Fran Silvestre: Efektif güzellik kavramını mimariye uygulamayı seviyoruz…

ParametricArchitecture’ın hayata geçirdiği PA röportaj serisi Fran Silvestre Arquitectos’un kurucusu İspanyol mimar Fran Silvestre ile devam ediyor. PA editörlerinden mimar Aslı Say, tasarladığı minimal yapılar ile günümüzün öne çıkan isimlerinden Fran Silvestre ile çalışmaları ve mimarlık anlayışı üzerine konuşuyor…

Aslı Say: Öncelikle kendinizi ve ofisiniz Fran Silvestre Arquitectos’u okuyucularımıza anlatabilir misiniz?

Fran Silvestre: Çok büyük bir mimarlık ofis değiliz, ofisimiz Valensiya’da bulunuyor ve şu anda otuz kişi calışıyor. Ofis olarak amacımız işimizle güzelliği hayata geçirmek. Müşterilerimizi, işbirlikçilerimizi ve sürece dahil olan herkesi memnun etmeyi önemsiyoruz.

Aslı Say: Mimarlık okumaya nasıl başladınız? Bu disiplini seçmenizin sebepleri nelerdir?

Fran Silvestre: Ailemde beş kuşaktan uzun bir süredir bir mühendislik geleneği var. Büyük büyük babam dünyanın ilk aracını tasarlayan bir mucitti. Hiç üniversiteye gitmemesine rağmen hala raysız hareket eden buharlı bir makine tasarlamıştı. Ondan sonra ailemdeki neredeyse tüm nesiller mühendis oldu. Ben de birbirinden farklı mühendislik kitaplarıyla dolu kütüphanesi olan bir evde büyüdüm. Bu süreçte tasarımın sanatsal yönünü sevdiğimi fark ettim ve böylelikle mimar olmaya karar verdim.

Aslı Say: İspanyol bir mimar olarak, Akdenizli olmanın mimariniz üzerindeki etkisinden bahseder misiniz? Akdeniz coğrafyası projelerinizi nasıl etkiliyor?

Fran Silvestre: Akdeniz mimarisi belirli bir iklime ve kültüre uyum sağlayan bir mimaridir. Örnek verecek olursak bir projeye başlarken en azından rüzgarı ve yönelim tipini dikkate alırsınız. Eğer boşlukları iyi tasarlarsanız, güneşin kışın girmesini kolaylaştırırsınız ancak bunun yanında yazın daha gölge alanlar yaratabilirsiniz. Bunlar bir proje icin küçük fakat önemli hareketlerdir.

Örneğin Uçurumdaki Ev’in (House on The Cliff) kullanıcıları asla klimayı açmadıklarını, buna ihtiyaç dahi duymadıklarını söylüyorlar. Bunun sebebi projede büyük açıklıklar olmasına rağmen onların konumlandırmasından dolayı güneşin yazın asla direkt içeri girmemesidir. Ayrıca, çapraz havalandırma da dikkate alınmıştır. Malzemeler açısından bakacak olursak mükemmel derecede dış ısı yalıtımı kullanılmıştır. Daha önceden belirli kalınlıktaki duvarlar inşa ederek sağlanan ısı yalıtımını günümüz inşaat teknolojileri sayesinde bu kalınlığa gerek duymadan da bugün mükemmel bir şekilde uygulayabiliyoruz.

Aslı Say: Bir projeye başlarken sizi yönlendiren ana faktörler nelerdir? Bir projeye nasıl başlarsınız?

Fran Silvestre: Bu bir süreç ve bu süreç farklı şekillerde meydana geliyor. Örnegin kendiliğinden ortaya çıkan projeler var ya da bir çizim sonrası ortaya çıkan. Ancak coğu proje model üzerinden ortaya çıkıyor ve gelişiyor. Fikirler ve modeller bu süreçteki ana faktörler diyebilirim.

Aslı Say: Projelerinize baktığımızda bir yandan geometrinin netliğini ve güçlülüğünü görürken diğer yandan da zarif bir kütle, sadelik ve temiz yüzeyler görüyoruz. Hofmann House üzerinden değerlendirecek olursak; net ve güçlü bir geometri var fakat bir o kadarda insan ölçeğine saygılı ve zarif. Bu dengeyi nasıl sağlıyorsunuz?

