Stilinizi Nasıl İnşa Edersiniz?

Moda sadece kıyafetlerden ve etiketlerden oluşmaz aynı zamanda oranları, boşlukları ve bilinçli bilinçsiz yapılan hareketlerin bir bütünüdür.

Moda mimarlık için ne kadar önemlidir? Ya da günümüzde moda ve mimarlık neden aynı satırda çok geçmez oldu? Moda bir refleks olarak doğdu ve şekillendi. İnsanlar ilk çağlarda önce soğuktan korunmak istediler, sonra güneşten kaçmak istediler. Bu içgüdüsel davranış ilk insanlar sayesinde bize birçok görünüş kazandırdı; kürk, şapka, çanta… Düğünlerinde ve ritüellerinde süslü ve güçlü görünmek istediler. Süslemeler, kolyeler, taçlar ve tokalar geldi. Statüler eklendi. Ama günümüzde özellikle 2026 trendlerinde Sessiz Lüks kavramı beraberinde sade ama şık bir görünümü getirmekte. İlk çağlardan beri moda şekillendi ve hala şekillenmekte. Geçmişten günümüze modern mimarlık şekillenirken, süslemeler giderek azaltıldı ve sadeleşmeye yöneldi. Bu etki modada da paralel şekilde görüldü.

Mimarlıkta farklı olabilmek kadar tasarladığınız yapının sizin stilinizi de bir o kadar yansıtması esas alınır. Ünlü ve önde gelen mimarlara bakıldığında bir stilleri vardır ve hatta tasarımsal yaklaşımlarına kendi isimlerini vermişlerdir. Modada aslında kendini bir noktada stile bırakır. Çünkü moda yeri geldiğinde değişkenlik gösterir ve evrilir ama stil dediğimiz şey ise en az hücremizin bir parçası kadar kalıcıdır. Stili inşa ederken de en az bir mimarın yapıyı inşa etmesi kadar özenli ve dikkatli olmak gerekir. Çünkü stil sadece dolabınız, kombinleriniz değil, hayat tarzınızın, düşüncelerinizin de bir yansımasıdır. Kıyafetlerinizin oluşturduğu bütün, çoğu zaman karşı tarafa bir şeyler fısıldar. Bir iş görüşmesinde seçtiğiniz tek bir parça değil, kombininizin bütünü önemlidir. Sadece ceketiniz konuşmaz içine seçtiğiniz parça da uyumu gösterir. Bir ilk buluşmada seçtiğiniz kumaş karşı tarafta birçok duygu oluşturabilir.

Stilimizin temelinden başlayalım, temel yapının en önemli aşamasıdır. Uzun yıllar ayakta durmasını sağlar, ki stil de bir o kadar süre ayakta durmalıdır. Stil farklı olabilir, özgün olabilir. Bazen yorgun bile olabilir ama asla yıkılmaz. Tıpkı temeli sağlam olan bir bina gibi ayakta kalır. Ama temele başlarken bu yapı bize ne anlatıyor? Sorusunu sorarız. Kısaca bu stil bize ne söylemek istiyor? Stilinizi inşa ederken seçeceğiniz ilk malzeme duygularınız olmalı. Ne giymek hoşunuza gidiyor? Sizi en iyi yansıtan duygunuz, özelliğiniz hangisi?

