Uzun Kullanım Testi: Yenişehir Belediye Binası

Fotoğraflar: Özgür Muhittin Cihan
Resmi orijinal boyutunda göster

Uzun Kullanım Testi: Yenişehir Belediye Binası

2005 yılında açılan Diyarbakır Yenişehir Belediye Binası Yarışması'nda birincilik ödülünü alan projenin, uygulama sürecinin başlayacağı 2012 yılında değişen yeri ve programı neticesinde yeniden tasarlanması söz konusu olmuş. Yarışmada, değerli hocalarım Sayın Nevzat Oğuz Özer ve Sayın Özgür Bingöl, ekipleri ile birlikte ödül alanlar arasında.

“Mekânların kurulması, atrium ve galeri boşlukları, avluları, merdiven evleri gibi temel meselelerle birlikte; belediye gibi idare binalarının temel işleyişini ve organizasyonunu, tasarım kararlarının esas ayağı olarak görebiliriz. Çoğu tasarım faaliyeti bir dizi büronun sınıflandırılması, gruplandırılması, işleyişe göre dizilmesi ile başlayan süreci bu dizi yapısının belirlenmesi takip ediyor. Sıklıkla, büro diziliminin ardından bu dizinin hareket alanları organize edilir. Sirküle edilecek olan tek şey binaya ve mekânlara girip çıkan insanlar değil, mekânlar arasında gezen dosyalar ve çay-kahve de aynı zamanda. Bununla birlikte bir iletişim ağı, elektrik ve internet ağı, havalandırma tesisatı da insan sirkülasyonu ile beraber geliyor. Yani yapının bütün koridorları, bağlantı yolları hem hareketi hem iletimi-dolaşımı kurmak zorunda. Bunu takiben bir dizi büronun doğal ve yapay ışık çözümleri gündeme geliyor. Ek olarak bu sistemde büro dizisinin dışında ve arasında kalan bütün mekânlar da doğal ve yapay ışık çözümlerine ihtiyaç duyuyor…”

Çoğumuz bu gibi paragraflara aşinayız. Dilersek sayfalarca devam edebileceğini de biliyoruz. Fakat yayınlarda paylaşılmakta olan yapıların çok azı için -çok değerli bir mimarın tasarımı ve/veya bir mimarlık mirası değilse- kullanıma başlanmasından yıllar sonrasına dair yazı, inceleme, belgeleme görüyoruz.

Yenişehir Belediye Binası Uygur Mimarlık tarafından 2012’de bu kez uygulanmak üzere yeniden projelendirildiğinde binanın yeni yerinin henüz kısmen planlanmış ve büyük oranda da tarifsiz olması süreci güçleştiriyor. Öyle ki bir ilçe belediyesi için – esasında Büyükşehir Belediyesi için planlanan- büyükçe görülebilecek bir alanda, çevre düzeni ile birlikte tasarlanması beklenen yapının komşu adaları ve önündeki çevre yolu hattı henüz birkaç yapı ve gecekondu mahallesi dışında pek bir veri içermiyor. Tarifsiz bir çevrede bu kamu binası, doğal olarak ilişki kuramadığı alanda tekil bir varlık gösteriyor. Belirleyici tek verinin, yapının doğusunda yapılacak olan küçük ölçekli bir camii olduğu biliniyor. Bunun dışında yapı adası bir park ile çevrilerek binanın yakını ağaçlar ile sarılarak kent mobilyaları ve çocuk parkı ile temas etmesi sağlanıyor. Tabii yine de müellifler yapının iç avlusunda birtakım mobilyalar kullanmayı ve bu avluyu serin kamusal bir boşluk olarak değerlendirmeyi ihmal etmiyor. Öyle ki bir süre sonra simit satan birinin bekleme noktasına veya yakın çevredeki çocukların sıcaktan korunup bisiklet sürebildiği bir alana dönüşebiliyor. Bu noktada uzun kullanım testinin devreye girmesine neden olan deneyimlerden biri, yapının önündeki boşluktan başlayarak iç avluya kadar devam eden yükseltilmiş döşemenin plak taşları ve konstrüksiyonu hareketlenmeye başlamış. Yeterince uzaktan baktığınızda zemin boyunca devam eden irili ufaklı dalgalanmaları fark edebilirsiniz.

Benzer durum yapının kullanıcısı tarafından sürekli olarak ziyaret edilen teraslarında da söz konusu. Bazalt plak taşların kendi başına veya sistemin modülleri ile beraber hareket ediyor olması oldukça rahatsız edici. İçeride ise yine bazalt plak taşlar kullanılmış. Bu kez oldukça ince derzlerle kaplama görevi görüyor. Bu noktada ise açık mekanların aksine, oldukça başarılı bir uygulama. Kesmesi ve boyutlandırmasıyla kaldırımlardan ziyade bir kamu binasında bu uygulamayı yapmanın daha akıllıca olduğunu söylemek lazım. Gerçi, kaldırımlarda bu uygulamadan vazgeçildi ise de yerini daha kötü uygulamalara bıraktığını ekleyeyim.

Bozkır coğrafyasında bir kamu binasında duvarlarda marmara mermeri görmek ise oldukça ilginç. Burada başka bir örneğini daha görmedim sanırım. Binanın grili beyazlı dokusu büyük oranda Marmara mermerinden kaynaklı. Bunun dışında metal (güneş kırıcılar ağırlıkta olmak üzere), cam ve beton dışında herhangi farklı bir malzeme göremiyoruz. Bu durum binanın bir kamu binası olduğunu doğrular gibi. İç avlu haricinde ise renklerle pek karşılaşılmıyor.

