5. Mansiyon, Trabzon Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sanat Merkezi Ulusal Mimari Proje Yarışması

İbrahim Tolga Han, Kerem Ganiç, Mert Kalkan, Gizem Ulukardeşler ve Ozan Önder Özener'in "Trabzon Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sanat Merkezi Ulusal Mimari Proje Yarışması" için tasarladığı proje, 5. mansiyon ödülü kazandı.

Proje Raporu:

Mimari Yaklaşım ve Arkitektonik

Trabzon Kültür ve Sanat Merkezi önerisi, sanatın toplumsal etkileşimi güçlendiren, kültürel belleği besleyen ve gündelik yaşamı zenginleştiren dönüştürücü rolünü kentsel ölçekte görünür kılan bütüncül bir tasarım yaklaşımı üzerine şekillenir. Proje, yalnızca performansların gerçekleştirildiği bir yapı olmanın ötesinde; öğrenmenin, üretmenin, karşılaşmanın ve paylaşmanın süreklilik kazandığı yaşayan bir kamusal platform oluşturmayı hedefler. Bu doğrultuda performans salonları, sergi alanları, eğitim birimleri, fuayeler ve açık kamusal alanlar birbirini tamamlayan kültürel üretim ortamları olarak kurgulanır. Yapı, günün farklı saatlerinde ve farklı ölçeklerde gerçekleşen etkinliklere ev sahipliği yaparak sürekli yaşayan ve kentle etkileşim kuran bir kültür merkezi niteliği kazanır.

Mimari yaklaşım, araziyi dönüştürmek yerine topoğrafyanın doğal karakterini tasarımın temel girdisi olarak kabul eder. İşlevler, mevcut eğim ve kot farklılıklarına uyum sağlayan, birbirine eklemlenen hacimler olarak organize edilir. Böylece tekil bir yapı kütlesi yerine peyzajla bütünleşen, geçirgen dolaşım ağları ve kamusal açık alanlar üreten çok katmanlı bir mekânsal organizasyon ortaya çıkar. Sanat üretimi, performans, sergileme ve kamusal kullanım gibi farklı programlar kendi mekânsal karakterlerini yansıtan hacimlerle ifade edilir. Bu hacimler, dengeli bir kompozisyon içerisinde bir araya gelerek kent siluetinde güçlü bir odak oluştururken çevresiyle uyumlu bir ölçek ilişkisi kurar.

Yapının mimari dili, okunabilir bir strüktürel ifade ile Trabzon’un topoğrafik karakterini referans alan doğal bir malzeme anlayışını bir araya getirir. Terra cotta esaslı cephe sistemi, doğal taş, mineral yüzeyler ve organik dokularla birlikte kullanılarak yapının araziyle kurduğu ilişkiyi güçlendirir. Yeşil peyzajla rekabet etmeyen, onu tamamlayan sıcak toprak tonları sayesinde yapı çevresiyle bütünleşen sakin ve zamansız bir kimlik kazanır. Aynı materyalite yaklaşımı iç mekânlarda da devam eder; doğal ışıkla birlikte değişen yüzey etkileri, kullanıcı konforunu ve mekânsal deneyimi destekleyen temel tasarım bileşenleri olarak değerlendirilir.

Kentsel İlişkiler ve Konumlanma

Kentsel yerleşim kararı, yapıyı çevresindeki kamusal açık alanlarla bütünleşen süreklilik arz eden bir yaşam odağı olarak ele alır. Ana giriş, Zağnos Vadisi Parkı üzerinden sağlanarak doğal peyzaj ile kültürel üretim arasında güçlü bir ilişki kurar. Batı yönünde konumlanan tiyatro ve sergi düzlemi ise kent merkezini kültür yapısıyla bütünleştiren esnek bir kamusal platform oluşturur. Açık hava performanslarına, sergilere, festivallere ve farklı kamusal etkinliklere olanak sağlayan bu alanlar, ritmik ağaç dizileriyle desteklenerek kullanıcı konforunu artırır. Ulaşım kurgusunda öncelik yaya erişilebilirliğine verilir. Promenatlar ve açık dolaşım aksları kültür merkezini mevcut kent dokusuna kesintisiz biçimde bağlarken, servis ve otopark çözümleri yaya dolaşımını kesintiye uğratmayacak şekilde planlanır.

Mekânsal Kurgu ve Planlama

Mekânsal kurgu, ana performans işlevlerini birbirleriyle ilişkili ancak gerektiğinde bağımsız çalışabilen program kümeleri etrafında organize eder. İki konser salonu ile Black Box performans mekânı ortak fuayeler ve galeriler aracılığıyla bütünleşirken, bu alanlar yalnızca dolaşım mekânları değil; sergilerin, buluşmaların ve sosyal etkileşimin gerçekleştiği kamusal
yaşam alanları olarak da hizmet verir. Sanatçı girişleri, prova ve hazırlık mekânları ile teknik servis alanları ziyaretçi dolaşımından ayrıştırılarak performans süreçlerinin kesintisiz işlemesi sağlanır. Teknik altyapı ise zemin altındaki servis katlarında çözümlenerek bakım kolaylığını, işletme verimliliğini ve uzun dönemli sürdürülebilirliği destekler. Böylece proje, Trabzon’un kültürel yaşamını güçlendiren, kamusal etkileşimi artıran ve peyzajla bütünleşen çağdaş bir kültür merkezi modeli ortaya koyar.

