3. Ödül, Trabzon Ortahisar Sanayi Mahallesi Kentsel Tasarım Fikir Yarışması

3. Ödül, Trabzon Ortahisar Sanayi Mahallesi Kentsel Tasarım Fikir Yarışması

M. Batu Kepekcioğlu, A. Ömer Akman, A. Kaan Özgün, Neslişah Kesici Söylemez, Özlem Özer, Nihan Balkan, İlker Fatih Özorhon, Selen Öztürk, Fulya Eliyatkın Bahçeci, Neslihan Avşarlıgil, Abdüllatif Sarıkaya, Beyza Öztürk, Bilge Tom, Selin Turan Atlı ve Ayris Gölet'in "Trabzon Ortahisar Sanayi Mahallesi Kentsel Tasarım Fikir Yarışması" için tasarladığı proje, üçüncü ödülü kazandı.

Proje Raporu:

SUYA DUYARLI VE DAYANIKLI DELTA KENT DEĞİRMENDERE

DEĞİRMENDERE HAVZASI’DA DERS ALINMAYAN TAŞKIN VE SEL FELAKETLERİ

Trabzon Değirmendere Havzası, 20. yüzyıl başından bu yana düzenli aralıklarla büyük ölçekli taşkınlara maruz kalmaktadır. 1930, 1960 ve 1990 yıllarında yaşanan yıkımlar, havzanın doğal karakterinin taşkına yatkınlığını kanıtlamıştır. Yakın tarihin en büyük ekolojik ve kentsel yıkımı olan 1990 taşkını ise dere yatağına yapılan hatalı müdahaleleri ve planlama eksikliklerini gün yüzüne çıkarmıştır. İstatistiksel veriler, havzada her 30-35 yılda bir büyük afetin tekrarlandığını göstermektedir. 1990’dan günümüze geçen süre, bölgenin kritik bir risk periyoduna girdiğine işaret etmektedir. Uzmanlar çok yakın zamanda etkisi daha büyük bir sel ve taşkın afeti beklemektedir.

Günümüzde küresel iklim değişikliği, bu döngünün şiddetini artırırken tahmin edilebilirliğini zorlaştırmaktadır. “Zamanın daralması” hem afet sıklığının artmasını hem de hazırlık süresinin kısalmasını ifade eder. Bu gerçeklikten hareketle; 2050 ve 2100 projeksiyonlarındaki agresif iklim rejimine karşı kenti savunacak bir iklim adaptasyon stratejisi zorunludur. Tasarlanan 10.000 kişilik yeni yerleşme, temelde sahil bandındaki kıyı dolgularından kaynaklanan bariyer etkisini kıran bir “ekolojik süreklilik koridoru” olarak kurgulanmıştır.

DELTA ŞEHİRCİLİĞİ (DELTA URBANİSM):

Yağmur suyu yönetiminde dünya genelinde sürekli gelişen ve dönüşen bir süreç hakimdir. Geçmişte, “suyun en kısa sürede tahliyesine” odaklanan ve yer altından giden kanalizasyon sistemleri ile beton kanallara dayanan “Gri Altyapı” anlayışı, günümüzde yerini “Yeşil-Mavi Altyapı” sistemlerine bırakmıştır. Artık su bir “atık” olarak değil, kirliliği giderilmesi, taşkın anında tutulması ve kentsel peyzajın iyileştirilmesi gereken bir “kaynak” olarak ele alınmaktadır.

İklim değişikliğinin etkisiyle artan ani sağanaklar ve uzun süreli kuraklıklar, geleneksel beton mühendisliğinin sınırlarını zorlamaktadır. Bu bağlamda küresel ölçekte farklı çerçeveler öne çıkmaktadır: Suya duyarlı kent tasarım (WSUD), Düşük etkili Gelişim (LID), Sünger Şehirler (Sponge Cities), geçirgen şehirler (porous cities), Delta Şehirciliği (Delta Urbanism).

Sünger Şehirler (Sponge Cities)Turenscape tarafından 2013’te literatüre kazandırılan bu yaklaşım, şehrin bir sünger gibi davranarak yağmur suyunu emmesini, depolamasını, sızdırmasını ve arıtarak yeniden kullanmasını hedefler. Benzer şekilde geçirgen şehirler (porous cities) konsepti Tayland gibi su seviyesinin sürekli yükseldiği coğrafyalarda, kentsel yüzeylerin geçirimliliğinin artırılarak taşkın piklerinin düşürülmesini amaçlar.

