Katılımcı, İstanbul Kara Surları Topkapı Kaleiçi Meydanı Kentsel Tasarım Yarışması

Katılımcı, İstanbul Kara Surları Topkapı Kaleiçi Meydanı Kentsel Tasarım Yarışması

Proje Raporu

Giriş
Mekân, deneyimler ve yaşanmışlıklar sonucu bir aidiyet duygusu oluşturmasıyla insan için yer halini alır. Kendini o yere ait hisseden insan güçlü bağ kurar ve yeri benimser. Norberg-Schulz (1980)’a göre mimarlık, yerin ruhunu (Genius Loci) vücuda getirmek anlamına gelir ve mimarın görevi ise anlamlı mekânlar oluşturarak insanların ikamet etmelerine yardımcı olmaktır. İnsanlar yaşam çevreleri ile tanımlanmakta ve bu nedenle yapılacak kentsel müdahalelerde yerin ruhunun korunması için insanların sosyal ve kültürel değerlerinin korunmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Topkapı Kaleiçi meydanı, yıllar boyunca sosyo-mekansal katmanlaşmalarla kendine özgü bir yer olmuştur. Sur kenarındaki bostanlar, tramvay hattı, tarihi süreçte oluşan yapı adası izleri, sur hattı, Gazi Ahmet Paşa Camii, Bayezid Ağa Camii, Harbi Mescidi, Saint Nigoğayos Ermeni Kilisesi, Hagios Nikolaos Rum Ortodoks Kilisesi ve Ahilik Vakfı yıllar boyunca burada yaşayan insanlar için birer yerdir. Yarışma kapsamında geliştirilen proje önerisinde yerdeki sosyokültürel ve sosyomekansal izlerin takip edilmesi ve günümüze yansıtılması hedeflenmiş ve bu kapsamda bu izlerin farklı katmanlarda görünür kılınmasına yönelik önerilerin sunulması temel müdahale stratejisi olarak belirlenmiştir. Bu açıdan “yerin izleri” takip edilip yeniden yorumlanarak, Topkapı Kaleiçi Meydanı “izlerin yeri”ne dönüştürülmüştür. Şehrin yedi tepesi, Bizans’tan bugüne gelen izlerde şehrin önemli nirengi noktaları olarak gelişiminde öne çıkan alanlardır ve planlarda da belirleyici olmuştur. Bu noktaların her birinde hem Bizans döneminde hem de Osmanlı döneminde abidevi yapılar inşa edilmiştir. Sur içi ile dışını birbirine bağlayan bir ulaşım aksı olarak gelişen Topkapı Meydanı, Mihrimah Sultan Camii’den sonra sur içinin en yüksek noktasında bulunmaktadır. Mihrimah Sultan Camii 75, Topkapı Meydanı 69 metre yükseklikte yer almaktadır. Çalışma kapsamında surun bir mekân olarak kullanımı önerisiyle de Fatih’teki hâkim nokta artık Topkapı Kaleiçi Meydanı’dır. Bir odak olarak tasarlanan Topkapı Meydanı, özellikle Mihrimah Sultan Camii ve Fatih Camii’- nin bulunduğu iki tepe ile kurduğu ilişkiyle Fatih’in sekizinci tepesidir. Tepe kimliği, tarihi izler üzerine inşa edilen bir “izlerin yeri” kimliğidir.

Katman 1:

Yeni Bir Çekim Noktasi Ve Sekizinci Tepe Olarak Topkapi Meydani

Çevresel ilişkiler: 15 Dakikada Meydan
Kara surları kapılarından birisi olan Topkapı (Porta Romanos), hem sur içi hem de sur dışından erişilebilir niteliktedir. Çalışma kapsamında Meydan uygulama imar planının ortaya koyduğu kararları da destekleyici nitelikte kurgulanmış ve yaya, bisiklet ve araç yollarıyla 15 dakikada farklı kullanıcıların, farklı ulaşım türleri aracılığıyla eriştiği bir odak olarak tasarlanmıştır. Meydana 15 dakika yürüme mesafesinde toplu taşıma duraklarına da erişim mümkün olmaktadır. Meydanın yakın çevresi olan bu alanda Yenikapı-Atatürk Havalimanı Metrosu (M1A) Ulubatlı Durağı, Kabataş-Bağcılar tramvay hattı (T1) Pazartekke Durağı, Topkapı Metrobüs Durağı, Topkapı-Mescid-i Selam tramvay hattı (T4) Fetihkapı Durağı, Bayrampaşa minibüs durakları ve otobüs durakları bulunmaktadır. Ayrıca Meydan, Millet Bahçesi’nin bir etabı olan alan, diğer etaplardan ve sur dışındaki rekreasyon alanından yürüme mesafesinde erişilebilir konumda bulunmaktadır. Topkapı, Şehremini, Mevlanakapı, Çapa ve Hırka-i Şerif mahallerinden de Meydana yürüyerek erişilebilmektedir. Meydanın, alanda bulunan donatı alanları ile üniversite ve öğrenci yurtları için de yüksek derecede erişilebilir olması, meydanın kullanım oranını arttırıcı bir etken olarak görülmektedir.Hem sur içinde mevcut projeler ile kurgulanan bisiklet yollarıyla hem de sur dışından oluşturulacak bisiklet yollarıyla meydan bisikletle 15 dakikada geniş bir erişim alanına sahip olmaktadır. Sur içinde Aksaray, Yavuz Selim ve Kocamustafapaşa’ya 15 dakikada bisikletle erişilebilmektedir. Bölge içerisinde, bisiklet yollarıyla Fatih Belediyesi tarafından hazırlanan Mekânsal Strateji Planı’nda belirtilen odak alanlarıyla güçlü ilişkiler vurgulanmıştır. Bu ilişkiler ile sur içinde sürekliliği olan bir bisiklet yolu ve odak kurgusu oluşturulmuştur. Topkapı Caddesi ve Bican Bağcıoğlu Yokuşu üzerinde yeni bisiklet yolları önerilerek Meydanın Vatan ve Millet Caddeleriyle bütünlüğü sağlanmıştır. Ayrıca sur dışında yer alan hizmet ve sanayi fonksiyonunun yoğun olduğu çalışma alanlarından meydana bisikletle erişim de mümkün kılınmıştır. Bu sayede meydan, çalışanların öğle aralarında vakit geçirebilecekleri, dinlenebilecekleri bir odak konumuna dönüştürülmüştür. Meydanın E-5, O-3 ve Millet Caddesi gibi ana ulaşım akslarına yakın konumda bulunması toplu taşıma ve otobüsle alanın erişilebilir olmasına imkân tanımaktadır. Geliştirilen tasarım kararlarıyla özgün bir kimliğe kavuşan meydan sadece yakın çevrede ikamet eden, çalışanların değil daha geniş çerçevede bir kesimin deneyimlemek isteyeceği ve erişebileceği bir mekân haline dönüştürülmüştür.

Ulaşım Stratejileri
Meydanın yakın konumlu olduğu Vatan Caddesi üzerinde yer alan kamusal alanlar nemli odaklardır. Hem İstanbul Üniversitesi Hastanesi hem de Bezmi Alem Vakıf Üniversitesi gibi önemli sağlık tesislerine, hem de İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Fatih Belediyesi gibi kamusal odaklara yürüyerek erişilebilmektedir. Bu açıdan meydanın geniş bir kitleye hizmet edecek şekilde erişilebilirliği sağlanmıştır. Ayrıca meydanın komşuluğunda bulunan Topkapı Kütüphanesi de önemli bir odaktır. Bu önem meydan da devam ettirilerek meydanın öğrenciler cazip hale getirilmesine yönelik tasarım kararları geliştirilmiştir. Topkapı Meydanı şehrin oluşum sürecinde şehre giriş-çıkış kapısı barındırması vesilesiyle önemli bir geçiş noktası ve uğrak yeri olmuştur. 19’uncu yüzyılda raylı taşımanın şehre gelmesiyle birlikte Aksaray-Topkapı güzergâhında raylı taşımacılık gelişmiş ve tramvayla seyahat başlamıştır. Zamanla bölgede gelişen yerleşim alanlarının artışına bağlı olarak ulaşım talebi de artmıştır. 20’nci yüzyılda sur dışında şehirlerarası otobüs terminalinin mevcudiyeti, bölgeyi büyük bir toplanma-dağılma ulaşım çekim noktası haline getirmiştir. 20’nci yüzyılın sonunda şehirlerarası otobüs terminalinin Bayrampaşa Otogarına taşınmasıyla alanda fonksiyon değişikliği gerçekleşmiş ve ulaşım noktası, transit geçişe dönmüştür. Bununla birlikte sur içinde bekleme yapan ve Topkapı merkezli çalışan İETT otobüsleri günümüze kadar seferlerine devam etmiştir. Bu yönüyle Topkapı Meydanı büyük oranda İETT otobüsleri tarafından kullanılmakta, yaya ve alternatif ulaşım türlerine (bisiklet, skuter gibi) yeterli düzeyde hizmet verememektedir.

Farklı morfolojik ve sosyal yapıya sahip mekânların kullanıcılara verdiği tepkiler de farklı olabilmektedir. Somut ya da somut olmayan, insan ilişkilerini tanımlayan her türlü malzeme ve mekân, zihin dünyamızın anlamlandırdığı kadar bize hitap etmekte, bu anlamlandırma her ne kadar soyut bir düzlemde meydana gelse de insan aklı farklı araçlarla bunu somutlaştırabilmektedir. Bu somutlaştırma işlemlerinde kullanılan yöntemlerden biri de Mekân Dizim Analizi (Space Syntax) yöntemidir. Mekân dizim analiz yöntemiyle (Space Syntax) çalışma alanı olan Topkapı Meydanı ve çevresine yönelik ulaşım bağlantılarının durumu incelenmiştir. İnceleme sonucunda Topkapı Caddesi ile Bican Bağcıoğlu Yokuşunun bağlantılarının güçlü olduğu, buna bağlı olarak da hareketliliklerin büyük oranda bu güzergâhlarda ve bağlantı yolları üzerinde gerçekleştiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte iki cadde dışında ara sokakların bağlantılarının ise güçlü olmadığı tespit edilmiştir. Nitekim, saha çalışmalarında da benzer sonuçlara ulaşılmış ve ana ulaşım aksları dışındaki güzergâhların özelliklede geceleri güvenli ve erişilebilir olmadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda gerek ana caddelerin hareketliliğini koruyacak gerekse de ara sokaklarda erişilebilirliği artırarak mobiliteyi ve güvenliği sağlayacak bir dizi yayalaştırma, aydınlatma ve cephe düzenleme çalışmaları yapılmıştır.

