Yedikule Cer Atölyeleri Dönüşüm Projesi

Yeşim Bakırküre tarafından tasarlanan Yedikule Cer Atölyeleri Dönüşüm Projesi, İstanbul'da yer alıyor.

Tarihi Bir Endüstri Yapısından Modern Bir Lofta

1871’de hizmete açılan Rumeli Demiryolu hattının lokomotif ve vagonlarının montajı için kurulan Yedikule Cer Atölyeleri, İstanbul’un endüstri mirasının önemli yapılarından biri. 1992 yılında Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu tarafından tescillenen alan, uzun yıllar boyunca demiryolu araçlarının bakım ve onarım merkezi olarak kullanıldı. Ancak 1997’de işlevini yitiren atölyeler kapatıldı.

Yaklaşık 41.000 m²’lik arsa üzerinde konumlanan beş atölye binası, 2022’de kapsamlı bir restorasyon projesiyle yeniden işlevlendirilerek loftlara dönüştürüldü. Bu dönüşüm, tarihi dokuyu çağdaş yaşamla buluşturan özel bir mimari hikâyeye dönüştü.

Proje, Atölye T2 bloğu içerisinde yer alan üç katlı bir loft. 5,5 metre cephe genişliği, 17 metre derinliği ve açılı çatı yükseltileriyle 10 metreye ulaşan tavan yüksekliği mekâna çarpıcı bir hacim kazandırıyor.

Teslim alındığında kaba yapı halinde olan loft, yüksek tavanın sunduğu avantajla farklı kotlarda asma katlarla bölümlere ayrıldı. Galeri boşlukları ise mekânın bütününü algılatacak, her noktadan farklı perspektifler sunacak şekilde değerlendirildi.

Katlar arasındaki dolaşım, ahşap kaplamalı çelik merdiven ve çelik konstrüksiyon bir köprüyle sağlanıyor. Ayrıca Cibes üretimi hidrolik asansör, galeri boşluğuna yerleştirilerek üç katı birbirine bağlıyor.

Bodrum kat, otoparktan doğrudan giriş imkânı sunuyor. Burada misafir odası ve banyosu, küçük bir spor alanı, çamaşırlık, depo ve mutfak nişi yer alıyor. Zeminde döküm palezzo kullanılırken, mutfak adası ve asansörün bulunduğu bölüm parke kaplanarak mekân içinde farklı dokular oluşturuldu.

Zemin kat, bahçeye açılan girişten ulaşılan salon, yemek alanı ve mutfaktan oluşuyor. Ön cepheden gelen gün ışığı, derinlere doğru azalsa da galeri boşlukları ve çatı ışıklıklarıyla tüm kat boyunca devam ediyor. Açık plan düzeni, mekânın bütünlüğünü korurken yalnızca mutfağın arkasına gizlenen WC, mahremiyet için perspektifin dışında bırakıldı. Mutfak, Valcucine firmasının yenilikçi mat cam kapaklı tasarımıyla çözüldü; bahçeye yönelen ada modülü ise porselen seramik tezgâhıyla dikkat çekiyor.

Birinci asma katta giyinme odası ve onun içinden geçilerek ulaşılan banyo yer alıyor. Kitaplıklarla çevrelenen bu alan, balkon benzeri açıklığı sayesinde zemin kata ve diğer asma kata görsel bağlantı kuruyor.

İkinci asma kat, yatak odası olarak düzenlendi. Ön ve arka galeriye bakan bu kot, aynı zamanda çatı ışıklıklarına bağlanan bir platformla çalışma ve okuma alanına açılıyor. Buradan tarihi dokuyu ve denizi görmek mümkün.

Kapıların yalnızca banyo ve tuvalette kullanıldığı loftta, mekânlar birbirine akışkan şekilde bağlanıyor. Bu sayede işlevsellik kadar şeffaflık ve mekânsal ilişki de ön plana çıkarılıyor.

Tasarımda beyaz duvarlar tercih edilerek gün ışığının katmanlı etkisiyle mekânın kendi tonlarını yaratmasına imkân tanındı. Genel olarak sade tutulan kabuk, seçilen renkli mobilyalarla dengelenerek canlılık kazandı. Zeminlerde sürekliliği vurgulamak için giriş, asma katlar ve merdivenlerde albero lamine parke kullanıldı.

Aydınlatma tasarımı ise gün ışığının hareketliliğini destekleyecek şekilde kurgulandı. Onoff Lighting Design tasarımıyla hazırlanan senaryolar, loftun hacimsel zenginliğini ve farklı kotlardaki katmanlarını ortaya çıkarıyor. Elektrik, mekanik ve aydınlatma sistemlerinin otomasyon çözümleriyle yönetilmesi de çağdaş yaşamın konforunu sağlıyor.

Bu loft, endüstri mirasının tarihsel ruhunu korurken modern yaşamın ihtiyaçlarını karşılayan, bütünlüklü ve zamansız bir tasarım anlayışıyla şekillendi.

Etiketler

Bir yanıt yazın