar

TASARIM DÜŞÜNCESİ

Sınırlar: Kore Savaşının çıkmasına neden olan ve aslında gözle görülmeyen bir sınır olan 38. enleme ithafen, ölüm ve yaşam, yaşadığımız an ve sonsuzluk arasındaki ince sınırlar; yer altı ve yer üstü, yapının içi ve dışı arasında yaratılan sınırlarla ifade edilmiştir.

Mevcut çevreye uyum: Arazinin bulunduğu konum ve yarışma konusu olan Kore Savaşı ve diğer tüm savaşların doğada ve insanda yol açtığı tahribat göz önünde bulundurulunca, mevcut doğal çevreye en az müdahalenin gerekli olduğu düşünülmüştür. Bu nedenle, yer üstünde peyzaj düzenlemesi ve en az yapılaşma ile arazinin doğal eğiminden faydalanarak yer altında bir yapılaşma tercih edilmesi uygun bulunmuştur.

Yer üstünde: Mevcut ağaçlarla bütünleşecek şekilde, vahşi hayata ve göçmen kuşlara doğal bir yaşam alanı sağlayacak bir peyzaj kurgulanmıştır. Bu peyzajın en önemli elemanlarından biri olan, serbest ayakta duran ve gökyüzüne uzanan pilotiler, savaşta hayatını kaybetmiş ve yaralanmış olan askerleri, aynı zamanda yaşam ile ölüm, yeraltı ile yerüstü arasındaki sınırı ve bütünlüğü temsil etmektedirler. Bu pilotiler aynı zamanda göçmen kuşlar için tüneme ve yuvalama alanı olarak işlev görmektedir.

Yer altında: Yer altına gömülmüş Kore bahçeleri aracılığıyla peyzaja açılan, doğal ışık ve havalandırmadan faydalanan, sürdürülebilir bir anma alanı ve ziyaretçi merkezi kurgulanmıştır.

YER ÜSTÜ DENEYİMLERİ

Mevcut ağaçların arasına gizlenmiş olan pilotiler, Kore Savaşında hayatını kaybetmiş ve yaralanmış olan askerlere ithaf edilmiştir. Araziye uzaktan bakıldığında belli belirsiz görülebilen bu pilotilerin, arazinin belli bir bölgesinde öbekleşmeyip her yere yayılmış olması, bu şekilde anıtlaştırılan askerlerin kendilerine ayrılan bu peyzaj alanı içinde dağılarak gözetleme ve korumaya devam ediyor olmalarını temsil etmektedir. Mevcut doğal dokuyu koruyarak ve ona eklemlenerek oluşturulacak olan peyzaj tasarımının, özellikle farklı kuş çeşitlerini bu alana çekerek, biyoçeşitliliği ve ekosistemi desteklemesi amaçlanmıştır. Bu sayede askerler ile ilişkilendirilen pilotiler, yalnızca geçmişe ait birer anıt olmanın ötesine geçerek, aynı zamanda şu an ve gelecekte kuşlara da ev sahipliği yapacaktır.

Arazinin güneydoğu kenarında yer alan mevcut otobüs durağından sağlanan ana girişten itibaren, yer üstü serbest dolaşılabilecek, doğal yaşamla etkileşim kurulabilecek, belli noktalarda gömülmüş Kore bahçeleri aracılığıyla yer altındaki binayla görsel ilişki kurulabilecek bir yüzey olarak tasarlanmıştır. Ana girişin güneyinde yer alan ilk karşılama meydanı, anıt ve yer altında bulunan binanın ana giriş rampasına bitişik konumlandırılmıştır. Bu girişin kuzeybatı tarafında bulunan ve yer üstündeki tek yapı olan bina, engelli asansörlerini ve merdivenleri içeren bir çekirdek olarak düşünülmüştür.

Girişte yer alan otopark, bisiklet parkı ve yolcu indirme alanları, aynı zamanda giriş meydanını da tanımlayan bir su öğesiyle alanın geri kalanından ayrılmaktadır. Alanda yer alan diğer iki su öğesi, bağlantılı oldukları meydanlarla birlikte, toplanma, dinlenme, tefekkür ve doğal yaşamı gözlemlemek için birer durak noktası olarak düşünülmüştür. Arazinin kuzey kenarını tanımlayan doğal su öğesi olan derenin kenarı, hem bir dinlenme ve gözlem alanı, hem de aşırı yağış dönemlerinde dere için bir taşma alanı olarak kurgulanmıştır.

