İzmir Demokrasi Üniversitesi Mimarlık Bölümü ARC402 Bitirme Projesi kapsamında Sakine Yılmaz ve Ömer Akay tarafından geliştirilen kampüs ve mimarlık fakültesi önerisi; farklı disiplinler arasındaki etkileşimi ve ortak üretimi mekansal bir kurguya dönüştürmeyi amaçlayan "Katmanlı Birliktelik" kavramı üzerine temelleniyor.
İzmir’in güney gelişim aksında yer alan Uzundere, konut alanları, gelişim bölgeleri, fuar alanı ve geniş yeşil dokuların kesişiminde bulunan önemli bir eşik bölgesidir. Proje alanı, çevresindeki farklı karakterdeki kentsel parçalar arasında süreklilik kurabilecek bir potansiyele sahip olmasına rağmen mevcut durumda parçalı bir yapı göstermektedir.
Bu durum kampüs tasarımının temel çıkış noktasını oluşturmuştur. Kampüs yalnızca eğitim yapılarının bir araya geldiği bir yerleşke olarak değil, farklı disiplinleri ve kullanıcı gruplarını bir araya getiren kamusal bir üretim ortamı olarak ele alınmıştır. Tasarımın temel hedefi, fakülteler arasındaki fiziksel ve sosyal ilişkileri güçlendiren bir mekansal sistem kurmaktır.
Kampüs yerleşim kararları, alanın doğal ve teknik eşiklerinin analiz edilmesiyle başlamıştır. Arazi üzerinde bulunan dere yatakları ve yüksek gerilim hattı, yapılaşmayı sınırlandıran temel unsurlar olarak değerlendirilmiştir. Bu nedenle ilk aşamada yapılaşmaya uygun olmayan bölgeler belirlenmiş ve yerleşim kararları bu sınırlar doğrultusunda geliştirilmiştir.
Arazi topoğrafyası incelendiğinde, yapılaşmaya uygun alanların belirli bölgelerde yoğunlaştığı görülmüştür. Bu durum, kampüsün mevcut arazi karakterini koruyan ve doğal eşikleri tasarımın bir parçası haline getiren bir yerleşim anlayışını beraberinde getirmiştir.
Belirlenen yapılaşma alanları içerisinde kampüsün temel omurgasını oluşturan alle sistemi oluşturulmuştur. Topoğrafyaya uyum sağlayan bu yaya aksları, fakülteler ve ortak kullanım birimleri arasındaki ilişkileri kurarken aynı zamanda kampüs yaşamının sosyal omurgasını oluşturmaktadır. Araç yolları ise bu sistemi destekleyecek şekilde çevrede konumlandırılmış, kampüs içindeki yaya sürekliliğinin korunması amaçlanmıştır.
Yerleşim stratejisinde akademik yapılar kampüsün merkezinde konumlandırılmış, ortak kullanım birimleri farklı fakültelerin eşit erişebileceği noktalara yerleştirilmiştir. Yönetim birimleri giriş bölgesine yakın konumlandırılırken, öğrenci yurtları kampüs yaşamına dahil olan ancak kendi mahremiyetini koruyan daha sakin bir bölgede ele alınmıştır.
Kampüsün güney bölümünde ise gelecekte ortaya çıkabilecek ihtiyaçlar doğrultusunda bir gelişim bölgesi tanımlanmıştır. Bu alan, yeni akademik birimler veya ortak kullanım yapıları için rezerv alan olarak bırakılmış; kampüsün zaman içerisinde büyüyebilen ve dönüşebilen bir sistem olarak kurgulanması hedeflenmiştir.
Yapı kütleleri alle sistemi boyunca yerleştirilirken aralarında farklı ölçeklerde sosyal açık alanlar oluşturulmuştur. Böylece kampüs, yalnızca yapılar arasındaki dolaşımdan oluşan bir yerleşke değil; karşılaşmaları, etkileşimi ve ortak kullanımı destekleyen açık mekânlar bütünü olarak ele alınmıştır.
Mimarlık Fakültesi kampüsün merkezinde, iki önemli alle arasında konumlandırılmıştır. Bu yerleşim kararı yapıyı yalnızca bir eğitim binası olmaktan çıkararak kampüs içerisindeki farklı kullanıcı akışlarının kesiştiği bir odak noktasına dönüştürmektedir.
Fakültenin bir tarafında Güzel Sanatlar Fakültesi, diğer tarafında kampüsün ortak kullanımları yer almaktadır. Böylece yapı, farklı disiplinlerin karşılaşabildiği ve ortak üretim gerçekleştirebildiği bir eşik mekanı olarak çalışmaktadır.
Mimarlık ve güzel sanatlar eğitimlerinin doğası gereği üretim ve sergileme süreçlerinin görünür olması gerektiği düşüncesiyle, iki fakülte arasındaki açık alanlar ortak kullanım senaryolarına göre tasarlanmıştır. Öğrenci sergileri, açık hava etkinlikleri, tasarım festivalleri ve üretim günleri bu alanlarda gerçekleşebilmektedir.
