Katılımcı, Şişli Halide Edip Adıvar Külliyesi Ulusal Mimari Proje Yarışması

Katılımcı, Şişli Halide Edip Adıvar Külliyesi Ulusal Mimari Proje Yarışması

MİMARİ AÇIKLAMA RAPORU

Tarihten günümüze kadar yapılmış cami ve külliyeleri incelediğimizde, süleymaniye ve fatih külliyesi gibi büyük ölçekte yapılan külliyelerde alan düzenlemesi yapılarak birbirine dik ve parelel akslar kullanılmıştır. Bu şekilde yönetimin gücü yapı ve alan düzenlemesi üzerinde gösterilmiştir.

Daha küçük ölçekteki yapılarda ise çevre oluşumundan kaynaklanan farklı aksların birarada kullanıldığını görüyoruz.mesela üsküdar şemsi paşa camisinde deniz aksı ve kıble aksı birarada kullanılarak dinamik iç mekan perspektifleri elde edilmiştir.deniz mevcut çevre olarak medresenin oluşumunda referans noktası olmuştur. Buna karşın cami kendi aksında kullanılarak iki farklı aks birarada kullanılmıştır. Manisa muradiye külliyesinde yine farklı iki aksın birarada kullanıldığını görüyoruz.cami ve medrese planları incelendiğinde birbirine parele yada dik olmayan dar açıyla yerleştirilmiş planlarla karşılaşıyoruz.

Başka coğrafyalarda yapılan camilerdede farklı aksların birarada kullanıldığını görüyoruz. Kahire deki sultan al nasır cami kıble aksında uzunlamasına tasarlanmış buna karşın giriş kısmında medreselerinde yer aldığı yapı bloğu camiye parelel yada dik olmayan bir açıyla yol aksını tutmuştur. İran’daki şakir lütfullah mescidindede giriş kısmıyla caminin kıble aksının 45 derecelik açıyla birarada yer aldığını görüyoruz.

Mevcut proje alanı süleymaniye külliyesi gibi alan düzenlemesi yapılmasına imkan vermeyecek kadar küçük olduğu ve bir yapı adasının bitişiğinde bulunduğu için kıble aksı ve mevcut çevre aksı tarihi örneklerde olduğu gibi birarada kullanıldı. Mevcut çevre ve kıble aksından kaynaklanan iki farklı aks birarada kullanılarak, yapılı çevreyle uyum sağlanırken kıble aksına doğru yönlenmeyle dinamik bir mekan kurgusu elde edilmiş oldu. Diğer tarihi örneklerden farklı olarak mevcut arsanın küçük olmasından dolayı iki farklı aks içiçe biraraya getirilmiştir. Bu şekilde yarı açık bir alan olan avlu kavramı mevcut çevre aksına göre tasarlanan kabukla dikey olarak tanımlanmıştır. Mevcut çevreye göre konumlanan kabuğun içinde kıble aksına göre yönlenen cami, çatısıyla kabuğun içinden çıkarak kıble duvarına ışık almakta ve kabuğun kapalı hacmini,çatısıyla delerek caminin yönlendiği kıble duvarını dış yüzeyine gelen gün ışığıylada vurgulamaktadır. Giriş kotu olan 0.00 a göre 1.50 yüksekliğinde konumlanan camiye rampalarla ulaşılmakta ve etrafında kesintisiz bir dolaşım alanı oluşmaktadır.

Kolonlar üzerinde yükselen caminin altında ise eğimli araziden kaynaklanan 4.50 yüksekliğinde, 1002 m2 alana sahip açık bir kentsel alan oluşmakta ve bu alan, etraftaki kalabalık yapı grubunun ihtiyacı olabilecek her türlü mekansal gereksinime cevap vermektedir. Mevlüt, iftar merasimleri burada yapılabiceği gibi, cuma ve teravih namazlarında aşırı cemaat yoğunluğundan kaynaklanan sokaklara taşma engellenerek, bu kentsel alanda kontrollü bir şekilde ibadet edilmesi sağlanmıştır. Ayrıca bu kentsel meydan bahçecik sokak ve halide edip adıvar caddesini yaya kullanımıyla bağlayarak, külliye yapısının kentle bütünleşmesini ve farklı kotlar arasında rahat yaya ulaşım ve sürekliliğini sağlamaktadır.

Musalla taşı cami çıkışı yerine bu kentsel meydana konularak cami çıkışında cenaze sahipleriyle cemaat yoğunluğunun getirdiği karmaşa engellenmiştir. Gasilhane, şadırvan,wc ve lavabolar ,mutfak,yardımlaşma sandığı,koruma ve yaşatma derneği,kitap satış yeri gibi birimlerde yine -3.00 kotundaki bu kentsel alanla aynı yerde çözülmüştür.

Etiketler

Bir cevap yazın