YERALTI DENEYİMLERİ

-5.60 kotunda yer alan bina, arazinin kuzeybatı-güneydoğu aksı üzerinde, ağaç yoğunluğunun en az olduğu bölgenin altına konumlandırılmıştır. Binaya ana giriş, ilk karşılama meydanından başlayan bir rampa ile sağlanmakta, ayrıca merdivenler ve engelli asansörleri de alternatif bir giriş oluşturmaktadır. Teknik birimler ve servis hacimleri de girişle ilintili, ancak görsel olarak gizlenmiş bir şekilde bu alanda çözülmüştür. Ana girişten başlayarak kuzeybatı-güneydoğu aksında uzanan ve geçici ve kalıcı sergi alanları ile sonlanan sirkülasyon alanı, binanın omurgasını oluşturmakta; binanın güneybatısında yer alan anma ve tören alanı, ofisler ve kütüphaneyi, binanın kuzeydoğusunda yer alan şeref salonu ve cafe alanından ayırmaktadır.

Sırasıyla, anma ve tören alanı, kütüphaneyi peyzaja bağlayan rampa, amfi, müzeye ve cafe alanına açılan Kore bahçeleri, bu yeraltı yapısını yerüstü ile bağlayarak, iç mekanlarda doğal aydınlatma ve havalandırma olanağı sağlamaktadırlar. Gömülmüş bahçeler olarak tasarlanmış olan bu alanlar, aynı zamanda yeraltı ve yerüstü arasında görsel bağlantı noktaları olarak işlev görmektedirler.

Kaset döşeme ve brüt beton duvarlarla inşa edilen yapıda, gömülmüş bahçelerin duvarları için korten kaplama kullanılmıştır. Bu yapım tekniği ve malzeme, günümüzde kullanılan ama dokusu gereği geçmişe ait ve yaşanmışlık içeren görüntüsü sebebiyle yapının iç mekanlarında anıtsallığı, inşa sürecinde de çevreye en az zarar verilmesini sağlamak üzere seçilmiştir. Bununla birlikte, brüt betonun sıva ya da boya gerektirmemesi ve bakim kolaylığı da, binanın sürdürülebilirliğine katkı sağlayacaktır.

DOĞANIN TASARIMA KATILMASI

”Ülkemiz kuş varlığı bakımından Avrupa’nın birçok ülkesinden çok daha zengin.

Türkiye’nin kuş varlığı ise yakın zamanda soyu tükenmişler de dâhil, 70 familyaya mensup 469 türden oluşuyor.

Batı palearktik bölgenin en önemli göç yollarından bazıları Türkiye üzerinden geçiyor. Süzülerek göç eden kuşlar denizler üzerinden geçmemek için belli dar boğazları seçtiklerinden buralarda gözlenebilirler. Böyle dar boğazların ülkemizde en tanınmışı İstanbul Boğazıdır.

Orta ve Doğu Avrupa’dan yola çıkan binlerce kartal, şahin ve on binlerce leylek özellikle sonbahar göçü sırasında Marmara bölgesinde görülürler. Bu kuşlar güneyde Afrika kıtasında kışladıktan sonra ilkbaharda da kuzeye doğru göç ederler.

Durum sadece yırtıcılar için değil, pek çok ötücü kuş türü için de benzer. Her yıl çok sayıda türden pek çok birey kuzey-güney ya da güney-kuzey göçlerini Türkiye üzerinden gerçekleştirir. Küçük Orman Kartah’nın (Aquila pomarina) neredeyse tüm popülasyonu İstanbul Boğazı üzerinden göç ediyor. Leylek (Ciconia ciconia) popülasyonunun çok büyük bir kısmı yine göç yolu olarak İstanbul’u tercih ediyor. Özellikle Doğu Avrupa’nın göçmen kuşları yoğun olarak Türkiye’den geçiyor.

Farklı türlerin kışlama ve üreme alanları arasında izledikleri rota ya da kışlama alanlarında yerleşme şekilleri değişik göç şekilleri oluşturuyor. En belirgin farklılıklardan biri süzülen kuşlarla, kanat çırpan aktif uçucular arasında. Uçabilmek için termallere bağımlı süzülen kuşlar, geniş su kitlelerini aşamadıklarından kıyı kenarlarını izleyerek gündüzleri uçarlar ve denizlerin karalara birbirine en çok yaklaştıkları bölgelerden geçerler. Diğer taraftan pek çok ötücü kuş, yağmurcu ve su kuşu yer şekillerine bağlı kalmaksızın geniş bir cephe şeklinde geceleyin göç ederler.
Boğazdaki kuşların göçü İstanbul, Batı Palearktik biyocoğrafya bölgesindeki en önemli göç yollarından biri.

