Ayşenur Tanrıverdi bu yazısında, ARCO Madrid Sanat Fuarı'nda edindiği deneyimleri ve gözlemlerini aktarıyor.

1960’ların başında Umberto Eco “Açık Yapıt” (Opera Aperta) fikrini ortaya attı. Bu kavramı seviyorum; özellikle bir çağdaş sanat sergisinde (ya da fuarında) karşılaşacağım belirsizliğe teorik bir boyut kazandırıyor. İzleyiciyi kapalı bir biçime ya da önceden belirlenmiş bir mesaja hapsetmek yerine bir anlam inşası için katkı sağlamaya dahil eden bir kavram.
Bir sanat eserine bakmanın, zihnimizin katı yapısını kıran bir yenilik duygusu getirdiğine inanıyorum. Kesinliğine tüm benliğimizle inandığımız fikirlerin eriyip dağılmasını izlemek gibi. Sanat, kendi içimizde kurduğumuz güvenli mimariyi bozduğu anda en büyüleyici hâline ulaşıyor.
Bu yıl 45. edisyonunu gerçekleştiren ARCOmadrid ziyaretim sırasında belki de en yoğun hissettiğim şey ‘hareket’ oldu. Yalnızca sanat eserlerinde değil, insanlar arasındaki etkileşimler, etkinlikler, mekânın ritmi; her şey yumuşak bir akış hâlindeydi. Sakin geçen ilk iki güne rağmen yüzeyin altında hafifçe bir nabız atıyordu.
Fuarın 2026 edisyonunun mekânsal tasarımı mimar Pedro Pitarch tarafından gerçekleştirildi. Pitarch, fuar mimarisini bir “geçici metropol” olarak tanımladı. Bu geçicilik, çağdaş sanat fuarlarının doğasını iyi yakalıyor: yalnızca birkaç gün var olan galeriler, koleksiyonerler, sanatçılar ve ziyaretçiler arasında yoğun bir dolaşım üreten bir yapı.
5 Mart’ta gerçekleşen açılış töreni İspanya Kralı ve Kraliçesi’nin katılımıyla, Kraliyet Ailesi’nin daimî desteğiyle yapıldı. Kızım “Krallar ve kraliçeler hâlâ yaşıyor mu?” diye sormuştu şaşkınlıkla. “Evet!” dedim ona, “Kraliçeyi gördüm!”

Bu kez kendimi eserlerin ardındaki sayısal dünyayla daha fazla ilgili hissettim. Sıradan bir sanatsever ve tutkulu bir yazar olarak bazı eserlerin fiyatlarını merak etmeye başladım. Ama anladım ki belki de fiyatları bilmek yerine hayal kurmaya devam etmeliyim(!)
Fuarda 30 ülkeden 211 galeri bir araya geldi, yaklaşık 1300 sanatçının eseri sergilendi. Ayrıca MAV (Mujeres en las Artes Visuales) tarafından hazırlanan rapor sevindiriciydi: Bu yıl kadın sanatçıların katılım oranı %40’a yükseldi.
ARCOmadrid gibi büyük sanat fuarları zihinsel ve görsel yorgunluk açısından zorlayıcı olabiliyor. Bu yıl onları gerçekten deneyimleyebilmek için farklı bir yöntem izledim. Bildiğim sanatçıları ve özellikle görmek istediğim eserleri not aldım ve önce bu tanıdık işlerin bulunduğu stantları ziyaret ettim. Ardından kendimi belirsizliğe bıraktım; çoğu ilk kez karşılaştığım eserlerin sürpriz etkisine tamamen açık bir zihinle…
Programın omurgasını 175 galerinin yer aldığı General Program oluştururken, sanatsal çeşitliliği sağlamak amacıyla üç küratöryel bölüm eşlik ediyor: ARCO2045: The Future, For Now, Opening: New Galleries ve Profiles | Latin American Art bölümleri.
