Deniz Kılıç ve Sevim Ece Yıldırım'ın Sibel Macit İlal yürütücülüğünde tasarladığı proje, "İzmirSMD Öğrenci Bitirme Projesi Ödülleri 2026" kapsamında sergileme ödülü kazandı.
KARŞILAŞMA
“Birlikteliği Üretkenliğe Dönüştüren Bir Mekân Kurgusu”
Üniversite kampüsleri yalnızca eğitim yapılarının bir araya geldiği fiziksel çevreler değil; farklı bireylerin, disiplinlerin ve düşüncelerin kesiştiği, bilgi paylaşımının ve ortak üretimin geliştiği dinamik yaşam alanlarıdır. Öğrenme süreci, yalnızca sınıf içerisinde gerçekleşen bireysel bir eylem olmanın ötesinde; karşılaşmalar, etkileşimler ve deneyimler aracılığıyla sürekli gelişen kolektif bir süreçtir.
Bu proje, “karşılaşma” kavramını tasarımın temel çıkış noktası olarak ele alarak; insanların, fikirlerin ve mekânların bir araya gelmesiyle oluşan ilişkileri güçlendiren bir kampüs kurgusu önermektedir. Tasarım yaklaşımı, birlikteliklerin etkileşime, etkileşimlerin paylaşıma, paylaşımın ise öğrenme ve üretime dönüşmesi üzerine kuruludur.
Tasarım sürecinde “Bizi öğrenmeye ve üretmeye yönlendiren koşullar nelerdir?” ve “İnsanlar hangi mekânsal deneyimler içerisinde daha üretken hâle gelir?” sorularından hareket edilmiştir. Bu doğrultuda mekân, yalnızca işlevleri barındıran bir araç olarak değil; kullanıcıları bir araya getiren, iletişimi destekleyen ve yeni üretim biçimlerinin ortaya çıkmasını sağlayan aktif bir öğe olarak ele alınmıştır.
Kampüs ölçeğinde; farklı kullanıcı gruplarını bir araya getiren ortak alanlar, sosyal odaklar ve süreklilik sağlayan mekânsal bağlantılar aracılığıyla etkileşim odaklı bir yaşam çevresi oluşturulmuştur. Yapı ölçeğinde ise Mimarlık Fakültesi; öğrencilerin ve farklı disiplinlerin karşılaşmasını, fikir alışverişinde bulunmasını ve birlikte üretmesini destekleyen esnek ve paylaşımcı bir öğrenme ortamı olarak tasarlanmıştır.
Proje, kampüs ve yapı ölçekleri arasında kurduğu bütüncül ilişkiyle; karşılaşmaların yalnızca bir araya gelme eylemi değil, bilgiye, deneyime ve üretime dönüşen yaratıcı bir süreç olduğu bir eğitim ve yaşam ortamı oluşturmayı amaçlamaktadır.
BAĞLAM
İzmir’in Karabağlar ilçesi, Uzundere bölgesinde yer alan proje alanı, mevcut üniversite kampüsü içerisinde konumlanmaktadır. Kent çeperinde, kuzeyinde İzmir Çevreyolu bulunan alan; yüksek kotta yer alan konumu ve güçlü topoğrafik eğimi nedeniyle çevresinden ayrışmaktadır.
Toplam 384 dönümlük kampüs arazisi, yaklaşık 180 metrelik kot farkına sahip dik bir topoğrafya üzerinde yer almaktadır. Arazide her izohips çizgisi 5 metrelik kot farkını ifade etmekte ve farklı seviyeler arasında belirgin bir topoğrafik ilişki oluşturmaktadır.
Henüz yapılaşmamış olan kampüs alanının kentten kopuk konumu ve zorlu topoğrafik koşulları; erişilebilirlik, kullanıcıların alanla bağ kurması ve aidiyet geliştirmesi açısından temel tasarım problemlerini oluşturmaktadır. Bu doğrultuda proje; farklı kotlar arasında süreklilik sağlayan, kullanıcı deneyimini güçlendiren ve topoğrafyayı bir tasarım girdisi olarak ele alarak karşılaşma ve geçiş alanları üreten bir yaklaşım geliştirmektedir.
KAMPÜS TASARIM STRATEJİLERİ
Alleler ve Araç Yollarının Ayrıştırılması
Yaya hareketini önceliklendirmek amacıyla araç yolları ve alleler birbirinden ayrıştırılmış; kesintisiz ve güvenli bir kampüs dolaşım ağı oluşturulmuştur.
İlişkili Fakülte Bloklarının Kurgulanması
Fakülte birimleri, ilişkili bölümler arasındaki etkileşimi güçlendirecek şekilde bloklara ayrılarak ana alleler üzerine yerleştirilmiştir.
