Aslı Özge Zabun, Hande Zabun Eser, Handenur Demirarslan ve Altan Çalıkyılmaz'ın Muğla Büyükşehir Belediyesi Sosyal, Kültürel ve İdari Hizmetler Binası Mimari Proje Yarışması için tasarladığı proje.
Yerel yaşamı bir davranışlar dizisi olarak okuyan, idari çekirdeği kamusal bir güzergâha bağlayan bir belediye yapısı Yerel hafıza bir üslup değil, bir davranıştır. Bu öneri Muğla’nın geçmişini taklit etmez; onun mekân kurma biçimini; eşiği, avluyu, suyu, bacayı ve yarı açık yaşamı bugünün diliyle yeniden düşünür.
“Yerel Hafıza, Evrensel Gelecek” temasını bir üslup tercihi değil bir yöntem meselesi olarak okumak: proje yereli, biçimsel bir alıntı olarak değil bir mekân kurma mantığı olarak sürdürür. Muğla evini Muğla evi kılan, kırma çatısı ya da cumbası değil; sokakla kurduğu kademeli eşik, avlusuyla toprağa basışı, dış sofasıyla yarı açık yaşamı ve suyu (Basmacı Deresi) gündelik hayatın merkezine alışıdır. Öneri proje, taklit edilecek bir “model” i değil, yeniden yorumlanabilir bir “tip” i esas alır; yerel mimariyi bir davranışlar dizisi olarak okuyup bunları biçimlerinden soyutlayarak güncel bir kamu yapısına taşır. Böylece tema, yerel hafıza ile evrensel gelecek arasında bir sentez olarak kurulur.
.Program ve Amaç. Öneri proje, bölgeye yeni bir sosyal ve kültürel çekim merkezi kazandırmayı amaçlar. Atölyeler, sahneler, çalışma alanları, kütüphane, etkinlik alanları, amfi, teras, yarı açık alanlar ve yeme–içme mekânları; çevredeki açık alan düzenlemesiyle birlikte, geniş bir kullanıcı kitlesine, özellikle genç nüfusa, hizmet eden ve günün farklı saatlerine yayılan canlı bir kamusal yaşam kurar.
.Bağlam. Parsel, Menteşe’nin tarihî çekirdeğinde, kuzeydeki Eski Muğla Arasta dokusu ile güneydeki Cumhuriyet Meydanı arasında bir geçiş eşiğinde ve Kurşunlu Cami’ne komşu konumdadır; yapı kendini iki kamusallık arasında bir eşik olarak kurar.
Cami bahçe duvarının kaldırılması ve bahçedeki su deposunun zemin altına alınmasıyla, kuzey cephesindeki zemin kotu ile cami peyzajı ve meydanı arasında kesintisiz bir süreklilik doğar. Otopark erişiminin sağlandığı kuzeydeki Kocamustafaefendi Caddesi yayalaştırılarak yapının zemini, cami meydanı ve çevresindeki yeşille tek bir kamusal yüzeyde birleşir; taşıt erişimi ise yükselir– alçalır babalarla denetlenen kontrollü bir geçişe indirgenir. Zemin katın neredeyse tamamı yarı açık kamusal alan olarak kurgulanır.
.Su. Bir zamanlar açıkta akan Basmacı Deresi; bahçeleri besleyen, komşuluğa ve çocuk oyununa zemin olan, Arasta’da dükkân önlerini yıkayan, demirci–bakırcının madenini soğutan ortak bir kaynaktı. Derenin yer altına alınmasıyla bu pratikler görünmez olmuştur. Proje, suyu bir bellek ve iklim aygıtı olarak yeniden görünür kılar: peyzajdaki su öğesi, kaldırılan cami duvarının izini takip ederek cami meydanından yapıya uzanır ve meydandaki mevcut zeminden yükselen su öğesine bağlanarak son bulur. Böylece önerinin su öğesi, Cami Meydanı’ndaki mevcut su öğesiyle tek bir sisteme dönüşür ve çevre tasarımı parsel sınırını aşan bir süreklilik kazanır. Su, yarı açık hacme sızarak buharlaşmalı serinletmeyle mikroiklime katkı sağlar.
.Kamusal İz. Projenin belirleyici öğesi, kamusal boşluğu boydan boya kuran sürekli bir sirkülasyon hattıdır; bu hattı “Kamusal İz” olarak adlandırıyoruz. Merdivenler ve genişleyen sahanlıklardan oluşan İz, peyzajdan başlayıp yarı açık ve kapalı tüm kamusal mekânları tek bir güzergâhta örgütler; ayrıcalıklı bir renk/malzeme kimliğiyle “iç–dış”, “sergi– dolaşım”, “peyzaj–yapı” ayrımlarını eritir ve dağınık programı tek bir mekânsal süreklilik içinde bir araya getirir. İz, modern mimarlığın “mimari promenad” kavramının kamusal bir yorumu olduğu kadar, geleneksel dokunun dar, kıvrımlı sokağının da güncel bir karşılığıdır. Muğla’nın Asar Dağı yamaçlarında teraslanan topoğrafyasını yapının içinde yeniden kurar; kentliyi peyzaj kotundan alıp birinci kat sergi kotuna, oradan black box’a ve black box’ın üzerinden çatı terasına taşır. En üst kottaki manzara bir ayrıcalık değil kamusal bir haktır; her kamusal kota eşit erişim, servis bandındaki asansörlerle güvence altına alınır.