ARCO2045: The Future, For Now, José Luis Blondet ve Magalí Arriola tarafından kürate edildi ve 17 galeriden oluştu.
“ARCO2045: The Future, For Now” fuarın ana temalarından biri olarak sunuldu ve mekânın iki ayrı bölümüne yayıldı. Burada bizi olası gelecekler üzerine düşünmeye ve sanatın henüz yerleşmemiş, deneysel dillerini hayal etmeye davet eden bir alanla karşılaşıyoruz.
Bu bölümde yer alan galeriler arasında Commonwealth and Council, David Nolan Gallery, Marc Selwyn Fine Arts, François Ghebaly ve Pace Gallery bulunuyordu.
Patricia Fernández’in ahşap dokulu zemin üzerinde dolaşan çizimleri, tarihsel anlatılara kök salmış malzemelerin fısıltılarıyla birleşerek hem narin hem de büyüleyici bir atmosfer yaratıyordu.

Genç galerilere ayrılan Opening. New Galleries bölümünde ise Sloven sanatçılar Nevena Aleksovski ve Maja Babič Košir’in birlikte ürettikleri büyük feminist yerleştirme dikkat çekiyordu. Duvar kâğıtları, belgeler ve görsellerden oluşan bu çalışma Ljubljana’daki Ravnikar Projects galerisi tarafından sunuldu.
Aynı alanda Tamar Nadiradze’nin resim ve kolajları da öne çıktı. Bu eserlerde genç kadın figürleri huzursuz rüyaların içinde kaybolmuş gibi görünüyordu. Sanatçı Tiflis merkezli 4710 Gallery tarafından temsil ediliyor ve eserleri birkaç bin euro civarında fiyatlandırılmış.
Son olarak Profiles | Latin American Art bölümüne geliyoruz. Latin Amerika sanatı, ARCOmadrid’in Latin Amerika sanat sahnesiyle tarihsel bağını vurgulaması açısından önemli. Fuar, Avrupa’da Latin Amerika sanatının en önemli buluşma noktalarından biri olmaya devam ediyor.
José Esparza Chong Cuy tarafından kürate edilen bu bölümde her galeri tek bir sanatçı sunuyor ve toplam 11 sanatçı yer alıyor. Bunlar arasında Gabriel Branco, Harold Mendez, Paloma Contreras ve Julia Gallo bulunuyordu.
Harold Mendez’in işleri insanın zihinde keskin bir kesi gibi işliyor: sizi durduruyor, huzursuz ediyor ve kesinlik duygunuzu sorgulatıyor. Hayatın tekinsiz yanlarını görünür kılıyor. Bu işler beni derinden etkiledi.
ARCOmadrid’de ArtsLibris de yeniden yer aldı. 20 ülkeden 90’dan fazla yayınevi, kitapçı ve kültür platformu bir araya geldi. Bu bölümden ne kadar keyif aldığımı söylememe bile gerek yok. Yayıncılık ile çağdaş sanatın kesişimi burada son derece canlıydı. Bu anlarda aklıma Ralph Waldo Emerson’ın şu sözleri geldi:
“Sanatta el, hiçbir zaman kalbin hayal edebildiğinden fazlasını asla üretemez.”
İnsanların gözlerinde, yaptıkları işi samimi bir şekilde ve iyi bir kalbin yansıması olarak sunduklarını görebiliyordum.

Satın Almalar
Kültür Bakanlığı ve Museo Nacional Centro de Arte Reina Sofía, ARCOmadrid 2026’dan yeni eserler satın alarak koleksiyonlarını güçlendirdi. Bu edisyon için Bakanlık, 402.760 avro yatırım yaparak 14 sanatçıya ait 17 eseri koleksiyonuna kattı. Satın alınan sanatçılar arasında Annette Messager, Claudia Andujar, La Ribot, Ester Chacón, Pere Noguera, Oriol Vilanova, Kapwani Kiwanga, Venuca Evanán, Ángel Bados, Amparo de la Sota, Joan Gelabert, Ana Laura Aláez, María Alcaide ve Roberto Jacoby yer alıyor.