Bloklar Arası Etkileşim Alanları
Bloklar arasında oluşturulan boşluklar, yalnızca alleler arasındaki geçişleri sağlayan alanlar olarak değil; kullanıcıların karşılaştığı, bir araya geldiği ve farklı disiplinlerle etkileşim kurduğu ortak mekânlar olarak değerlendirilmiştir.
Sosyal Düğümler
Alleler arasındaki boşlukların sosyal düğümlerle kesişmesiyle, kampüs içerisinde kullanıcıların bir araya geldiği, etkileşim kurduğu ve ortak deneyimler geliştirdiği odak alanlar oluşturulmuştur. Bu alanlar, kampüs içerisindeki farklı işlevleri birbirine bağlarken aynı zamanda geçişi etkileşim ve paylaşım deneyimine dönüştüren mekânsal eşikler olarak ele alınmıştır.
Alle Kesiti ve Kampüs Asansörleri
Alle, kampüsün ana yaya omurgasını oluşturan lineer bir kurgu olarak ele alınmıştır. Topografyanın doğal eğimine uyum sağlayan bu omurga, kot farklılıklarını mümkün olduğunca azaltarak kampüs içerisindeki erişilebilirliği ve yaya sürekliliğini desteklemektedir.
Alle boyunca konumlanan fakülte grupları, sosyal düğümler ve açık alanlar; farklı işlevler arasında etkileşim ve dolaşım olanakları oluşturmaktadır. Özellikle fakülte blokları ile açık alanlar arasında kurulan bu ilişkiler, kampüsün parçalı yapısını bütünleştiren önemli mekânsal öğeler olarak değerlendirilmiştir.
Alle üzerinde konumlanan dış mekân asansörleri ise farklı kotlar arasındaki erişim sorununa çözüm getirerek kampüsün düşey bağlantısını desteklemektedir. Böylece topoğrafyanın oluşturduğu farklı seviyeler arasında kesintisiz bir ilişki kurulurken, kullanıcıların kampüs içerisinde farklı kotlar ve açık alanlar arasında rahatlıkla hareket edebilmesi sağlanmıştır.
Kot Organizasyonu ve Erişilebilirlik
Proje, arazinin topoğrafik yapısına uyum sağlayan katmanlı bir sistem üzerinden kurgulanmıştır. Farklı kotlarda konumlanan fakülteler ve ortak kullanım alanları, dış mekân asansörleri ve yaya bağlantıları aracılığıyla birbirine bağlanarak kampüs genelinde kesintisiz ve engelsiz bir dolaşım ağı oluşturulmuştur.
Bu yaklaşım doğrultusunda topoğrafyadan kaynaklanan kot farklılıkları birer engel olarak değil, farklı seviyelerde mekânsal çeşitlilik ve yeni kullanım olanakları oluşturan tasarım girdileri olarak değerlendirilmiştir. Böylece kampüsün farklı seviyeleri arasında erişilebilirlik sağlanırken, açık ve kapalı alanlar arasında süreklilik ve bütünlük oluşturulması hedeflenmiştir.
MİMARLIK FAKÜLTESİ KÜTLE OLUŞUM KARARLARI
Mimarlık fakültesi kütle oluşumunda, arazinin eğimine uyum sağlayan ve kampüsün mevcut açık alanlarıyla ilişki kuran bir yerleşim kararı benimsenmiştir. Kütle, eğime paralel olarak konumlandırılmış; festival alanı ile alle arasında mekânsal bir ara yüz oluşturacak şekilde yerleştirilmiştir. Kütlenin parçalanmasıyla birlikte, alle ile festival alanı arasında sürekliliği sağlayan geçirgen bir kamusal zemin oluşturulmuştur. Böylece yapı, iki farklı kamusal alan arasında bir sınır oluşturmak yerine, bu alanları birbirine bağlayan bir ara mekân ve ortak kullanım zemini olarak ele alınmıştır.
Kütlenin bir üst kotu olan +10.20 kotu ile ilişki kurması ve bu seviyeden de yapıya giriş verilmesi, yapının kampüs içerisindeki farklı kotlarla bütünleşmesini sağlamıştır. Bu bağlantı, yapının yalnızca kendi iç dolaşımını değil, alle, yapı ve festival alanı arasındaki mekânsal devamlılığı da güçlendiren önemli bir giriş olarak değerlendirilmiştir.
Yapının farklı katları, üretim ve öğrenme süreçlerinin farklı ihtiyaçlarına göre ayrıştırılmıştır. Zemin kat tamamen atölye kullanımına ayrılarak, üretim faaliyetlerinin yoğunlaştığı, öğrencilerin bir araya gelerek birlikte çalıştığı ve kampüsle doğrudan ilişki kurduğu bir zemin olarak tasarlanmıştır. Atölyelerin alle ve geçiş alanı ile kurduğu güçlü ilişki sayesinde üretim faaliyetlerinin yapı sınırları içerisinde kalmaması, kampüs yaşamıyla bütünleşmesi hedeflenmiştir.
