Katılımcı, Kayseri Ticaret Odası Hizmet Binası Ulusal Mimari Fikir Yarışması

Lebriz Atan ve Sacit Arda Karaatlı taraından hazırlanan proje Kayseri Ticaret Odası Hizmet Binası Ulusal Mimari Fikir Yarışması'na katılan projeler arasında yer alıyordu.

1.

Orta Anadolu’nun gelişmiş kentlerinden Kayseri, Paleolitik ve Prehistorik çağlardan başlamak üzere, Cumhuriyet dönemine kadar birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, dolayısıyla muazzam bir kültür mirasına sahip olan sanayi ve ticaret merkezi… Roma Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden izler taşıyan kent, birçok medeniyet ile ilişki kurmasından ötürü kendine has sentez bir yapı tipoloji ve kent yaşam tipi geliştirmiştir. Tipik Kayseri Evleri’ni ele alalım ve bunu yaparken yapıyı biçim ve kurgu olarak iki kavramda düşünelim.

Kayseri evlerinde zemin kat ve üst katlar farklı malzemelerle ayrılır ve dışarıdan ayırt edilir. Zemin kat, ev sahibinin mahalleli ile sohbet edebildiği, konu komşu ile sıkı komşuluk ilişkileri kurabildiği özetle bir mekanın içindeyken kentin bir parçası olabildiği sıfır kotudur. Zemin kat evin değil kentin bir parçasıdır. Evin bir parçası olan avlular, uygun iklim koşullarında hayatın geçtiği alanlardır.

Ev tipolojisindeki zemin kat kurgusunun bu şekilde oluşu, kent yaşamını da direkt olarak etkiler ve Anadolu’nun pek çok kenti gibi Kayseri de, insan ilişkilerinin sıkı bağlarla örülü olduğu, ötekileştirme kavramının bilinmediği, modern toplum ve metropol kentler düşünüldüğünde rüya gibi bir kent yaşamına sahip olan karakteristik bir şehir olarak karşımıza çıkar. Zemin kat kentin bir parçası olarak görülürken, üst katlar ise ev sahibinin özel yaşamını sürdürdüğü ve dışarıya kapalı alanlardır. Mekan anlayışı değiştiğinden dolayı cephede farklı bir malzemeye geçilmesiyle bu durum dışarıda okunabilir kılınır. Taş işçiliği bu evlerde ön plana çıkar. Anadolu’nun çoğu kenti bahsettiğimiz zemin kat ve üst kat kurgusuna sahip iken, bu durumu Kayseri için özelleştiren cephelerdeki taş işçiliğidir.

Proje, Kayseri evlerinin mekan ve cephe kurgusu üzerinden biçimlenir. Sıfır kotuna yani kente ait olan zemin kotuna, yapı ile kullanıcının yüksek yoğunlukla ilişkili olduğu mekanlar bırakılırken, üst kotlara yapının özelleşmiş programları yerleşir. Mekan kurgusundaki bu net ayrım cepheye de Kayseri evlerindeki tutumla yansır. Zemin kat daha sıcak renkte bir taş ve ahşap ile bezenirken, üst katları kaplayan monoblok kabuk modern bir anlayışla stilize edilmiş taş işçiliğine referans verir.

Proje, konum itibariyle kentin merkezinde, ancak yapılaşmanın duraksadığı kritik bir noktada vücut bulmaktadır. Üst ölçekten bakıldığında bu duraksama; yapının, şehrin ana arteri olan Kocasinan Bulvarı’nı kullanarak Malatya yönünden şehre girenleri karşılamasına, şehir ile ilk teması kurmasına imkan verir.
Biçimini, Kayseri’ye özgü taş işçiliği ve onun sembolize ettiklerinden alan tasarım, ilk temas noktası olarak kente ait bir şeylerden bahseder.

Sanayi ve ticaret kavramları ile Kayseri nasıl bir ilişki kuruyorsa, Kayseri Ticaret Odası binası ile de Kayseri evleri bu bağlamda sıkı bir ilişki kurar. Yapıya ilişkin kararlar sadece basit formatif bir eğilim ve imgesel kararlar değil, tarihi doku ile bağ kurarken aynı zamanda “ticaret odası” karakterini de yansıtan kararlardır. Cephede yer alan stilize edilmiş taş kabuk, daha resmi, sade, dayanıklı, ağır bir yapıyı simgelerken, içeride ve zemin katta kullanılan farklı taş ve ahşap malzemeler ile iç mekanların aydınlık seviyesi, içe dönük hayata işaret eder.

