Satın Alma (+L Mimarlık), Ulus Modern Kültür ve Sanat Merkezi Ulusal Mimarlık Yarışması

Satın Alma (+L Mimarlık), Ulus Modern Kültür ve Sanat Merkezi Ulusal Mimarlık Yarışması

PROJE RAPORU

İstila Edilmek İsteyen Bir Yapı

Ulus’ta kültürel ve sanatsal etkinlikleri odağına almış bir yapının yakın çevresinin sosyal ve fiziksel koşullarının iyileşmesine ve sosyal kırılganlığının giderilmesine katkıda bulunması, sterillikten ve mutenalaşmadan kaçınarak, katılımcılığı, çoğulcu ilişkileri öne çıkarabilmesi, yerinde ve yerlisiyle kalkınma odaklı bir programın araçlarından biri haline gelebilmesi için, her şeyden önce, bu yapının Ulus gibi güçlü bir bağlamla tümleşebilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu nedenle Ulus Modern’i istila edilmeyi talep eden bir yapı olarak ele aldık. İstila sözcüğünü birkaç kapsamda kullanıyoruz: Yapının öncelikle bizzat Ulus halkı ve çevredeki kentsel aktivite, gündelik yaşam tarafından istilası ve daha geniş ölçekte Ankaralılar tarafından istilası. Kentsel atmosfer tarafından istilası: esnafların yüksek sesle satış yapması, zanaatçının dükkân önünde üretim yapması, ya da çevredeki maddi kültür tarafından istilası: örneğin pazar tezgâhları, kumaş örtüler, şemsiyeler… İstila edilmeyi talep eden bir Ulus Modern yapısının, istilacılarını jeneratör işlevler yoluyla çarpıştırarak, kaynaşma, birlikte dönüşme ve gelişme zemini olabileceğini düşünüyoruz.

Kent tarihi açısından, bu yaklaşımın, Cumhuriyet’in ilk yıllarında, önündeki, bir yanıyla boş sayfanın üzerine kurgulanmış modernleşme ve toplumsal gelişim çabasına tümleşik bir mekânsallaşma ile; bugün yüz yıllık bir modernleşme öyküsünü gerisinde bırakmış bir toplumsal-kentsel bağlamda benzer saiklerle hedeflenen bir mekânsallaşmanın ihtiyaç duyduğu yaklaşım farkını da vurguladığı söylenebilir: Bu yaklaşım farkı, toplumsal gelişme ve kalkınma gibi taleplerin bizzat toplumun kendisine ait talepler olarak üzerinde yeşerebileceği bir zeminin olanaklarının aranmasına ilişkindir.

Model Yapı İçin Altlık

Ulus Modern’in ileride inşa edilmesi düşünülen türevleri için kent içinde herhangi bir parsele uygulanabileceğini düşündüğümüz birkaç basit ilkesel karardan oluşan bir tasarım stratejisi altlığı öneriyoruz. Bu altlık kentliyi inşa edilecek yapıyı kullanmaya özellikle yaya ölçeğinde teşvik eden, bulunduğu parselin geçiş, bağlaç ve durak olma niteliklerini azamileştirmeyi amaçlayan, bunun yanında inşa süreçlerini kolaylaştırmayı da odağına alan bir stratejiye dayanır.

Kentlinin bir kamusal mekânı tanımlı işlevi dışında da kullanabilmesi, bir kestirme, yağmurdan ya da güneşten korunmak için bir sığınak, bir soluklanma mekânı, bir fotoğraf arka planı, bir kablosuz internet istasyonu olarak algılayabilmesi o mekânın gündelik yaşama aidiyetini arttırabilir. Bir yapının bu türden kentli davranışlarını kucaklayabilmesi sokak kotundaki akışın yapının zemin katına azami düzeyde iletilebilmesi ile sağlanabilir. Bunun için, önerdiğimiz stratejik altlıkta yapının zemin katının mümkün olduğunca ihtiyaç programının önceden belirlenmiş unsurlarından azade kılınarak yapının inşa edileceği kentsel bağlamın niteliğine göre işlevlendirilmesini öneriyoruz. Bu altlık yapının inşa edileceği kentsel boşluğun boşluk niteliğini bir anlamda sürdürerek hem kullanıcının bizzat kendisinin rastlantısal işlevler atayabileceği hem de yapıyı planlayanın/işletenin jeneratör işlevler atayabileceği gerçek anlamda bir zemin sunmayı amaçlıyor.