Proje kapsamında ulaşım stratejileri dört alt başlıkta ele alınmıştır:
• Yaya, bisiklet ve engelli erişiminin ve hareketliliğinin artırılması,
• Bireysel araç kullanımının kısıtlanması,
• Toplu taşıma duraklarının erişilebilirliğinin artırılması,
• Araç otoparklarının bölge içerisinde yaya ve engelli kullanımını artıracak şekilde dengeli olarak dağıtılması.

Toplu Taşıma: Güzergah Değişikliği ve Durak Yeri Önerileri
Meydanın yaya ve bisiklet kullanımını artırmak amacıyla Meydanda yer alan İETT otobüsleri için yeni güzergâhlar ve bekleme alanları oluşturulmuştur. Meydana erişimin sağlandığı 3 temel güzergâh bulunmaktadır. Bu güzergâhlar Vatan Caddesi üzerinden gelen ve sur dibinden geçerek meydana çıkan Sulukule Caddesi, Millet Caddesinden gelen ve Beyazıt Ağa Cami önünde Meydana ulaşan Topkapı Caddesi ve yine Vatan Caddesi üzerinden gelip Gazi Ahmet Paşa Cami önünde Meydana ulaşan Bican Bağcıoğlu Yokuşu üzerinden olmaktadır. İstanbul Ulaşım Ana Planı (İUAP) ve güncel yolculuk matrisi üzerinden bölgenin yolculuk talepleri incelendiğinde meydandan ve çevresinden yapılan yolculuklarda Fatih İlçesine yapılan yolculuklar birinci sırada bulunurken, Fatih ilçesini Bayrampaşa, Zeytinburnu, Eyüp Sultan ve Şişli ilçeleri takip etmektedir. Bu durum bölgeden yapılan yolculukların büyük oranda 10 km’lik bir alan içerisinde gerçekleştiğini göstermektedir. 2040 yılı için ulaşım talebine yönelik yapılan kestirimlerde bölgeden kaynaklı toplu taşıma talebi incelendiğinde güncel durumun değiştiği görülmektedir. Şişli ilçesine yapılan yolculuklar Fatih ilçesinden sonra ikinci sırayı alırken Bayrampaşa ve Zeytinburnu’na yapılan yolculuklar toplam oran içinde azalmıştır. Bununla birlikte Beyoğlu ilçesine yapılması beklenen yolculuklar artmıştır. Fatih ilçesinden sonra sıralama; Şişli, Eyüp Sultan, Zeytinburnu, Beyoğlu ve Bayrampaşa şeklinde olacağı tahmin edilmektedir. Bu durum bölgede oluşan yolculuk talebinin değişmesine de sebep olmaktadır. Halihazırda Meydanı başlangıç-bitiş durağı olarak ya da transit geçiş olarak kullanan 9 İETT otobüs hattı bulunmaktadır. Bu hatlar yukarıda açıklanan 3 ana güzergâhı kullanmaktadır. Meydan alanının yayalaştırılmasına müteakip otobüs güzergâhları da yeniden düzenlenmiş ve Pazartekke Tramvay durağına paralel olarak, Eresin Topkapı oteli önünde yeni bekleme alanı oluşturulmuştur. Sur dibinin yayalaştırılması sonucunda da bu güzergâhı kullanan otobüsler için yeni güzergâh belirlenmiştir. Yeni oluşturulan güzergâhlar 1. Millet Caddesi üzerinden Aksaray-Unkapanı güzergâhını kullanan otobüsler, çalışma alanının doğu ucunda önerilen yer altı otoparkının önünde yeniden düzenlenen durak alanında bekleme yapacak ve Topkapı Caddesi üzerinden Millet Caddesine bağlanarak normal seferlerine devam edecektir. 2. Vatan Caddesinden Sulukule Caddesine giriş yapan ve sur dibinden çalışma alanına ulaşan otobüsler, Eresin Topkapı oteli önünde yeni oluşturulan bekleme alanını kullanacaklar, gidiş yönünde sur dışında 10. Yıl Caddesine bağlanarak normal seferlerini gerçekleştireceklerdir. Dönüş seferlerinde de aynı şekilde 10. Yıl Caddesinden gelerek Millet Caddesine bağlanacak ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı önünden U dönüş yaparak Pazartekke durağına Gazi Ahmet Paşa Cami önünden gelerek giriş yapacaktır. 3. Bican Bağcıoğlu Yokuşunu kullanan 35D numaralı otobüs mevcut güzergâhını kullanmaya devam edecektir.

Mikromobilite: Yaya, bisiklet ve skuter güzergâhları

Ulaşım stratejilerinden birisi meydan ve yakın çevresinde sürekli yaya, bisiklet ve skuter güzergahının oluşturulmasıdır. Topkapı Caddesi ile surlar arasında kalan bölgede yaya ile bisiklet hareketliliğini sağlayacak yeni yaya ve bisiklet yolları önerilmiştir. Ayrıca alanda mevcut olan ancak yaya ve bisiklet için altyapının yetersiz olduğu yollar da bölgenin meydanla bağlantısını güçlendirecek şekilde yeniden tasarlanmıştır. Öneri yol sistemi mekân dizim analizi yöntemiyle yeniden değerlendirildiğinde, bölgenin erişilebilirliğinin ve bağlantılarının arttığı tespit edilmiştir. Bu yaya ve bisiklet güzergahı, meydan ve yakın çevresinde kurgulanan odakları birbirine bağlamaktadır. Meydan yakın çevresinde planlanan otopark alanlarından bisiklet ve yaya yollarına erişilebilmekte ve meydana ulaşılabilmektedir. Proje alanında özel bisiklet ve skuter yanı sıra paylaşımlı bisiklet ve skuter sistemi kullanımı da önerilmektedir. Buna bağlı olarak alanda 3 adet mikromobilite noktası önerilmiştir. Bu noktalar hem paylaşımlı hem özel bisiklet ve skuter park yerleri, tamir istasyonu, kiosk ve oturma birimlerini ve engelsiz erişim duraklarını içermektedir. Bu noktalardan ilki Millet Bahçesi’nin diğer etaplarına bağlantının sağlandığı ve Millet Caddesi üzerinde bir yaya köprüsü şeklinde kurgulanan aksın başlangıcında; ikincisi Topkapı Caddesi üzerinde uygulama imar planına göre önerilen yer altı otoparkının üstünde; üçüncüsü ise Beyazıt Ağa Camii ile Harbi Mescidi’- nin bulunduğu kısımda önerilmiştir.

Özel Araç Erişimi ve Otopark Önerileri
Meydana erişimin sağlanması ve meydan çevresinde ikamet eden bireylerin otopark ihtiyacının karşılanmasına yönelik Çalışma alanında ve çevresinde koruma amaçlı uygulama imar planı kararlarına da uygun olarak yer altı otoparkıyla birlikte yer üstü ve yol üstü otoparklar önerilmiştir. Halihazırda Topkapı Caddesi ve Bican Bağcıoğlu Yokuşu üzerinde yol üstü araç parklanması yapılmaktadır. Bu caddelerdeki parklanmanın düzenli olması için caddeler yeniden düzenlenmiş ve yan yollardan araç giriş-çıkış, bisiklet, yaya ve engelli kullanımlarına yönelik öneriler geliştirilmiştir. Meydan ve çevresinde yer alan ara yollarda da yol üstü parklanmaya yönelik düzenlemeler yapılmıştır. Otoparkların yer seçimi ve düzenlemesinde temel ilke yaya, bisiklet ve engelli hareketliliğini maksimum düzeyde artırmaya imkân verecek uygulamaları yapmaktır. Bu çerçevede tek merkezde büyük bir otopark alanı yerine düşük kapasiteli ancak çalışma alanına ve çevresine kısa sürede erişimi sağlayacak çok sayıda yer üstü otopark alanı önerilmiştir. Mevcut durumda yaklaşık 200 araçlık otoparkın olduğu meydan ve çevresinde Topkapı ve Bican Bağcıoğlu Yokuşu yol üstü parklanma alanları hariç, yer altı otoparkıyla birlikte 345 araçlık otopark alanı önerilmiştir.

Engelsiz Erişim
Çalışmanın önemli bileşenlerinden birini de engellilere yönelik hazırlanan düzenlemeler oluşturmaktadır. Tasarımların temel çıkış noktasını engelsiz erişim ilkesi oluşturmaktadır. Bu kapsamda engelli bireyler; “fiziksel, zihinsel, ruhsal ve duyusal yetilerinde çeşitli düzeyde kayıplardan dolayı topluma diğer bireyler ile eşit koşullarda tam ve etkin katılımını kısıtlayan tutum ve çevre koşullarından etkilenen birey.” olarak tanımlanmış ve hem proje alanını oluşturan Topkapı Meydanı, hem de çalışma alanının yakın çevresi tamamen engelsiz erişim mantığıyla kurgulanarak hazırlanmıştır. Bu bağlamda engelsiz erişimin sağlanması için ulaşım yolları üzerine gerekli yatay ve düşey işaretlemeler, sesli yönlendirmeler ve duyu mekânları oluşturulmuştur. Otobüs duraklarına, eğlenme-dinlenme alanlarına ve diğer sosyal ve kültürel aktivite alanlarına görme, işitme ve fiziki hareketlilik noktasında kısıtları bulunan bütün bireylere yönelik hareketliliklerini artırmak ve alanı azami oranda kullanmaya yönelik tasarımlar yapılmıştır. Bu bağlamda mekânlar arasında erişilebilirlik zincirleri kurularak işlevsel kısıtlılıklar dikkate alınmaksızın bağımsız ve güvenli bir şekilde engelli bireylerin; meydanda, sokaklarda, müze ve parklarda gezebilmesi, güvenli ve erişilebilir bir şekilde toplu taşımaya ve yapılara erişebilmesi amaçlanmaktadır. Bunlarla birlikte erişim kısıtı olan bireyler sadece fiziki olarak kısıtı olan bireyler şeklinde değerlendirilmemekte, yaşlı, hamile, ağır valizi ya da yükü olan tüm bireyler bu kapsamda değerlendirilmektedir. Böylece meydan ve çevresinde yapılan bütün tasarımlar, kapsayıcı tasarım ilkesi çerçevesinde alanı kullanan bütün bireylere hitap etmektedir.

