3. Ödül, Olivelo – İzmir Kent Çeperinde Ekolojik Ortak Yaşam Alanı Fikir Projesi Yarışması

3. Ödül, Olivelo – İzmir Kent Çeperinde Ekolojik Ortak Yaşam Alanı Fikir Projesi Yarışması

PROJE RAPORU

MÜŞTEREK

“Herkese aitim ve kimseye ait değilim, siz gelmeden önce de buradaydım,
siz gittikten sonra da burada olacağım” Homeros

Ben keçinin en yakın dostu Zeytin.
Onunla aramıza sınırlar koyulsun istemiyoruz.
Burası bir orman ve biz bu ormanın içinde yaşıyor olmaktan çok mutluyuz.
Burada sınırlar yok, sınırsızlık var.
Fakat buranın bazı kuralları var, uyman gereken.
Bizimle birlikte yaşamak istiyorsan eğer keçi ile aramıza girmeyecek, aramıza duvarlar örmeyeceksin.
Ayırırsan eğer hem biz mutsuz oluruz hem de diğer arkadaşlarımız.
Hem keçi küser giderse her yanımı saracak otlarla nasıl baş edeceksin?
İnan bana çok daha fazla yorulacaksın o vakit.
Ben deli bir zeytinken aşılamışlar beni tepemden, merak etme keçiler uzanamaz dallarıma.
Bir kere makineler, zehirler, kimyasal gübrelerle tümden vedalaşacaksın.
Beni sulamana bile gerek yok biliyor musun, yağmurlar yeter bana.
Hem burada yaşayan üreticiler sana tüm bildiklerini anlatır, merak etme.
Binlerce yıldır olduğu gibi sen de burada biz gibi yaşayabilirsin.
Aramıza katılmak istemez misin?

ÜST ÖLÇEK YAKLAŞIMLAR

İzmir İl bütünü kurgusunda doğal ve yarı doğal alanların kentsel alanlar ile bütünleşmesi önemlidir. 1/25.000 İzmir Kentsel Bölge Nazım İmar Planına yeşil alan sistemi 5 ana başlıkta tanımlanmıştır. Bunlar;

İzmir Körfezi ve Merkez Kıyı

Merkez Kent

Birinci Yeşil Kuşak

Periferik Yerleşimler Ağı (Kemalpaşa, Torbalı, Aliağa, Urla) ve

İkinci Yeşil Kuşaktır.

İzmir’deki tarım havzalarının ve bu havzaların yaratmış olduğu ekolojik koridorların önemi daha da artmıştır.

Olivelo, Deniz – Vadi – Deniz hattında ekolojik yaşamın içerisinde bir bütününün parçası olarak ele alınmıştır. OliVelo’nun bulunduğu coğrafi alan, doğal alanı olarak İzmir Yeşil Ağ sistemin de Birinci Yeşil Kuşak içerisinde yer almaktadır. Bu nedenle OliVelo Doğal Alanı, doğa-esaslı çözüm yaklaşımları ile ele alınmıştır.

Alanın mekansal kurgusunda sağlanması hedeflenen süreklilik fikri ile, insan-doğa diyalektiği açısından var olduğunu iddia ettiğimiz ‘parçalanmışlığı’ ortadan kaldırabilecek düşünsel zemin oluşturmaya yönelik bir çaba içermektedir. Mekansal kurgu, yarışma alanında oluşan boşluğu yeni bir bağlam içinde yeniden tanımlamayı ve boşluğu doldurmak yerine anlamlı kılmayı hedeflemektedir. Boşluğun ontolojik olarak ortadan kalktığı bir mekanda özgün süreklilikler sunabilme fırsatı ortaya çıkmaktadır.

İnsan-doğa ilişkisinde hakim politikaların yerel kosullara gore uyarlanması mekansal, toplumsal ve çevresel sorunları daha da büyütmektedir. Bu sürece kontrollü ve bilinçli olarak müdahale edilmelidir. Doğaya giderek daha çok müdahale eden ve tüketen bir yaklaşım sorunludur. Bu yaklaşım karşısında bir denge unsuru olarak öğrenen, dinamik ve yenilikçi bir tasarım süreci geliştirilmelidir. Tasarım kullanıcılar eliyle geliştirilen ve sürdürülebilen bir sistem olarak kurgulanmalıdır.

Mekansal ve Yapısal Kurgu

Yarışma alanının evrensel bivr kademelenme içerisinde sürekli yenilenmeye açık bir yaklaşımla “Zeytin (Oli) ve Tamamlayıcıları” odaklı bir alana dönüştürülmesi çerçevesinde yerel ve küresel misafirleri için alanda sürekli, dinamik, tesadüfi olarak farklı ölçek hassasiyetlerinde keşfedilen bir kurgu önerilmektedir.

Alana yönelik önerilen yaşantı ve mekan senaryosuna paralel olarak Oli-Velo ikilisine ek olarak Zeytinle kurgunun diğer parçaları arasındaki ilişkisi çerçevesinde oluşan ikili kavramlar önerilmektedir. OliVelo’nun alt programları Alan Yönetimi ile birlikte düşünülmektedir.

