ddrlp Mimarlık ve Tasarım Hizmetleri'nin "Bodrum Değirmenburnu Tarihi Yel Değirmenleri ve Yakın Çevresi Fikir Projesi Yarışması" için tasarladığı proje önerisi.
Sorular:
“Doğa ve insanın bütün olduğu bir zamana dair anlatı bugün nasıl korunur, deneyimlenir ve yaşayarak aktarılır?”
Kültürel, tarihsel ve coğrafi ilişkileri (doğa merkezli bir perspektifle) koruma anlayışı içinde, bu “yer” ile bir farkındalık merkezi ve deneyim alanı olarak nasıl bir ilişki kurulmalıdır?
19. yüzyıldan bu yana kültür tarihi ve koruma kuramları; anıtsal değer, sanatsal değer, tarihsel değer, anımsatma değeri ve eskilik değeri gibi farklı okumalar üzerinden koruma ve restorasyona ilişkin çeşitli yaklaşımlar geliştirmiştir. Koruma bugün, “Neyi, neden ve niçin koruyoruz?” soruları üzerine kurulu, tartışmalı bir zeminde varlığını sürdürmektedir.
Doğa ile insan arasındaki ilişkinin bütünlük içinde kurulduğu; binlerce yıllık birikimin süzülerek aktarıldığı özgün üretim süreçlerinin (rüzgâr–değirmen–değirmenci–buğday–mısır–öğütme) artık devam etmediği, nesnelerin kendilerini zamana bıraktığı bu alanda koruma bugün ne anlama gelmektedir?
Bodrum’un yapılaşma eşiğini büyük ölçüde aştığı, doğa tahribatının giderek arttığı ve insanın insandan şikâyet ettiği bir zaman diliminde bu sorular bu yer için daha da anlam kazanmaktadır.
Arayış:
Doğaya ait olanı yeniden doğaya vermek; insanı yalnızca bir kullanıcı olmaktan çıkarıp gözlemciye dönüştürmek; doğal ve toplumsal döngülerin oluşturduğu zamanın izinde, geçmişin bilgisini bugünün farkındalığına dönüştürmek ve yarın için yeni olasılıkları düşünebilmek…
Farkındalık Merkezi:
Farkındalık Merkezi, zamanın biriktirdiği bilgiyi görünür kılan, paylaşan ve yeniden üreten bir merkezdir.
Sabit ve donmuş bilgiyi aktaran geleneksel bir müze yapısının aksine; her ziyaretle birlikte kendi bilgisini dönüştüren, sergileyen, arşivleyen; ziyaretçilerine ait olduğu zamana ilişkin ortak hafıza farkındalığı ve güncel tartışma olanakları sunan yaşayan bir yapıdır.
İnsan merkezli ve doğa merkezli yaklaşımların kesişiminde, varoluşun ontolojik arka planına ilişkin meseleleri yer bağlamında araştıran ve görünür kılan bu merkez, yalnızca yerin ve hafızasının katmanlarını değil, aynı zamanda bugün ve geleceğe dair olasılıkları da sorgulayan bir araştırma alanıdır.
Ziyaretçilere, donmuş bir zaman dilimini temsil eden imitasyon restorasyonlar sunmak yerine; var olanın doğal, kültürel ve toplumsal bağlamla ilişkisini belirli bir mesafe içerisinde deneyimleme imkânı verir. Değirmenlerin sahip olduğu tarihsel, teknolojik, sosyal, mimari ve bilimsel değerler endüstriyel arkeoloji kapsamında görünür kılınır.
Aynı zamanda merkez; ulusal ve uluslararası bağlamda değirmenlerin, değirmenciliğin ve tarımın doğa-insan ilişkisi üzerinden ürettiği bilgilerin geçmişten bugüne ve geleceğe aktarılmasına da aracılık eder.
Böylece ziyaret deneyimini turistik bir gezi olmaktan çıkararak düşünsel ve duyusal bir deneyim alanına dönüştürür.
Merkez, küçük bir meteoroloji istasyonu da içerecek şekilde, rüzgâr ölçümleri başta olmak üzere alana dair doğal verileri günlük olarak kaydeder ve kamusal erişime açar.
Ziyaretçi Gözünden:
Ziyaretçiler merkeze bireysel olarak ya da organize turlar aracılığıyla gelebilirler. Tur kapsamında gelen ziyaretçilerin, organizasyonun belirlediği saatlere ve rezervasyon sistemine uymaları gerekmektedir. Bireysel ziyaretler daha esnek olmakla birlikte, merkezin ve deneyim rotasının belirlenmiş kapasitesi nedeniyle ilgili zaman diliminde yer durumuna bağlı olarak planlanmaktadır.
Alan içerisinde aynı anda en fazla iki otobüs kapasitesinde ziyaretçi kabul edilmektedir. Erken gelen ya da bekleme süresi bulunan ziyaretçiler, girişte yer alan drop-off alanındaki örtülü amfide vakit geçirebilir ve ziyaret öncesi bilgilendirme sunumuna katılabilirler.
Bu sırada rüzgârın varlığı, amfi kabuğuna yerleştirilmiş hareketli gölge elemanlarının davranışları ve ışık-gölge oyunları aracılığıyla hissedilir hale gelir; ziyaretçilere geldikleri yerin karakterine ilişkin ilk ipuçlarını sunmaya başlar.
Merkezin, karada ters çevrilmiş tekneleri anımsatan mimari kurgusu; direkleri, örtüleri ve siluetiyle kardeş yapıları olan değirmenlerle görsel ve düşünsel bir bağ kurar. Çok amaçlı sergi ve etkinlik mekânlarında yer alan arşivler, araştırmalar ve güncel çalışmalar bu ilişkiyi daha da güçlendirir.
Ziyaretçiler, farklı zaman katmanlarında meydana gelen değişimleri her gelişlerinde yeniden keşfederler. Böylece merkez, sabit ve değişmez bir sergi sunmak yerine, sürekli güncellenen ve dönüşen bir deneyim alanı olarak çalışır.
Kapalı mekânda başlayan bu deneyim, açık alanda sürerek; görme, işitme, dokunma ve koklama duyularının eşlik ettiği çok duyulu bir keşif rotası içinde, yerin doğal, kültürel ve tarihsel katmanlarını deneyimlenebilir bilgi alanlarına dönüştürür.

2. Ödül, Samsun Büyükşehir Belediyesi Hizmet Binası Kültür Merkezi ve Cami Kentsel Tasarım ve Mimari Proje Yarışması
Elmalılı Hamdi Yazır Camisi
1. Ödül, Samsun Büyükşehir Belediyesi Hizmet Binası, Kültür Merkezi ve Cami Kentsel Tasarım ve Mimari Proje Yarışması
5. Mansiyon, Trabzon Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sanat Merkezi Ulusal Mimari Proje Yarışması
3. Mansiyon, Trabzon Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sanat Merkezi Ulusal Mimari Proje Yarışması