4. Mansiyon, Çaycuma Bilim Merkezi Mimari Proje Yarışması

4. Mansiyon, Çaycuma Bilim Merkezi Mimari Proje Yarışması

MİMARİ RAPOR

‘BİLİM MERKEZİ VE KENT ÖLÇEĞİ’ ÜZERİNE BİR DENEME

Bilim hakkındaki sübjektif yorumlarımızı tartışırken antant kaldığımız tanım; evreni (ve hatta evrenleri) matematiksel yöntemler doğrultusunda ölçeklendirme ve bizlerin algılayabileceği denklemlere indirgeme pratiği olduğudur. Bilim ve teknoloji üzerine düşündüğümüzde, toplumsal bilincimiz bizi, bilim hakkında görece güçlü anımsamalara götürür. Elbet bilimin bu güçlü algısını yadsımak (atomun parçalandığı çağı geride bıraktığımız) günümüzde naif olacaktır. Ancak bilim doğaya ve güne ait olarak, biz farkında olalım ya da olmayalım hayatlarımızın içindedir. Kurgusal ve medyatik bilimsellik, ‘bilim nedir?’ sorusuna yanıltıcı cevaplar verebilir.

Bu ikilemin ışığında bilim ve bilim kurguyu birbirinden ayrıştırmak gerekmektedir. Çünkü fütürizmler ve bilim kurgu Asimov, Huxley ve çağdaşlarının açtığı yolda her zaman güncel pratiğin bir adım ötesinde olmuş, yazarların hayal güçleri o gün için imkansız olan bazı gereçlerin günümüzde var olmalarına öncü olmuştur. Bu durum toplum için cezbedicidir. Ancak anlatılarda geçen imkansız ve ulaşılmaz ya da ezoterik ve kayıp olarak tanımlanan gelecekteki bilgi ortamı bilimsel yöntemi tam olarak yansıtmamaktadır. Bunun yanında, hayalperest düşünürlerin yazıtlarını oluştururken harcadıkları zaman ve yapmış oldukları araştırmalar varoluş olarak kitaplarındaki bilimden daha pozitif ve gerçekçidir. Çünkü bilgi üretimi, kuleler, Tesla bobinleri, lazerler ve ışık hızı gerektirmez.

Bilgi üretimi, yöntem, araştırma, deney, uygulama, yanılma, doğrulama ve katmanlaşma ile mümkündür. Bu sayılan şartlar için gereken tek koşul ise insanın en temel özelliklerinden biri olan ‘merak’ güdüsüdür.

Tam bu noktada Çaycuma’nın bir bilim merkezine ne kadar ihtiyacı olduğu konusunu tartışabiliriz. Bu yarışma büyük kent ölçeği haricindeki bir ölçekte bilimin ulaşılabilirliğini mekansal anlamda sorgulamamızı sağlamıştır. Bilim merkezi denildiğinde ilk akla gelen simgesel yapıların, bir dönemin mimarisi olduğunun farkında olarak yapılması gerekenin bilindik, sade ve basit olmasını sağlamak, bilimsel üretim gündeliğini pekiştirecek bir yöntem olarak benimsenmiştir.

Hepimizin evlerimizde, sınıflarımızda yetiştirdiğimiz ilk fasulye filizinin bizlerde bıraktığı heyecanın, karmaşıklığından değil bilakis basitlik ve bilinirliğinden geldiğini söyleyebiliriz. Her gün milyonlarca kez olan bir durumun, ‘yöntemsel’ olarak irdelenmesinin durumu ‘biricikleştirmesi’ bizler için basit ama etkili bir adım olmuştur. Bu noktadan çıkarak kullanıcıların yapıyla kuracakları ilişkinin hayranlık düzleminde değil, benimsenebilirlik ve deneyim ışığında gelişmesi amaçlanmıştır. Yapının amaç değil araç olması, üretim için basit bir ‘çatıdan’ ibaret kalması önemlidir. Çünkü asıl olan içeride yapılacak bilimsel ve fikirsel üretimdir.

Bilimsel üretim ve eğitim, farklı konularda ve farklı safhalarda değişen sayılarda bireylere ve ekipmana ihtiyaç duyar. Yarışmacıdan beklenen mekanların hücresel olarak bölümlenmiş (derslik örneğinde) kapalı mekanlar yerine sergilemeye müsait alanlar olarak belirtilmesi, üretilecek mekanların (özellikle kalıcı ve geçici sergi mekanlarının) fonksiyonel olarak dönüşebilir olması bu anlamda olumlu bulunmuş ve planlama anlamında bir anahtar olarak kullanılmıştır. Mikro ölçekteki yaklaşım, sergi mekanlarında düşünülen hücresel bölüntülerin hareketli olması, gerektiğinde birleşip ayrışarak istenilen kapasiteye ve işleve dönüşmesidir. Üst ölçekte ise geçici sergi, kalıcı sergi, fuaye ve hizmet yapıları birleşebilecek şekilde planlanmıştır. Böylece büyük ölçekli etkinlik, sergi vb. durumlarda yapı işlevsel olabilecektir.

