Zaha Hadid ile Rüyaların İçine Kıvrılan Bir Metro Hattı

Zaha Hadid ile Rüyaların İçine Kıvrılan Bir Metro Hattı

çünkü mimarlık hep akar. mimarlık donmuş anları değil, akışkan ruh hallerini yakalar.

Rüyadayım. Bunu hemen anlıyorum, çünkü yerçekimi burada pek ciddiye alınmamış. Zemin dalgalanıyor, duvarlar akıyor, tavandan bir sarkıt lamba değil bir düşünce sarkıyor. Bir ses duyuyorum:

“Gel, seni metro istasyonuna götüreceğim.”

Ve rüyanın giriş holünde Zaha Hadid beliriyor. Ayaklarının altında topuk yok, sanki bükülmüş bir çizginin üzerinde duruyor. Gülümsüyor.

“Bu hat seni kendine götürür,” diyor.

“İndiğinde mimarlığı anlamayabilirsin ama hissetmiş olacaksın,” diye ekliyor.

Perona doğru yürüyoruz ama peron yok. Yalnızca kıvrılarak ilerleyen bir ışık hattı var.

Zaha cebinden bir çizim çıkarıyor. Kağıt değil bu, dalga sesi gibi dokunsam titreyecek. Dayanamayıp soruyorum:

“Neden hep bu formlar?”

Bakışını ışığa çeviriyor.

“Çünkü hayat hep akar,” diyor.

“Mimarlık donmuş anları değil, akışkan ruh hallerini yakalar.”

O anda metro geliyor. Cam değil; ışık. Kapılar açılıyor, içeri giriyoruz. Ray yok. Yön yok. Sadece hız ve eğrilik. Bir duygu koltuğuna oturuyorum. Sert değil, yumuşak değil; kararsız. Zaha tam karşıma geçip konuşuyor:

“Dünyada çizgisel düşünceye çok alıştınız. Başlangıç, gelişme, sonuç… Ama seni sen yapacak olan şey, o çizgiden sapışın.”

Metro hızlanıyor. Mekân bükülüyor. İstasyon tabelaları yok, yalnızca hisler var: Tereddüt, cesaret, utanç, arzu.

İneceğim yeri soramıyorum. Çünkü anlıyorum. Bu hat bir yere varmıyor.

Uyanıyorum.

İçimde bükülen sorular var.

Artık çizgileri bir yere götürmek için çizmiyorum.

Hayat.

Hayat benden istikrar bekliyor.

Ben ise hâlâ hangi kıvrımda olduğumu anlamaya çalışıyorum.

…bazı hatlar düz çizilmez. Kıvrılır, tereddüt eder, hızlanır, sonra bir anda yönünü kaybeder. Mesele varmak değildir; bükülürken neye dönüştüğündür. Rayların olmadığı bir hatta ilerlemek; istikrarsızlık değil, sezgidir. Çünkü hayat; sabit formlara değil, sapmalara yer açar. Ve bazı yollar; cevaplar üretmez, insanı hiçbir yere götürmeden kendi eğriliğiyle baş başa bırakır…

Etiketler

Bir yanıt yazın