Peyzaj Tasarım Yaklaşımı

Atapark ile Zağnos Vadisi arasında yer alan proje alanının topoğrafik karakteri, ekolojik sürekliliği ve kültürel kimliği mimari kurgu ile bütünleşik bir sistem olarak ele alınacaktır. Tasarımın temel amacı, yapıyı çevresinden ayrışan bağımsız bir nesne olarak tanımlamak yerine, mevcut arazi yapısını, topoğrafyayı, doğal eğimleri ve kamusal açık alan ilişkilerini güçlendiren bütüncül ve bağlamsal bir peyzaj organizasyonu oluşturmaktır.

Proje alanının en önemli potansiyeli, Zağnos Vadisi Parkı’nın güçlü yeşil dokusu ile kent merkezinin kamusal yaşamını bir araya getiren eşik konumudur. Bu nedenle peyzaj stratejisi, vadiden başlayan yeşil sürekliliğin yapı çevresine, teraslarına ve açık kullanım alanlarına kontrollü biçimde taşınmasını hedefleyecektir. Böylece kültür merkezi yalnızca yapı ölçeğinde değil, açık alanlarıyla birlikte çalışan kamusal bir peyzaj sistemi olarak kurgulanacaktır.

Mimari yerleşim kararları doğrultusunda oluşturulan meydanlar, yaya promenatları ve açık etkinlik alanları peyzajın temel omurgasını oluşturacaktır. Doğu yönünde Zağnos Vadisi Parkı ile kurulan ilişki, kültür merkezinin ana kamusal girişini tanımlarken; batıda kent dokusuna açılan tiyatro ve sergi meydanı açık hava etkinlikleri, festivaller ve sanat organizasyonlarını destekleyen esnek kamusal kullanım alanları olarak çalışacaktır. Böylece yeşil alanlar ile kültürel işlevler arasında fiziksel, görsel ve psikolojik süreklilik kurulacaktır.

Bitkisel tasarım yaklaşımı, Trabzon’un doğal florasını referans alan, düşük bakım gereksinimine sahip ve bölgenin nemli iklim koşullarına uyumlu türlerden oluşturulacaktır. Geniş taç oluşturan ağaçlar giriş meydanlarında gölgeleme sağlayarak mikroklimatik konforu artıracak; yer örtücüler, çalı grupları ve doğal karakterli bitkilendirme alanları ise topoğrafyanın okunabilirliğini güçlendirecek ve sert zeminlerle yeşil alanlar arasında yumuşak geçişler oluşturacaktır. Mevcut ağaç dokusunun korunması esas alınacak, yeni bitkilendirme kararları doğal peyzaj karakterini destekleyecek şekilde geliştirilecektir. Mevcut ağaç dokusunun korunması esas alınırken, yeni plantasyon kararlarında Çınar Yapraklı Akçaağaç (Acer platanoides), Sığla/Günlük Ağacı (Liquidambar orientalis), Gümüşi Ihlamur (Tilia tomentosa) ve mekânsal vurgu noktalarında Erguvan (Cercis siliquastrum) gibi geniş taçlı yapraklı ağaç türleri değerlendirilecektir. Alt bitki örtüsünde Ormangülü (Rhododendron ponticum), Defne (Laurus nobilis), Çobanpüskülü (Ilex aquifolium), Ortanca (Hydrangea macrophylla) ve bölgenin doğal türleri kullanılarak katmanlı bir peyzaj karakteri oluşturulacaktır. Yer örtücüler ve doğal çayır dokuları ile yağmur bahçeleri desteklenerek yağmur suyunun infiltrasyonu artırılacak, biyolojik çeşitlilik güçlendirilecek ve mevsimsel değişimi görünür kılan sürdürülebilir bir bitkisel kompozisyon oluşturulacaktır. Giriş meydanlarında önerilen ritmik ağaç dizileri gölgeleme sağlayarak mikroklimatik konforu artıracak, açık etkinlik alanlarının mekânsal tanımını güçlendirecek ve yaya dolaşımını yönlendiren doğal bir üst örtü oluşturacaktır.

Sert zemin tasarımında doğal taş, geçirgen pigmentli beton yüzeyler ve doğal dokuya sahip kaplama malzemeleri tercih edilerek yağmur suyunun yüzeyde tutulması ve geçirgenliğin artırılması hedeflenecektir. Meydanlar, yaya yolları ve teraslar topoğrafyaya uyum sağlayacak biçimde düzenlenecek; erişilebilirlik ilkeleri doğrultusunda engelsiz dolaşım olanakları oluşturulacaktır. Peyzaj tasarımında benimsenen doğal malzeme yaklaşımı, mimaride kullanılan terra cotta ve sıcak toprak tonlarıyla bütünleşik bir karakter oluşturacaktır. Böylece yapı ile açık alanlar arasında güçlü bir görsel süreklilik kurulacak; Karadeniz’in yoğun yeşil peyzajı içerisinde toprağı görünür kılan, doğal çevreyle rekabet etmeyen ve onu tamamlayan dengeli bir mekânsal kimlik oluşturulacaktır.

Etiketler

Bir yanıt yazın