Öte yandan Madrid Özerk Bölgesi, ARCO 2026 Ödülü’nü Los Bravú, Federico Miró ve LUCE adlı sanatçılara verdi. Seçilen eserler ise şöyle: El Apartamento galerisinden En la grieta brilla el deseo (2025), F2 Galería’dan ekrana yapılmış bir boyama müdahalesi olan Sin título (2026) ve 1Mira Madrid galerisinden Toldo Cruces Almería (2024).
Bu eserlerin tamamı Móstoles’teki Museo Centro de Arte Dos de Mayo koleksiyonuna dahil edilecek.
Madrid Belediyesi de fuarda 71.100 avronun üzerinde bir bütçeyle dört eser satın aldı. Bu eserler Madrid’deki Museo de Arte Contemporáneo (MAC) koleksiyonuna katılacak. Satın alınan işler arasında Madrid doğumlu sanatçı Patricia Gadea’nın Ritmo del mundo (1984) adlı eseri ile Hemos traído al mundo a todo el mundo adlı heykel bulunuyor. Diğer alımlar arasında Elena Blasco’nun Y jamás mejor dicho (2002), Katalan sanatçı Oriol Vilanova’nın Old Master (Cézanne) (2017) yerleştirmesi ve Madrid merkezli Daniel Canogar’ın Wayward (2022) adlı yerleştirmesi yer alıyor.

Ödüller
Bu yılki ARCOmadrid’de Proyectos Ultravioleta Galerisi, En İyi Stand ve Sanatsal İçerik dalında Lexus Ödülü’nü aldı.
Arts Connection Foundation iş birliğiyle düzenlenen XXI NEWARTaward@ARCO, Esther Schipper Galerisi tarafından sunulan Avi Loeb adlı eseriyle Julia Scher’e ve Anita Beckers Galerisi tarafından sergilenen Movement adlı çalışmasıyla Jonas Englert’e verildi.
Valladolid doğumlu sanatçı Esther Gatón, Lazos y Calles adlı projesiyle 10. Cervezas Alhambra de Arte Emerging Artist Award’un sahibi oldu.
Ehrhardt Florez Galerisi tarafından temsil edilen June Crespo, Kanada Ulusal Galerisi iş birliğiyle verilen ilk Catapulta Acquisition Award ile onurlandırıldı.
Profiles | Latin American Art Award, Commonwealth and Council ile Patron galerilerine verildi.
2. Juana de Aizpuru Ödülü, fuara uzun yıllardır gösterdiği bağlılık ve tarihsel katkıları nedeniyle Elvira González Galerisi’ne takdim edildi.
Galeri direktörleri Elvira ve Isabel Mignoni bu ödül hakkında şöyle konuştu:
“Bu ödülü galerimiz ve galericilik mesleği adına almak bizim için büyük bir onur. ARCO bizim için adeta bir ev gibi; hem ulusal hem de uluslararası ölçekte sahip olduğumuz en güçlü platform. Bu ödül, şehrimizdeki bu fuarla olan bağımızı daha da güçlendiriyor.”
Öne çıkan işler arasında Portekizli sanatçı Dalila Gonçalves’in Mais Silva Galerisi tarafından sunulan Compasso adlı eseri de yer aldı. Sanatçı bu çalışmasıyla 9. Catalina d’Anglade Ödülü’nü kazandı. Gonçalves’in pratiği çoğu zaman ölçüm, denge ve mekânsal referanslar etrafında şekilleniyor. Compasso başlığı hem geometrik bir aracı hem de ritmik bir ölçüyü çağrıştırıyor. Bu anlamda eser, mekânı yalnızca fiziksel bir alan olarak değil, aynı zamanda kavramsal bir koordinat sistemi olarak düşünmeye davet ediyor.
