Mimarlar Odası Denizli Şubesi Hizmet Binası

Küp Tasarım Ofisi tarafından tasarlanan yapı, 2013 yılında TMMOB tarafından açılan serbest, bölgesel ve tek kademeli Mimarlar Odası Denizli Şubesi Hizmet Binası Yarışması ile elde edildi.

Tasarımcılar, projeyi anlatıyor:

Mimarlar Odası Denizli Şubesi Hizmet Binası Yarışması 21/06/2013 tarihinde ilan edilip, sonuçlar açıklandıktan sonra hemen ruhsat projesi çalışmalarına başlanmış ve şube yönetimi ile beraber hızlı bir şekilde yine şubenin belirlemiş olduğu Hizmet binası yapım komisyonu ve yönetim kurulu desteğiyle 2015 yılında yapı ruhsatı alınmıştır.

İnşaatın başlama süreci odaların bütçe sıkıntılarının aşılamaması ve maliyetin sponsor ve destekçilerin katkılarıyla karşılanmasının sağlanması amacıyla 2 yıl süreyle çalışma yapılmıştır. Bunun akabinde temel 2017 yılında atılmış olup, şube yönetimi ve uygulayıcılar ile birlikte uyumlu bir çalışma sonucunda 2020 yılında bitirilmiştir. Yarışma ilanından bu yana açılışa kadar tüm yönetimler ve üyelerin ciddi desteği ile yapılan Mimarlar Odası Denizli Şubesi Hizmet Binası, üyelerine daha konforlu hizmet vermeye başlamıştır.

Etiketler

1 Yorum

  • Ali Enes DemirbaşAli Enes Demirbaş says:

    her ne kadar 2013 yılına ait bir tasarım olsa da aradan geçen 7 yılda tasarımından hiç bir şey kaybetmemiş. Bu projeyi ilk bir buçuk ay önce falan Arkiv’de görmüştüm. Çok da beğenmiştim beğenmemin ana sebeplerinden birisi de:
    -Yapı yoğunluğunun fazla olduğu bir lokasyonda bulunmasına ve çok uzaktan sanki onlardan birimişçesine hissettiriyor fakat daha dikkatli gözlerle incelediğiniz de ya dikkatli kişilerin gözüne takıldığında yakınındaki yapılarla hiçbir alakasının olmadığını anlıyorsunuz. hem fonksiyon bakımından hem de özellikle tasarım anlamında ince düşünülmüş detaylarla “ORAYA AİT OLMAK” kavramını çok güzel yansıtıyor.

    Şuan ki şehirlerimizde ise bunun tam tersi konutlarla dolu bir sokakta bile insanımızın benim yapım daha öne çıksın mottosuyla estetikten uzak sadece üzerine giydirme ve süslemeler takılmış yapılar ortaya çıkıyor. Oysaki tasarım kriterlerimizin başında yerin ruhuna adapte olup detay ve ince düşünülmüş noktalarla yanındaki yapılardan ayrılmak olsa şehirlerimizin silüetleri, sokakları en önemlisi de yaşanabilirliği çok daha fazla olur.

    Bunun içinse ilk önce biz mimarlarının bu konu hakkında bilinçlenmesi daha sonrasında ise halkın mimari kültürlerinin artması biraz da olsa mimari farkındalık ve estetiği benimsemeleri gerekmektedir.

    Daha güzel yarınlara…

Bir cevap yazın