Bu sorular stilinizi ortaya çıkarırken kullanmanız gereken en kritik sorulardan sadece birkaçı. Nazik, sakin, hayatı yavaş ve düzenli yaşayan biriyseniz kat kat parçalarla uğraşmak stilinizi yansıtmaz. Onun yerine net ve yerinde 2 ya da 3 parçayla şık gözükür ve stilinizi yansıtabilirsiniz. Düz kesim beyaz bir tişört giymek belki size çok sıradan gözükebilir. Ama siz o tişörtün üstüne toprak tonlarında hareket ettikçe ton değiştiren süet bir ceket atar, boynunuza da aynı tonlarda bir fular bağlarsanız, hayatınızın o dinamikliğini yansıtırken stiliniz de “ben buradayım” der. Ama belki siz düzensizliğin düzenini seviyorsunuzdur ve hayatı anda ve acele yaşamak sizi iyi hissettiriyordur. Bütün o karmaşayı yansıtmak sizi siz yapıyor olabilir. Bu durumda kesinlikle enerjiye ihtiyacınız olacaktır. Enerji de stilinize yansır. Dökümlü kumaşlar tercih edersiniz. Şifon etekler, viskoz kumaşlar… Siz ilerledikçe o kumaş hangi yöne gideceğini şaşırır ve ahenkle hayat temponuzun içinde dalgalanır. Genelde elinizde taşıdığınız dosyalar ya da büyük çantalar olabilir. Genellikle kulağımıza dosyadaki kâğıt sesleri değil topuk sesiniz gelir çünkü iyi bir eşleşme sonucu, yüksek topuklu çizmeleriniz ortama girmiştir. Stiliniz seçtiğiniz kumaşlardan tutun görüp beğenip almadığınız birçok ürünü bile içerir.

Sizi tanıyan herhangi biri mağazanın önünden geçerken vitrindeki mankenin üzerinde olan bir parçayı görüp sizi anımsayabilir. Bu çağrıştırma demektir ki siz stilinizi oturtmuş ve insanlara yansıtabilmişsinizdir. Silüet denilen şey, çok uzaktan bile gözükebilir ve temelinizi yansıtır. Silüetiniz anlattığı konu aslında stildir.

Temel oturtulduktan sonra konu plana gelir. Mimarlıkta plan sayesinde fonksiyonların birbiri ile ilişkisini görürüz. Stilde plan, parçaların bütünüdür. Tek bir parçadan ziyade bütün kombinin anlatısı önemlidir. Planlar genelde birbirini takip eder ya da üst katlarda farklı kotlar gösterir. Kombinde de buna parçaların uyumu denir. Bazen kombine yapılan zıt bir renk ya da göz alıcı bir dokunuş kombinin havasını bambaşka bir yöne taşır. Gün gün hesaplanıp dolaba ayrılan kombinler, planlarımızdır. Ayakkabılarımızı bir terime benzetmek gerekirse, temelimizdeki kolonlarımız diyebiliriz. Temelimiz kolonlarımızla oturtulur ve kolonlar da bir nevi duvarlara yön vererek planımızı çıkartır.

Bir sonraki adım malzeme/doku seçimiyle devam eder. Kesitlerle de örnek verebiliriz. Mimarlıkta bulunan beton cam ilişkisini örnek verelim. Binaya baktığımızda gördüğümüz malzemeler bizde bir şeyler uyandırır. Çok beton bir yapı varsa bazılarına bu yapı ciddi, boğucu ve kasvetli gelebilir. Tam tersi fazla cam ve açıklıklar bulunan bir yapıysa bu bize biraz daha az ciddi, ferah ve rahat gelebilir. Yapılar fonksiyonu, hislerimizi ifade ederken stil de bize kombinde ne gördüğümüzü anlatmamızı sağlar. Kullandığınız kumaşın türü ile uyumlu yerlerde bulunmak, stilinizin fark edilmesine ve kumaşın değerli gözükmesine sebep olacaktır. Bu kumaşı ne kadara aldığınızdan tamamen bağımsızdır. Bir tül perde ile ortaya mükemmel bir parça çıkarabilen ve hatta bunu defilesinde kullanan bir sürü moda öncüsü de mevcuttur.

Son adımımızda artık binamız ayakta, stilimiz benliğimizle bütündür. Ezberleri bozabilir, yeni şeyler deneyebilir ve hatta yanlışlar bile yapabilirsiniz. Ama bu yanlışlar da sizin yanlışlarınız olduğu için stilinize zarar vermez. Kimse son derece stil sahibi gözüken birine neden kumaş pantolonun altına bu ayakkabıyı giydin şunu giymeliydin diyemez. Stil özeldir ve kişiye aittir. Koleksiyonunuzu bitirmiş stilinizi inşa etmişsinizdir.

Etiketler

Bir yanıt yazın