Fran Silvestre: David Cohn’un stüdyomuz için yaptığı tanım bu durumu iyi ifade ediyor. “Onun sanatı, soyutlamasına rağmen, daha çok eldeki problem ve günlük yaşamda bizi sıradanın dışına çıkaran, çevremizle daha eksiksiz ve farkında olarak duyusal bağlılığa ulaştıran bir ortamın nasıl yaratılacağı ile ilgilidir.”

Aslı Say: Diğer bir projeniz, Uçurumdaki Ev’e (House on The Cliff) baktığımızda yine inanılmaz bir kütle ve bunun yanında Hofmann House’daki gibi sadelik ve temiz yüzeyler görüyoruz. Bu güçlü geometriyi yapısal olarak ortaya çıkarmak çok da kolay olmasa gerek; büyük açıklıklar, kütleler. Biraz bu projenizden bahsedebilir misiniz? Yapısal olarak bu kütleyi ortaya çıkarmayı nasıl başardınız?

Fran Silvestre: Arsa imkansızdı, tam olarak bir uçurum vardı. Ve bunun yanında müşteriler evi sadece bir kat olarak yapmak istiyorlardı. Mümkün olan tek yol, iki açık kalın ciltli kitabı ana hatlarıyla bir araya getirmekti. Önce bir L şeklini, daha sonra da diğer L’yi üste koyduk. Bu şekilde zemin hareketlerinden kaçınmayı başardık. Sıradan ve daha pahalı olan yol, düz bir yüzey yaratmak için bir duvar inşa etmek ve içini doldurmaktır. Bu çok pahalı bir yöntemdir. Bu, geleneksel atalet nedeniyle ve şimdiye kadarki programlar sadece geleneksel yapıları hesapladığı için yapılır. Tam da bu nokta tasarımın çıkış noktalarından birisidir.

Aslı Say: Yedi Bahçeli Ev’de (House of The Seven Gardens) ise alışılagelmiş konut tipinden oldukça farklı bir ev görüyoruz. Araziye yayılmış, neredeyse küçük bir köy haline gelmiş. Projenizden biraz bahsedebilir misiniz? Bu küçük köy nasıl ortaya çıktı?

Fran Silvestre: Proje neredeyse küçük bir köy gibi geniş bir yüzey alanına sahip, arazideki varlığını azaltmak isteyen bir evden oluşuyor. Ev yerel popülasyondan ve beyaz mimariden uzak olan doğal bir çevrede bulunuyor. Buna ek olarak amaç, bölgede halihazırda var olan gri taşların tonlarındaki, yağmur ve zamanla oyulmuş mağaralar ve vadiler gibi karstik olaylara yaklaşmaktı. Proje, iki kapını yakınındaki mağarada olduğu gibi mantar ve holm meşesi ile çevrili jeolojik bir manzara sunmaktadır.

Projede peyzaj üzerindeki etkiyi ve yoğunluğu azaltmak için, tek bir parçayı tekrarlayarak yedi farklı dış mekan oluşturan bir toplama sistemi kullanıldı. Bu parçalardan her biri sınırsız kurgu üreten, bitki örtüsü arasında bulanıklaşan bir dizi insan manzaraları oluşturan ayrıcalıklı bir ortamın farklı bölümlerini yansıtıyor.

Aslı Say: Projelerinizin çoğu konuttan oluşuyor, konut projesi çalışırken sizi en çok heyecanlandıran şey nedir?

Fran Silvestre : Bir aile evi veya daha büyük ölçekli bir proje tasarlarken, peyzaj genellikle projenin yaratım sürecinde başlangıç noktası haline geliyor. Peyzaj, arazi, iklim, topografya, bitki örtüsü gibi bazı belirleyici faktörlere sahiptir. Bu belirleyici faktörler tasarım ve inşaat sürecini istemeyerek de olsa yönlendiriyorlar.

Aslı Say: Özellikle konut projeleriniz için söylemek gerekirse, iç mekanlardaki sadelik, genellikle tek malzeme kullanımı ve minimal yaklaşım kullanıcı deneyimini nasıl etkilemektedir?

