2. Ödül, Akdeniz SMD Mimarlık Bitirme Projesi Yarışması

Emin Furkan Özbek, Akdeniz SMD Mimarlık Bitirme Projesi Yarışması 2025’te ikincilik ödülünü kazandı.

Proje Raporu:

KENT ARAYÜZÜNDE “AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ KÜLTÜR VE KONGRE MERKEZİ” TASARIMI

“Boettger [65], bir eşik mekan nedir? diye sorgulayarak, eşik mekanı şöyle tanımlamaktadır; “başlangıç, arada olan, bir bariyer/ engel, iç ya da dış? Bir eşik mekan bunların hepsidir, sıklıkla da aynı anda hepsidir. Mekanın neye dönüşeceğinin beklentisiyle biçimlenirken kapalı ve açık arasındaki çelişkiyi de büyütür/geliştirir.”

“Eşik mekan, sondaki başlangıçtır ve sondan bir sonradır. Oysaki Heidegger’e göre [50], ontolojik olarak sınırlar, yalnızca bir mekan oluşturan, üreten eylemler olarak var olabilir ve bir eşiğe dönüşebilirler.”
Esra, Y. (2016) ALTERNATİF BİR MEKAN OLARAK MİMARLIKTA EŞİK MEKANLAR. Yüksek Lisans Tezi, Yıldız Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, İstanbul.

Antalya Konyaaltı Belediyesi’ne bağlı ve Akdeniz Üniversitesi’ne ait olan üçgen formdaki parsel, taşıt yolları ve özellikle Antalya’nın ana arterlerinden biri olan çevre yolu ile çevrelenmiş durumdadır.

“Suyun üzerinde bir ada” gibi konumlanan bu alan, güney yönü hariç diğer tüm yönlerden hem taşıt hem de yaya yolları aracılığıyla kolaylıkla erişilebilir.

Proje alanının karşısında, kentin önemli kültürel odaklarından biri olan Antalya Kütüphanesi yer almaktadır.

Proje alanı, herhangi bir fiziksel müdahaleye gerek kalmaksızın, mevcut haliyle bir “Eşik” işlevi görmektedir (Bkz. Mevcut 1-1 ve 2-2 kesitleri).

Proje alanı, Antalya’nın önemli ulaşım aksları olan doğu-batı ve batı arterlerinin kesişim noktasına yakın bir konumda yer almaktadır. Alan, taşıt yolları ile çevrilmiş olup, bu durum, trafikte yaşanan tıkanıklıklar nedeniyle bazı dezavantajlar oluşturmaktadır.

Amaç, Akdeniz Üniversitesi kampüsünün doğu ve batı bölgelerini, güçlü yaya arterleri aracılığıyla birbirine bağlamak ve bu hatları Sevgi Yolu üzerinde kesiştirmektir. Ardından, bu yolu kuzeye, Antalya Kütüphanesi’ne doğru yönlendirmektir.

Kuzeye yönlendirilen yaya odaklı arter aracılığıyla Antalya Kütüphanesi’ne ulaşılmasıyla hedef gerçekleştirilmiş olur. Ayrıca, daha önce atıl durumda kalan kampüs alanları bu düzenlemeyle yeniden canlanmaktadır.

Mimarlıkta yaratıcılık ne bilimlerde olduğu gibi deneysel ne de sanatla olduğu gibi sezgiseldir. Mimarlıkta yaratıcılık içselleştirilmiş bilgiyle ulaşılan bir ongörü gerektirir, bilmeyi gerektirir.”
Prof. Dr. Şengül Öymen Gür

Mimarlık, benim için başta dürüstlüktür. Popüler kültürün ve bezemeciliğin somut yansımasından çok, ihtiyacı karşılayan, herkesi kapsayan, iyileştirici, evrensel, insancıl ve nihayetinde göze de hitap eden bir şeydir. Mimarlık az ve özdür. Öz, çoğu zaman “yer”le ilişkilendirilir. Mimarlık, sadece o yere ait ve özgün olandır benim için.

Benim için mimarlık, günübirlik trendlerin peşinden sürüklenmek ya da başkalarının izinden yürümek değildir; her yapı, yalnızca bireyin değil, toplumun, doğanın ve evrenin ortak hikâyesini anlatan bir varoluş biçimidir. Mimarlık, zamana, mekâna ve insanlığa dair derin bir anlatım sürecidir. Geçmişi anlayıp, kavrayıp, şimdiyi, yarına ulaştırmaktır benim için mimarlık.

Yer, sunduğu olanaklarla projeyi şekillendirmiştir. Proje gelişim sürecinde çevresel şartlar önemli bir rol oynamıştır. Projenin her perspektifi, hem fiziksel hem de psikolojik açıdan incelenmiş, “yer”e gereken önem verilerek ona uygun bir yaklaşım benimsenmeye çalışılmıştır. Heidegger’in “Dasein” (orada var olmak) kavramıyla ilgili felsefi arkaplanı olan bu terimin Mimarlıkta olan karşılığı da düşünülerek proje ilerlenmiştir. Yer, ne verdiyse odur…

Üst ölçekten alt ölçeğe kadar tüm kademeler titizlikle etüt edilmiştir. Bu bağlamda, bir tekerlekli sandalyeli veya yaşlı bir kullanıcının alanda rahatça hareket edebilmesi sağlanmış mıdır? Bir domatesin restorana kadar olan yolculuğunda herhangi bir aksama yaşanır mı? Ana salona gelen bir kullanıcı, konforundan ödün vermeden, en arka sırada otursa dahi eylemini gerçekleştirebilecek şekilde tasarlanmış mıdır? Sokak lambasının zemin kaplamasına düşen ışık izleri, kullanıcı üzerinde olumsuz bir etki yaratmakta mıdır? İnsan ölçeği sorusuna gerekli yanıt verilmiş midir? Kamusal bir mekanda, sağlıklı bir topluluk oluşturacak uygun ortam sağlanabilmiş midir? Kompleksin yalnızca kendisine değil, aynı zamanda çevresine de istenilen etkiyi yaratıp yaratmadığı değerlendirilmiş midir? vb. sorular sorgulanarak süreçle ilgili devam edilmiştir.

Etiketler

Bir yanıt yazın