Bu zemin bir kestirme yaya rotasından, yapının inşa edileceği kentsel boşluğun içine penetre eden bir akstan yararlanabilir. Bu aks belirlendikten sonra aksın uğramadığı parsel köşelerine yapının dikey elemanları, teknik şaftlar, asansörler, yangın merdivenleri yerleşir. Kentsel bağlaç niteliği böyle bir fiziksel yaklaşımla elde edilebilir ve bu sayede planlanan yapının geçiş ve durak nitelikleri de güçlenebilecektir. Dikey çekirdeklerin konumu mekanik ve elektrik donanımın hem projelendirme hem de inşa sürecinde yapının tamamına basit bir şema ile dağıtılabilmesini de sağlayabilecektir. Bu çekirdekler tipleşebilir ve seri üretime uygun hale gelebilirler.

Sağladığı mekansal olanaklar, esnekliğe ve değişkenliğe elverişli olması nedeniyle taşıyıcı sistem olarak çelik strüktür öneriyoruz. Bu tercihte yapının yaşamı boyunca teknik ve işlevsel müdahaleleri kolaylaştıracak bir sistem olması ve geri dönüştürülmüş olarak tekrar kullanılabilmesi de önemli bir etken oldu. Bunun yanında dışa vurulmuş bir çelik karkasın cephe tasarımı için sağladığı potansiyellerin model yapı kimliğinin oluşmasına da katkıda bulunabileceğini düşünüyoruz.

Ulus Modern

Bu tasarım stratejisi doğrultusunda Ulus Modern zeminini boşaltır ve dikey çekirdekleri Susam Sokak – Kızılbey Sokak kesişimi ile İbadullah Cami’ye inen merdivenler ve Suluhan girişi arasında bir kestirme sağlayacak şekilde konumlanır. Anafartalar Caddesi ve Atatürk Bulvarı’ından, (buradaki toplu taşıma duraklarından) ve Hallaç Mahmud Mescidi’nden, Suluhan, İbadullah Cami ve Ulus Hali’nin güney girişine doğru yönelen yaya akışından yararlanır ve bir üst ölçekte de Birinci Meclis, Anafartalar Çarşısı, Ulus İşhanı, Hacı Bayram Veli Cami ve Ankara Kalesi gibi odaklarla ilişkilenir. Anafartalar Çarşısı’nın yıkılan yüksek bloğunun boşluğundan itibaren Susam Sokak ve Hal Sokağı’nın uygun bölümlerinin yarışma alanına kadar yayalaştırılmasının bu bağlantıları güçlendireceğini ve bölgenin kentsel-mekansal niteliğinin artmasına katkı sağlayabileceğini düşünüyoruz. Bu sokaklarda özellikle Hallaç Mahmud Mescidi çevresindeki yeme-içme mekanları önünde gözlemlediğimiz yoğunluk da bu öneriyi yapmamızda etkili oldu.

