Studio Modijefsky tarafından Hollanda’da Ren Nehri kıyısında yeniden tasarlanan Wilhelminalaan Evi, kullanıcıların aile ve misafir ağırlama ihtiyaçlarını karşılarken nehir manzarasıyla güçlü bir mekan ilişkisi kuruyor.
Ren Nehri kıyısında konumlanan bu karakteristik konut, 1920’lerin başına uzanan detaylı cephesi ve güçlü mimari kimliğiyle öne çıkıyor. Nehre yönelen konumu ve arazideki ayrıcalıklı yerleşimi, çevresinde simgesel bir değer taşıyan ve kentsel peyzaj kapsamında korunan yapının yeniden yorumlanması için önemli bir tasarım fırsatı sunuyor.
Studio Modijefsky, projenin ilk konsept aşamasından uygulama sürecine kadar yer alarak yapının potansiyelini ortaya çıkaran kapsamlı bir dönüşüm gerçekleştirmiş. Bar, spor alanı ve şarap odası gibi yeni işlevler yapıya eklenirken, kullanıcıların aileleri ve arkadaşlarıyla bir araya gelebileceği nitelikli yaşam mekanları oluşturulmuş. Ana konut ile çeşitli ek yapıların bir araya geldiği bu bütüncül kurgu, stüdyo için özgün ve yaratıcı bir tasarım süreci ortaya koymuş.
Yapının mevcut durumunda geniş ancak yönlendirme hissi zayıf bir koridor ve birbirinden kopuk mekanlar bulunuyormuş. Yeniden kurgulanan plan şemasıyla katmanlı görüş aksları oluşturan ve yaşam alanlarına daha yumuşak geçişler sağlayan davetkar bir giriş mekanı tasarlanmış. Evin omurgasını oluşturan koridor, seralardan birinin içerisinde konumlanan atölyeye kadar uzanıyor.
Gün ışığını farklı yönlerden alan bu mekan, üretim ve çalışma faaliyetleri için aydınlık bir ortam sunuyor. Ön bahçeye bakan küçük atölye, işlevselliği heykelsi bir karakterle buluşturan özel tasarım mobilyalarla tamamlanmış. Koridorun odak noktasını ise doğal ışığı yapının merkezine taşıyan tavan penceresiyle aydınlatılan merdiven oluşturuyor ve bu eleman bağımsız bir mimari unsur olarak öne çıkıyor.
Dokulu cam kapıların ardından ulaşılan oturma alanı, konfor ve malzeme zenginliğini bir araya getiren sıcak bir yaşam mekanı sunuyor. Açık şömine, toprak tonlarındaki yumuşak kumaşlarla döşenen oturma grubunun merkezinde yer alıyor. Yapının genelinde tercih edilen ceviz ağacı, doğal taş zeminler, yün dokular ve bakır detaylar sıcaklık ile derinlik hissini güçlendiren bütüncül bir malzeme paleti oluşturuyor.
Oturma alanında yer alan özel tasarım duvar elemanı, farklı mekanlar arasında görsel süreklilik kurarak zemin kattaki dolaşımı destekliyor. Açık raflar ve depolama birimlerini bünyesinde barındıran bu eleman, işlevsel gereksinimleri karşılamanın yanı sıra mekânsal ritmi de güçlendiriyor. Ana yaşam alanı, kış bahçesine kadar devam eden şeffaf bir şömine ile genişletiliyor. Serada konumlanan özel tasarım kanepe, incelikle tasarlanmış ayak detayları ve entegre LED aydınlatmasıyla dikkat çekiyor. Bu düzenleme, şöminenin sıcaklığından yararlanırken aynı zamanda sakin bir okuma köşesi oluşturuyor. Her iki mekanda kullanılan özenle seçilmiş mobilyalar, malzeme paletine dokunsal çeşitlilik kazandırırken turuncu tonlarındaki halılar taş zeminde sıcak odaklar yaratıyor.
Yemek alanı, oturma odası ile mutfak arasında güçlü bir bağlantı kurarak yaşam mekanlarının sürekliliğini destekliyor. Koyu ceviz tonlarındaki yemek masası, çevredeki açık ve nötr renklerle kontrast oluşturarak mekana derinlik katıyor. Bu güçlü vurgu, genel akışı kesintiye uğratmadan yemek alanının kimliğini tanımlıyor.
Mutfağın arka duvarı, entegre depolama çözümleri ve özel tasarım elemanlarla hem işlevsel hem de estetik bir karakter sunuyor. Dokulu camla kaplanan büyük dolap yüzeyleri yarı geçirgen bir görünüm oluştururken mekana görsel derinlik kazandırıyor. Sıcak tonlardaki ahşap yüzeyler ise mutfağın evin davetkar merkezi olarak algılanmasını sağlıyor. Bahçeye yönelen geniş mutfak adası, günlük kullanıma yönelik rahat bir kahvaltı alanı içeriyor. Paslanmaz çelik tezgah, doğal malzeme kompozisyonuna endüstriyel bir katman ekleyerek yansıma ve ağırlık hissi oluşturuyor.
Giriş holünden yükselen merdiven, üzerindeki tavan penceresinden süzülen doğal ışıkla aydınlanan ince bir koridora bağlanıyor. Bu koridor, üst kattaki farklı odalara erişim sağlayan temel dolaşım hattını oluşturuyor. Her oda, alt katta kullanılan malzeme paletinin daha sade ve rafine bir yorumunu sunarak kendine özgü bir karakter kazanıyor.
Kat boyunca devam eden kesintisiz dökme zemin, mekanlar arasındaki akış hissini güçlendiriyor. Özel tasarım yatak başlıkları, aydınlatma elemanları, prizler ve detay çözümleri tek bir bütün olarak ele alınarak hem görsel bütünlük hem de kullanım konforu sağlıyor. Yerleşik depolama birimleri ise geniş saklama alanları sunarken yapının özenle kurgulanan mimari dilini üst katta da sürdürüyor.

Katılımcı, Muğla Büyükşehir Belediyesi Sosyal, Kültürel ve İdari Hizmetler Binası Mimari Proje Yarışması
3. Ödül, Samsun Büyükşehir Belediyesi Hizmet Binası Kültür Merkezi ve Cami Kentsel Tasarım ve Mimari Proje Yarışması
Katılımcı, Muğla Büyükşehir Belediyesi Sosyal, Kültürel ve İdari Hizmetler Binası Mimari Proje Yarışması
4. Mansiyon, Trabzon Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sanat Merkezi Ulusal Mimari Proje Yarışması
3. Mansiyon, Samsun Büyükşehir Belediyesi Hizmet Binası, Kültür Merkezi ve Cami Kentsel Tasarım ve Mimari Proje Yarışması