Eşdeğer Ödül (BEOFFICE), Tevfik Sırrı Gür Stadyumu ile Çamlıbel Limanı Fikir Projesi Yarışması

Eşdeğer Ödül (BEOFFICE), Tevfik Sırrı Gür Stadyumu ile Çamlıbel Limanı Fikir Projesi Yarışması

Proje Raporu

“Reis Bey… Reis Bey! Tekraren söylüyorum, şahsınızla Mersinlilere hitap ediyorum. Mersin’e sahip çıkın. Burası yakın zamanda bir Nice bir Cote D’azur gibi dünyaca ünlü sahil şehirlerinin arasında yerini alacaktır.”

Mustafa Kemal Atatürk

Sokaklarında yürüdüğüm Mersin, senin yürüdüğün Mersin mi?

Dokunduğum taş duvarlar, deniz ve denizden gördüğüm siluet?

Kentin oluşturduğu fiziksel düzlemde yer eden; senin belleğin, benimki ile kesişir mi?

A. KENT OKUMASI

Ondokuzuncu yüzyılın ilk yarılarına kadar Beaufort’un deyimi ile Mersin, “birkaç kulübeden” oluşan, planlama olmaksızın gelişen, Akdeniz’e ait bir yerleşim yeri idi. 1938 yılında Hermann Jansen tarafından hazırlanan ve yürürlüğe giren kentin ilk imar planı, kentsel gelişim sürecinde dönüm noktası oldu. Jansen’e göre Mersin’in karakterini belirleyecek iki önemli unsur bulunmaktaydı. Liman bunlardan birincisi ve kentin bir ‘ticaret şehri’ olarak gelişmesini sağlayacak olmasıydı. İkincisi ise Mersin’in ‘plaj şehri’ olmasını sağlayacak denizin varlığı idi. Bu planlama, “bahçe kent” sistemi öngörüsü ile az katlı yapıların, geniş kentsel boşlukların ve kıyı ile ilişkili kamusal alanların vurgulandığı bir öneri ortaya koymakta ve kentsel mekânın farklı biçimde üretilmesine imkân vermekteydi.

Mersin’in liman kenti kimliği ile ülke ve bölge için yadsınamaz önem kazanması beraberinde hızlı bir büyüme, yoğun ticari faaliyetler ve nüfus artışını getirerek kenti imar planında birçok kez değişiklik yapmaya yöneltti. Izgara örüntülü sistem öngörüsü ile genişleyen kentte, geniş yollar açıldı ve planlama yol kurgusu üzerinden ilerledi. Araştırmalar 1985 sonrası planlamada; öncekilerin aksine kent bütününü ele alan planlamanın yerini, parsel ölçeğine yönelik kararların aldığını göstermektedir.

Birkaç kulübeden oluşan o eski Akdeniz kenti günümüzde yerini; plansız gelişmiş, çok katlı yapıların, parsel düzeyinde hızla çoğaldığı, yeşil dokunu yerini beton dokunun aldığı, kıyı kenti olmasına karşın kıyı ile güçlü kamusal ilişkiler kuramayan, tarihi dokusu zarar görmüş ve yerin söylemlerini iyi okuyup, ruhuna sahip çıkarak kentliye sunamamış bir Mersin’e bırakmıştır.

B.MACRO ÖLÇEK – KENTSEL ÇIKARIMLAR

Mersin’e dair geçmiş ve günümüz okumaları ve yeri anlamaya yönelik analizler ile tasarım sürecinde düşünsel arka planı oluşturulmuş, morfolojik ve demografik düzen incelenmiş, ihtiyaçlar, potansiyeller ve sorunlar belirlenerek bütüncül tasarım yaklaşımı geliştirilmiştir.

Ulaşım: Öncelikli olarak kentin ana ulaşım omurgaları analiz edilerek, aksların yarattığı yapay sınırlar, yoğunluklu noktalar ile geçirimsiz düzlemler belirlenmiş kullanım-kullanıcı ilişkisine olan etkisi sorunsallaştırılmıştır. Birincil sorun, kentlinin kıyı kullanımı konusunda çarptığı soyut duvar olarak karşımıza çıkarak geçirimsiz yüzeyi oluşturur ve kentin kıyıya akışında doğrudan engel teşkil eder. Yüzeyi yer yer eritmek, bükmek veya eksende kaymalar yaratarak kıyıya doğru sızıntı aksları yaratmanın mutlak gerekli olduğu düşünülmektedir. İkincil sorun, ticari aks olarak karşımıza çıkan, eski değerini yitirmiş ve yeniden kazandırılması planlanan Atatürk Caddesi’nde trafik akışının yarattığı kaostur. Yaya kullanıcıyı merkeze alan ve aynı zamanda trafik akışını sekteye uğratmayacak tasarım yaklaşımı geliştirerek caddeyi yeniden canlandırmak öngörülmektedir.