Katman 2:
Kentsel Hafizanin Yeniden Üretimi: Geçmişin İzlerini Geleceğe Taşimak

Alanın sosyo-mekansal organizasyonunun tarihsel geçmişi (sur, tarihi eserler, yapı adaları, tramvay izi, paşa meydanı, kavşak, dokular, renkler, portreler, bitkiler vd.) her bir katman özelinde tek tek ele alınmış ve bu katmanlar tasarımda yeniden yorumlanmıştır. Böylece asırlara uzanan kentsel hafıza yarışma alanında özgün bir yaklaşımla yeniden üretilmiş ve geçmişin izlerinin günümüze ve gelecek nesillere taşınması sağlanmıştır.

Kentsel Hafıza Aksındaki İzleri Geleceğe Taşımak
Yarışma alanında iki temel aks kurgulanmış, yarışmanın odak alanını teşkil eden Tarihi Topkapı sur kapısı ile Bican Bağcıoğlu yokuşu arasında kalan alan ““Kentsel Hafıza Aksı” olarak belirlenmiştir. Bu aks boyunca tarihten günümüze oluşan kentsel katmanların izlerinin tasarım sürecinde nasıl yorumlandığı aşağıda aktarılmaktadır:

1. tarihi yapı adalarının izleri (alman mavileri)

1. Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde Alman bir şirkete hazırlatılmış ve pafta çerçevelerinin renginin mavi olması sebebiyle “Alman Mavileri” olarak anılmakta olan bu haritalarda, yarışma odak alanı ve yakın çevresine ait yapı adası izleri okunabilmektedir. Bir tasarım yaklaşımı olarak alandaki bu izler yeniden yorumlanmış, alt meydanların ve yeşil alanların sınırları, saçak güzergâhları, yaya güzergâhları bu akslara referans vererek kurgulanmıştır. Ayrıca alandaki döşeme farklılaşmalarında yine Alman Mavilerinin izleri takip edilmiştir.

2. tarihi tramvay hattı izi

Yarışma alanında Osmanlı’nın son ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında bir tramvay hattının varlığı bilinmekte ve tarihi haritalardan okunabilmektedir. Bir tasarım kararı olarak tramvay hattı yağmur hendeği (bioswale) ve kuş olukları şeklinde yeniden yorumlanarak hattın izi günümüze taşınmıştır.

3. dönel kavşak

Halihazırda alanın güneydoğusunda, Bican Bağcıoğlu Yokuşu ve Topkapı Caddesi’nin kesişiminde bulunan dairesel trafik adası (dönel kavşak) tasarım bütünlüğü içerisinde güneye kaydırılmış, dönel kavşağın izi su toplama havuzu olarak yeniden yorumlanmıştır. Kavşak içerisindeki mevcut ağaçlar da korunmuştur.
4. hendek
Kara Surlarının çeperinde kalan ve olası bir saldırı anında şehre girişlerin engellenmesi ve şehrin korunması amacıyla kullanılan hendeklerin izi yarışma alanına taşınarak, taşıtların meydana girişini engelleyen ve yayaların güvenliğini sağlayan bir fiziksel bariyer olarak doğal bir hendek kurgulanmıştır.

5. cephedeki izler
Cephe dilindeki uyumsuzlukları ve sorunları çözmek amacıyla bölgede günümüzde ve geçmişte yer alan yapılardaki renk, doku ve cephedeki doluluk boşluk ilişkisine ait izler mevcut yapıların cephelerine taşınmıştır.

Kültür-Sanat-Paylaşım Aksındaki İzleri Geleceğe Taşımak
Proje önerisini tanımlayan diğer bir ana aks ise Millet Caddesi sınırından başlayıp Sulukule Caddesine doğru ilerleyen ve Sur duvarına paralel olarak konumlanan “Kültür-Sanat- Bilgi Paylaşım” aksıdır. Bu aks boyunca tarihten günümüze oluşan kentsel katmanların izlerinin tasarım sürecinde nasıl yorumlandığı aşağıda aktarılmaktadır:

1. Kara Surlarının İzleri
Mevcut durumda surlardaki gözlemlenen eksikliklerin bir taraftan alanın mevcut dokusu ile rekabet etmeyecek diğer taraftan eski dokunun izini hissettirebilecek bir düzlemde ele alınması önerilmektedir. Bu kapsamda ilgili boşlukların mesh dokusu ile kaplanarak eksik sur izlerinin görsel düzlemde tamamlanması önerilmiştir.

2. Seyir / Gözlem Kulesi
Kaleiçi Meydan Alanına girilirken Sur kapısının yanında yer alan kulenin içerisindeki boş alanda kentlilerin meydanı, yakın çevreyi ve Tarihi Yarımada’daki önemli Vista noktalarını bir bütün olarak kavramalarına imkan sağlamak amacıyla bir “Seyir Kulesi” önerisi geliştirilerek, tarihi gözetleme işlevi alanda yeniden yorumlanmıştır.

3. Fethin İzleri
Fatih Sultan Mehmet’in Topkapı’dan İstanbul’a girişini canlandıran Fausto Zonaro imzalı 1903 tarihli eser yeniden yorumlanmış, surlardaki mesh dokusu ile bütünleştirilerek tarihi hadiseye güçlü bir referans veren soyut bir nirengi noktasına dönüştürülmüştür.

4. tarihi eserler
Yarışma alanında yer alan Gazi Ahmet Paşa Külliyesi, Bayezid Ağa Cami, Harbi Mescidi, Saint Nigoğayos Ermeni Kilisesi ve Hagios Nikolaos Rum Ortodoks Kilisesi, Ahilik Vakfı tasarım kurgusunda alana entegre edilerek görünür kılınmış, yaya promenadı, bisiklet yolları ve peyzaj düzenlemeleri ile erişim bağlantıları kuvvetlendirilmiştir.

7. aşevi / ahilik / yardımlaşma
1908’de kurulan Topkapı Fukaraperver Cemiyetinin izleri, külliye kurgusunun bütünlüğü göz önünde bulundurularak yardımlaşma kavramının günümüzde yaşatılması amacıyla “aşevi” fonksiyonu ve “yardımlaşma meydanı” ile alana taşınmıştır.

Katman 3:
Katmanlarin Yatay Ve Düşey Birlikteliği: Topkapi Kaleiçi Meydanini Yeniden Üretmek
Mekânsal Müdahale Yaklaşimi
Topkapı Kaleiçi Meydanı’nda mekânsal stratejinin belirlenmesi ve bu anlamda müdahale yaklaşımlarına karar verilmesinde alanın aşağıda ifade edilen açılardan önemi göz önünde bulundurulmuştur:
1. Kara Surları Millet Bahçesi Projesi’nin başlangıç etabını oluşturması,
2. Kara Surları boyunca meydan niteliğine sahip ve sur boyundan kent içine sarkan tek potansiyel “kentsel boşluğa” sahip olması
3. Alanda yer alan dini (camiler, kiliseler), kamusal odaklar ile günümüzdeki ticari ve konaklama işlevleri bakımından oluşan “kentsel harmoni”
4. Alanın Bizans döneminden 20.yy ortalarına kadar sur dışı bağlantısını sağlayan güçlü ve canlı bir aks ve Topkapı veya Romanos Kapısı olarak bilinen kapının çevresinde olması
Bu noktada yarışma alanının salt Topkapı ve yakın çevresine hizmet eden bir lokal meydan olarak hizmet vermek yerine Kara Surları aksında ve hatta -belirli ölçüde- Tarihi Yarımada’ya hizmet veren bir kentsel meydan olarak kullanılma potansiyeli bulunmaktadır. İlgili alan bir taraftan bu misyona hizmet verecek kentsel düzenlemeler ve mekânsal donatılara ihtiyaç duyarken; diğer taraftan alanda yer alan Gazi Ahmet Paşa Külliyesi, Beyazıd Ağa Camii, Ermeni Kilisesi gibi dini tesisler, Ahilik Vakfı gibi kamusal unsurların yanı sıra kara surları, Romanos Kapısı ile Eski Topkapı Caddesi ve önünde eskiden bostan olarak kullanılan peyzaj unsurları gibi alt odakları görünür kılacak bir takım mekânsal müdahalelere gereksinim duymaktadır.

“Kentsel Hafiza” Aksi
“Kentsel Hafıza Aksı” Tarihi Topkapı sur kapısı ile Bican Bağcıoğlu yokuşu arasında kalan alan olarak belirlenmiştir. İlgili alanın omurgasını belirli dönemlerde şenlik, festival, gösteri, fuar gibi açık hava etkinliklerinin gerçekleştirilebileceği ve ona destek veren birtakım mekânsal donatılarla desteklenen bir “etkinlik meydanı” oluşturmaktadır. Bu omurga çeşitli dini, sivil ve kamusal odakların arasına süzülen Sessiz Meydan, Karşılama Meydanı gibi çeşitli alt odaklarla saçaklanırken bir meydan kurgusu çerçevesinde kentlilerin temel beklentilerini karşılanması amaçlanmıştır