Öneri; Sünger Şehirler (Sponge Cities), Geçirgen Şehirler ve Delta Şehirciliği (Delta Urbanism) prensiplerini temel alır. Suyla Geleneksel beton mühendisliğinin yüksek beton duvarlarla çekerek suyla savaşan yaklaşımı yerine; suyun emildiği, depolandığı ve suya alan bırakıldığı “suyla birlikte yaşam” modeli benimsenmiştir. Delta şehirciliği yaklaşımıyla taşkın yatakları esnek ekolojik bariyerlere dönüştürülmüş; kentleşme, endüstri ve ekolojik denge dinamik bir sistemde birleştirilerek afet riskinin minimize edilmesi hedeflenmiştir. Bu yaklaşım, deltayı statik bir arazi parçası olarak değil, sürekli değişen hidrolojik ve jeomorfolojik süreçlerin yönettiği dinamik bir sistem olarak görür.

Delta Kentleşme’nn temel metodolojik araçlarından biri olan “katmanlı yaklaşım” (layer approach), kentsel çevreyi birbirini etkileyen üç temel katman olarak analiz eder. Değirmendere Havzası için bu yaklaşım, tasarımın her aşamasında belirleyici bir rol oynamaktadır:

Alt Katman (Abiyotik Temel): Toprak yapısı, su sistemleri ve jeolojik oluşumları kapsar. Değirmendere özelinde bu katman, Doğu Karadeniz’in sert topografyası ve nehir ağzındaki alüvyon birikintileriyle tanımlanır.

Orta Katman (Altyapı Ağları): Yerleşimi mümkün kılan ulaşım, enerji ve drenaj sistemlerini içerir. Yeşil-mavi altyapı, bu orta katmanın en kritik bileşeni olarak “sünger” işlevi görerek üst katmanı korur.

Üst Katman (Kentsel Yerleşim): İnsan yerleşimleri, ekonomik faaliyetler ve kültürel dokuyu temsil eder. Bu katman, alt iki katmanın sunduğu ekolojik sınırlar ve imkanlar dahilinde şekillenmelidir. Bu hiyerarşik modelde, alt iki katman sürdürülebilir ve istikrarlı bir temel sağlamadan üst katmandaki kentsel gelişimin uzun vadeli güvenliği garanti edilemez

DEĞİRMENDERE DELTA KENT BÖLGELERİ:

Alanın topografik eşikleri, ulaşım ağlarının yarattığı fiziksel sınırlamalar ve yüksek hassasiyete sahip ekolojik riskler göz önünde bulundurularak altı temel karakter bölgesine ayrılmıştır. Bu bölgeleme stratejisi, eski sanayi dokusundan kaynaklanan parçalı ve kopuk kentsel morfolojiyi, bütüncül, işlevsel ve suyla barışık bir kentsel dokuya dönüştürmeyi ana vizyon olarak benimsemektedir. Her bir karakter alanı eğim, nehirle olan mesafe, altyapısal sınırlar gibi özgün çevresel veriler doğrultusunda farklılaşan tipolojiler sunmakta ve projede önerilen mavi-yeşil koridor ve kesintisiz yaya erişimi kurgularıyla birbirine bağlanmaktadır. Bu kurgu sadece mekânsal bir bölgeleme değil, aynı zamanda sosyal donatı dağılımı, etaplama stratejisi ve kentsel kimlik oluşumunun belirleyicisi olarak projenin en önemli adımlarından birini oluşturmaktadır.

1. BÖLGE: Taşkın Eko-Parkı ve Sanayi Alanlarının Yaratıcı Dönüşümü

Alanın doğu yakası, projenin ekolojik onarım stratejisinin ve taşkın yönetiminin en radikal biçimde sergilendiği alandır. Q500 taşkın verilerine göre taşkından en yaygın etkilenecek alan burada yer almaktadır. Bu risk, yapılaşmayı dışlayan ve suyun yayılımına izin veren devasa bir “Taşkın Parkı” ile mekânsal bir avantaja dönüştürülmüştür. Konut grupları, taşkın parkının sunduğu geniş ve kesintisiz yeşil boşluğa yönelen avlular şeklinde dizilmiştir. Alanda bulunan eski bir sanayi yapısı, “Eko-Atölye” olarak yeniden işlevlendirilmiş, önünde kurgulanan meydan ile sürdürülebilir üretim ve sanatın merkezi haline getirilmiştir. Değirmendere üzerinden geçen yaya köprüsü, bu bölgeyi doğudaki Forum AVM ve belediye sosyal tesislerine bağlayarak kentsel entegrasyonu tamamlar.