Ulaşım Sistemleri: Kentin çağı yakalaması, kullanıcıya maksimum konfor alanları sunması ve ulaşılabilir olması proje kurgusu içinde oldukça büyük önem teşkil etmiş, ulaşım örüntüsü “bellek hattı” cadde tramvayı ile desteklenmiştir. Kentin merkezi niteliğinde, istasyon alanından deniz fenerine dek bir döngü ile tek yönlü hareketi öngörülen tramvayın adından da anlaşılacağı üzere kentin geçmişten günümüze, belleğini oluşturan noktalara durak vermesi kararlaştırılmıştır. Topografya, yeşil koridorlar ve tasarlanacak sızıntı aksları ile tramvay hattına entegre bisiklet durakları öngörülerek, kiralanabilen bisikletlerin alternatif duraklarda alınıp bırakılmasına imkan verecek bir sistemin mevcudiyeti düşünülmüştür.

Mevcut Yapılaşma Alanları: Tarihsel süreç içerisinde, yeşil dokunun tahribatı ve hızlı yapılaşma, kamusal boşluklardan yoksun, kıyı ilişkisi kesilmiş bir kentin oluşmasına sebebiyet vermiş, Akdeniz geleneğini, iklime göre kentleşme olgusunu unutturmuştur. Bu başlık, tasarım süreci boyunca iklim parametresi ile birlikte incelenmiş, geleneğin sunduğu tasarım dilini kentin bütününe yaymak amaçlanmıştır. Araştırmalar, Akdeniz iklimi – kentsel boşluklar öğretisinde, ağaç dokusunun önemini, pergola alanları, renk kullanımı ve sokak sistematiği ile sucul alanları vurgulamış, bu vurgu projenin tasarım sürecinde uygulamaya dönüşmüştür.

Mevcut Aktif Yeşil Alanlar: Kente makro ölçekten bakıldığında mevcut aktif yeşil alanların varlığının oldukça az bir payda kapladığı görülmektedir. Bu sebeple, mevcut ağaçların yerlerinde, olduğu şekliyle korunarak kentsel projenin ve yapısal alanların geliştirilmesi tasarımın en önemli başlıklarından biri olmuştur.

Öneri Yeşil Koridorlar: Müftü Deresi’nin yarattığı, mevcut yeşil koridor, denizin serinletici etkisini ve iyodun eşsiz kokusunu kentin içlerindeki sokaklara ulaştırmakta, kent florası için önemli bir noktada bulunmaktadır. Mevcut koridorun, doğal varlığını sürdürmesi, bitkisel çeşitliliğini arttırarak rekreasyon alanlarınca desteklenmesi ve kentli için kıyıya doğru, kesintisiz bir aks oluşturması oldukça önemlidir. Bu bağlamda, derenin yarattığı koridor, yeniden tasarlanmalıdır. Aynı zamanda kentin ana iki omurgasını oluşturan Atatürk Caddesi ve Uray Caddesi akslarının kullanıcıya iklim koşullarına yönelik konfor alanları oluşturması açısından, birbiri ile bağlantılı, yeşil koridorlar olarak değerlendirilmesi, kıyı şeridi ile kesişim aksları oluşturarak rüzgarın hareketine imkan vermesi öngörülmüştür.

Öneri Aktif Yeşil Doku: Kentin tamamında, mevcut ağaçların korunumu ve yeni ağaçların dikimi ile yeşil doku ve kullanım bağlamında sürekliliğinin sağlanması amaçlanmış, mevcutta tanımsız alanların varlığı ve kentli tarafından sahiplenilme sorunsalı göz önüne alınarak proje alanının tamamında doku içinde fonksiyon tanımları ve alternatif önerileri getirilmiştir. Böylece kıyı ile kentin, kıyı ile kentlinin ilişkisinin yeniden güçlendirilmesi hedeflenmiştir.

C.MERSİN BELLEK ROTASI – NİTELİKLİ ALANLAR

Kentin sokaklarında ilerlerken ara ara, kentliye adeta ben buradayım, dur ve bak diyen nitelikli tarihi yapılar karşınıza çıkar ve keşif için durak noktalarını oluşturur. Kentin gündelik kargaşası ve plansız gelişmiş parsellerin arasında başta fark etmek, seçmek ve ulaşmak zor olsa da, kent eski ruhunu anımsatacak bir aksı merkezinde barındırır: istasyondan fenere bellek rotası. Uray Caddesi’nden Atatürk Caddesi’ne dek uzanan, sahile ve kente doğru sızıntı potansiyelleri barındıran, kentin günümüze dek korunmuş nitelikli yapılarının oluşturduğu dinamikleri kent için oldukça önemlidir. Bu alanların bir kısmının olduğu şekliyle korunması, atıl durumda olan alan ve yapıların ise işlev değişikliği ile rotaya ve kente katkı koyması amaçlanır. Rotanın parsel ölçeğinde fonksiyonel dönüşümü ve durak oluşturmasının yanında, çevresel ilişkilerin gücü ile kent ölçeğinde fiziksel, ekonomik ve kültürel bir dönüşüme imkân vereceği öngörülmektedir. Beraberinde tasarlanan akıllı ulaşım sistemleri, birincil yaya promenatı, bisiklet aksı ve bellek tramvayı hattı, ile ulaşılabilirlik anlamında entegrasyonu sağlanan rotanın kentli kullanıcının yanında yoğun biçimde yerli ve yabancı turiste de hizmet vereceği düşünülmektedir.