Fran Silvestre : Her proje farklı malzemelere ve farklı bir uygulama şekillerine ihtiyaç duyuyor. Ofis olarak projelerimizde, iç mekanlarımızda insanların yaşamlarını iyileştiren yeni malzemeler ve teknolojiler kullanmayı önemsiyoruz. Projelerimizde yenilikçi olmayı her zaman vurgulamaya çalışıyoruz. Ayrıca bu yeniliklerin ise deneyime ve geleneğin geliştirilmesine dayandığını düşünüyoruz.

Aslı Say: Neredeyse tüm projelerinizde beyaz kullanmanızdaki amaç nedir?

Fran Silvestre: Esasında iki sebep var. Birincisi üzerinde çalıştığımız projelerin yerinden dolayı, Akdeniz mimari geleneği ile alakalı. Objektif ve bilimsel olarak bakarsak bir çok projemizin bulunduğu Akdeniz coğrafyası beyazın çok iyi calıştığı sıcak iklime sahip bir coğrafya.

Diğer yandan ise beyaz rengin üzerine derinlemesine düşündüğümüzde her türlü nüansı bulabileceğimizi görüyoruz. Örneğin Amazon’da yeşil renge atıfta bulunmak için yirmi yedi farklı yol kullanırlar, tıpkı Eskimoların farklı kar türleri için on üç isme sahip olması gibi. Ofis olarak beyazın tanımındaki tüm nüansları ve dokuları araştırmayı ve çalışmayı seviyoruz.

Aslı Say: Ayrıca projelerinizde ışık da önemli bileşenlerden. Projelerinizde ışık kullanımını anlatır mısınız?

Fran Silvestre: Projeyi geliştirmek için ışığı kullanmayı seviyoruz. Konut projelerinde genellikle sıcak renkler kullanmayı tercih ediyoruz. Gün boyunca güneşin renkleriyle sürekli değişen mekanlarımızı geceleride ateşin etkisine çok daha yakın olan sıcak ışıklar ile aydınlatıyoruz, bu ışıklar genelde 3000K oluyor. Ofis projelerimizde ise daha çok beyaz ışığı tercih ediyoruz.

Aslı Say: Tüm bunların sonucunda mimarlığı nasıl tanımlıyorsunuz, sizin için iyi yapı nedir?

Fran Silvestre: Efektif Güzellik kavramını mimariye uygulamayı seviyoruz. Efektif güzelliği, bir projenin veya nesnenin misyonunu yerine getirdiğinde oluşturduğu bir kavram olarak tanımlıyoruz. Bir şeyin güzel olması için çalışması, işlevini yerine getirmesi gerekir. Güzelliğinin bir kısmı işlevselliğinde saklıdır.

Aslı Say: Zaman ayırdığınız için çok teşekkürler. Mimarlık öğrencilere ve genç mimaralara tavsiyeleriniz nelerdir?

Fran Silvestre: Ortaya çıkan fırsatların farkına varın, çalışmalarınızı göstermek için yarışmalara ve platformlara katılın. Projelerinizi bu platformlarda daha rahat ifade etme şansına sahipsiniz. Ayrıca kullandığınız malzemelerle neyi aktarmak istediğinizi anlatan projeler ortaya çıkarın.

_____

PA Röportaj Serisi
PA röportaj serisi ParametricArchitecture tarafından düzenlenmektedir. Dünyanın bir çok yerindeki mimarlar, tasarımcılar ve yakın disiplinlerden kişiler ile gerçekleştirilen bu röportaj serisinin amacı farklı mimari ve tasarımsal anlayışları ortaya çıkarmak, ilgili insanlar ile paylaşmak ve bir fikir ağı oluşturmaktır. Konukların hayat hikayeleri, mimari tasarım ve uygulamaya yaklaşımları, tecrübeleri, tasarıma ve sanata bakış açıları ile okuyucularının ve dinleyicilerin yeni fikirler kazanması, farklı işleri, farklı coğrafyaları tanıması amaçlanmaktadır.

Röportajın Linki : https://parametric-architecture.com/interview-with-fran-silvestre/
Instagram: https://www.instagram.com/parametric.architecture

Etiketler

Bir yanıt yazın