2. BÖLGE: Yeni Bir Kentsel Çekim Merkezi ve Kamusal Alanlar

Tüm proje alanını doğu-batı doğrultusunda kateden bu bölge, tasarımın ana “programatik kesiti” ve TOD (Toplu Taşıma Odaklı Gelişim) vizyonunun öncelikli uygulama sahasıdır. Aksın temel dayanağı, üzerinde tramvay hattının da yer aldığı ana ulaşım aksıdır. Bölgenin tam orta kesiminde kurgulanan tramvay durağı, tüm projenin çekim merkezi ve TOD fikrinin çıkış noktasıdır.

Kullanımlar, kentin iki ucu arasındaki dinamiklere göre lineer bir değişim sergiler. Tarihi çarşıya yakınlık nedeniyle bu kanatta oteller yer alır. Proje alanının kentsel dokusu kurgulanırken, yakın çevredeki Çömlekçi Kentsel Dönüşüm Alanı’nın yarattığı yeni morfolojik etkiler ve yoğunluk kararları dikkate alınmıştır. Çömlekçi projesinde benimsenen ‘bazalı yapı sistemi’, kent morfolojisindeki sürekliliği sağlamak adına projenin batı koridorundaki (ana bulvar üstü) karma kullanımlı bloklarda yeniden yorumlanarak adapte edilmiştir. Ancak bu adaptasyon, sadece bir kütle düzeni olmanın ötesine geçerek Trabzon’un özgün iklim koşulları ve projemizin ‘Mavi-Yeşil Koridor’ vizyonuyla harmanlanmıştır. Bu doğrultuda aksın kalbinde, bazalı ve arkadlı ticaret-ofis yapıları ile Merkez Çarşı ve sosyal tesisler konumlanmıştır. Batı koridorunda (bulvar aksı), yakın çevredeki Çömlekçi Dönüşüm Alanı morfolojisine referans veren ancak iklimsel olarak revize edilmiş “bazalı sistem” kullanılmıştır. Üniversite kampüsüne yakın olan bu kesim, kültür merkezi, gençlik merkezi, kütüphane ve öğrenci yurdu ile gençlerin sosyal üretim alanına dönüşür. Üst kottaki büyük kavşaktan alan kotuna inen dönel kavşak, alanın protokol girişi niteliğindedir. Bu noktada korunan tarihi Değirmendere Camii ve önündeki yeni kent meydanı, arkadlı ticaret yapılarının başlangıç noktasını tanımlayarak kamusal hayatı bulvar boyunca davet eder. Aksın doğu sınırındaki tarihi köprü ise, nehrin iki yakasındaki yeşil dokuyu birbirine bağlayan bir hafıza izi olarak korunmuştur.

3. BÖLGE: Sosyal Donatılarda Mekânsal Süreklilik

Alanın güney hiyerarşisinde bulunan alan, taşkın parkına bakan konut grupları ile benzer ekolojik karakteri sürdürmekle birlikte, vadi yapısının daralmaya başladığı bir geçiş zonudur. Taşkın parkı ve Değirmendere’nin birbirine en çok yaklaştığı bu dar boğazda, konut avluları nehrin doğal seyrine ve park dokusuna bakacak şekilde kurgulanmıştır. Doğu-batı aksından ayrılan tramvay kolu, bu bölgenin ana taşıt aksı üzerinden güneye, terminale doğru devam eder. Bölgenin güney sınırında, parkın girişi niteliğinde konumlanan Afet Eğitim Merkezi hem bir güvenlik kulesi hem de bir eğitim odağı olarak “Dayanıklı Kent” vizyonunu temsil eder.

4. BÖLGE: Çeşitlendirilmiş Kapsayıcı Konut Dokusu

Alanın kuzey-batı yakasında yer alan bu bölge, liman bağlantı yolları ve karmaşık ulaşım altyapısının yarattığı çevresel eşiklerle karakterizedir. Bölgeyi çevreleyen yollar, kuzeydeki büyük kavşağa bağlanmak için yükselerek viyadük benzeri yapılar oluşturmaktadır. Tasarım, bu altyapısal baskıyı (gürültü ve görsel kirlilik) bertaraf etmek için “İçe Dönük Avlu” tipolojisini benimsemiştir. Konut grupları, dış dünyadan yalıtılmış, korunaklı ve sakin iç bahçelere bakacak şekilde kapalı bir yapı oluşturur. Limana giden ana aks üzerinde konumlanan ticaret birimleri ve spor merkezi, bölgeye mahalle ölçeğinin ötesinde kentsel bir dinamizm katar.