– etkinlik meydanı
Proje önerisinde bir taraftan kentliler için dinlenme, gezinti, kültürel, dini ve sivil unsurları keşfetme; diğer taraftan ise farklı zaman dilimlerinde düzenlenecek şenlik, fuar, gösteri gibi kentsel etkinliklerin de gerçekleştirilebileceği esnek ve açık uçlu bir yapıya sahip olan bir kentsel etkinlik meydan alanının tarif edilmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda eski otobüs duraklarının bulunduğu alanda tarihi Topkapı Caddesi aksını takip eden bir etkinlik meydanı önerisi sunulmaktadır. Etkinlik meydanı bir taraftan yukarıda ifade edilen eylemlere ev sahipliği yaparken; diğer taraftan Surları, tarihi mimari unsurları görünür kılacak bir omurga işlevi görmektedir Mevcut proje alanında meydan unsurunu oluşturacak net ve tanımlı sınırların bulunmaması, meydan alanı olarak tarif edilen alana cephe veren yapılardaki uyumsuzluklar gibi sorunlar, etkinlik meydanı alanı sınırlarının düzenlenmesine ilişkin yeni arayışlara neden olmuştur. Bu çerçevede Tarihi Topkapı Sur kapısından girilmesinin ardından Topkapı Caddesi aksını takip eden iki temel uzanım geliştirilmiştir. Bu uzanımlardan ilki Tarihi Topkapı Tramvay Hattını takip eden bir yürüyüş ve keşif rotası ile tarif edilirken; diğer bir uzanım da iki taraftan birtakım yarı açık ve kapalı mekânsal donatılarla sınırlarının oluşturulduğu etkinlik meydanıdır. Mevcut proje alanında meydan unsurunu oluşturacak net ve tanımlı sınırların bulunmaması, meydan alanı olarak tarif edilen alana cephe veren yapılardaki uyumsuzluklar gibi sorunlar, etkinlik meydanı alanı sınırlarının düzenlenmesine ilişkin yeni arayışlara neden olmuştur. Bu çerçevede Tarihi Topkapı Sur kapısından girilmesinin ardından Topkapı Caddesi aksını takip eden iki temel uzanım geliştirilmiştir. Bu uzanımlardan ilki Tarihi Topkapı Tramvay Hattını takip eden bir yürüyüş ve keşif rotası ile tarif edilirken; diğer bir uzanım da iki taraftan birtakım yarı açık ve kapalı mekânsal donatılarla sınırlarının oluşturulduğu etkinlik meydanıdır Bu çerçevede Etkinlik Meydanı olarak tariflenen alanın bir sınırı İnfo-Box, Büfe, Ticari Birim vb. temel ihtiyaçlara hizmet veren mekansal donatıların konumlandırıldığı yarı açık bir kentsel strüktür tarafından tarif edilmektedir. Bu alanda önerilen kentsel strüktür bir taraftan altında yer alan donatılar için üst örtü ve alanın diğer bölgelerine geçilebilecek üstü örtülü bir geçiş alanı tanımlarken; diğer taraftan kentlilerin üzerine çıkıp alanı bütüncül bir şekilde deneyimleyebilecekleri bir seyir alanı olarak kullanılması önerilmektedir.

Alanı tarifleyen diğer sınır ise etkinlik meydanı ve bu meydan aksına paralel olarak yeniden ortaya çıkarılmak suretiyle yürüyüş aksı olarak düzenlenen, sur kapısına ulaşan Eski Topkapı Caddesini oluşturan ve mevcut dokuyla da ilişki kuran saçak kurgusu ile tanımlanmaktadır. İlgili saçak birimleri bir taraftan etkinlik meydanı için sınırların tarif edilmesine destek olurken; diğer taraftan altında yer alan çeşitli peyzaj unsurları ve kentsel mobilyaların yer aldığı ve meydanın iki tarafının da seyredilebileceği yarı açık bir kentsel donatı hizmeti görmektedir Alanda mevcut olan dönel kavşak, Meydan ile Gazi Ahmet Paşa Camii – Bayezid Ağa Camii yaya bağlantısını güçlendirmek için Bican Bağcıoğlu caddesi tarafına kaydırılmış, bunun için köşedeki küçük park alanı kullanılmıştır. Böylece sur boyunca uzanan ve meydanla kentin içine sarkan meydan, Gazi Ahmet Paşa Camii ve etrafıyla da daha güçlü bir şekilde bütünleştirilmiştir.İlgili saçak kurgusunda malzeme olarak bölgenin ve günümüzde yok olmuş yapı adalarında bulunduğu düşünülen geleneksel sivil ahşap mimari unsurlarına atıfla ahşap malzeme tercih edilmiştir. Kent mobilyası olarak alanda kullanılan oturma birimleri için, yapıların tasarımını bütünleyici korten çelik ve ahşap kompozisyonu kullanılmıştır. Oturma birimlerinin taşıyıcı sistemi korten çelik ile çözülmüş, oturma yerlerinde ise ahşap tercih edilmiştir. Korten çelik ve ahşaptan üretilen oturma birimleri alandaki tüm alt meydanlarda, yeşil alanlarda, saçak altlarında ve mikromobilite noktalarında, aynı modülün büyüyüp küçülmesi ve kırılması ile tekrar edilmiştir. Proje önerisi çerçevesinde Etkinlik Meydanı’na entegre olarak saçaklanan “Karşılama Meydanı”, “Sessiz Meydan”, “Oturma Birimleri (Amfiler)”gibi bir dizi alt odakların üretilmesi önerilmektedir

– sessiz meydan
Tarihi Sur Kapısından Kaleiçi Meydan Alanına girişte ilk olarak Surp Nigoğayos kilisesinin meydana bakan duvarının önünde yer alan tanımsız bölgenin temizlenip alanı deneyimleyen kentlilerin dinlenecekleri, sur ve kilise duvarlarını seyredecekleri, bölgedeki hayvanları besleyecekleri ve kitap okuyup dinlenebilecekleri bir “Sessiz Meydan” önerisi sunulmaktadır.

– tarihi unsurların birbirine ve meydana bağlanması & deneyim amfileri
Alandaki bir diğer alt meydan önerisi ise alanın hafızasının inşasında katalizör görevi gören dini tesislerin görünür ve erişilebilir kılınması hedefiyle gerçekleştirilmiştir. Bu noktada fetih sonrası ilk dini tesisler arasında yer alan Beyazıd Ağa Camii ile Harbi Mescidi’nin yanı sıra Mimar Sinan’ın önemli eserleri arasında sayılan Gazi Ahmet Paşa Külliyelerinin birbirleri ile bağlantısının güçlü bir şekilde sağlanması (1); görünür kılınması (2); ve erişilebilir birer odak haline gelebilmeleri (3) amacıyla birtakım müdahaleler önerilmektedir. Böylelikle Beyazıd Ağa Camisi ile Harbi Mescidi arasında kalan alan nitelikli ve tanımlı bir avlu alanına dönüşmüş ve bu avlu alanına kıraathane-okuma salonu önerilmiş; ayrıca alanda yer alan şadırvan ve tuvalet gibi ıslak hacimler yeniden yorumlanmıştır. Bu alan çocuk oyun alanları ile desteklenerek kapsamlı bir açık alanın meydan kurgusuna eklemlenmesi önerilmiştir. Dini mekânlar ile unsurların görünür ve erişilebilir kılınması çerçevesinde topografya düzleminde birtakım müdahaleler önerilmiştir. Mevcut durumda Gazi Ahmet Paşa Camii’nin bahçe duvarının önünde bir dolgu yapılmış ve bu dolgunun üzerine niteliksiz bir ek yapı olan “Çınaraltı Kafe” bulunmaktadır. Bu dolgunun üzerine ise yakın dönemde birtakım ağaçlar dikilmiştir. Son yıllarda yapılan bu müdahale nedeniyle alan için çok önemli bir kimlik değerine sahip olan Gazi Ahmet Paşa Külliyesi sur tarafından yaklaşırken neredeyse hiç algılanamamaktadır. Bu nedenle proje önerisi kapsamında bu alanda yapılan dolgunun tesviye edilmesi, alandaki anıtsal nitelikteki ağaçların yerinde korunması, diğerlerinin ise başka bölgelere transfer edilmesi ve alanda yer alan kafe yapısının ise yakın çevredeki başka noktalara taşınması önerilmektedir. Bu amaçla halihazırda Gazi Ahmet Paşa Camii’nin avlu girişinin önündeki niteliksiz çınaraltı kahvesi kaldırılmış, ancak mahallelinin sosyalleşme alanı olduğu gözlenen bu kahvenin yerine hem Beyazıd Ağa Camii ile Harbi Mescidi arasındaki kısımda, hem de mevcut konuma daha yakın olarak türbenin arkasındaki bölgede oluşturulan kıraathane ve kitap kafe ikame edilmiştir. Yapılacak bu ilk işlemin ardından bu alanda meydan ile külliye avlusu arasındaki kot farkını birbirine bağlayacak ve etkinlik meydanında önerilen saçaklarla desteklenen oturma birimleri (amfi) önerilmektedir. İlgili oturma birimlerinin peyzaj unsurları ile desteklenerek doğal bir görsel imge oluşturması hedeflenmektedir Benzer bir amfi düzeni ise Beyazıd Ağa Camii ile etkinlik meydanı olarak tariflenen alan arasındaki kot farkını birbirine bağlamak için önerilmektedir. Ayrıca Beyazıd Ağa Camisi’nin kıble aksında yer alan fakat mevcut durumda algılanmayan hazire alanının etrafının yeniden düzenlenmesi ve erişim bağlantılarının kuvvetlendirilmesi önerilmektedir. Böylelikle bir taraftan Gazi Ahmet Paşa Camisinin türbenin de bulunduğu alan ile bağlantısı güçlendirilecek; diğer taraftan külliyenin hem meydanla hem de Beyazıd Ağa Camii ve Harbi Mescidi ile doğrudan bağlantısı sağlanacaktır.

– yardımlaşma meydanı
Alanda Gazi Ahmet Paşa Türbesi ve Ahilik Vakfı’nın arkasında bulunan ve günümüzde Topkapı Spor Kulübü lokali ve muhtarlık binası olarak kullanılan kısım proje önerisi kapsamında yeniden ele alınmıştır. Bu çerçevede ilgili alan bir taraftan ahilik geleneğine karşılık gelen “kardeşlik” ve “yardımlaşma” olgularıyla, bir taraftan da bölgenin tarih ve sosyo-kültürel yapısında önemli bir yeri olan Topkapı Fukaraperver Cemiyeti’nin uzun süreli sosyal yardımlaşma ve dayanışma faaliyetlerini de dikkate almak suretiyle yeniden ele alınarak bölgedeki ihtiyaç sahiplerine yemek dağıtım hizmetinin verileceği bir aşevi önerisi sunulmuştur. Bu kararla hem alandaki sosyal dayanışma ruhu desteklenmiş, hem de Gazi Ahmet Paşa Külliyesi’nin kayıp İmaretine de bir atıf yapılmıştır. İlgili alanda ayrıca Muhtarlık işlevi yeni bir mekân düzenlemesiyle muhafaza edilmiş ve bölgeye hizmet verecek bir Kitap Kafe önerisi sunulmuştur.

