Katılımcı, İztuzu Kumsalı Deniz Kaplumbağaları Bakım İstasyonu ve Günübirlik Alan Ekolojik Tasarımı Fikir Yarışması

Katılımcı, İztuzu Kumsalı Deniz Kaplumbağaları Bakım İstasyonu ve Günübirlik Alan Ekolojik Tasarımı Fikir Yarışması

MİMARİ AÇIKLAMA RAPORU

Fikir

Doğa; insan yaşamını etkileyen, tüm unsurlarıyla insanı ve diğer canlıları içerisinde barındıran birincil bir mekan olarak kabul edilebilir (Crowe,1995).

İnsanın, mekan yaratma ihtiyacını karşılarken doğaya olan yaklaşım biçimi, mimari ve doğa arasındaki ilişkinin karakterini belirleyen önemli bir unsur olarak değerlendirilebilir. (Hagan, 2001).
Güncel dünyada hakim olan ve ne yazık ki etkilerini yaşayarak deneyimlediğimiz, özellikle endüstri devrimi sonrası gelişen, insanın doğadan üstün olduğu ve insanın doğaya kişisel çıkarları doğrultusunda her ne şekilde olursa olsun müdahale edebileceği düşüncesidir.

Doğa ve insan arasındaki ilişkiye farklı bir açıdan bakan bir diğer düşünce yapısı ise doğaya müdahaleciliğin karşısında duran düşünce sistemlerinin aksine doğanın insan yaşamının vazgeçilmez bir parçası olarak görüldüğü düşünce sistemidir.

Özellikle Doğu mistizmindeki doğada her şeyin bir ruhunun olduğu düşüncesi, her yerin de bir ruhu olduğu düşüncesini getirmiştir. Bu yaklaşımda her denizin, ovanın, dağın dolayısıyla her mekanın bir ruhunun olduğu, ‘Genius Loci’ olarak adlandırılan bu ruhun insan ruhundan farklı olmakla birlikte insan ruhuna duyarlı olduğu dolayısıyla ihtiyaçların bu ruhlara saygıyla giderilmesi gerektiği düşüncesi görülmektedir. (Schulz, 1984).

Doğa ve insan arasındaki ilişki pratiğinde temelde bu iki düşünce egemendir. Doğaya pragmatist bir amaçla müdahale edilebilmesinin olağanlığı ve doğaya duyarlı bir yaklaşım biçiminin kaçınılamazlığı.

Özellikle 20.yy içerisinde doğaya verilen zararın gerek ekonomik gerekse ekolojik anlamda negatif geri dönüşlerini bildiğimizi düşünerek 21. yy mimarisindeki doğayla ilişkiyi gözden geçirmeliyiz.

İnsanın doğaya bakışını gösteren bu iki yaklaşım da günümüz ekolojik problemlerin çözümünde değerlendirilmesi gereken önemli hususlar olarak kabul edilebilir.

İnsanın doğayla olan etkileşiminde mimarinin rolü incelenirken tasarımınların hangi düşünce biçiminin etkisi altında oluşturulacağı bu bakımdan önem arz etmektedir.

Bizce mevcut dünyada ekolojik problemlerin çözümünde mimarinin rolünün önemli olduğu düşünülmüş, ekolojik değere sahip bir tasarım arayışının doğaya duyarlı bir şekilde gerçekleşebileceği kabul edilmiştir.

Biyomimesis ve Mimarlık

Biyomimesis, mimarlıkta doğadan esinlenme yaklaşımları üzerine gelişmiş bir kavramdır. Biyomimesis terimi Yunanca bios (yaşam) ve mimesis (taklit) kelimelerinden türemiştir. Kısaca doğadaki varlıklardan taklit ve esinlenme ile tasarıma yön verildiği bir yaklaşımı açıklar. Benyus (1997) biyomimesis tanımında doğaya üç rol biçer: İlki bir model olarak doğa, ikincisi bir ölçü olarak doğa ve üçüncüsü bir akıl hocası olarak doğadır.

Biyomimetik devrim olarak da adlandırılan bu yaklaşım, endüstri devriminin aksine doğadan bir şeyler almak yerine doğadan bir şeyler öğrenmeye dayalıdır. Doğanın arayıştaki insan için temel kaynak ve dayanak olduğunu söyler. İnsan, varlığını anlamlandırmada, mekanı anlamlandırmada, tüm bunların özünde var olan doğayı kucaklayan, ona dönüp bakan ve potansiyellerini fark eden bir yaklaşım benimsemelidir.

