AION: Sonsuzda Türeyen Bir Mekan

İlişimler tarafından tasarlanan AION: Sonsuzda Türeyen Bir Mekan, Uluslararası Mimarlık Bienali Antalya (IABA) kapsamında sergilendi.

AION, beden, algı ve çevrenin karşılıklı etkileşimiyle sürekli devinen; her an yeniden türeyen bir immaterial mekân denemesidir.

Kasım 2025’te Türkiye’de düzenlenen Uluslararası Antalya Mimarlık Bienali 2025 – IABA 4,5 kapsamında Kepez Pil Fabrikası’nda kurulan AION, bienalin “Arada / In-Between” temasına yapısal ve deneysel bir yanıt sunar. Durma, izleme, dokunma ve mekânın içeriği olma; deneyimleyicisi ve üreticisi olma hâlleri arasında gidip gelen bir “aradalık” yaratır.

AION zaman–mekân–beden(ler) ortaklığında türeyen bir çeşit immaterial mekân denemesidir. Kullanıcı ile etkileşerek onu fiziksel, duygusal ve bilişsel düzeyde sarar, kuşatır; çoklu bir deneyim hâli yaratır. Bu etkileşim sonucunda açığa çıkan duyuların yoğunlaşmasıyla sürekli, yeniden, sonsuza türeyen bir oluş ortaya çıkar. Kullanıcı artık hem içeriğin bir parçası ve dolayısıyla üreticisi, hem de aktif deneyimleyicisidir. Böylece AION, statik mekânsal sınırların ötesine geçer; dinamiktir, işteştir.

AION, klasik anlamda tanımlı bir hacim yerine, kullanıcı hareketleriyle ilişkisel olarak şekillenen bir alan sunmayı hedefler. Material ve immaterial katmanların birlikteliğinde kurgulanan hibrit bir alana, üretken tasarım prensipleriyle hazırlanan görseller, projeksiyon haritalama yöntemiyle yansıtılır.

Süreç, tamamen karartılmış 5×5×5 m³ bir hacim içerisinde, tavana askı sistemiyle üretilmiş bir soft strüktür ile başlar. Geçirgen kumaş malzeme aracılığıyla kurulan bu alanda yüzeyler hem sınır hem geçirgenlik sağlar. Bu hacim katı değil, akışkan davranır. Kullanıcı hareketi gözetilerek; başı, sonu, merkezi olmayan, yönsüz ve çok katmanlı uzamsal bir kurgu yaratılır.

TouchDesigner ortamında hareket, dönüşüm, yoğunluk ve ses verilerinin bütünleştiği dinamik, üretken bir sistem kurulur.

Bu sistem, her taneciğin kendi ritmi ve yaşam süresi olduğu, uzay boşluğunda her yere dağılan bir toz bulutundan oluşur. Ses, bu görsel akışla bütünleşerek yoğunluğu, zamansızlığı ve ritmi çoklar. Bu, kullanıcının içinde olabileceği, onu kuşatma potansiyeli olan bir sesli görseldir. Ve bu hazırlanan içerik, üç projeksiyon ile -görsel içerikteki taneciklerin devinimini güçlendirecek şekilde- yarı geçirgen yüzeylere yansıtılır.

Ardından katılımcılar mekâna davet edilir. Serbestçe dolaşırlar, immaterial yüzeylere dokunurlar, bedenlerini ve dokundukları katmanları özgürce yönlendirirler. Artık yalnızca izleyici değildirler — mekânın üreticisi hâline gelirler. Bedensel hareketler, görsel, işitsel ve fiziksel katmanları dönüştürür. Ve bu etkileşimin çoklanmasıyla duyular yoğunlaşır; sinestezik bir deneyim hali açığa çıkar. Her adımda mekân yeniden kurulur; deneyim herkes için farklı, her an için yenidir.

AION, mekânın nesne olmaktan çıkıp süreç hâline geldiği bir öneri sunar. Bedenin olduğu yerde mekân yeniden doğar; deneyim bir defaya mahsus değil, sonsuz döngü biçiminde var olur. Mekân, yalnızca inşa edilen değil; duyumsanan, paylaşılan ve birlikte üretilen bir ŞEY’dir.

“Zifiri karanlık boş bir hacim;
yarı geçirgen sınırlar,
ışık ve ses ile canlanır.
Ve beden;
kendine doğru çeken,
dinamik ilişkisel bir alan yaratır.”

Video: Bulut Gümüşboğa
Destekleyenler: İstanbul Medipol Üniversitesi – Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi & Attila Dikbaş (kurucu dekan), Dicle Kahraman, Soner Çollu, Batu Demirkol, Çağlar İşbilir
Üretim tekniği: Projeksiyon haritalama, üretken sesli–görsel içerik, fiziksel mekân tasarımı

Etiketler

Bir yanıt yazın