Oslo'da 22 Temmuz 2011 terör saldırısının gerçekleştiği alanda, Nordic Office of Architecture tarafından tasarlanan Yeni Hükümet Bölgesi’nin ilk aşaması tamamlandı.
Nordic Office of Architecture tarafından hazırlanan masterplan, Yeni Hükümet Bölgesi’ni (Regjeringskvartalet) Oslo’nun tarihi merkeziyle yeniden ilişkilendiren yeni yollar ve kamusal alanlar öneriyor. Proje, hükümet bakanlıklarını açık ancak güvenli bir kamusal çerçevede bir araya getiriyor.
Nordic Office of Architecture; Haptic Architects, Scenario ve i-d. Interiørarkitektur & Design ile birlikte mimari ekibi yönetti. Norveç’in siyasi merkezinin kalbini yeniden kamusal yaşama açan proje, hükümet bakanlıklarını güvenlikten ödün vermeden erişilebilir bir sivil ortamda buluşturan yeni bir model ortaya koyuyor.
Norveç Başbakanı, hükümet yetkilileri ve personel bu binaya taşınacak ve yaklaşık 4.100 çalışanı barındıran esnek bir kampüste Norveç bakanlıklarının neredeyse tamamı tek çatı altında toplanacak.
Oslo’daki Yeni Norveç Hükümet Bölgesi’nin ilk aşaması, 22 Temmuz terör saldırılarının gerçekleştiği alanda tamamlandı. Yeni ve yenilenen binalarda yerel malzemeler ile geleneksel el sanatlarına yer veriliyor.
Tasarlanan masterplan, beş yeni bina ile iki restore edilmiş yapıyı, birbirine bağlanan kamusal alanların çevrelediği halka biçimli bir kurgu içinde düzenleyerek Yeni Hükümet Bölgesi’ni Oslo’nun tarihi merkeziyle yeniden ilişkilendiriyor. Birinci aşama üç yapıdan oluşuyor: Restore edilen Høyblokken ile yeni A ve D blokları.
Piramit Salonu’yla öne çıkan Høyblokken, A ve korunmuş G Bloğu, Yeni Hükümet Bölgesi’nin kente açılan kamuya açık ön cephesini oluştururken Norveç demokrasisinin farklı dönemlerini temsil ediyor. D Bloğu ve sonraki aşamalar daha sakin bir arka plan sunarken, ilk aşama 22 Temmuz 2011’e adanmış müze ve öğrenme merkezi ile yeni park ve meydanları da içeriyor.
Köprüler, atriyumlar ve ortak sosyal alanlar, birinci kattaki bakanlıkları birbirine bağlayarak kampüsü; insanların ve fikirlerin departmanlar arasında serbestçe dolaşabildiği bir “karar alma makinesi”ne dönüştüren İşbirliği Bölgesi’ni oluşturuyor.
Mevcut iki meydan yenilenerek daha önce kapalı olan caddeler yeniden birbirine bağlandı ve kent merkezi ile fiyort arasında yaya ve bisiklet bağlantıları yeniden kuruldu. Peyzaj mimarlığı ofisleri SLA ile Bjørbekk & Lindheim tarafından tasarlanan yeni park, açık çim alanları, oyun alanları, yerli bitkiler ve hem güvenliği hem de sıcak bir atmosferi destekleyen net görüş alanlarıyla mahallenin yeşil kalbi olmayı hedefliyor.
Mimarlık, 22 Temmuz 2011 sonrası gündeme gelen sorulara doğrudan yanıt veriyor: ”Gerekli güvenlik ile kamu kurumlarına duyulan güven ve açıklık arasında nasıl bir denge kurulabilir?”
Cepheler, geniş cam yüzeyler ve aktif zemin katlarla şeffaflık ile gün ışığını öne çıkarıyor. Ana yaya aksları boyunca konumlanan kamusal alanlar sayesinde bölge, bir yönetim merkezinin ötesinde kamusal bir destinasyona dönüşüyor.
İç mekânda ise esnek ofis düzenleri, değişen çalışma pratiklerini, dijital altyapıyı ve bakanlıklar arası işbirliğini destekleyerek yapıların önümüzdeki on yıllar boyunca uyarlanabilir kalmasını sağlıyor. Modüler zemin plakaları ve ortak toplantı alanları, siyasi yapılar, teknolojiler ve çalışma yöntemleri geliştikçe bakanlıkların yeniden organize olmasına olanak tanıyor.
Anıtsal duvarlar ya da görünür güvenlik yapıları yerine, entegre bariyerler, gizli gözetim sistemleri ve kontrollü araç erişimi gibi önlemler peyzaj ve mimariye bütüncül biçimde dâhil ediliyor. Bu yaklaşım, yayaların ve bisikletlilerin mahallede serbestçe hareket edebilmesini mümkün kılıyor.
Her malzeme seçimi, bu mahalleyi Norveç’in manzaraları, zanaat gelenekleri ve uzun vadeli sürdürülebilirlik hedefleriyle ilişkilendirmek üzere özenle düşünülmüş. Gümüş grisi tonlara sahip bir Norveç taşı olan larvikit, dayanıklılığı ve zamanla kazandığı patina sayesinde cephelerde ve kamusal alanlarda yaygın biçimde kullanılmış.
İç mekânlarda Oslo’nun kuzeyinden temin edilen yerel ahşap, çalışma alanlarına ve kamusal iç mekânlara sıcaklık ve dokunsallık kazandırarak çevredeki manzarayla görsel ve kültürel bağı güçlendiriyor ve yapılar farklı dönemlerden Norveçli tasarımcıların seçkin eserleriyle donatılmış.
Ofislerdeki ve temsil alanlarındaki mobilyaların büyük bir bölümü ise ekipte yer alan mimar ve iç mimarlar tarafından özel olarak tasarlanmış. Norveçli zanaatkârların uzmanlığı detaylarda da kendini göstermiş ve iç mekânlarda kullanılan çift kavisli ahşap yüzeylerin biçimlendirilmesine önemli katkılar sağlamış.
Deniz suyu bazlı ısıtma ve soğutma sistemleri, düşük karbonlu beton kullanımı ve işletme enerji ihtiyacını azaltan özenle detaylandırılmış cephe kaplamaları bu yaklaşımın temel bileşenleri olarak öne çıkıyor.
Regjeringskvartalet, binalar ve açık alanlara yayılan yaklaşık 300 yeni ve yeniden konumlandırılmış eserle Norveç’in en büyük kamu sanat programını oluşturuyor. Koleksiyon, yeni sipariş edilen işleri; eski hükümet bölgesinden taşınan ve restore edilen eserlerle bir araya getiriyor.
Bu eserler arasında 2011 saldırısının izlerini taşıyan çalışmalar da yer alıyor. Böylece sanat, mimari ve peyzaj bir araya gelerek yaşayan bir anıt niteliği kazanıyor. Öne çıkan eserler arasında Picasso’nun The Fishermen duvar resmi, Do Ho Suh’un yaklaşık 50.000 bronz figürden oluşan Grass Roots Square yerleştirmesi ve Jumana Manna’nın farklı belediyelerden gelen taşlarla üretilmiş Sebastia mozaiği yer alıyor.