Meslek Odası Nedir?

Arkitera’da yayınlanan Zuhal Nakay imzalı “Mimarlar Odası Ne İşe Yarar?” başlıklı yazı, Türkiye’de halen Odacılığın esaslarının ve sorunlarının anlaşılmadığını gösteriyor.

Nakay kısaca, Oda’yı, İdareyi yönlendirici öneri ve görüş üretmesi gereken, ancak, ülkedeki hukuksuzluk ortamında refleks olarak hukuk mücadelesi üreten, yargısal sürelerden ve rantsal baskıdan dolayı mücadelesi etkisiz hale gelen, niteliksiz ve demokratik olmayan seçim sistemi sebebiyle de çıkmaza giren bir kurum olarak özetlemiştir.

Öncelikle, Oda’yı doğru tanımlarsak yolun yarısından fazlasını aşmış oluruz çünkü ne Meslektaşlarımız, ne de Oda’dakiler, tarihsel ve içselleştirilmiş bir Oda tanımına sahip değiller.

TANIM
Nakay, Devlet (ideoloji) yapılanması içinden çıkıp dernekleşen bir tarihsellik sunarak yazıya başlamış. Oda için bu tanım şeklen doğru, esasen hatalıdır. Odalar, kamu niteliğine “haiz” bir meslek kuruluşu olarak “yarı-idari” bir organdır.

Yarısı idareyse, gerisi nedir? Gerisi, idarenin karşısındaki sivil yapıdır.

İdareyi organlaştıran (beyin) bir idealizmdir, ki buna ideoloji deriz. Sivili yapılaştıran (beden) ise bir materyaldir, ki buna materyalizm deriz. Odanın ideolojik tarihini Nakay belirtmiş ama diğer yarısını oluşturan materyalizmin tarihinden bahsetmemiştir. Bu materyal nedir? Loncadır.

Loncalar, sivil bir “örgütlenme” ile aynı meslekten insanların birbirlerinin hakkını hukukunu kollaması, yardımlaşması, işin ehliyetinin (ruhsat) ve etik kaidelerinin (fiyat, kalite) denetlenmesi için kurulmuş bir yapıdır.

Hassa Mimarlar, Devletin bir “memuru” olarak kentsel plan ve düzeni denetler, yazılı olarak Mimarlık mesleğinin işleyişini ve kurallarını kaleme alırlardı. Ancak, HALK İÇİNDE zanaatkar görülen Mimarlar da vardı ve bunlar Loncalıydı. Loncalar, tarihsel derinliği 12. yy başlarına kadar uzanan ve özbeöz Anadolu geleneği bir üründü.

Loncalar, 18. yy ortasında bozulan ekonomi sebebiyle Devlet kadrolarından taşan niteliksiz insanların baskısı altında kalmıştır. Devlet kadrosundan gelen ve Devlette sözü geçen bu şahıslar, Loncalar yerine “Gedik” ismini verdikleri bir düzeni hayata geçirmiş ve gerçekten de sağlıklı bir düzene “gedik açmayı” başarmışlardı. Hemen takibinde, birkaç yıl içinde, kapitalizm tüm pazarı istila etmiş; Avrupalı mimarlar, zanaatkarlar, esnaflar piyasayı ele geçirmişti.

Kısaca, Mimarlar Odasının arka planında, yarı-idare (Devlet-ideoloji-beyin-organ) ayağı Hassa Mimarlar’dan ve yarı-sivil (Halk-materyalizm-beden-yapı) ayağı ise Loncalardan oluşmaktadır. Meslek Odasının kamu niteliğine “haiz” bir kuruluş olmasının tarihsel arka planı budur.

AMAÇ
Yukarıdaki tanım bize ne anlatıyor? Meslek Odası neyi amaçlamalı?

Nakay, Odanın haksızlık hukuksuzluk ile mücadele içinde, asli görevi olan öneri ve görüş ile İdareyi yönlendirmekten uzaklaştığını belirtmiş. Eğer Dünya gerçekten sorunsuz bir yer olsaydı, bu söylediğine hak verilebilirdi. Ancak, Dünya’daki TÜM ÜLKELERDE (gelişmişi dahil) haksızlık ve hukuksuzluk şu an üst boyutta. Meslek Odaları da bu sorunlar ile mücadele etmektedir, hatta mücadele üretmektedir.