İlkbahar göçünde Afrika Rift Vadisi uzantısını takip ederek Hatay’a ulaşan göçmen kuşlar, kuzeydoğu ve kuzeybatı yönlerine doğru göçe devam ediyor.

Kuşlar, Boğaziçi’ni geçerek Kuzey Trakya’ya ve Balkanlar’a, diğer kolda Artvin üzerinden Kafkaslar’a ve daha kuzeydeki üreme alanlarına ulaşıp, Sonbahar göçünde de aynı güzergâh üzerinden Afrika’ya geri dönüyor.

Bu kuşların bir kısmı Türkiye üzerinden sadece geçit yaparken, leylek gibi bazı türler de hem geçit yapıyor hem de üremek amacıyla kalıyor.”

Bu veriler referans alınarak tasarlanan anıtların askerlere atıfta bulunması ile beraber bu onurun, özverinin, fedakârlığın ve hala barış isteğinin tamamlayıcısı olarak doğa görülmektedir. Bu anıtlar hem göç eden kuşlara hem de yerleşik kuşlara konaklama ve üreme – beslenme – dinlenme ihtiyaçları için bir durak görevi görecektir.

Tasarıma eklenen yenilebilir orman fikri insanların, karada yaşayan hayvanların ve kuşların ihtiyaçlarını gidermekte olup tüm kullanıcılar için bir buluşma noktası olma pozisyonundadır. Kuşların göç zamanlarında tercih ettikleri güzergâhları ve durakları sebebiyle orman yapıları ve bitki örtülerine büyük etkileri bulunmaktadır.

Bu rotaları ve doğayı tasarıma katmak proje kaygılarının başında gelmektedir. Doğa, insan yapısı olan birçok şey ile yaşamaya çalışmakta ve adapte olmaktadır. Biz de tasarım olarak aynı adaptasyonu gerçekleştirip, doğadaki sınırlarımızın farkındalığı ile bu koşullara uygun tasarımı yerine önermekteyiz.

Genel olarak mimarlık camiasına hakim olan ana akım düşüncenin aksi bir tasarım süreci ve sonucu hedeflenmiştir. Tasarım sürecinde “insan” odaklı değil, insanın da diğer canlılarla eşit paylaşması gerekli olduğuna inandığımız “doğa” odaklı bir yaklaşım hedeflenmiştir. Böylelikle mevcut doğal örtüye zarar verecek bir üst yapı üretmek yerine burada yaşayan, konaklayan, barınan tüm canlılara hizmet edecek bir yapı elde edilmeye çalışılmıştır ve tasarım sürecinin devamı/büyümesi zamana ve doğaya bırakılmıştır. Kore Savaşı şehitlerinin/gazilerinin hatıralarının ve dünya barışının yaşatılması görevi tabiata bırakılmış, böylece üstlenicisi doğa olmuştur.

PEYZAJ KARARLARI

Canlı ve cansız çevrenin karşılıklı etkileşiminin oluşturduğu ekosistemlerde hizmet verimliliği biyoçeşitlilik ile doğru orantılıdır. Biyoçeşitlilik, biyotik ve abiyotik faktörlerin etkisiyle değişkenlik göstermektedir. Günümüzde biyoçeşitlilik üzerindeki en büyük olumsuz faktör insan kaynaklı olumsuz faaliyetlerdir. Bu durumun telafisi ancak insanların çevre bilinci kazanması ile mümkündür.

Proje kapsamında; özellikle göçmen ve yerel kuşlar için kalıcı veya geçici barınma ve beslenme imkânı sunan yaşam alanları kurgulanmıştır. Alanın mevcut bitki örtüsü büyük oranda korunmuştur. İlave bitki dokusunda ise hem hayvanlar hem de insanlar için yenilebilir bitki türlerine ağırlık verilmiştir. Alan genelindeki örnekler ve anlatımlar ile ziyaretçilerde ekolojik farkındalık yaratılması hedeflenmiştir.
Mimari yapılar yer altında konumlandırılarak arazinin mevcut ağaç dokusunun dikey düzlemdeki baskın görsel etkisi muhafaza edilmiştir.

