3. Ödül, Winnovation Fikir Projesi Yarışması

3. Ödül, Winnovation Fikir Projesi Yarışması

Ahmet Sevgi, Resa Kuksi ve Halit Akman, Winnovation Fikir Projesi Yarışması’nda “Bos-porous Dwelling: Mekânın Geçirgenliği Üzerinden Sınırın Yeniden Tanımı” isimli projeleriyle üçüncülük ödülüne layık görüldü.

MİMARİ RAPOR

1. Mekânsal Arayüz Olarak Yapı

Balat’ın tarihsel dokusu ve eğimli topografyası, yapının biçimlenişinde belirleyici bir unsur olarak ele alınmıştır. Bu proje, topografyayı yalnızca fiziksel bir zemin değil, doğa, insan ve yapı arasındaki geçirgen bir arayüz olarak yorumlar. Yapı, iki katlı sade kütlesiyle çevresiyle ölçeksiz bir rekabet kurmak yerine, bağlama uyumlu bir biçimsel tavır alır.
Merkezde konumlanan avlu, mekânsal organizasyonun çekirdeğini oluşturur; her mekândan algılanabilen bu boşluk, yapının negatif hacmini tanımlar ve iç-dış arasındaki geçişin sürekliliğini sağlar. Böylece, yapının özü sabitlik değil, akışkanlık ve geçirgenlik hâline gelir.

2. Topoğrafya ile Diyalog

Eğimli arazi, yapının mekânsal senaryosunu tanımlayan başat veridir. Zemin kotundan avluya doğru inen rota, kullanıcıyı hem düşey bir deneyime hem de doğayla temasa davet eder. Bu rota, alt kotta bireysel bahçeciliğin, oturma basamaklarının ve manzara izleme alanlarının bir arada bulunduğu “yeşil bir sosyal odak” üretir.

Avlu, kentsel ölçekte mode bireyin doğayla kurduğu kopuk ilişkiye alte atif bir temas biçimi önerir: mode kentte kişisel üretim, doğallığın yeniden mekânsallaşması.

3. Mekânın Değişken Kurgusu

Yapı, geçirgenlik kavramını yalnızca cephede değil, plan kurgusunda da görünür kılar. Kare plan şeması içinde avlu, tüm pozitif mekânları birbiriyle ilişkilendirir.

Pencere modülleri, mekân kurucu hareketli yüzeyler olarak işlev görür. Bu modüller, kayar panel sistemiyle mekânları dönüştürür; yaşam alanı ile kütüphane arasındaki geçirgenlik, kullanıcının ihtiyacına göre yeniden tanımlanabilir. Böylece yapı, değişen yaşam biçimlerine adapte olabilen esnek bir sistem üretir.

4. Işık, Mahremiyet ve Geçirgenlik

Her pencere modülü, bulunduğu mekâna özgü biçimlenmiştir: oturma birimi, kitap okuma nişi ya da depolama elemanına dönüşür.

Bu yaklaşım, pencereyi yalnızca ışık alan bir yüzey olmaktan çıkarır; onu mekânsal bir organizatör hâline getirir. Farklı modül tipleri, iç mekânda ışığın yönünü, yoğunluğunu ve mahremiyetin derecesini belirler.

Yapının geçirgenlik anlayışı, görsel geçirgenliğin ötesinde bir mekânsal tavırdır: kullanıcıyı mekânın sürekli değişen sınırlarına dâhil eder.

5. Yapısal Katmanlar ve Malzeme Mantığı

Taşıyıcı sistemde çelik profiller tercih edilmiş, bu sistem ahşap kaplama ile zenginleştirilmiştir. Çelik, yapısal rijitliği sağlarken ahşap, dokusal sıcaklığı ve çevresel uyumu temsil eder.

Çatı, metal kaplama, su yalıtım membranı, taş yünü yalıtımı ve ahşap konstrüksiyon katmanlarından oluşur. Duvar kesitlerinde ahşap panel – cam yünü sandviç panel – alçıpan levha düzeni uygulanmıştır. Döşemelerde ise ahşap kirişler üzerine çok katmanlı yalıtım sistemi yer alır.

Zemine oturan betonarme temel, çeliği nem ve korozyondan korurken, hafif üst strüktür – ağır alt zemin dengesi oluşturur. Bu hiyerarşi, yapının topoğrafyayla olan ilişkisini hem yapısal hem kavramsal düzeyde tanımlar.

6. Sürdürülebilirlik ve Yaşam Döngüsü

Proje, enerji verimliliği ve malzeme sürekliliği ilkeleri üzerine inşa edilmiştir. Winsa PVC sistemlerinin dayanıklılığı ve geri dönüştürülebilirliği, yapının sürdürülebilir yaşam döngüsünü destekler.

Doğal ışığın maksimum kullanımı, gölgeleme modülleriyle dengelenmiştir; çatıdaki PVC cam paneller, iç mekânlara difüz gün ışığı sağlar. Avluda yer alan bitkisel üretim alanı, hem mikro iklimi düzenler hem de bireysel üretim ve paylaşımın sembolü hâline gelir.

Bu sistem, kentsel yoğunluk içinde bireysel ekoloji fikrinin mekânsal karşılığıdır.

7. Sonuç: Geçirgen Yaşamın Mimarlığı

Porousphorus, Balat’ın eğimli peyzajında geçirgenlik, üretkenlik ve esneklik kavramlarını birleştiren çağdaş bir yaşam önerisidir.

Yapı, sınırlarını sabitlemek yerine sürekli yeniden tanımlar; doğayı içeri alırken, bireye kendi mikro üretim alanını sunar. Böylece, mode kentte unutulan kişisel doğallık ve üretken bireysellik, mimarlığın diliyle yeniden inşa edilir.

Etiketler

Bir yanıt yazın