Yukarıda bahsedilen esnek mekanların kompozisyonunda proje için seçilmiş arsa üzerindeki yoğun yeşil dokusu belirleyici olmuştur, çevredeki eğitim ve spor yapılarına, kuzey yönündeki kent dokusuna uzanan akslarla safhalanan topografya çeşitli rekreasyon fonksiyonları ile donatılmıştır. Geçici serginin baktığı batı yönündeki alan eğitim parkı olarak nitelendirilmiş. Bu alanın açık havada yapılacak eğitim ve konferans tipi etkinliklere mekan oluşturması hedeflenmiştir. Ayrıca bu alan yapının ana giriş meydanıdır, burada planlanan kafeterya ile alanın tüm gün yaşaması planlanmaktadır. Bu alandan komşu okullara, spor sahalarına ve oradan da çaya uzanan aks ile bilim merkezi çevredeki genç nufüs ile ilişkilenmiştir. Ayrıca bu alanda planlanan hobi bahçeleri ile alanın çevredeki gençlere sahiplendirilmesi hedeflenmiştir.

Koru parkında çevredeki endemik bitki türlerinin tanıtılması, ayrıca müzedeki bazı geçici sergilerin burada, doğa ile iç içe yapılması düşünülmektedir. Kuzeydeki kent parkında ise kentlinin gün içinde kullanabileceği bir amfi ve bununla alakalı fonksiyonlar planlanmıştır, böylece bilim merkezinin kentli tarafından fonksiyonu haricinde de kullanılması ve bilinirliğinin sağlanması hedeflenmiştir.

Yapının cephe kısmında konumlanmış olan yüksek hangar tipi kapılar gerektiğinde açılarak içerideki serginin iç mekanı ile dış mekanının bağlantısının kurulabilmesi, büyük ölçekteki sergi elemanlarının serginin iç ve dış mekanları arasında taşınabilmesini sağlarlar. Ayrıca sergiler ile dış mekan arasında kesintisiz bir görsel olarak iletişim kurularak sergiyi çevreleyen dış mekanın da serginin bir parçası ya da fonu olması sağlanmıştır.

Basitlik ve bilinirlik esaslarına uygun olarak, malzeme ve üretim teknikleri olarak güncel ve uygulanabilir malzemeler seçilmiştir. Bilim merkezi ikisi bütünleşik olmak üzere 3 ayrı yapı bloğu ve bu yapı bloklarını bağlayan çelik bir üst örtüden oluşmaktadır. Bütünleşik sergi kütlelerini bağlayan giriş 3.50 metre tek katlı, sergi mekanları 3.50 metreden 7.00 metreye değişen kesitte tek katlı, hizmet birimlerinin bulunduğu üçüncü blok ise 3.00 metreden 10.00 metreye büyüyen kesitte iki katlı ve galerili olarak çözülmüştür. Ana yapım tekniği olarak betonarme prekast sistem benimsenmiştir. Böylece yapı üretimi evrensel standartlarda, hızlı ve düşük maliyetli olacaktır. Üst örtülerde ise çelik karkas sistemler kullanılarak kesitler inceltilmiş, böylece iç mekan hacmi artırılmıştır. Yapı kesitleri sergi ihtiyaçları doğrultusunda kesin proje aşamasında revize edilebilir.

Yapının prekast ve modüler olarak tasarlanmış ve serbest plan esasları ile planlanmış olması, gelecekte istenebilecek ek mekanların yapının genel kurgusu bozulmadan yapıya eklemlenebilmesini sağlayacaktır.

Cephede uygulama kolaylığı, iklimsel durum ve maliyet göz önünde bulundurularak kenetli alüminyum saç uygulaması yapılmıştır. Sergi ve hizmet bloklarını bağlayan, giriş yapısının hafif çelik sistemle çözülmesi ile yapısal hafiflik, şeffaflık ve basitliği desteklenmiştir. Hizmet bloğunun üzerinde bulunan ve çatıya olan bağlantıyı sağlayan merdivenin üst örtüsü de hafif çelik konstrüksiyon üzerine polikarbonat cephe kaplaması olarak tasarlanarak yapısal yükler azaltılmış ve beklenen mimari etki sağlanmıştır.

Pasif iklimlendirme çözümleri ve fotovoltaik panellerle elektrik üretimi, geri dönüşebilir malzeme kullanımı gibi mimari çözümlerle, yapının sürdürülebilirlik ilkesini barındırması ve sürdürülebilirliğinin kamuya tanıtılması hedeflenmiştir.

Sonuç olarak, bilgi şaşalı mekanlara ve büyük reklam tabelalarına ihtiyaç duymaz. Toplumsal katılım ve örgün eğitim bilginin ve bilimin paylaşılması için en gerekli temellerdir. Bu çoğulluğu sağlayabilecek, arsanın bağlamına uygun, serbest-değişebilen planlanmış, modüler, çoğalabilir ve şeffaf bir mimari mekansal anlamda yeterli olacaktır. Böylece ‘bilim algısı’ ölçeklerin dışına çıkabilir, Çaycuma ve nice kentimizde bilgi daha kolay ulaşılabilir hale gelir.

Etiketler

Bir cevap yazın