Yürüyüş yolları, fuayeler, otoparklar vb. peyzaj sert zeminler için mümkün olan en az yüzey alanı ayrılmıştır. Böylece alanda yeşil doku hâkimiyeti sürdürülmüştür. İhtiyaç programında talep edilen otoparklar ana giriş aksı yakınında yoğun olmak üzere arazide iki farklı konumda yerleştirilmiştir.

Yürüyüş yolları; alanın ana girişinden başlayan hâkim bir ana aks ve onu dik kesen iki artçı akstan oluşmaktadır. Söz konusu baskın akslar; zemin döşemesi farkları ve alle tipi ağaç kullanımları ile vurgulanmışlardır.

Kore savaşı gazileri ve şehitlerine ithafen projede dikey anıtlara yer verilmiştir. Alandaki kültürel peyzajın dikey boyutunu oluşturan farklı yükseklikteki anıtlar; gökyüzü ile insan ölçeği arasında görsel ve psikolojik bağ oluşturmaktadır.

Söz konusu anıtlar, kuşlar için tüneme ve yuvalama işlevini yerine getirecek nitelikte tasarlanmışlardır. Kore bahçesinde yer verilen su öğesi ve alan genelindeki kuş çeken bitki türleri ile kuşların beslenme ihtiyaçlarının karşılanması da hedeflenmiştir. Böylece alanda yer verilen tasarım öğelerinin estetik niteliğine ilave olarak işlevsel nitelik kazandırılmıştır.

Proje alanında görsel ve fiziksel sınırsızlık hedeflenmiştir. Bu hedef doğrultusunda proje alanına birçok noktadan yaya girişleri verilmiş, sınır bitkisi ve duvarı kullanılmamıştır.

1 – KORE BAHÇESİ

Geleneksel Kore bahçeleri incelendiğinde; sarı, kırmızı ve mavi renkler öncelikli olmak üzere farklı renkte yapısal ve bitkisel peyzaj elemanlarının ön plana çıktığı görülmektedir. Ayrıca geleneksel Kore mimarisine uygun karakterde “pavilion” ismi verilen kamelya benzeri bahçe yapıları bulunmaktadır. Dekoratif kayalar, informal göletler ve taşlar da Kore bahçesinin karakteristik peyzaj elemanları olarak göze çarpmaktadır.

Projede kalıcı sergi alanı önünde kurgulanan Kore bahçesinde; yetişme koşulları bakımından Lüleburgaz iklimine uyum sağlayabilecek, görsel olarak ise geleneksel Kore bahçesi algısını sağlayan bitki türlerine yer verilmiştir. Mini gölet ve çevresinde dekoratif taş ve kayalar kullanılmıştır. Ziyaretçilerin bahçeye girebilmelerine imkân verilerek, pavilion ve bahçe feneri gibi karakteristik Kore bahçesi objelerini de yakından deneyimlemeleri sağlanmıştır.

İçinde su bitkilerinin de yer aldığı mini göletin biyoçeşitliliğe olumlu katkı sağlaması hedeflenmektedir. Ayrıca mini gölet, kuşlar için su ihtiyacını karşılayabilecekleri korunaklı bir kaynak niteliğindedir.

2 – BİYOÇEŞİTLİLİK ve SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

Proje kapsamındaki peyzaj çalışmaları; alanda biyoçeşitliliğin arttırılması ve sürdürülebilir tasarım modelinin örneklenmesi olmak üzere iki ana hedeften oluşmaktadır.

Biyoçeşitliliğin tekrar kazandırılması için; proje alanının peyzaj fonksiyonları (su, görsel, habitat vb.) iyileştirilecektir. Bu kapsamda; proje alanında drenaj ve su rejimi, hafriyat kontrolü, toprak iyileştirme, flora ve fauna yoğunluğunun arttırılması için gerekli faaliyetler planlanmaktadır.

Sürdürülebilir tasarım modeli için ise; fiziksel planlamada kaynak koruma, enerji etkinliği, ekolojik yapılaşma, atık yönetimi gibi sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda oluşturulması hedeflenmektedir.

Sürdürülebilir fiziksel planlaması yapılan alanda gerçekleştirilecek tören, etkinlik ve sergiler aracılığı ile çevresel farkındalık ve sürdürülebilir yaşam modeline ziyaretçilerin dikkati çekilecektir.

Bir cevap yazın