Polonya’nın en eski tiyatrolarından biri olan Kielce’deki Stefan Żeromski Tiyatrosu, tarihi ihtişamını yeniden kazanıyor.
İlk gösterisini, inşaatın başlamasından iki yıl sonra 1879’da sahneleyen Stefan Żeromski Tiyatrosu, Polonya’nın en eski tiyatro kurumlarından biri olarak öne çıkıyor. Zengin sanayici Ludwik Stumpf’un, adı bilinmeyen Varşovalı bir aktris için bu tiyatroyu yaptırdığı ve yapının kökenine dair hâlâ romantik yerel efsanelerin anlatıldığı söyleniyor.
Stumpf, sevgisini göstermek amacıyla tasarımı, 19. yüzyıl Polonya mimarisinin ustası Henryk Marconi’nin saygın öğrencisi mimar Franciszek Ksawery Kowalski’ye emanet etmiş. Kielce’nin tam merkezinde, şehrin ana caddelerinden biri üzerinde yer alan yapı, dört tiyatro ilham perisinin heykeliyle süslenmiş eklektik bir cepheye sahip.
Tasarımı, Marconi’nin 1880’lerde Kielce’de inşa ettiği bir yapıdan esinlenen tiyatronun açılışı, yaklaşık 800 kişilik bir seyircinin katıldığı dönemin önemli kültürel ve sosyal olaylarından biri olarak kayıtlara geçmiş. On yıllar boyunca binanın teknik durumu kötüleşmiş ve bu durum, yapının işlevsel ve programatik potansiyelini ciddi biçimde sınırlamış. 2017 yılında, yapının yeniden inşası ve genişletilmesi için bir mimari yarışma düzenlenmiş.
Yatırımın amacı, tarihi yapının restorasyonunu, çağdaş bir kültür kurumunun ihtiyaçlarını karşılayan kapsamlı bir modernizasyonla birleştirmek olmuş. WXCA’nın kazanan konsepti ise, tiyatronun mimari karakterini öne çıkarırken gelişmiş sahne teknolojileri sayesinde yapıya yeni bir işlevsellik düzeyi kazandırmayı hedeflemiş. Bu modernizasyon, Żeromski Tiyatrosu’nu yalnızca Polonya’da değil, uluslararası ölçekte de dikkat çeken bir kurum haline getiriyor
Koruma programı, tiyatronun tarihî iç mekânlarının, günümüze ulaşan mimari detayların yenilenmesi ve kaybolan unsurların özgün hâllerine uygun biçimde yeniden inşa edilmesi yoluyla restorasyonunu içeriyordu.
19. yüzyıldan kalma cephe, altmış yılı aşkın bir sürenin ardından dört musanın yerlerine geri dönmesiyle birlikte titizlikle restore edildi. Temsili fuaye ve merdivenler ise eski ihtişamını yeniden kazanarak, ziyaretçileri bu ”kültür tapınağının” ağırbaşlı atmosferine adım adım hazırlayan rafine bir mekânsal dizilim oluşturdu.
Restorasyon çalışmaları kapsamında, sahne açıklığını çevreleyen karyatidler yenilenmiş; yeniden inşa edilen süslemeler ise bir zamanlar alt balkonu süsleyen, yazar portrelerinin yer aldığı madalyonlardan oluşmuş. Orijinalinde on beş adet bulunan bu madalyonlara, mimarların inisiyatifiyle üst balkonda çağdaş edebiyatçıları betimleyen yeni madalyonlar eklenmiş ve kabartmaların tamamı heykeltıraş Piotr Maślanka tarafından yapılmış.
Ana sahnenin üzerindeki el yapımı, yaldızlı pirinç tavan ise hem dekoratif hem de akustik işlevleri bir arada sunan çarpıcı bir çağdaş vurgu oluşturuyor. Altın, pastel pembe, açık ve koyu yeşilden oluşan renk paleti, Żeromski Tiyatrosu’nun özgün fin-de-siècle iç mekân tasarımından esinleniyor.
Modernizasyon, yalnızca koruma çalışmalarını tamamlamakla kalmadı; tarihi tiyatroyu en zorlu prodüksiyonları ağırlayabilecek ve son teknolojiyle donatılmış çağdaş bir mekâna dönüştürmeyi hedefledi. Altı metrelik döner platform, hareketli seyirci koltukları ve altı adet çift katlı tuzak kapak sayesinde yenilenen sahne artık ileri düzey teknik olanaklara sahip.
Bu sistem, 360 derece dönüş de dâhil olmak üzere hızlı sahne değişimlerine olanak tanıyor ve performansların üç yönde sahnelenmesini mümkün kılıyor. Bu ölçekteki teknik çözümler, tiyatroyu Avrupa’da türünün en gelişmiş örneklerinden biri haline getiriyor.
Bitişikteki binanın genişletilmesi ve uyarlanmasıyla ana sahne alanı iki kattan fazla büyütülürken, seyirci salonu özgün konumunda korunmuş. Tiyatroya ayrıca ikinci bir modern sahne, iki prova odası, bir kayıt stüdyosu, set tasarım atölyeleri, yer altı depoları ile teknik alanlar, sanatçı konaklama birimleri ve yenilenmiş giyinme odaları eklenmiş.
Mimarların temel önceliği, prodüksiyonlarda yer alan herkes için işlevselliği ve konforlu çalışma koşullarını sağlayacak mekânsal ve iletişim düzenini optimize etmekti. Yeni hacim, tarihi çevresine duyarlı, çağdaş ve ölçülü bir mimari dil ile tasarlanmış.
”Eski ve yeni” arasındaki ilişki, taklit ya da sert bir karşıtlık yerine, modern yapının kendi kimliğini koruyarak süreklilik kurduğu bir mimari diyalog üzerinden kurulmuş. Yivli beton panellerle kaplanan yeni cephenin ritmi ve ölçeği, tarihi yapının düzenini devam ettirmiş.
Avluya bakan yeni kanatlar ise oranları ve pencere açıklıklarının kompozisyonuyla klasik mimariye uyum sağlayarak bütüncül bir görünüm sunuyor. Mimarların vizyonu, tiyatroyu her düzeyde misafirperver ve kapsayıcı bir mekâna dönüştürmekti. Yenilenen yapı artık hareket kısıtlılığı olan bireyler ile işitme ve görme engelli kullanıcılar için de tamamen erişilebilir durumda.
Żeromski Tiyatrosu, yaklaşık 150 yıldır Kielce’nin kimliğinin ve kolektif hafızasının ayrılmaz bir parçası olmuş. Yeniden canlandırma projesi ise tarihi yapıya yeni bir soluk getirerek program çeşitliliğini genişletmeyi ve kurumu daha açık, topluma dönük bir kültürel merkez olarak yeniden tanımlamayı amaçlıyor.
Şehir ve sakinleri için atılan en önemli adımlardan biri, eski sahne arkası avlusunun halka açılması olarak değerlendiriliyor. Yoğun kent dokusu içinde oluşturulan bu yeni ”kentsel iç mekân”, artık açık hava gösterilerine, atölyelere ve sergilere ev sahipliği yapan canlı bir buluşma alanı işlevi görüyor. Tiyatro saatleri dışında da kültürel etkinlikler ve sosyal buluşmalar için kullanılabilen bu avluya, ek bir sahne penceresi doğrudan açılarak gösterilerin dış mekâna taşmasına olanak sağlanmış.