5. BÖLGE: Mahalle Dokusu

Proje alanının en eğimli ve topografik olarak en özgün bölümü olan Sülüklü Mezarlığı çevresi, projenin “insan ölçeği” ve “mahalle aidiyeti” odaklı kısmıdır. Sert eğim kararları yerine, topoğrafyayı takip eden, teraslanan ve vadi manzarasına hâkim özgün bir konut dokusu ve sokak yapısı önerilmiştir. Bu alan, projenin en yoğun hissedilecek mahalle dokusuna sahiptir. Kuzeyde ve güneyde konumlanan 2 adet kreş ve güneyde yer alan sağlık tesisi, mahallenin sosyal omurgasını oluşturur. Sağlık tesisinin hemen önünde yer alan tramvay durağı, eğimli arazideki kullanıcıların kentsel ağa en konforlu şekilde eklemlenmesini sağlar.

6. BÖLGE: Konut-dışı Güney Koridor

Karakter bölgelerinin güneyinde, Maçka yönüne doğru uzanan vadi tabanında konut yerleşimleri yer almayan ayrı bir bölgedir. Mevcut terminal binası ve önündeki camiyi referans olarak alan bu aks üzerinde kuzeyde kaykay parkı, spor sahaları, güneyde pazar alanı, fidanlık ve kent bostanları yer alır. Bu alanlar, vadi yapısının derinleştiği noktalarda kentsel üretim ve sağlıklı yaşam rotalarını oluşturur. Bu bölgeler kendi içlerinde özgün karakterler barındırsalar da, yeşil koridorlar ve raylı sistem ağları ile birbirlerine sıkıca bağlanarak “Değirmendere Delta Kent” bütününü oluşturmaktadır.

DEĞİRMENDERE EKOLOJİK TAŞKIN PARKI: TASARIM VE MÜHENDİSLİK ÖZETİ

Ekolojik taşkın parkı Değirmendere’nin DSİ tarafından yapılan taşkın analizi ve Derenin gelişme öncesi yayılım alanına referansla yaklaşık denizden 1500m içeride Q500 taşkının yayılım noktasından deltalaşarak başlamaktadır. İletim odaklı mevcut dere profilinden, volümetrik depolama (Sönümleme) odaklı bir sisteme geçilmiştir. Bu dönüşümün bilimsel gerekçesi yalnızca hidrolik kapasiteyi artırmaktan ibaret değildir. Karayolu yapımı, HES projeleri ve yanlış arazi kullanımından kaynaklanan rüsubat yükünün Değirmendere mansabında birikmesi, sabit debilere göre tasarlanmış mevcut sistemlerin artık yetersiz kalacağını açıkça ortaya koymaktadır; geçmiş taşkın senaryolarının değil, çok daha yüksek debi ve katı madde yükü içeren gelecek projeksiyonlarının esas alınması zorunludur (Gümüş, 2025).

*Hidrolik Hesaplama Yöntemi Hakkında Not:

Mevcut dere yatağı analizlerinde, akış rejimi “iletildiği” için Manning Eşitliği (Q=1nAR2/3S1/2 kullanılarak hidrolik yarıçap ve hız analizleri yapılmıştır. Ancak önerilen “Ekolojik Taşkın Parkı” projesinde, dere yatağı genişletilerek bir “Sönümleme Havzası” (Detention Basin) karakterine dönüştürülmüştür. Su hızı V0 noktasına yaklaştığı ve sistem bir rezervuar gibi çalıştığı için, tasarımın performans ölçütü “Hacimsel Depolama Kapasitesi”ne dönüşmüştür. Bu nedenle, taşkın senaryoları (Q50, Q100, Q500) için belirlenen su yüzeyi kotlarının altında kalan hacim, Statik Hacim Hesabı V = ∑A ×h yöntemiyle belirlenmiştir. Bu yöntem, parkın “sünger” etkisini (su tutma kapasitesini) sayısal olarak en doğru ifade eden yöntemdir.

Trabzon Ortahisar Kentsel Tasarım Fikir Yarışması’nın Ardından Yazılanlara Cevap Hakkı

Etiketler

Bir yanıt yazın