Nový Bydžov Yaşlılar Evi

Nový Bydžov Yaşlılar Evi

Çekya’nn Nový Bydžov kentinde Architektura tarafından tasarlanan yaşlılar evi, bir hastanenin bitişiğindeki eski bir meyve bahçesinin yerine inşa edildi. Yaklaşık 60 kullanıcı için tamamen engelsiz olarak tasarlanan yapı, birbirinden bağımsız dört ayrı konut biriminden oluşuyor.

Proje alanı, yaşlılık olgusu ile bağdaşan bir atmosfer içinde bulunuyor: meyve bahçesinin yanındaki tuğla duvarlı kilise ve mezarlık, güzel bir belediye binasına sahip tarihi bir kasaba ve uzun ağaçlar… Hastane ve mezarlığın yakınlığı acı çağrışımlar uyandırabilir ancak bu ortam sessizliğin ve dinginliğin hakim olduğu, kasabanın huzurlu kısmı olarak görülüyor. Projenin şato planını andıran neredeyse klasik simetrik düzeni avluları, bahçeleri, manzaraları ve bol gün ışığını yapının içine taşıyor.

Yaşlılık üzerine bir mimari yaklaşım

Tasarım sürecinin başında yaşlılık kavramı, toplumun yaşlı bireyleri nasıl algıladığı ve onlara ne sunduğu üzerine düşünülüyor ve şu soruya cevap aranıyor: “Nasıl bir yaşlılık yaşamak isterdik?”

Bunun üzerine yaşlılık, pasif ve acı bir dönem olarak değil; dinginlik, özgürlük, aktiflik içeren; bir anlamda hala canlı olabilen bir evre olarak ele alınıyor.

Bilge bir toplum yaşlıları yalnızca bakım gerektiren çaresiz bedenler olarak değil; bilgelik ve huzur getiren, deneyim aktarabilen ve topluma katkı sunmaya devam edebilen bireyler olarak görür. Yaşlılığı kendi aynamız veya dünyevi yolculuğumuzun başlangıcına dönüş olarak algılayabiliriz. Bu bakış açısı, mimari tasarım kararlarına da yansıyor.

Sonsuz yeşil içinde kırmızı bir çizgi

Arsanın büyüklüğü tek katlı, geniş alana yayılan, erişilebilir ve yürünebilir bir bina tasarımına olanak sağlıyor. Çevresi düzlükler, ormanlar ve tarlalarla kaplı bu arazideki yapı, dört konut biriminin merkezi bir çekirdek etrafında birleşmesiyle oluşuyor ve planı beş yapraklı yoncayı andırıyor. Bu düzenleme hem dört elementi hem dört ana yönü simgeliyor.

İç avlulu haneler konsepti

Mekân organizasyonu, binanın tüm hacminin dört bağımsız “hane”ye bölünmesine dayanıyor. Her hane on beş kullanıcı ile gerekli personeli barındırıyor ve bağımsız işleyebilecek şekilde tasarlanıyor.

Hane içindeki odalar uzun doğrusal koridorlar yerine iç avluların etrafını çevreleyen koridorların etrafında diziliyor. Her hanede teknik hacimler, depolama alanları, personel odaları ve iç bahçeye doğrudan açılan ortak kullanım alanları bulunuyor.

İç avlular, koridorların bol ışık almasını sağlıyor ve hoş iç mekanlar yaratıyor. Tüm odaların doğrudan erişime sahip küçük bir terası bulunuyor. Her hanenin kendi kapalı iç avlusu ve aynı zamanda iki haneyi birbirine bağlayan daha büyük bir ortak bahçeye çıkışı bulunuyor.

Dört hane de merkezi bir çekirdek ile birbirine bağlanıyor. Çekirdeğin ana girişinden girildiğinde ziyaretçiler, hanelere erişim sağlayan geniş bir hole ulaşıyor. Buradan ana oval avlu görülüyor; resepsiyon ve bekleme alanları bu avlunun etrafında yer alıyor.

Tuğlalar, bitkiler ve ışık

Tuğla cepheler, yakındaki mezarlık duvarları ile bir analoji oluşturuyor. Cephe geometrisi, terasa doğrudan açılan Fransız pencerelerinin sade ritmiyle vurgulanıyor. Farklı gölgelendirme elemanları, her haneye özgün bir karakter kazandırıyor.

Cephede kullanılan dört farklı tuğla deseni iç mekana da yansıyor; her hanenin benzersizliğini yansıtıyor. İç mekanlarda tuğla ve beyaz yüzeylerin birlikte kullanımı aydınlık ortamlar yaratıyor.

Yapının en karakteristik unsurlarından biri de zemin kaplamaları. Her hanenin kendine özgü, yerel çiçek ve otların fotoğrafları taranarak oluşturulmuş bir kaplaması bulunuyor. Haneler de kaplamalarda kullanılan bitkilere göre adlandırılıyor: Travinová (Çimen), Černýšová (Bartsia), Heřmánková (Papatya) ve Pampelišková (Karahindiba).

Etiketler

Bir yanıt yazın