Üst kotta yer alan +15.20 seviyesinde stüdyo mekânları konumlandırılmıştır. Bu kotta oluşturulan teras, stüdyo mekânlarıyla bütünleşen ve topoğrafyanın yapıda devam ettiği bir açık alan katmanı olarak ele alınmıştır. Festival alanından terasa doğrudan erişim sağlanarak, açık alanın yapının üst kotuna kadar devam etmesi ve topoğrafik hareketin yapının kurgusunda sürdürülmesi hedeflenmiştir. Böylece +15.20 kotu, yapının kendi sınırları içerisinde tanımlanan bir seviye olmaktan çıkarak arazinin doğal eğimiyle bütünleşen bir zemin hâline gelmektedir. Teras üzerinden kampüs açık alanlarıyla kurulan ilişki sayesinde, farklı kotlar arasında bütünleşik ve kesintisiz bir mekânsal kurgu oluşturulmuştur.
Kampüs genel kurgusunda yer alan dış mekân asansörü de yapıya entegre edilerek farklı kotlar arasındaki erişilebilirlik desteklenmiştir. Bu sayede yapı, kendi içerisindeki katlar arasında olduğu kadar, kampüsün farklı seviyeleri ve festival alanı arasında da düşey bir odak ve erişim noktası hâline gelmiştir.
YAPISAL ORGANİZASYON VE MEKÂNSAL İLİŞKİLER
Yapı içerisindeki mekânsal organizasyon, farklı üretim ve öğrenme biçimlerinin bir arada bulunmasını sağlayacak şekilde kurgulanmıştır. Dolaşım, tek başına bir hareket hattı olarak değil; farklı işlevler arasında geçişleri sağlayan ve bu geçişler sırasında karşılaşmaları mümkün kılan bir mekânsal sistem olarak ele alınmıştır.
Yapının alt katında tamamen atölye kullanımına ayrılan üretim alanları, öğrencilerin birlikte çalışma, üretme ve deneyimleme süreçlerini desteklemektedir. Bu alanların zemin kotunda ve açık alanlarla ilişkili biçimde kurgulanması, atölye üretiminin kampüs yaşamına dahil olmasını sağlamaktadır. Böylece yapı içerisindeki üretim ile kampüsün kamusal yaşamı arasında güçlü bir ilişki kurulmuştur.
Üst katlarda ise stüdyo mekânları konumlandırılarak mimari eğitimin temel üretim alanları daha kontrollü ve yoğun çalışma gerektiren bir düzende ele alınmıştır. Modüler ve esnek stüdyo ortamları, öğrencilerin bireysel çalışmalarının yanı sıra ortak kritik, jüri ve fikir alışverişlerine olanak sağlayacak şekilde düzenlenmiştir.
Plan şeması, dolaşım boyunca oluşturulan boşluklar ve mekânsal düğümler etrafında şekillenmektedir. Atrium ve galeri boşlukları, yalnızca dolaşımı yönlendiren elemanlar olmakla kalmayıp katlar arasında görsel süreklilik sağlayan, doğal ışığı yapının içlerine taşıyan ve kullanıcı etkileşimini artıran ortak mekânlar olarak çalışmaktadır. Bu boşluklar sayesinde farklı katlar arasında görsel ve mekânsal ilişkiler kurulurken, yapının genelinde bütüncül bir süreklilik hissi oluşturulmaktadır.
Atriumlar ışık ve görsel bağlantı boşlukları; amfiler jüri, sunum ve atölye süreçlerini destekleyen etkileşim noktaları; esnek stüdyolar ise ortak kritik ve fikir alışverişine olanak sağlayan üretim alanları olarak değerlendirilmiştir.
Kampüs ölçeğinde oluşturulan alle, sosyal düğümler ve geçiş alanlarından oluşan tasarım yaklaşımı, yapı ölçeğinde de devam ettirilmiştir. Dış mekânda kullanıcıları festival alanı, alle ve sosyal alanlar arasında bir araya getiren bağlantılar, yapı içerisinde geçiş mekânları, ortak alanlar, atriumlar ve teraslar aracılığıyla yeniden yorumlanmıştır. Böylece yapı, kampüs içerisindeki farklı açık alanlar arasında bir eşik ve bağlantı noktası hâline gelmiştir.
Bu doğrultuda Mimarlık Fakültesi, yalnızca eğitim işlevlerini barındıran bir bina olarak değil; üretim, öğrenme, paylaşım ve karşılaşmanın birbirini beslediği yaşayan bir öğrenme ortamı olarak tasarlanmıştır. Alt kattaki atölyelerden üst kattaki stüdyolara, +10.20 kotundaki girişten +15.20 kotundaki terasa ve festival alanına uzanan bağlantılar sayesinde yapı, farklı kullanım biçimlerini ve kampüs yaşamını bir araya getiren bütüncül bir mekânsal sistem oluşturmaktadır.