Projenin temel kavramı olan “Katmanlı Birliktelik”, farklı işlevlerin birbirinden ayrışırken aynı zamanda sürekli ilişki kurabilmesi fikrinden ortaya çıkmıştır.
Arazi üzerindeki kot farkları bir problem olarak değil, mekansal organizasyonu güçlendiren bir tasarım girdisi olarak değerlendirilmiştir. Yapı farklı kotlara yerleşen program katmanları üzerinden kurgulanmıştır.
Zemin seviyesinde daha kamusal kullanımlar yer alırken üst kotlara çıkıldıkça eğitim, araştırma ve üretim alanları yoğunlaşmaktadır. Böylece kullanıcılar yapı içerisinde ilerledikçe farklı mekansal deneyimlerle karşılaşmaktadır.
Katmanlar arasındaki ilişki amfiler, teraslar, köprüler ve açık çalışma alanları aracılığıyla kurulmaktadır. Her kot kendi kullanım karakterine sahip olmasına rağmen görsel ve fiziksel süreklilik korunmaktadır.
Topoğrafyanın belirlediği kot farklılıkları doğrultusunda kampüs içerisinde güçlü bir düşey dolaşım sistemi geliştirilmiştir. Bu sistemin temel elemanlarından biri olan asansör kulesi, yalnızca erişilebilirlik sağlayan teknik bir unsur olarak değil, kampüs deneyiminin bir parçası olarak ele alınmıştır.
Asansör kulesi farklı kotları birbirine bağlayarak kullanıcıları doğrudan Fakülte Sokağı\’na ulaştırmaktadır. Böylece kampüs içerisindeki hareket yalnızca yatay akslar üzerinden değil, düşey bağlantılar üzerinden de süreklilik kazanmaktadır.
Bu yaklaşım özellikle engelli kullanıcılar için erişilebilirliği artırırken aynı zamanda farklı kotlarda bulunan açık alanları ve eğitim mekânlarını birbirine bağlayan güçlü bir kamusal sistem oluşturmaktadır.
Mimarlık Fakültesinin merkezinde yer alan Fakülte Sokağı projenin en önemli mekansal bileşenidir.
+10.00 kotunda yer alan bu sokak, stüdyoların açıldığı, öğrencilerin bir araya geldiği, üretimin görünür hale geldiği ve farklı kullanıcı gruplarının karşılaşabildiği ortak bir platform olarak tasarlanmıştır.
Jüri alanları, sergi mekanları, kafe, kütüphane, kırtasiye ve baskı merkezi gibi işlevler bu omurga üzerinde konumlandırılmıştır. Böylece dolaşım alanı olarak tanımlanabilecek bir mekan, gün boyunca yaşayan bir sosyal ve üretim alanına dönüşmektedir.
Fakülte Sokağı aynı zamanda kampüs içerisindeki diğer fakültelerle ilişki kuran bir ara yüz görevi üstlenmektedir.
Mimarlık eğitiminin yalnızca dersliklerde gerçekleşmediği düşüncesi projenin mekansal kararlarını belirleyen temel unsurlardan biridir.
Bu doğrultuda stüdyolar yapının merkezine yerleştirilmiş ve tüm dolaşım sistemi bu üretim alanları etrafında şekillendirilmiştir. Jüri alanları, bireysel çalışma mekanları, dinlenme alanları ve ortak çalışma alanları stüdyolarla doğrudan ilişki kurmaktadır.
Üretim süreçlerinin görünür olması hedeflenmiş; öğrencilerin farklı sınıfların çalışmalarını gözlemleyebileceği, birbirleriyle etkileşim kurabileceği açık ve geçirgen mekânlar oluşturulmuştur.
Üst kotlarda yer alan teraslar ve köprüler yapı içerisinde ikinci bir dolaşım ağı oluşturmaktadır. Bu alanlar yalnızca geçiş mekanları olarak değil, eğitim ve sosyalleşme süreçlerinin devam ettiği açık çalışma alanları olarak tasarlanmıştır.
Botanik bahçe ise farklı fakültelerin ortak kullanımına açık bir üretim peyzajı olarak kurgulanmıştır. Öğrencilerin çalışabileceği, dinlenebileceği ve karşılaşabileceği bu alan kampüs yaşamını yapının dışına taşımaktadır.
Böylece proje, eğitim mekânları ile açık alanlar arasındaki sınırları azaltarak üretimin kampüs ölçeğinde süreklilik kazanmasını amaçlamaktadır.
Katmanlı Birliktelik, farklı disiplinleri, kullanıcıları ve deneyimleri katmanlar aracılığıyla bir araya getiren bir kampüs ve eğitim yapısı önerisidir. Topoğrafya, dolaşım, üretim ve kamusallık arasındaki ilişkiler yeniden yorumlanarak; yalnızca eğitim veren bir yapı değil, karşılaşmaları ve ortak üretimi destekleyen yaşayan bir kampüs ortamı oluşturulmuştur.