Tanyeli bu durum için şöyle der: ‘’…endüstri çağına strüktürel tasarımın dorukları bağlamındaki kimliğini veren yaklaşımın ‘çok büyük boyutlar’ sorununa getirilen yalın ve asal geometrilerken, endüstri ötesi çağı karakterize edecek olanın olağan boyutların naturalist ve biyomorfik geometrisi olacaktır’’ (Tanyeli, 2000)

Çok katmanlı anlamlar içeren yapılı çevreler tasarlanmadan önce doğal mekânların fenomenolojik olarak deneyimlenmesi, anlaşılabilmesi bireylerin mekânsal olan ile doğal atmosfer arasında var olan dolaysız ilişkiyi kavramalarını kolaylaştıracaktır. İnsan ölçeğiyle kurulan ilişkilerin, duyusal, duygusal etkilerin sürekli değiştiği doğal mekânlar renk, doku, malzeme, boyut, ses, hacim gibi kalıcı ve geçici zengin fiziksel olgular içerirler. Heybetli dağlar, derin vadiler, yumuşak, sert, eğimli, düz zeminler, geçirimsiz ormanlar, göl, nehir, deniz, bulutlar, yağış türleri ve farklı ışık değerleriyle hacim etkisi değişen göksel boşluk, farklı dokular, renkler içeren kayaçlar, çiçekler, bitkiler, kokular, hayvanlar, dalgaların sesi, rüzgârın uğultusu, sessizlik, serinlik, nem, kuraklık, sis, aydınlık, gölge, karanlık, yıldızlar gibi doğal peyzaj ögeleri özel ve birbirleriyle ilişkili nice alt mekânlar kurarlar.

Bizler de tüm bu bilgiler ve sezgiler ışığında tasarımımıza doğanın içinden gelen ve yine bizleri de doğa ile beraber olmaya davet eden, onun içinde çözülen ve salt bir mimari üretim olarak boy göstermekten ziyade doğanın en tabi parçası olma yarışına giren, kullanıcılarına ‘Buradaki müdahalelere doğal değil denilebilir mi?’ diye sordurtmayı amaçlayan bir tasarım gerçekleştirme gayretiyle hareket ettik.

Doğaya Eklemlenen Ekolojik Tasarım

İztuzu Kumsalı mevcut tabi potansiyelleri bakımından özel, iyi korunmuş, biyolojik ve ekolojik bir karaktere sahiptir. Alandaki coğrafi potansiyeller ve biyolojik çeşitlilik bu alanda tasarım yapmadan önce mevcut çevreyi iyi anlamayı, ihtiyaçları iyi tespit etmeyi ve gerçekleştirilecek müdahalelerde koruma bilincini üst seviye de tutmayı gerekli kılmaktadır.

Karayolları bağlantılarını çeşitlendirmeyerek ve geliştirmeyerek, doğrudan deniz yolu bağlantısı sağlamayarak alanın doğal değerlerinin korunması açısından alınmış olan kararları geçerli kılmaya devam ettik. Gelecek insan yoğunluğunun kontrollü olmasını amaçladık.

Tasarlanan biçimsel öğeleri doğadan gelen dokuların devamı ve tamamlayıcısı olarak düşündük. Bu nedenle tasarımı tamamen minimum müdahaleler ile doğaya eklemlenmek ve onu deneyimletmek üzerine geliştirdik. Burada manzaraya bakmak yerine ona dahil olmayı hedeflemek, bütünsel bir deneyimi gaye edinmek tasarım yaklaşımımızın ana strüktürünü oluşturmuştur.

Üst ölçekte alanı mevcuttaki değerleri doğrultusunda bölümlere ayırdık ve buralara uygun müdahalelerde bulunmayı amaçladık.

Alandaki peyzajın asal değerlerini koruyup hiçbir ağaca müdahale etmeyerek, mevcuttaki peyzajı devam ettiren bir yaklaşımla eklemlemeler yapılmıştır.

Alandaki yapılar, yollar ve kent mobilyaları yerden yükseltilip ayaklarla yere oturarak müdahale minimuma indirilip topraktaki ekosistem sürekliliğinin kesilmemesi amaçlanmıştır.

Tasarımın genelinde negatif karbon ayak izi oluşumuna katkı sağlayacak şekilde bir yaklaşım izlenmiştir.

· Seçilen malzemelerde doğal ve negatif karbon ayak izi oluşumunu destekleyecek tercihler yapılmıştır.
· Alandaki su ihtiyacı deniz suyunun ve atık suların arıtılması ile karşılanmaktadır.
· Alandaki enerji ihtiyacı sürdürebilir bir yöntem olan güneş enerjisi vasıtasıyla sağlanmaktadır.

1- Durak ve Bekleme Alanı

Alana gelenleri karşılayacak, ayrılanları toplayacak bir yarı-açık mekan olarak düşünülmüştür.