2.

Yapı kurgulanırken, stratejik olarak net ayrımlar yapılmıştır. Bu ayrım hem üst katlar ile zemin kat arasında, hem binanın doğu ve batı bloklarında gözle görülür niteliktedir. Yapıyı baza, ara kat ve blok olarak ele alırsak, restoran alanı için tanımlanan kot farkını da kapsayan yoğun trafikli ve görece kamusal alan olarak çalışan bir baza (+0.00), kamusal alan ile özelleşmiş olanlar arasında geçiş sağlayan ve görece daha az trafiğe sahip bir ara kat (+3.50) ve özelleşmiş mekanları kapsayan, cephe ile tanımlanan bir
yapı bloğundan oluşmaktadır.

Yapının girişiyle bağlanılan ana atrium, batı bloğunda yer alan ortak kullanım alanları (restoran, toplantı salonu, meclis salonu, fuayeler) ile doğu bloğunda yer alan ofis alanlarını (hizmet birimleri, idari alanlar) ayırmaktadır. Bu ayrım, cepheyi biçimlendiren ve doluluk boşluk oranını belirleyen en önemli parametredir. Meclis salonu, toplantı salonu gibi doğal ışık gerektirmeyen alanları çevreleyen opak taş kabuk, ofis alanlarına gidildikçe parçalanarak tamamen şeffaflaşmaktadır. Parçalanmaya başladığı andan itibaren içerisinde farklı mekanları tarifler. Günün farklı saatlerinde güneşin konumunun değişmesiyle parçalı cepheden atriuma düşen ışıklarla statik olmayan bir mekan tariflenir. Bu dinamiklik zemin kattaki hareketlilik ile uyumlu bir mekan oluşturur. Yapının kullanıcı girişi güney cephesinden verilip atriuma bağlanması sağlanırken, idari giriş ve araç girişleri için saydam cephenin baktığı doğu cephesi tercih edilmiştir. Böylece idari giriş ile yoğun sirkülasyon alanları girişi ve personel girişinin çakışması önlenmiştir.

Ortak kullanım alanları (Meclis Salonu, Toplantı Salonu ve Restoran) ihtiyaç duyduğu büyük alanlar sebebiyle üst üste kurgulanmıştır. Yapının genel programı karakteristik ihtiyaçlara ve amaçlı ziyaretlere hizmet ederken, restoran bu bağlamda programdan sıyrılır. Hizmet binasının yoğun trafiğinden bir nebze izole olabilmesi ve yapının genelinden farklı bir mekan oluşturması gerektiği düşünüldüğünden, 3.50 metrelik bir kot farkı ile bir alt zemin oluşturulur. Yaratılan bu kot farkı ile restoran kendi açık alanını-bahçesini oluşturma imkanı bulur. Ana yol kenarında yer alan arsada, oluşturulan şevler ve basamaklar ile yeşillikler içerisinde bir kamusal alan yaratılır.

Bina içi sirkülasyon arterlerini şekillendiren en önemli unsur Meclis Salonu’na hizmet bölümleri ve idari bölümlerden ayrı ulaşım verilmesidir. İdari alanların iki kata yayılmasından ötürü Meclis Salonu üç kademeli tasarlanmış ve salonun gerektiğinde bölünebilmesi sağlanmıştır. Toplamda 400 kişilik salon, gerektiğinde 3.kat ile üst fuaye kullanım dışı bırakılarak ara bölme elemanları ile 255 kişiye düşürülebilmekte ve bu şekilde dahi hem hizmet bölümlerinden hem idari bölümlerinden ayrı ulaşımlara imkan vermektedir.

3.

Tasarımın ana hedefi, ihtiyaç programındaki ortak kullanım alanları ile hizmet alanları ve idari alanların plan kurgusunda, hem yatayda hem de dikeyde net bir ayrımı sağlamak, kullanıcı gereksinimleri göz önünde bulundurularak tek bir hamlede kademelenmeyi çözmek ve doğal aydınlatma ihtiyaçları doğrultusunda bu alanları ortak bir taş cephe kabuğu içinde toplamaktır. Bütün bu hedefler doğrultusunda ortaya, aynı anda hem kent dokusuna, hem kentin yüzyıllar öncesinden günümüze gelen tarihi mimari diline, hem de kendi ihtiyaç programının anatomik kurgusuna cevap veren bir yapı ortaya çıkmıştır.

Etiketler

Bir yanıt yazın