Kültür-Sanat-Bilgi Paylaşım Aksı
Proje önerisini tanımlayan diğer bir ana aks ise Millet Caddesi sınırından başlayıp Sulukule Caddesine doğru ilerleyen ve Surlara paralel olarak konumlanan “Kültür-Sanat-Bilgi Paylaşım” aksıdır. Bu aks bir taraftan bölgenin bostan geçmişinin izlerini takip ederek bir takım bitkisel üretim faaliyetlerinin yer aldığı bir peyzaj alanı olarak tarif edilirken; diğer taraftan alandaki kültür sanat ve bilgi paylaşımına olanak sağlayacak bir takım açık, yarı-açık ve kapalı mekânsal donatılarla beslenmektedir (Şekil Z_ Kültür_Sanat_Paylaşım Aksı Vaziyet Planı üzerinden Zoning kararları_- kodlayarak). İlgili aks kurgulanırken alanı ziyaret eden bir kentlinin bir taraftan alanın hafızasına/- katmanlarına dair bilgi alacağı; diğer taraftan alanda icra edilen bir takım faaliyetlere dahil olarak “aktif bir kullanıcı” olarak rol alacağı bir senaryo önerilmiştir. Bu alan kurgulanırken Topkapı ve yakın çevresinde bulunan kentlilerin lokal ihtiyaçlarının karşılanması da tasarıma dahil edilmiştir.

– surların potansiyel bütünlüğüne yönelik iyileştirme önerisi

Topkapı Kaleiçi Meydanı’na kimliğini kazandıran en önemli unsurlardan birisi alanda yer alan Tarihi Kara Surları dokusudur. Ancak yakın zamanda yapılan birtakım restorasyon çalışmalarına rağmen sur dokusunda bazı koruma sorunları ve potansiyel bütünlükte kayıplar görülmekte, surlarda yer yer büyük kayıplar ile kısmen veya tamamen kaybolmuş burçlar tespit edilmiştir. Bununla birlikte surlarda gözlemlenen kayıpların harabe estetiği ve uluslararası arkeolojik koruma prensipleri açısından doğrudan bütünlenmesi uygun değildir, ancak dünya mirası sur ve burçların potansiyel bütünlüklerini hissettirecek, insanlara harap olmadan önceki kütle, gabari ve varlık boyutunu hissettirecek şekilde, var ile yok arasında, silüet oluşturacak geçirgen bir çağdaş bütünleme önerisi geliştirilmiştir. Söz konusu çağdaş hayali bütünleme için bahsedilen izlenimi oluşturabilmek için metal meshlerin kullanılması önerilmiştir. Bu sayede yapılan bütünlemeler alanın mevcut dokusu ile rekabet etmeyecek diğer taraftan eski doku, kütle ve gabarilerin izlerini hayali olarak hissettirebilecek bir ara varlık düzleminde konumlanacaktır.

– mikromobilite (yaya, bisiklet, elektrikli araç) bağlantı köprüsü

Kara Surları Millet Bahçesi Projesinde yarışma alanının proje alanının giriş etabı olarak kurgulanmaktadır. Bu çerçevede Topkapı Kaleiçi Meydanı ile Kara Surları Millet Bahçesi’nin diğer etapları arasında özellikle de yaya sirkülasyonu açısından bağlantı kurulması büyük önem taşımaktadır. Bu noktada proje önerisinde Yarışma Alanı ile Millet Bahçesi 1. etabı olarak adlandırılan bölgeyi bağlayan ve Millet Bahçesinin üzerinden geçen bir mikromobilite bağlantı köprüsü önerilmektedir. İlgili köprü yayaların geçişinin yanı sıra bisiklet ve elektrikli araçların geçişine de olanak sağlayacak şekilde kurgulanmıştır.

– seyir kulesi
Kaleiçi Meydan Alanına girilirken Sur kapısından yanında yer alan kulenin içerisindeki boş alanda kentlilerin meydanı, yakın çevreyi ve Tarihi Yarımada’daki önemli Vista noktalarını bir bütün olarak kavramalarına imkan sağlamak amacıyla bir “Seyir Kulesi” önerisi geliştirilmiştir. İlgili kulenin içerisine girilmesinin ardından kulenin tepesine çıkılması esnasında surların farklı katmanları hakkında da bilgi sahibi olmasına olanak sağlayacak bilgilendirme panelleri yer almaktadır. Alanın bütününde benimsenen “Engelsiz Erişilebilirlik” ilkesi çerçevesinde merdiven kovasının ortasında yer alan boşlukta ise bir asansörün yer alması önerilmektedir.

– fetih canlandırması
Bu çerçevede tarihi sur kapısında içeri giren bir kentlinin ilk olarak 3 boyutlu soyut Fetih Heykeli ile karşılaşması ve alanın kimliğine dair bir nirengi noktasını temaşa etmesi önerilmektedir.

– peyzaj ögeleri
Kara Surları aksında ilerlemesi durumunda sura yakın olarak kurgulanan “Yeşil aks” ile “Kültür-Sanat-Bilgi Paylaşım Aksı”nı besleyen mekânsal donatıları birbirine bağlayan ana bir yaya promenadı önerilmektedir. Yaya aksını tarif eden bu omurgaya entegre olarak sırasıyla “Etkinlik Çayırı”, “Çocuk Oyun Alanı”, “Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Bahçesi” gibi farklı temalarda açık alan ve peyzaj düzenlemeleri önerilmektedir. Alanı deneyimleyen kentlilerin yaya veya bisikletli olarak bu yeşil aksın arasına süzülmesine ve onları yakından temaşa etme fırsatı veren birtakım tali yollar önerilmektedir. Bu alanda ayrıca tarım faaliyetlerine dair bilgilerin aktarıldığı birtakım uygulamalı atölye faaliyetlerinin de yürütülmesi önerilmektedir.

Kültür-Sanat-Bilgi Paylaşım Donatıları

– hafıza ve izler müzesi
Yaya promenadının diğer tarafında yer alan bölgede ise açık, yarı açık ve kapalı bir takım mekânsal donatılar önerilmektedir. Bu çerçevede bu alana yönelen ziyaretçi ilk olarak hem Topkapı ve yakın çevresi hakkında bilgi alabilecekleri hem de farklı dönemlerde düzenlenecek tematik sergilere ev sahipliği yapması önerilen “Hafıza ve İzler Müzesi” yer almaktadır. Hafıza ve İzler Müzesi’nde Kültür-Sanat-Bilgi Paylaşım Aksında yer alan diğer donatı yapıları (Atölye Birimleri, Sosyal Tesisi Alanı, Çalışma Modülleri) ile ortak bir malzeme kurgusu tercih edilmiştir. Bu çerçevede yapıların işlevlerine göre farklı doluluk-açıklık ilişkilerine sahip bir cephe kurgusu önerilmektedir. Yapıların alanda temel inşa edilmesine gerek duyulmayacak şekilde kurgulanması önerilmektedir. Yapı taşıyıcı malzemesi olarak yerinde monte edilecek çelik kutu profillerin kullanılması, kaplama malzemesi olarak ise alanın tarihsel dokusu ile uyum göstermesi açısından korten çelik tercih edilmiştir.

– atölye birimleri
Bu alanda mevcuttaki Topkapı Kütüphanesi yönünde ilerlerken kentsel tarım temalı atölyelerinin düzenleneceği atölye birimleri önerilmekte ve bu birimlerin etrafında kurgulanan “atölye avlusu”ndaki açık hava sergisini önerilmektedir.

– sosyal tesis alanı
Tarihi Paşa Meydanı’nın etrafında Sosyal Tesisler ve bireysel ve grup çalışmalarına olanak sağlayan çalışma modülleri kurgulanmıştır. Bu noktada bölgede halihazırda bulunan Sosyal Tesisler, yeni bir mekânsal kurgu çerçevesinde açık alanlarla entegrasyonunun kuvvetlendirilerek yeniden önerilmektedir.

– bireysel ve grup çalışma modülleri
Yakın dönemde hizmet vermeye başlamış olan Topkapı Kütüphanesi’nin oluşan yoğun talep nedeniyle belirli zaman dilimlerinde kapasitesinin yetmediği ve önünde giriş sırası oluştuğu gözlemlenmiştir. Bu noktada bir taraftan Topkapı Kütüphanesi’ndeki bireysel çalışma alanlarına destek verebilecek “Sessiz Çalışma Modülleri” önerilirken; diğer taraftan kütüphanede bulunmayan ama özellikle bölgede bulunan lise ve üniversite öğrencilerinin toplu çalışma yapmalarına olanak sağlayacak “grup çalışma modülleri” önerilmektedir.

Cephe Çözümleri
Yürütülen analiz çalışmalarında Topkapı Kaleiçi Meydanı’nda yer alan yapıların cephelerinde belirli problemler gözlemlenmiştir.
1. Renk-doku uyumsuzluğu
2. Doluluk-Açıklık ilişkilerinde düzensizlik
3. Havalandırma mekanizmaları
4. Tabela dilindeki düzensizlikler
5. Zemin kotunda uyumsuzluklar
Cephe dilindeki uyumsuzlukları ve sorunları çözmek amacıyla bölgede günümüzde ve geçmişte yer alan yapılar renk, doku, cephedeki doluluk boşluk ilişkisi çerçevesinde analiz edilmiştir. Bu çerçevede ilk olarak meydanda bulunan tarihsel kimliğe sahip yapı cepheleri renk ve doku açısından analiz edilmiş ve bu çerçevede meydanda yer alacak bina cepheleri için renk paleti üretilmiştir.

Aydınlatma Stratejileri
Alanda yürütülen bu analiz süreci ve Dünyadaki tarihi meydanlarda cephe tasarım yaklaşımlarının incelenmesi neticesinde belirli aşamalar halinde cephe tasarım kararları verilmiştir. Bu çerçevede cephe tasarımında;
1) Cephelerin rahatsız edici unsurlardan arındırılması,
2) Öneri plan çerçevesinde gabarilerin düzenlenmesi,
3) Doluluk-açıklık ilişkisinin yeniden yorumlanması,
4) Renk ve malzeme seçeneklerine karar verilmesi,
5) Tabela, reklam panosu gibi görsel unsurlara karar verilmesi,
olmak üzere beş temel müdahale stratejisi belirlenmiştir Sur duvarlarının aydınlatılmasında duvarların plastik karakterinin ortaya çıkarılması ve belirli aralıklarla kontrast oluşturulması amacıyla zemin düzleminde dikdörtgen kesite sahip aydınlatma elemanları kullanılmıştır. Benzer yaklaşım alanda yer alan Gazi Ahmet Paşa Külliyesi yapıları, Beyazıd Ağa Camisi, Ahilik Vakfı, Kilise duvarı gibi tarihsel dokuya sahip yapılarda da uygulanmıştır. Bu eserlerde ayrıca kubbe, minare, şerefe, kemer gibi özel mimari unsurların ön plana çıkarılması için ek bir takım aydınlatma donatılarının kullanılması önerilmektedir.