Sevilla doğumlu sanatçı Luis Gordillo, son yarım yüzyılın İspanyol resminin en etkili figürlerinden biri olarak kabul ediliyor. Prats Nogueras Blanchard Galerisi tarafından sunulan S/T (Untitled) (2010) adlı eseriyle 3. ENATE–ARCOmadrid 2026 Ödülü’nü kazandı.
Jüri, Gordillo’nun son elli yılın en önemli İspanyol ressamlarından biri olduğunu vurguladı. Sanatçının eserleri, varyasyonlar, üst üste binmeler ve kayıt değişimleri aracılığıyla heterojen bir yapı kuruyor; ilk bakışta fark edilmeyebilecek nüansları görünür kılıyor. Parçalar, renkler ve ritimler arasındaki ilişkiler, tek ve sabit bir imgeden ziyade keşfe açık bir görsel alan yaratıyor. Jüriye göre Gordillo’nun resimlerine yaklaşmak, katmanların yavaş yavaş ortaya çıktığı bir şarap tadımına benziyor: ilk izlenimin ardından, eseri bir arada tutan küçük kararlar görünür hâle geliyor.
Cristina Lucas, Albarrán Bourdais Galerisi aracılığıyla sunulan D.A.N.C.E. (Dynamic Algorithm, Neural Creative Evolution) 3 adlı eseriyle Pilar Forcada ART Situacions Ödülü’nü aldı. Lucas’ın çalışmaları algoritmik süreçler üzerinden işliyor ve görüntü üretiminin artık yalnızca insan eline ait olmadığını hatırlatıyor. Sanatçı burada yaratıcı sürecin sınırlarını genişleterek yapay zekâ ile görsel üretim arasındaki ilişkiyi araştırıyor.
Ayrıca 2. Young Talent Award, Linse Galerisi tarafından temsil edilen Julia Padilla’ya ve Enhorabuena Espacio Galerisi’nden Venuca Evanán’a verildi.
Fransız koleksiyoner Alexandra Alquier özellikle şu sanatçılardan övgüyle söz ediyor:
IFEMA Madrid’in desteğiyle Fundación ARCO, bu yılın “A” Koleksiyon Ödüllerini de açıkladı.
Koleksiyon ayrıca Fransa’da yaşayan uluslararası sanatçılar Barthélémy Toguo, Ulla von Brandenburg ve Thomas Hirschhorn’un eserlerini de içeriyor.
Madrid’e gelmeden birkaç gün önce Lizbon’daki Gare do Oriente’te Thomas Hirschhorn’un POP-UP-MARILYN sergisini görmüştüm. Thomas Hirschhorn’un bir dâhi olduğunu düşünüyorum. Madrid seyahatimde onun Reina Sofía Müzesi’ndeki ‘Blow Down’ çalışmasını da görme fırsatı buldum. Karton malzemelerle kurduğu, her an çökecekmiş gibi görünen kırılgan yerleştirmeleri içine çizdiği felsefi haritalar beni her zaman etkiliyor.
Ve böylece son güne geliyoruz…
ARCOmadrid 8 Mart günü sona erdi. Fuar 95.000 ziyaretçi çekti ve Madrid ekonomisine yaklaşık 195 milyon avro katkı sağladı. IFEMA Madrid tarafından organize edilen fuar hem ziyaretçi sayısı hem de ticari faaliyet açısından güçlüydü.
“Zihnimiz bir tür makineyse, hikâyeler de bir tür makinedir; kurulması gereken bir strateji,” diyor Umberto Eco. Tıpkı onun makinelere duyduğu ilginin doruğa ulaştığı Foucault Sarkacı eserinde makineleri gerçekten işleyen nesneler olarak değil, zihinsel süreçlerin modelleri, neredeyse masal karakterleri olarak görmesi gibi ben de sanat eserlerini yaşayan varlıklar olarak algılıyorum.
Ve sanat fuarlarının mekanizmaları içinde bir sarkaç gibi ileri geri salınmayı seviyorum.