Mücadele üretmek (hak aramak) nedir? Yarı-İdari tarafı ile Meslek Odası, yasamanın sunduğu hukuksal veriler ile mücadele “yürütür” AMA bu yürütme hukukunu, yarı-sivil tarafı ile HAK arayarak sağlamıştır. Şöyle ki, HAKLAR toplanır ve bir HUKUK oluşur. Sivil hayatta BİLİMSEL hakikat ve yaşanan HAKSIZLIKLAR ile bir HAK iddia eder, kazanır, içtihat oluşur ve takibinde Meslek Hukukunu oluşturur.

Meslek Odalarımız, yarı-sivil tarafı ile HAK mücadelesi yeterince üretebiliyor mu? Veya şöyle soralım, “İnsanımız” neyi HAK ediyor?

Daha çok yeşil alanı, geçinebileceği maaşı, layık olduğu görevi ve sorumlulukları, sağlıklı ve beşeri çalışma koşullarını, tertemiz bir havayı ve suyu, kaliteli ve standartları yüksek bir eğitimi, hizmeti, geleceği insanımız hak ediyor. İstanbul örneğinde HAKLAR sağlanabilmiş midir? Çok az. Gerçek, basit olandır…

Neden az? TMMOB Mücadele üretmiyor mu? TMMOB yıllardır kenetlenmiş bir HAK ÜRETİM niyetini tazeler ama icraata geldiğinde işin rengi değişir. Mesela Mimarlar Odası çıkıp TEK BAŞINA Salda Gölü’nde, Kelebekler Vadisi’nde, HES projelerinde basın açıklaması yapar ama TMMOB bildirisi demez, diğer Odalar’a destek sunmaz. Ormancılar, fidanlık açma HAKKI için Peyzaj Mimarları ile ekmeği bölüşmek yerine, tüm hakkı GASP etmeye çalışır. Bir Gıda Mühendisi HAKSIZLIK yaşadığında, emek bağı olduğu Ziraat Mühendisleri Odası sessiz kalır… vb.

Hatta bazen hukuksal mücadeleyi bir kenara koyar, yasama işine müdahale olmaya çalışır; norm geliştirir, yönetmelik koyar, sürekli kuralları tazeler. Oysa HAKSIZLIK oradadır, açıktır, nettir ve önce BİRLİK olup mücadele üretmesi gerekir.

KAPSAM
Meslek Odalarımız hukuksal alanda neden dolaşır? Kısa ve öz, yarı-idari (ideolojik) organ özelliğine kendini kaptırıp BÜROKRATLAŞTIĞI içindir. Bürokratlaşmanın sonuçları nelerdir? Ya SİYASETTİR ya da TİCARETTİR. Yani SERMAYEYİ oluşturan dualist kutuplaşmanın bir öznesine dönüşür.

TMMOB Meslek Odaları’nın kongre ve seçim kronolojisi incelenirse, çok ilginç bir şekilde bu kutuplaşmanın sonuçları görülür. Ya ideolojinin iktidarına yakın ya da uzak muhalif cepheler seçimlere girer. İki tabureye de oturmak istemeyen BAĞIMSIZ “sivil” yapılar ise daima boşluğa düşer ve seçilmezler.

Seçimi kazandıran başlıklar çok basittir: 1-çevresi olan tüccar oy getirir; 2-siyasi uzantıları olan aktör güç kazandırır.

Meslek için mücadele üretmiş olmak, doğru sözleri söylüyor olmak, BİLİMSEL hakikate ve TARAFSIZ duruşa özen göstermek Seçimi KAZANDIRMAZ. Kısaca, POLİTİKA ÜRETEN değil; Siyaset ve Ticaret üreten “Kalabalık” ve “Güç” ve yani Yarı-İdare ayağı seçimi kazandırır.

SONUÇ
Öyleyse, öncelikle Mimarlarımız ve Mühendislerimiz “POLİTİKA ÜRETMEK” meselesinin ayırdına varmalı. Türk Mimarlar ve Mühendisler BİRLİĞİ ise bu, Siyaset veya Ticaret değil; Mücadele Üretmek (Hak Aramak) şiarı ile Yarı-Sivil tarihselliği de hatırlamalıyız. Bir BARO, hukuksal alanda dolaşabilir ama Meslek Odası, kent-toplum ve birey “SAĞLIĞI” için öncelikle HAK ARAR.

Hele ki Haksızlıklar dağ olmuşsa bugün, kendine çalışmaz, BİR OLUR, DİK DURUR.

Etiketler

Bir cevap yazın