Etkinlik meydanının aydınlatılmasında alandaki insan sirkülasyonunu üçüncü boyutta kesen minimum müdahale gereksinimi duyulmaktadır. Bu çerçevede meydanı aydınlatacak aydınlatma elemanının minimize edilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda proje önerisinde X yüksekliğe sahip ve üç farklı yönelime sahip, etkinliğin türüne ve gereksinimine göre bakış açısı ve aydınlatma seviyesi ayarlanabilir kurguda olan aydınlatma elemanları tasarlanmıştır. Etkinlik meydanının bitişiğinde yer alan ve tarihi tramvay izini takip eden aksın aydınlatılması için etkinlik meydanında önerilen saçaklara entegre bir şekilde kurgulanan aydınlatma elemanları önerilmektedir . Bu kurgunun alanda yer alan Sessiz Meydan, Karşılama Meydanı ve Gazi Ahmet Camii gibi noktasal odaklarda benzer bir şekilde devam etmesi önerilmektedir. Tarihi tramvay hattını takip eden aksta ise zemin seviyesindeki izleri takip eden çizgisel aydınlatma ögelerinin kullanılması önerilmektedir. Alanda önerilen oturma elemanlarında ise gece vakitlerinde alanı deneyimleyen insanları yönlendirmeleri ve alandaki bütüncül aydınlatma senaryosuna destek olması amacıyla oturma birimlerine entegre gizli led ışıkları kullanımı yardımıyla aydınlatılması önerilmektedir. Sura paralel olarak Topkapı Kütüphanesi & Millet Caddesi aksında ise farklı türde aydınlatma elemanlarının kullanılması önerilmektedir. 4,5 metre yüksekliğide 8 metre aralıklarla düzenlenen temel aydınlatma elemanları bu hattın ana omurgasını oluştururken ; peyzaj unsurlarının arasında ise bir taraftan sur duvarlarının bölücü bir aydınlatma elemanı olmadan bütüncül bir şekilde algılanabilmesi, diğer taraftan ise peyzaj unsurlarına odaklanılabilmesi amacıyla zeminle bütünleşik ve üçüncü boyutta düşük yüksekliğe sahip noktasal aydınlatma elemanları önerilmektedir. Proje önerisinde Etkinlik Meydanı ve Etkinlik Çayırı’nın farklı zaman dilimlerinde şenlik, gösteri, festival gibi kentsel etkinliklere ev sahipliği yapması önerilmektedir. Bu çerçevede etkinliğin mekânsal dokusuna göre adapte olabilecek asma & germe sistemler gibi geçici aydınlatma unsurlarının da mevcuttaki aydınlatma unsurlarına entegre bir şekilde kullanılması önerilmektedir. Alanda yukarıda ifade edilen aydınlatma stratejilerinin bütüncül bir şekilde ele alınması doğrultusunda gece kullanımında aktif bir kentli yaşamının olacağı ve karma profildeki insanların mekanı deneyimlemeleri yoluyla mevcut durumda güvenlik konusunda yaşanan problemlerin ve gece kullanımı önündeki engellerin belirli ölçüde bertaraf edileceği öngörülmektedir.

Meydan Kullanım Stratejisi (Alan Yönetimi)
Alanda yer alan “Kentsel Hafıza Aksı”nda bulunan etkinlik meydanı, sessiz meydan ve yardımlaşma meydanında önerilen mekansal donatı alanlarının yılın her döneminde kullanılması önerilmektedir. Bunlara ek olarak yılın farklı zamanlarında gerçekleşecek etkinlikler (şenlik, festival, fuar, gösteri vb.) için gerek etkinlik meydanında yer alan zemine, gerekse de alanda önerilen kentsel üst örtüaltında yer alan bölgeye alanda kurulabilen, temel vermeyen geçici yapısal modüllerin eklenmesine yönelik açık-uçlu ve esnek bir senaryo kurgusu önerilmektedir. Diğer taraftan sur ile olan yakın ilişkisi ve yoğun peyzaj dokusu nedeniyle bu tür bir açık-uçlu mekansal eklemlenme “Kültür-Sanat-Bilgi Paylaşım Aksı” için önerilmemektedir. Proje önerisinde meydanın gündüz ve gece etkin bir şekilde kullanılması önerilmektedir. Bu çerçevede özellikle mevcut durumda gece kullanımında sorunlar bulunan ve proje önerisinde “Kültür-Sanat-Paylaşım Aksı”nın önerildiği alanda yer alan donatıların ve peyzaj alanının gece kullanımı önerilmektedir. Bu çerçevede Sosyal Tesis, atölye birimleri avlusu, Paşa Meydanı ve Hafıza ve İzler Müzesi yapısında yer alan açık sergi alanlarının ve avlularının gerek aydınlatma gerekse de gece kullanımına imkan verecek oturma birimleri ve peyzaj düzenlemeleri ile etkin bir şekilde kullanılması önerilmektedir. Meydanda önerilen kamusal donatılardan olan Sosyal Tesislerin, atölye birimlerinin, çalışma modüllerinin ve ihtiyaç donatılarının bakım ve işletim yönetiminin ilçe belediyesi tarafından gerçekleştirilmesi; etkinlik yönetiminin ise ilçe belediyesi, vakıf ve dernekler tarafından işbirlikçi bir şekilde yürütülmesi önerilmektedir.

Katman 4:

Dayanikli Meydan, Sürdürülebilir Peyzaj: Mavi-Yeşil Altyapi
Yeşil sistem / ekolojik koridor
Kentler iklim değişikliğinin ve çevre sorunlarının başlıca nedeni durumundayken, aynı zamanda bu etkilerin sonucundan oluşan sel, taşkın, kuraklık, aşırı hava olayları gibi olumsuz sonuçlarına en çok kentler maruz kalmaktadır. Dolayısıyla iklim değişikliği ve afet risklerine ilişkin üretilecek stratejilerin merkezinde kentler yer almaktadır. Kentleri iklim değişikliği etkilerine ve afet risklerine karşı daha dayanıklı hale getirmede yeşil sistemler ön plana çıkmaktadır. Yeşil sistemler, kent ekosistemine sağladığı faydalar nedeniyle kentlerin yaşam destek sistemi olarak önemli görülmeye başlanmıştır. Yeşil altyapı sistemleri suyu bir kaynak olarak gören ve kentle buluşturulmasını sağlayan bir yaklaşımdır. Yarışma odak alanında üst ölçekte mevcut yeşil altyapıyı koruyarak sürdürülebilir bir yeşil sistem tasarımı benimsenmiştir. Yeşil sistemler üst ölçekte açık yeşil alanların doğal koridorlar oluşturacak şekilde tasarlanmıştır. Topkapı meydanı, ekolojik koridorlara yakın bir konumda yer almaktadır. İstanbul’un ve Fatih’in gelişimini etkileyen en önemli faktörlerden birisi olan topoğrafya vadilerin oluşmasına imkân tanımıştır. Ayrıca şehrin surları da buna katkı sağlamıştır. Bu açıdan kara surları boyunca uzanan yeşil aks, hem Haliç Sahili hem de Yedikule’den Yenikapı’ya uzanan sahil bölgenin önemli ekolojik koridorlarıdır. Bununla birlikte bir vadi tabanı olan ve tarihsel süreçte Bayrampaşa Deresi olarak adlandırılan Vatan Caddesi ile bu yine bu vadinin ulaştığı Yenikapı’daki Langa Bostanları tarihsel süreçte öne çıkan önemli ekolojik koridorlardır. Bu alanlar günümüzde büyük oranda yapılaşsa da topoğrafyanın getirdiği imkanla koridor olma özellikleri devam etmektedir. Bu açıdan geliştirilen tasarımla meydandan bu alanlara erişim sağlanmış, meydan bu bütün sistemin bir parçası olarak ele alınmıştır. Bu geniş koridorların yanında yakın çevrede hem mevcut durumda olan hem de geçerli imar planında önerilen park alanlarıyla yeşil sistem sürekliği tasarlanmıştır.

Bitkilendirme stratejileri
Tasarım alanı 13 alt bölgeden oluşmaktadır. Her bölgede alanın ekolojik altyapısı, tarihsel geçmişi kullanımı amacı ve yüklenen fonksiyonlara bağlı olarak tasarım bütünlüğü içinde estetik ve sürdürülebilir bitkisel tasarımlar yapılmıştır. Proje alanı gerek yapısal gerekse bitkisel tasarımlar açısından bazı kısıtları bünyesinde barındırmaktadır. Bitkisel dokuda bazı önemli sorunlarla karşı karşıya bulunmaktadır. Proje alanında projeyi dikte eden en önemli özelliği, tarihi bir geçmişi bulunması ve üzerinde koruma altında tarihsel bir yapı stokunun bulunmasıdır. Dolayısıyla bitkisel tasarımda ekolojik, ekonomik kısıtlara ilave olarak en çok dikkat edilmesi gereken konu olarak bitki materyalinin seçiminde tarihi dokuya uyum sağlayacak türler ile geçmişte sıklıkla kullanılan türlere uygun kompozisyonlarda yer verilmesi olacaktır. Proje alanında gövde çevresi 10-190 cm aralığında mevcut bir bitkisel doku bulunmaktadır. Bu türlerin önemli bir kısmı doğal olmayan, bir kısmı da tarihi doku ile hiç örtüşmeyen türlerden (x Cupressocyparis leylandii, Lagerstroemia indica, Liquadambar spp. Phoenix spp.) oluşmaktadır. Tür seçimindeki bu problemlere bitkilendirme tasarımı açısından da hiçbir ilke ile bağdaşmayan adeta tesadüfen yapılan tasarımlar, surlara çok yakın bitkiler de katılmaktadır. Tasarım alanının konumu ve tarihi değeri göz önünde bulundurularak mevcut bitkiler incelenmiş ve bazı prensipler ortaya koyulmuştur. Tasarım bütünlüğünü bozan, tarihi dokuya uyum sağlamayan 10-70 cm gövde çevresine sahip bitkilerin başka alanlara nakli, 70-120 cm arasında çok önemli bir problem oluşturanların nakli önerilmiştir. Mevcut bitkilerden alan dahilinde kalan, taşınması ve yeri değiştirilmesi için fazla gelişmiş olan (Çevresi 1m ve üstü), alanın tasarım kurgusu ve alanın tarihi değerlerine mümkün olduğunca aykırı olmayan ağaçların sabit kalmasına mümkünse bu ağaçların sürekliliğini sağlayacak aynı türlerle desteklenmesi karar verilmiştir. Ancak, bu bitkilerin kısa mesafelerde çok değişkenlik göstermesi fazla karmaşa yaratması nedeniyle alanda sadelik ve dinginliğin sağlanması amacıyla bir kısmının başka bir alana nakli önerilmiştir. Ceviz ağaçlarının salgıladıkları sülfür gazının ozon tabakasını tamir etme özelliği olduğu bilinmektedir. Kırsal peyzajda kullanılan bu bitkiden proje alanı içinde sosyal tesis bölgesinde bulunmaktadır. Ancak, Ceviz ağacı sülfür gazı salgılamaktadır. Havadaki diğer gazlardan daha ağır olduğu için dibe çöker ve cevizin altında oturanı sersemletir. Bu nedenle, bu ağacın park ve bahçelerde kullanımının uygun olmadığı için başka bir alana nakledilmesi önerilmiştir.