.Çağdaş Arasta. İz’in zemindeki ilk evresi, cami meydanından yapıya uzanan bir çağdaş arastaya dönüşür. Sarmaşığın sarılmasına olanak tanıyan, ışığı süzen örtüler “yeşil tavan fonksiyon bandı”; tam gölge veren masif örtüler ise “masif gölge bandı” olarak adlandırılır. Bu örtülerin altındaki oturma öğeleri, cami meydanından yapıya kadar su öğesiyle birlikte akar; aynı iz üzerinde bir bisiklet park alanı tanımlanır. Zemin böylece suyun, gölgenin ve karşılaşmanın örgütlendiği kamusal bir mekana dönüşür.
.Kütle, Plan ve İkili Kimlik. Yapı yuvarlak kolonlar üzerinde yükselir; taşıyıcının açıkça görünmesi ve çatıyı taşıması, caminin son cemaat yerini ve revak kültürünü bugüne taşıyan bir yorumdur. Aynı jest Le Corbusier’nin beş ilkesine (pilotis, serbest plan, serbest cephe, çatı terası, yatay açıklık) bağlanır: kolonların zemini serbest bırakması kesintisiz kamusallığı mümkün kılar. Program iki kanada ayrışır: güney kanat idari ve güvenli çekirdek, batı–kuzey kanat kamusal mekânların akışkan örgüsü. İdari kanat üst kotlarda kontrollü giriş–çıkışıyla güvenli kalırken kamusal alanla görsel bağını koparmaz; hizmet katlarının koridorları cam ardından kamusal boşluğa açılır, böylece denetim ile şeffaflık eş zamanlı tutulur. Komşu otoparka dayanan sağır doğu cephesi, Louis Kahn’ın “hizmet eden/hizmet edilen” ayrımı uyarınca bir hizmet omurgasına dönüştürülür; asansörler, ıslak hacimler, depolar ve servis bu banda çekilerek geriye kalan mekânlar serbest planla örgütlenir. Bitişik nizam nedeniyle deprem yalıtımının uygulanamaması, bu kısıtı bir düzen ilkesine çeviren stratejiyle karşılanır.
.Black Box. Kamusal odakta, teleskobik tribünlü, 95 m²ve 5 m yüksekliğinde asılı bir black box yer alır. Parsel 2014’e kadar sinema ve sahne olarak kent belleğinde yer etmiştir; black box bu belleğin yenilikçi karşılığıdır. Askıda olması sayesinde kamusallık altından da akar. Teleskobik tribünüyle mekân bir gün sinema, ertesi gün söyleşi, sergi ya da atölye olur.
.Gelenek, Baca, Cephe. Avlu kamusal boşluğa, dış sofa/hayat İz’in sahanlıklarına, cumba vista noktalarına, revak kolon dizisine dönüşür. Çatıda dolaşımın üzerinde yükselen örtü, Muğla bacasının işlevsel yorumudur: güneye 10° eğimle panelleri taşır, baca etkisiyle sıcak havayı çekerek doğal havalandırmayı sürdürür. Yarı açık hacmi çevreleyen beyaz perfore metal ışığı kırar, havayı geçirir. Ofis kanadında çift cidarlı cephe; güneyde yatay, batıda düşey ahşap güneş kırıcılar yaz güneşini keser, kış güneşini alır.
.Zaman ve Sürdürülebilirlik. Kamusal kanat, idari mesaiden bağımsız çalışabilir; yapı günün her saatinde, tüm kentliye açık ve özellikle genç nüfus için güvenli ve davetkâr bir çekim merkezi olarak yaşar. Edilgen iklimlendirme, güneş panelleri ve su öğesi enerji yükünü düşürür; serbest plan mekânları gelecekte dönüştürülebilir kılar.
.Sonuç. Öneri bir binadan çok bir kamusal güzergâh kurar: sokaktan başlayıp suyun ve çağdaş arastanın kenarından geçerek black box’ın sahnesinden çatının panoramasına yükselen kesintisiz bir deneyim. Cam ardındaki idari katlar da bu akışa sırtını dönmez; hizmet mekânları, gün boyu süren kamusallığın tanığı olur. Bu deneyimi kuran Kamusal İz üzerinde kentli, hem geçmişini hatırlar hem de bölgenin sosyal ve kültürel aktivitelerine farklı kotlarda katılır.