İrfan Talha Karadoğan'ın Denizcilik Kulübü Ohri: Modern’i Canlandırmak Yarışması için hazırladığı proje.
Refract:
Reframe – Continuity in Time, Boris Chipan’ın mimari ve kentsel tasarımın tarihi unsurlarını yeniden yorumlayarak hem geçmişi hem de bugünü yeni yollarla yansıtan “kırılmış bir tasarım” yaratmayı amaçlayan tasarım felsefesini sunuyor. Bu yaklaşım, eski tasarım unsurlarını yeniden çerçevelendirip modern eklemelerle bütünleştirerek zamanın sürekliliğini kırmaya odaklanıyor ve bu unsurların zamansal ve mekansal bağlamları içinde ifade edilmesini sağlıyor. Konsept, süreklilikteki mekansal, zamansal ve duyusal kırılmaları temsil eden bir “kırılmış tasarıma” ulaşmayı içerir.
Tasarım felsefesi, Ohrid’in kentsel dokusundaki tarihi unsurların korunmasını ele alarak üç temel aşamadan geçer. İlk aşama, Ohrid’in tarihinde bulunan orijinal kentsel ve mimari çerçevelerin korunmasına odaklanır. İkinci aşama, belirli tasarım unsurlarını korurken modern değişiklikler getiren kısmi bir müdahaleyi içerir. Üçüncü aşamada ise, artık işlevini yerine getiremeyen unsurlar yerinde bırakılır veya kullanıcılara görsel ya da dokunsal deneyimler sunmak için asgari düzeyde değiştirilir. Bu tasarım yaklaşımı, tarihi bina özelliklerinin çağdaş bir bağlamda gündemini korumasını sağlarken, mekansal hafızanın sürekliliğini de destekler. Mekânsal bütünleşme açısından,“refracted” tasarım kesit, düzlem ve mekâna özgü uyarlamalar yoluyla gelişmektedir. Eski ve yeni tasarım öğelerini harmanlayarak,“refracted” yaklaşımı, tarihsel referanslarla modern mekânsal müdahaleler arasında köprü kuran bir süreklilik hissi yaratır. Nihai amaç, tarihsel bağlamındaki alaka düzeyini korurken, günümüzün tasarım öğelerinin gelecekte de varlığını sürdürmesini sağlamaktır. Bu tasarım konsepti, kullanıcılara çok sayıda deneyim ve manzara sunarak, karşılaşılan anların ve hislerin çeşitliliğine rağmen tutarlı bir bilişsel deneyim yaratır.
Tasarımın Özel Yönleri
Tasarım, Ohrid’in kentsel bağlamına özel olarak uygulanan üç farklı koruma ve deneyim düzeyini vurgulamaktadır. Mevcut binalar, değişik derecelerde korunmaktadır. Bir bina tamamen korunurken, sürdürülemez durumda olan bir diğeri ise sadece yapısal unsurlarını koruyarak yeni bir tasarım çerçevesinin parçası haline gelmektedir. Bu düzeyler şunlardır:
Tam Koruma: Bir binanın yapısının tamamen korunması ve yeniden işlevlendirilmesi; binanın bütünlüğünün korunmasını sağlama.
Kısmi Koruma: Temel yapıyı (temeller veya duvarlar gibi) korurken, diğer kısımları çağdaş kullanımlara uyacak şekilde değiştirme.
Asgari Müdahale: İşlevsel olmayan unsurların asgari değişikliklerle orijinal yerlerinde kalmasına izin vererek, kullanıcıların bu unsurları dokunma ve görme yoluyla deneyimlemelerine olanak tanınması.
Kullanıcı deneyimi açısından tasarım felsefesi, duyusal ve bilişsel katılımı teşvik etmeyi amaçlamaktadır. Biçimsel, kesitsel ve duyusal süreklilikleri bozarak tasarım, kullanıcılara yeni algılar ve bakış açıları sunarak farklı duyusal kırılmalar yaratır. Ziyaretçiler mekanlarda dolaşırken, geçmiş ve günümüzün farklı katmanlarını sunan manzaralar ve görsel ipuçları aracılığıyla bu değişimleri deneyimlerler.
Sürdürülebilirlik ve Modern Entegrasyon
Yansıtıcı tasarım yaklaşımı, aynı zamanda sürdürülebilir tasarım stratejilerini de ön plana çıkarmaktadır. Ohrid’in tarihi mimarisinin sürekliliği, çağdaş kullanım için modernize edilebilen taş ve ahşap gibi yerel malzemelerin kullanımıyla temsil edilmektedir. Ayrıca, kıyı şeridi yürüyüş yolu, şehrin kentsel dokusu ile gölün doğal manzarası arasındaki bağı korumada hayati bir rol oynamaktadır. Enerji verimli sistemler ve çevre dostu malzemeler dahil olmak üzere sürdürülebilir inşaat teknikleri kilit öneme sahiptir. Doğal havalandırma, yerel malzemelerin kullanımı ve güneş enerjisi gibi özellikler, projenin çevresel etkisini azaltma konusundaki kararlılığı yansıtmaktadır. Yeşil çatılar, pasif tasarım stratejileri ve su yönetim sistemleri de tasarımın sürdürülebilirliğine katkıda bulunmaktadır. Bu yaklaşım, tarihi izleri korurken modern ihtiyaçları da karşılayarak geçmiş ile geleceği birleştirir.
Özetle,
Projenin tasarımı, mirasın korunması, işlevsel modernlik ve sürdürülebilirlik arasında bir dengeyi somutlaştırmaktadır. “Refract: Reframe” projesinin ardındaki felsefe, geçmişe saygı gösterirken geleceğe bakan kalıcı ve anlamlı mekanlar yaratmak için tarihsel süreklilik ile çağdaş tasarımın özenli bir şekilde bütünleştirilmesini önermektedir.