2- Otopark

Gelen taşıtların oluşturabileceği görüntü kirliliğini önlemek için otopark, ormana yaklaştırılmıştır. Yapılan ağaçlandırılma ve çeperdeki bitkilendirme çalışmalarıyla oluşturulan yatay ve düşey yeşil peyzaj otopark alanının doğada kamufle olmasını sağlamıştır.

3- Günübirlik Tesis

Sahildeki ziyaretçiler için günübirlik kullanıma yönelik olan alanda genel tasarım karakterine uygun parçalı kütleler saçaklar ve ağaçlar altında, birbiri ile bağlantılı olarak konumlandırılmıştır.

4- Göl Deneyim Parkuru Ve Etkileşim Durakları

Gölün çevresini kırılarak dolaşan yol, belirli aralıklarla ona eklenen doğa ile etkileşim duraklarıyla deneyimcisinin doğa ile buluşup, keşfetmesine olanak sağlıyor. Alana müdahalede bulunurken göldeki canlı mevcudiyetini de sıkıntıya düşürmeyecek şekilde minimum müdahaleler ile doğal mekanın tümünde etkin bir yaklaşıma gittik. Bizce insanın burada estetik ve mekânsal bir bilgi aracı olarak dolaşması yani yürüyerek mekanı deneyimlemesi de alanın tanınması ve koruma bilincinin gelişmesi açısından çok önemlidir.

5- Enerji İskelesi / Yolu

Göle doğru uzayan ve iskele haline gelen yol deneyimcilerine iyi bir vista sunmanın dışında zeminde döşenen güneş enerji panelleri ile alanda ihtiyaç duyulan enerjiyi temin etmektedir. Güneş panellerinin bu şekilde ağaçlık olmayan ve gölgede kalmayacak bir zeminde kullanılmasıyla hem maksimum fayda sağlanması amaçlanmış hem de buranın iskeleye dönüşmesiyle enerji temininde bu gibi sürdürülebilir ekolojik yaklaşımlarının rolü vurgulanmıştır.

6- Orman Deneyim Parkuru

Parkur deneyimcilerini eğimle yükseltip, yer kotunun üzerine çıkararak ormanı kendi aurası içinde algılamayı ve ağaçlar arasında görünen manzarayı farklı vista noktaları ile deneyimletmeyi amaçlamaktadır.

Doğanın içine sızan bir deneyim mekanı olan bu parkura Dekamer Yerleşkesindeki ziyaretçi avlusundan geçiş yapılmaktadır.

7- Dekamer Yerleşkesi

Tasarım kararlarında pasif iklimlendirme, topografyaya uyum, manzaraya yönelme ve doğaya eklemlenme kriterleri etkin rol oynamıştır. Bu şekilde rüzgarların etki doğrultusunda kalan hafifçe yüksek bir alanda, parçalı kütle yerleşimi ile rüzgarın hareketine izin veren, onu yapılar arasından avlulara ve iç mekanlara alan, topoğrafyaya oturan, yüksek ağaçlar altına yerleşip gölgelenen, kamufle olan ve aynı zamanda konumu, biçimi ve dokusu itibariyle ormana eklemlenen, doğal çevreyle bütünleşen bir tasarım oluşturulmuştur.

Birçok etkin pasif iklimlendirme ve ekolojik kriterin uygulandığı projede özgün bir ekolojik baca tasarımı da sunulmuştur. Bu baca hakim rüzgarı içeri alıp, ısınan havayı da dışarı çıkarırken mekan içindeki havanın dolaşımına katkı sağlamaktadır. Aynı zamanda mekan içine kontrollü ışık alarak da mekanda ışıkla etkileşimi çeşitlendirerek tasarıma önemli bir girdi sağlamıştır.

Kuzey tarafta sahile ve göğe bakan, güney tarafta ise ormana bakan geniş dış pencereler, avlulara bakan geniş iç pencereler, geçirimli saçaklar ve zemin kaplamalarıyla göğün ve yerin görsel sürekliliği sağlanmış, yapılan müdahaleler ile doğal görüntü fiziksel ve algısal bir kesintiye uğratılmamıştır.

Tasarımdaki avlular işlevlere göre hastane, ziyaretçi, ofis ve personel avlusu olarak dörde ayrılır. Bu avluları çevreleyen yapılar işlevsel bir bütünlük halindedir. Yerleşkeye girişler de buradaki ziyaretçi avlusu ve hastane avlusundan yapılmaktadır. Ana girişindeki seyir amfisi alanın geneline hakim bir vista oluşturarak doğal manzaranın izlenebildiği bir platform oluşturmaktadır.

Etiketler

Bir yanıt yazın