Tıpkı dışarıdaki malzeme tercihleri gibi, içeride de oldukça basit tercihler söz konusu. Üstelik çoğu tercih oldukça ekonomik, biri kesinlikle hariç olmak üzere: Cam korkulukların çelik taşıyıcıları devasa yüzeyleri ve ciddi kalınlıkları ile galerileri ve merdiven kollarını sarıyor. Birkaç pin ile kurulması mümkün olan bir sistem için neden bu çözüme gidildiğini ise henüz anlamış değilim. Binanın tamamında, on- on iki milimetre kalınlığında ve yaklaşık 0,3-0,4 metrekare olmak üzere cam korkulukların her iki yüzünde bu uygulama tercih edilmiş. Neredeyse tamamı ekonomik uygulamalarla meydana gelmiş bir binada bu duruma hayret etmek dışında, doğrusunu söylemek gerekirse yapacak pek bir şeyiniz yok.

Binanın içinde çoğu duvar beton tuğla ile örülmüş ve kalın derzlerle iyi bir grafik oluşturmuş. Yer yer bu beton tuğlaların gizlenmesi endişesi olmayan boşluklu veya kilitli yüzlerini de görmek mümkün. Yine temiz uygulamalar olduğunu eklemiş olayım. Bölücü olmayan iç duvarlarsa tüm kalıp izlerini görebildiğimiz betonarme karkas. Özellikle betonarme uygulamaların yapının sadece karkası değil, mobilyaları için de kullanılması Türkiye için pek rastlanmayan bir durum. Gerek kalıp işçiliği, kalıpların kurgulanması, hemen hemen tamir harcı kullanılmadan tamamlanmış olması ile yine son derece başarılı uygulamalar arasında. Brüt beton uygulamaları bu nedenle kamu binaları için önem arz ediyor; sıva ve harçla gizlenemeyecek yüzeyleri meraklı gözlere sunmak. Hemen hemen bütün parapetler ve merdiven basamakları, nötr renklere sahip prekast mozaikle kaplanmış. Bu elemanlar, prekast uygulamalar için planlanmış, betonarme karkasa dahil olan yüzeylere oturuyor. Bu elemanların şaşırtıcı bir şekilde yorulduğunu ve çatlaklar meydana geldiğini görmek şaşırtıcı. Öyle ki üzerlerinde ağır eşyalar konulduğuna veya oturulduğuna rastlamamış olsam da öyleymiş gibi görünüyorlar. Yer yer kırılmış olanlar da var.

İç mekanları birbirinden ayıran çıplak tuğla duvarlar ile birlikte hareket alanları ile büroları ayıran galvanizli doğrama da bütün basitliği ve çıplaklığıyla açık. Profil üzerindeki vidasına, kaynağına, eklenen tamir parçasına kadar her şey ortada. Doğramaların yerden 150 cm kadarı ahşap sunta plaklarla kapatılmış. Bu seviyeden sonrası ise cam. Neredeyse içeride renklendirilmiş olan tek mobilya olarak sarı kapıların kasaları da metal ve galvaniz doğrama çerçevenin içine basit bir şekilde oturuyor. Kapıların açıldığı büroların tavanları betonarme karkası örtmeden, ofsetli asma tavanlar şeklinde kurulmuş ve tesisatın, iklimlendirmenin, aydınlatmanın tamamı bu kuruluma dahil. Çeperdeki büroların birbirine sağlanmasını ve diğer mekanlara dağılmayı sağlayan koridorların üstü doğal ahşap ve onları taşıyan metal çubuklar ile boşluklu olarak kurulmuş. (Binanın tasarımına ve inşasına bağlı olmayan, bakım ve kullanıma yönelik olumsuzluklardan bahsetmeyeceğim.)

Hemen her yerde nötr renkler, son derece basit ve açık uygulamalar, az sayıda malzeme görüyoruz. Bu sayede içeride ve dışarıda oldukça iyi bir geometri kurulduğunu düşünüyorum. Yerleştiği alandaki zorunlu olduğunu gördüğüm tekil tavrı yapıyı bugün gelişen ve canavarlaşan çevre içerisinde her ne kadar yalnızlaştırsa da süreci 2005 ve 2012 yılları üzerinden izlemenin yerinde olacağını sanıyorum. Uzun kullanım neticesinde -yaklaşık 11 sene, Türkiye için uzun kullanım testi yapılabilir demek- yaşanan değişimler, müdahaleler, kullanıcısı, ziyaretçisi, tasarımcısı, işvereni açısından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini bilerek; birçok eksik veriyi ve öznel yargıyı barındıran noktalarıyla bu metne dönüştü. Pozisyonu itibariyle metni bir eleştiri olarak, bir görüş olarak, bir inceleme olarak da görmek/adlandırmak mümkün. Ben “uzun kullanım testi” olarak görmeyi tercih ediyorum.

Diyarbakır Yenişehir Belediyesi Hizmet Binası Yarışması

Diyarbakır Yenişehir Belediye Binası

Etiketler

1 Yorum

  • Özgür Muhittin CİHAN says:

    Ek/düzeltme: Bürolardaki doğal ahşap zemin kaplaması zamanla eğilmesi ve koruyucu kaplamasının büyük oranda yıpranması söz konusudur. Bu sebeple yer yer kararmalar ve birleşim yerlerinde açılmalar görüldü.

Bir yanıt yazın