D.MİCRO ÖLÇEK – KENTSEL KARARLAR

Deniz ile kent – kentli arasındaki sınırın geçmiş dönem için yalnızca alabildiğine uzanan kumsallar oluşu, günümüzde gelenekten öğrenmek adına olumlu bir örnek teşkil etmektedir. Eski sınırlar üzerine kurgulanan yeni yol ve yolun deniz tarafında kamusal olmayan, geçirimsiz alanların kentlinin kıyı ile kurduğu ilişkiyi büyük oranda zayıflattığı gözlenmiştir. Aynı zamanda kentin deniz yönüne olan sürekli akışını aksatarak kamunun dolaşımını, kıyı ilişkisini ve kentin sızıntı noktaları kurgusunu yer yer kesintiye uğratmış bu kesinti doğrultusunda atıl alanlar oluşmuştur.

Proje tasarım arka planında, yerin verilerini sindiren, potansiyellerini maksimumda kullanan, iklimi gözeten ve ruhunu taşıyan öneri üzerinden ilerler. Bu doğrultuda ana karar; kesintili ve süreksiz kentin, yaya odaklı, kesintisiz ve geçirgen alanlar bütününe dönüşerek, yaşayan bir organizma yaratılması yönündedir.

Tasarım ilk olarak, sahil yolunun bölücü etkisini minimuma indirmek ve kıyı kenti Mersin’i yeniden kıyı ile buluşturmak yönünde olmuştur. Stadyum alanı ile kıyı, mevcut kotun varlığından yararlanılarak, alt geçit ile birbirine bağlanmıştır. Kışla alanı ile sahil bölümü üst geçit ile birbirine bağlanmıştır. Atatürk Caddesi boyunca, kıyı yönünde geçirgen yeşil akslar oluşturulmuş, ticaretin ve kullanıcının kıyı-kent içi sızıntı doğrultuları oluşmuştur. Bu doğrultuların oluşturduğu bölümde, yol malzemesi değiştirilmiş, araçların yavaşlama bölgesi tanımlı hale getirilmiştir. Cumhuriyet Meydanı ile sahil parkı alanlarının sınırladığı bölgede kalan yol, alta alınarak, meydan ile sahil yeşilinin iç içe geçtiği bir akış önerilmiştir.

Kent içi, iklim koşullarını gözeten açık alanların varlığının azlığı konusu cevap arayışında bir diğer sorunsal olarak belirlenmiş, iklim tipine yönelik kamusal boşluklar tasarlanmıştır. Ayrıca, kentlinin kesintisiz, konforlu ve sürdürülebilir mekânsal ihtiyacına yönelik potansiyeller değerlendirilmiş, keskin sınırları olmayan, birbiri içinde çözünen alanlar yaratılmıştır. Bu süreklilik alternatif bisiklet ve yaya aksları ile desteklenmiş, kent döngüsü – kent promenatı kurgusu gelişmiştir. Stadyum alanı, kışla alanı ve sahil alanının birbiri içinde çözünmeleri beraberinde geniş, yeşil, kent parkını oluşturmuştur. Kent parkı içine alternatif kullanımlar ve kamusal duraklar tasarlanmış, alanların günün her saati, alternatif kullanıcılara hitap edecek biçimde kurgusu geliştirilmiştir. Aynı zamanda bu alanlar, ulaşım sürekliliğinin yanında, fonksiyonel bağlamda da kullanıcı için her adımda, sürprizli, alternatif mekânların oluşmasına imkân vermiş, tasarlanmış kıyı – kenti meydana getirmiştir. Sürekli kurgu sayesinde, tasarım alanının tamamında, bölgeler arası doğa, kültür ve ticari ilişkilerin doğacağı, esnek programlar sayesinde zaman zaman bölgelerin fonksiyonel kaymalara olanak tanıyacağı, belirlenen ilişkilerin kentin alternatif noktalarına sızabileceği öngörülmüştür.

SONUÇ

Tarihi ve doğal yapı içerisinde, doğal ve yapay parametrelerin belirleyiciliğinde ayrı ayrı inceltilmiş alanlar bütünü, kent içerisinde kesintisiz geçirgen dokuyu oluşturur. Mevcut yeşilin tamamen korunduğu tasarım kararları beraberinde yeni ve yoğun ağaç dokusu önerisi getirerek kenti ve kent siluetini değiştirir. Entegre ulaşım sistemleri kurgusu, bellek rotasının oluşumu, nitelikli yapıların yeniden işlevlendirilmesi ile kente ait kimlik öne çıkarılarak, vurgulanır.

Kıyı – kent ilişkisi çözümlemeleri, kamusal kullanım alanlarının alternatif fonksiyonlar bütününe ev sahipliği yapması, Mersin halkı için geniş bir yelpazede kültürel, doğal ve ticari ilişkiler bütünü sunarken, Mersinli’nin kentin adını yakın zamanda dünyaca ünlü sahil şehirleri arasına yazdıracağı inancı pekişir.

Etiketler

Bir yanıt yazın