Model yapı niteliği için önerdiğimiz tasarım stratejisiyle uyumlu olarak aynı zamanda da Ulus Modern’in öngördüğümüz istilasını kolaylaştırmak için ihtiyaç programında istenen işlevlerden sürekli kullanımı olmayanları zemin altına aldık. Bunlar, zemin katla iletişimi süren ama sadece özel bir amaçla belli zamanlarda kullanılmalarına rağmen geniş hacimleriyle zemini işgal etmeyen, sokakla Ulus Modern arasına bariyer olmayan mekanlar haline geldiler. Zeminin ise bu sayede kamusal karakteri güçlendi ve zemin daha özel kullanımların güvenlik sorununu da çözen bütüncül bir ara mekân haline gelebildi. İşlikleri ise üst katlarda zeminle güçlü bir iletişim halinde olan bir galerinin çevresinde konumlandırdık. Kütüphaneyi de yine bu galeri etrafında ikinci katta sesli ve sessiz çeşitlenmiş çalışma birimleri olarak kurguladık. Terasta ise teknik hacimlerin yanında açık hava etkinliklerinin gerçekleşebileceği alanlar oluşturduk. Bina cephesinde hem terasla ilişki kuran hem de işliklere açık alan sağlayan böylece yakın çevreyle iletişimi güçlendiren geri çekilmeler öngördük. Bunlar işliklerdeki üretimin dışa vurulduğu alanlardır. Bu terasların çeşitli etkinliklerle sokakla sadece görsel değil işitsel bir iletişim de sağlayabileceğini düşünüyoruz. Bunun yanında, zeminde her işlik için buradaki üretimin toplumla paylaşılmasını sağlayacak bir izdüşüm tasavvur ediyoruz. Hem zeminin boşaltılması hem de cephenin çelik karkasın arkasında yer yer geri çekilmesini yapıyı istila edilmeye davet eden mimari unsurlar olarak görüyoruz. Zeminde hem işliklerin birer izdüşümü hem de çevredeki alış-veriş yoğunluklu kentsel aktivitenin istilasının unsurları olarak görülebilecek mobil tezgahlar ve satış alanları önerdik. Zeminde başkaca aktivitelere yer açabilmek için buradaki ekipmanın gerektiğinde kaldırılıp depolanabileceği bir alan 3. Bodrum katta ayrılmıştır. Zeminin sokak ve meydanla bütünleşmesi için cephe boyunca öngördüğümüz katlanır cam paneller zeminin dört mevsim konforlu kullanımının sağlanabilmesi amacıyla manuel sistemli ısı yalıtımlı doğramalardır. Yapı -12.00 ve 0.00 kotları arasında 3 kat betonarme, 0.00 ve +18.50 kotları arasında 4 kat çelik strüktür olarak tasarlandı. Talep edilen büyüklükte bir konferans salonu için “ayakkabı kutusu formunun” yan yansımalar ve ses sönümlenmesi açısından sağladığı avantajlar nedeniyle uygun olduğunu düşündük. Salonlarda saçıcı düzensiz panellerin de kullanılmasıyla yeterli akustik konforun elde edileceğini öngörüyoruz.

Ulus Modern’in tasarımında projenin uygulama ve inşa aşamasına dair teknik öngörülerimizi titizlikle göz önünde bulundururken, mekânın yaşamı boyunca kullanıcıları tarafından sürekli bir dönüşüm ve yeniden üretime tabi tutulabilmesinin koşullarını, bu konuda kullanıcıyı teşvik edebilmenin yollarını aradık. Yapının teknik bileşenleri de bu arayışın önemli unsurlarından biri oldu. Teknik yeterlilikten ve konfordan ödün vermeyen bir basitliğin yapının arzulanan dinamizmine bir zemin sağlayabileceğini düşündük. Bu basitlik çeşitli kullanım senaryolarına ve yapıda gelecekte gerçekleşebilecek fiziksel dönüşümlere olanak veren titizlikle tasarlanmış bir kurgusal yani istilacıya bırakmayı da içerir. Çelik karkas bu dinamizme ve potansiyel fiziksel altyapıdır. Bu kurgu yapının fiziksel bileşenlerinin bir bölümünün üretimini yapının kullanıcısına, işliklerdeki sanatçı ve üreticilere değişiklere olanak sağlayan bir unsurdur.

Etiketler

Bir cevap yazın