– bitki sayımı sonuçları
Bitkilendirme stratejisi, aşağıdaki 13 alt alanda ele alınmış ve her bir alanın niteliği, konumu ve işlevine göre bitki seçimi yapılmıştır. Bu alt alanlar şu şekilde sıralanmaktadır:

1. Etkinlik meydanı:
Alanda meydan kurgusu içerisine dahil edilmiş saçakların altında kalan bölgelerde, etkinlik meydanı olması sebebiyle, oluşan sert zemin ve yapı yoğunluğunun kırılması için saçak altında bitkisel destekli oturma alanları oluşturulmuştur. Bu alanlarda saçakların belli kısımlarından yükselerek saçak üstüne taşan tijli büyük çiçekli Manolya kullanılmıştır. İstanbul tarihi dokusu içinde çok kullanılan her dem yeşil Manolya’nın alanın tarihi yapısını bozmayan bir bitki türü olması, çiçeklerinin güzel kokması, gösterişli ve soliter olarak kullanımı tercih sebebimizi güçlendirmiştir. Yine saçak altı oturma birimleri çevresinde alanın yanından geçen yağmur hendeği kurgusuna uyum için kareks, Imperata cylindrica red baron, Juncus sp., Miscanthus sinensis zebrinus gibi bitkilerin kullanımı uygun görülmüştür.

2. Sessiz meydan:
Sessiz meydanı diğer alanlarda ayıran, sınırlandıran ve alanda mevcutta bulunan dişbudak ağaçlarının devamlılığı için boş kalan bölgeye dişbudak eklenmiş ve alanın kilise tarafına bakan duvarı boyunca etkileyici çiçeklenmesi sebebiyle boğazın ve yakın süreçte adeta İstanbul’un simgesi olan erguvan bitkisi kullanılmıştır. Meydanın merkezinde de her dem yeşil olması ile özellikle kış aylarında alanın odağı olması amacıyla karakter ağacı olan manolya yerleştirilmiştir.

3. Etkinlik çayırı:
Etkinlik meydanı ile birlikte veya ayrı olarak kullanılması amacıyla düzenlenen çayırı, çevresinde kokulu bitkiler ve etkileyici çiçekleri olan bitkilerin yanı sıra, yer örtücüler kullanılmıştır. Belirli noktalarda kokulu ağaçlardan olan ıhlamurlar yerleştirilmiş ve alanda mevsimsel olarak güzel koku yayılmasını sağlayacak bir rota oluşmasında merkezi bir yer oluşturulmuştur.

4. Çocuk oyun alanı:
Çocuk oyun alanı etkinlik çayırı ile bağlantılı olarak tasarlanmıştır. Bu alanda çocukların sevdiği bitkilerden olan ılgın ve hatmi ağacı ve ayva gibi güzel çiçeklenen bitkiler tercih edilmiştir. Aynı şekilde tohumları ile çocukların oynayabileceği ve aynı zamanda alanda çocuklar için gölge oluşturacak akçaağaçlar yerleştirilmiştir.1

5. Sergi alanı:
Alanın arkasında, yapılar arasında kalan yeşil alan için, tarihi değeri yüksek olan çınar ağaçları kullanılarak etkileyici bir alan oluşturulurken sonbaharda dökülen yapraklar ile alanda farklı bir etki yaratmak planlanmıştır.

6. Paşa meydanı:
Meydanda tarihi dokularda yer alması, nakledilecek yaş ve hacmi aşması nedeniyle at kestanesi, kara ağaç ve dut bitkileri korunmuştur. Atkestanelerinin tasarım bütünlüğü açısından kopuk durmaması ve sürekliliği sağlaması için belirli noktalara eklenmiş ve böylelikle mevsimsel çiçeklenme zamanı hoş bir manzara oluşturmaları sağlanmıştır. Aynı zamanda sıcak havalarda çevredeki atölyelerde ve çalışma alanlarında çalışanların bu meydan da toplanıp ağaçların altlarında oluşan gölgeliklerde dinlenebilme fırsatı oluşturulmuştur.

7. Aromatik bitki bahçesi:
Bu alan karşısındaki atölyelere yönelik çalışma alanları oluştururken, çevresinden veya içerisinden geçenlerin, mevsimsel değişimlere göre sürekliliğin sağlandığı ve kokusu ile ön plana çıkan türler ile bitkilendirme tasarımı yapılmıştır. Bu alandaki ayrılmış bölgelerde lavanta, biberiye, fesleğen, nane, vb. aromatik bitkiler yerleştirilirken alan çevresinde mevcutta bulunan ağaçlar (leylandi haricinde) korunmuştur. Leylandi bitkisi hızlı gelişimi ve alanda oluşturulmaya çalışılan kurguya aykırılık teşkil etmesi, gelecek yıllarda fazla genişleyerek tarihi dokuyu perdeleyici olma gibi olumsuzluğa neden olabileceği düşünüldüğünde başka bir yere taşınması gerektiğine karar verilmiştir. Alanda korunması planlanan akçaağaç, söğüt, magnolya, ıhlamur bitkilerine ek olarak hatmi ağacı ve tıbbi özelliklerinivurgulamak, çiçek ve meyve güzelliğini kullanıcılara tanıtmak için alıç bitkileri eklenmiştir.

8. Çakra bahçesi
Vücudumuzda kan dolaşımı gibi bir de can dolaşımı bulunmakta, kozmik enerji denilen tepeden girip çakra denilen güç merkezleri vasıtasıyla organlarımıza dağılan ve belli bir zaman sonra topraklanması gereken bu enerji dönüşümünde tıkanmalar olduğunda enerji alamayan bölge/bölgelerde hastalıklar meydana geldiği bilinmektedir. Buna çözüm olarak Avrupa’da ve özellikle Uzakdoğu’da renk bahçeleri gündeme gelmektedir. Bu bahçemizde, yukarıda kısaca bahsedilen aslında Osmanlı’da 600 yıl önce Darüşşifa adı verilen şifahane ya da hastanelerde uygulanan renk, koku ve su – müzik ile tedavi yöntemleri tekrar yaşatılması ve toplumun gündemine küçük bu pilot çalışma getirilerek yaygınlaşması, farkındalık yaratılması sağlanacaktır. Toplumun sadece bitkilerin estetik özellikleri, meyvesi ve kokusu ile değil aynı zamanda renklerinin verdiği psikolojik etkileri sayesinde enerji kanallarının açılabileceği bilinci tasarladığımız bu çakra bahçelerinde uygulamalı olarak sunulacaktır. Bu renk parsellerinde (örneğin sarı renk hâkim olduğu parselde) yaprakların, çiçeklerin, sonbahar renkleri gibi tüm bitkiler sarı hakimiyetinde olması sağlanacaktır, sadece ilgili renklerin kullanıldığı bu bölümlerde renklere uygun müzik dinletileri ve koku bahçeleriyle ülkemizin ilk sağlık bahçesi yerli ve yabancı tüm ziyaretçilere sunulacaktır. Tasarlanan bu alan ülkemizin ilk ve tek Çakra bahçesi olma özelliği de gösterecektir.

