Yorulduk

Kimseye kızmıyoruz, sadece yorulduk.

En başta söyleyeyim, bu birilerini şikayet veya birilerine umarsızca yapılan iğnelemelerden oluşan bir yazı değil. Sadece bir sitem, alınana… Ki ben de zaten ne Kadıköy’ün gurme mimarıyım, ne de kendini “yaşlı mimar” olarak tanımlamaktan rahatsızlık duyacak yaştaki mimarlardanım. Birilerine kızmıyorum, ne haddime. Sadece mimarım işte…

Daha henüz mimarlık eğitimi alırken stajımız için nitelikli bir yer arayışına girdiğimizde okuldaki bazı öğrencilerin çoktan o ofisleri kaptığını, hatta ve hatta hocalarının referans olduğunu duyduğumuzda bir şeylerin zaten ters gideceğini anlamış olduk. Ne gariptir ki, okula yalnızca ortam yapmaya gelen, mimarlıkla da pek bir alakası olmayan o arkadaşlar, hocalarını pohpohlamayla bir yere gelemeyeceklerini anlamamış gözüküyorlar. Sadece dışarıdan üzüntüyle şu yaşananları izlemekten yorulduk.

Kendi eğitimimizin dertleriyle uğraştığımız yetmiyor gibi dekanlık yarışına girip birbiriyle sürekli bir yarışma mücadelesine giren o hoca(lar), bizi bir rahat bırakın da işimizi yapalım. Sizin güç gösteriniz ve çevrenizde işinizi gördürecek birilerini yetiştirmeye çalışmanızın ne anlamı var? Bir bakın, okulunuz en son ne zaman bir yarışmanın kazananları arasında yer aldı; ne zaman Türkiye’nin iyi sayılabilecek mimarlık okullarından biri olacağını düşünün. Neyse…

Son sınıfa gelip yavaş yavaş iş aramaya başladığımızda, başvurduğumuz ofislerin bizimle hiçbir ilgisi, iletişimi olmamasına rağmen, hocalarımızı arayıp (evet, genellikle aramızın en kötü olduğu) bizim hakkımızda yapıcı bir yorum alamamasından ve başvurulan ofisten bir küçük olumsuz geri bildirim bile alamamaktan yorulduk.

Mezun olup başvurduğumuz onlarca hatta yüzlerce mimar ilanına geri dönüş alamamaktan yorulduk. Başvuru yapıp görüşmeye çağırılıp bir köleden hallice muamele görmekten, insanca şartlar altında çalışamamaktan; reklamlar, partiler, davetler için sürekli bütçe ayırıp emekçilerine sigortalarını tam yatırmaktan aciz kurumlarda ömür çürütmekten de yorulduk. Geçen her gün yaşanan mobbingden, mesai dışı saatlerde rahatsız edilip “ooo ama mimarlık sektörü böyle; mesaisi, tatili olmaz bu işin” diyen o işverenlerden de bıktık, usandık, yorulduk.

Bir de şu türedi: yarışmalara katılımda harcanan mesainin karşılığını vermek yerine, yarışmadan pay vereceğini söyleyenler. Bir de şöyle bahaneleri var: “Sen bizimle deneyim kazanıyorsun; biz nitelikli bir ofisiz; diğer ofislerde yardımcılarına mesai verildiğini hiç görmedim. Bu, senin mesleki kariyerini geliştiriyor…” Offf… Sizin bu “küçük dağları ben yarattım” egolarınızdan da yorulduk. (Bu konuyu Arkitera’da çok daha derinlemesine yazanlar oldu, sağ olsunlar.)

Yorulduk işte, illa bir şey yapmaya gerek yok. Zaten Amin Maalouf’un da Ortadoğu insanı için dediği gibi, “Her şeye üzülen fakat hiçbir şey yapmayan insanlar.” İşte onlardanız.

Etiketler

1 Yorum

Bir yanıt yazın