9. Osmanlı Gülleri Koleksiyonu
Tarihi surların yakın çevresinde prensip olarak her dem yeşil ya da yaprağını döken boylu hiçbir bitki kullanılmamıştır. Daha önceki uygulamalarda tarihe dokuya uyum sağlamayan bitkilerin ise başka bir alana nakli önerilmiştir. Ancak, surların etkisini daha da arttırmak ve dikkat çekmek için sura zararı olmayacak yatay düzlemde bir fon etkisi oluşturacak doğal yer örtücüler (Hypericum sp.) ile birlikte Osmanlının uzun yıllar yeşil alanlarını süsleyen günümüze kadar gelebilen “Osmanlı Gülleri” taksonlarının kolleksiyon alanı oluşturulacaktır. Böylece surların çevresindeki ziyaretçiler tarihi hem yapısal hem de bitkisel doku ile yaşamaları, günümüzde artık koku özelliği olmayan bazı peyzaj gülleri yerine koku ve yoğun çiçeklenmeleri ile ön plana çıkan geleneksel güllerimiz ilk defa sur diplerinde toplum ile buluşturulacaktır. Bu amaçla Osmanlı döneminde kullanılan 25 kadar süs gülü çeşidinden (Acem, Beyaz, Çardak, Frenk, Hafız, Kan, Kayısı, Kırmızı, Mayıs, Mısır, Misk, Muska, Nasır, Rana, Sadberk, Sakız, Sarı, Şam, Tarçın, Van, Yediveren, Ziba ve diğerleri) arasında yok olmaya yüz tutmuş Ahmediye gülü (Rosa beggeriana), Okka gülü (Rosa x centifolia), Sakız gülü (Rosa x alba) Şam gülü (Rosa x damasena), Frenk gülü (Rosa gallica), Acem sarısı (Rosa feoetida var. persiana) başta olmak üzere yaptığımız araştırmalara göre temin edilmesi mümkün olan aşağıdaki güller kullanılmıştır.
• Okka Gülü-(Rosa x centifolia),• Diğer adları: Has gül, Hokka gülü, Reçel gülü, Sedberk gülü, Yüz yapraklı gül, Verd-i sad-berg• Osmanlı döneminde büyük bir beğeni kazanmış olup, gül suyu ve gül reçeli hazırlanmasında kullanılmıştır (Baytop, 1999; Baytop, 2001).• Yağ Gülü- (Rosa x damascena Miller var. trigintipetala)• Diğer adları: Edirne gülü, Kızanlık gülü, Damla gülü• Gül suyu ve gül yağı elde edilmekte kullanılmaktadır. Osmanlı döneminde Şam’dan alınarak imparatorluk sınırları içerisinde Edirne, Kızanlık, (şimdi Bulgaristan sınırlarında) yetiştirilmiş, 1800’lü yıllarda Bursa, Denizli, Isparta ve Manisa yörelerine dikilmiştir.• Şam Gülü- (Rosa gallica L. var . damascena Voss.)• Diğer Adları: Gül-i Muhammedi, Misk Gülü, Peygamber Gülü• Kreslin kokuludur. Ortaçağdan beri gül suyu elde edilmesinde kullanılır.• Siyah Gül/Siyah Halfeti Gülü- (Rosa sp.)• Kokulu, siyaha yakın koyu kırmızı renkli ve yediveren Halfeti(Urfa) Belediyesi tarafından yetiştirilerek dağıtıldığı bilinmektedir(1).• Ahmediye Gülü-(Rosa beggeriana Schrenk) Yalınkat,• İran üzerinden Türkiye’ye geldiği ve Selçuklular döneminden beri, bahçelerde yetiştirildiği bilinmektedir (Baytop, 1999; Baytop, 2001).• Nazarlık Gülü (Rosa pisiformis)• Doğal olarak Kuzey Anadolu dağlarında (Gümüşhane, Bayburt, Erzincan, Ağrı ve Van) yetişen bu gül çeşididir.• Misk Gülü (Rosa moschata)• 8-10 m.’ye kadar uzayabilen bir çalıdır. Çiçekleri 4-6 cm çapında, beyaz renkli yalınkattır.• Nazarlık Gülü (Rosa pisiformis)• Anadolu’da 1600-2000m gibi yüksekliklerde yayılır.• Tarçın Gülü (Rosa cinnamamema)• Diğer adları: Mayıs gülü• Çiçekler hafif tarçın kokusu yaydığı için bu ada verilmiştir.• Fındık Gülü (Rosa x alba)• Çiçekleri Isparta gülüne göre 3 kat daha fazla uçucu yağ taşıması nedeniyle yağ gülüolarak değerlidir.• Anadolu Gülü (Rosa iberica)

10. Cami önü ve çevresi kullanımı:
Gazi Ahmet Paşa Cami ve çevresindeki mevcut bitkisel doku korunmuştur. Beyazıd Ağa Cami ve çevresindeki bitkisel doku büyük ölçüde korunmuş ve mevcut tasarımlar ağaçların çevresinde uygulanmıştır. Mevcut bitkilerine ek olarak cami arkası ve Harbi Mescit yönü doğrultusunda renkli çiçekleriyle etkileyici bir görüntü yaratmak amacıyla güzergâh yolu ve çevresinde hatmi ağacıyla rota oluşturulmuştur. Mescit yolu çevresinde çınar ağaçları ile geleneksel ve dikkat çekici alanlar oluşturulmuştur.

11. Merdivenli oturma birimi:
Oturma birimleri ve basamaklar arasında oluşturulmuş saksılarda çeşitli yer örtücü bitkiler ile sert zemin kırılmış ve hoş bir görüntü elde edilmiştir.

12. Yağmur Hendeği (bioswale) ve Bio-tutma havuzu (bio-detention pond)
Gazi Ahmet Paşa Cami ve çevresindeki mevcut bitkisel doku korunmuştur. Beyazıd Ağa Cami ve çevresindeki bitkisel doku büyük ölçüde korunmuş ve mevcut tasarımlar ağaçların çevresinde uygulanmıştır. Mevcut bitkilerine ek olarak cami arkası ve Harbi Mescit yönü doğrultusunda renkli çiçekleriyle etkileyici bir görüntü yaratmak amacıyla güzergâh yolu ve çevresinde hatmi ağacıyla rota oluşturulmuştur. Mescit yolu çevresinde çınar ağaçları ile geleneksel ve dikkat çekici alanlar oluşturulmuştur.

13. Yağmur hendeği yanı bitkisel rota:
Bu rota boyunca mevcutta yaş almış dişbudak ve çınar ağaçları bulunmaktadır. Mevcut deseni tamamlayacak şekilde gereken bitkiler ile boşluklar doldurulmuş ve yeşil bir rota oluşturulmuştur.

Su Yönetimi
İklim değişikliği sonucunda yağış rejimlerinin değişmesiyle birlikte sel riskleri ve kuraklık sorunu kentlerin en önemli gündem maddelerinden biri haline gelmiştir. Değişen yağış rejimi ve plansız kentleşme, sellerin tür, şiddet, sıklık ve etki alanı gibi özelliklerinin artmasına neden olurken, yağışlar azaldığı dönemlerde ise kuraklık kentlerin en önemli sorunu haline gelmektedir. Bu sebeple yağmur suyunun toplanması, filtrasyonu, depolanması ve kurak dönemlerde depolanan yağmur sularının yeniden kullanılması tasarım projesinin sürdürülebilir su yönetimi stratejisidir. Kentsel tasarım projesi odak alanında su yönetimi stratejisi “sızma/infiltrasyon” ve “toplama- filtrasyon-depolama” olmak üzere iki temel yaklaşımla tasarlanmıştır. Sızma/infiltrasyon odak alanda tasarlanan tüm sert ve yumuşak zemin malzemelerinin yağmur suyunu geçiren malzemeler kullanılarak sağlanmaktadır. Böylelikle yağmur suyunun infiltrasyonu sağlanarak yüzey akışları yavaşlatılmakta ve yeraltı su kaynaklarını beslenmesi sağlanmaktadır. Toplama- filtrasyon-depolama yaklaşımında ise; yarışma odak alanı çevresinde çatılardan ve meydan genelinden toplanan yağmur suyu odak alandaki yağmur bahçelerine oradan da eski tramvay hattı üzerine tasarlanan yağmur hendeği alanına yönlendirilmektedir. Yağmur bahçeleri ve yağmur hendeği hattında filtrasyonu sağlanan yağmur suyu tramvay hattı sonunda biyo-tutma havuzuna (bio-detention pond) yönlendirilmektedir. Biyo-tutma havuzu ve altında tasarlanan depolama alanı ise su akışının doğal yoldan sağlanması için yarışma odak alanının en alt kotunda (290 m3) tasarlanmıştır. Ayrıca Bican Bağcıoğlu yokuşunu Topkapı Caddesine bağlayan kavşakta yol kenarı yağmur sularını tahliye etmesi için doğal hendekler tasarlanmıştır. 290 m3 depolama hacmine sahip olan yağmur suyu deposu kurak geçen aylarda/dönemlerde yarışma odak alanı içerisinde yeşil alanların sulanmasında kullanılarak sürdürülebilir su yönetimini sağlayacaktır. Aynı zamanda kurak dönemlerde sürdürülebilir su yönetimine katkı sağlamak için yağmur hendeği, yağmur bahçeleri ve biyo-tutma havuzunda su ekonomisi sağlayan bitkilerle donatılmıştır. Yarışma alanında eski tramvay hattı – yağmur hendeği üzerine kuşların su içmesine imkan tanıyan “kuş olukları” tasarlanmıştır. Bu yolla yapılan yağmur suyu hasadı yapılmakta, bitki ve hayvanların yeniden kullanımına sunulmaktadır.

Enerji Verimliliği ve İklimlendirme
Meydan alanında enerji verimliliği ve sürdürülebilirliğini sağlamak için birtakım kararlar ve tasarım konseptleri geliştirilmiştir. Alan genelinde planlanan enerji verimliliği önlemleri ile bioswale altyapısı ve meydanın aydınlatılması için ihtiyaç duyulan maliyetlerin azaltılarak enerji bağımlılığını düşürülmesi hedeflenmiştir. Meydan genelinde enerji verimliliğini artırmak ve iklimlendirme için üst ölçekli plan kararı olarak meydan geneline yayılan bir bioswale hattı planlanmıştır. Bioswale hattı ile meydan alanında yağışlı günlerde yağmur sularının toplanması hedeflenmiş, toplanan bu su ile alanda yer alan bitki ve yeşil alanların sulanması sağlanacaktır. Ayrıca yağmur sularının alan içerisinde dolaşımı sağlanarak hem bir peyzaj tasarımı zenginleştirilmiş hem de alanın iklimlendirilmesi desteklenmiştir. Ek olarak, tasarım alanında enerji verimliliğinin artırılması için yaya hareketliliğinin yoğun olacağı sura yakın ilerleyen yaya aksında, bisiklet yollarında ve çocuk oyun alanlarında, insan hareketliliğini elektrik enerjisine dönüştüren altyapı sistemleri kurgulanmıştır. Bu alanlardan elde edilecek elektrik enerjisi ile yine meydan alanındaki aydınlatma elemanları ve bioswale altyapısında kullanılacaktır. Ayrıca aydınlatma elemanları tasarımında kendi ihtiyaçları olan enerjinin üretilmesine yönelik güneş panelleri kullanılacaktır. Yine aydınlatma elemanlarında enerji verimliliği yüksek led lambaların kullanılması planlanmıştır.

KAYNAKLAR:
1. Baytop, T., Türkiye’nin Eski Bahçe Gülleri, T.C. Kültür Bakanlığı Yayımları 2593, Sanat Eserleri Dizisi 319. (2001).

2. Baytop, T., Türkiye’de Bitkiler ile Tedavi, İstanbul (1999).

3. Dilmen, R., Baydar N.G., Yağ Gülü (Rosa x damacena Miil.)’nde Doku Kültürü Uygulamaları, S.D.Ü. Ziraat Fak. Dergisi II (2):134-141,2016.

Etiketler

Bir cevap yazın