Yaklaşım

İnsan, doğanın ötekisi değil, tamamlayıcısıdır. Bu açıdan OliVelo için insanın içinde bulunduğu öznel gerçekleme çağına uygun, kendi bilgi ve bilinci çerçevesinde doğa düzenine entegre olabilecek, doğaya sığınmanın kodlarını ortaya çıkaracak ve ortak yaşam çevresinin bir parçası olmasına imkan sağlayacak yaşantı ve mekan senaryosu önerilmektedir. Alanda çeşitli ölçeklerde yer alan ilişkiler ağı, 3 temel kavramsal davranış ve bunların birbirleriyle kurduğu ilişkiler bağlamında tanımlanmıştır.

Bu üç kavram; İnsanın doğayla ilişki sürecini simgeleyen;

İnsanî Varoluş: Varlık’la Değer, Yenilik Ahlakı ve Ölçülülük, Kadim Üretim Kültürü

İnsan-Doğa Arayüzü: Dinamik Keşif süreci, Ekosistem Hizmetleri, Özgün Alan Yönetimi, Fonksiyonel Yaklaşım

Doğa Düzeni: Doğanın Rutinleri, Doğal Ölçek, Form (Kendi Kendine Şekillenen), Denge noktaları

Toplumsal açıdan kentsel/kırsal yaşamın sıkıştırılması, yoğunlaştırılması ve makineleştirilmesi oradaki yaşamı yapaylaştırarak toplumsal ve insani ilişkiler ile kollektif kimliği etkisizleştirir.

Ayrıca bu durum kalıcı etkiler bırakan ve doğa için tersinmez bir yüklenme de yaratır. Söz konusu toplumsal etkinin azaltılması için insanı doğa ile yalnız yüzleştiren, kalabalıkları seyrelten ve insana ölçeğini ve sınırını hatırlatan mekansal ve sosyal müdahaleler yaşamsal açıdan önemsenmiştir.

Yarışma alanının konumu ve üzerindeki ilişkiler ağı gereği yakın çevresi ile ilişkisi, çekişmeli dualiteler üzerine kurulmaktadır.

Proje bu ikilemlere alan ve yakın çevresinde önereceği işlevsel ve/veya fiziksel müdahale kurgusu ile çoğulcu ve evrimci, yalın bir tasarım dili ile çözüm aramaktadır.

Alan Yönetim Modeli

Önerilen alan yönetim modeli yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde ilginin artmasını amaçlayan ve alandaki sosyal, yerel ekonomik ve kültürel değerleri öne çıkaran orta ve uzun erimlidir. Model ile İzmir’in kültürel ve doğal miras değeri taşıyan kadim zeytin üretim alanlarının korunması ve farkındalığının artırılması için Avrupa Bisikletli turizm ağı ile birleştirilerek çeşitli farkındalık düzeylerinde güçlü bir koruma sağlanması amaçlanmaktadır.

Yerel kalkınmanın ekolojik tarımı desteklemesi ve güvenilir, sağlıklı ürüne kolaylıkla ulaşabilmesini sağlayan bir kooperatif modeli sunulmaktadır. Bu modelin iki temeli vardır. Bunlar;

– Doğa ile uyumlu tekniklerle sağlıklı ürünlerin yetiştirilmesi;

– Bu süreçte yer alan tarafların ekolojik tarım teknikleri ve felsefesi konusunda bilgi ve tecrübe edinmeleri

– OliVelo’nun ekolojik tarım uygulamaları konusunda çiftçiler, tüketiciler, yerel yönetimler, eğitimciler, çocuklar için bir eğitim alanı olması.

– OliVelo Markasının bilinirliğinin artırılarak yerel üretimin yaratacağı katma değerin artırılması hedeflenmektedir.

Alan yönetiminin temel belirleyicileri olan paydaş stratejisi, alan içinde belirlenen sınırlar, alanın doğal ve yabanıl hayatını temel alan taşıma kapasiteleri ile diğer yönetim öğeleri olan iletişim yönetimi, misafir yönetimi, yaban hayat, su yönetimi ve atık yönetimi konuları ile birlikte etkileşim matrisi olarak kurgulanmıştır.

Misafir Yönetimi (M)

(M1) Alanın taşıma kapasitesi çerçevesinde misafirlerin alana gelme yöntemlerine (bisiklet, lastik tekerlek ve toplu ulaşım) göre OliVelo odağında yer verilmeyen ve Mülkiyeti Güzelbahçe Belediyesine ait olan alanda biriktirme alanları, Organik Pazar, Servis, Bisiklet onarım servisi ve 120 araçlık açık otopark oluşturulmuştur.

(M2) Misafir Yönetim Stratejisinin “Eco” boyutu yerel ve diğer kullanıcılar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Alanda sürdürülebilirliği sağlamak üzere yerel kullanıcılar ile kurulacak işbirliği çerçevesinde eğitim ve bilgilendirme programları düzenlenecektir. Alandan elde edilen gelirin %15’i yerel kullanıcılar için ayrılacaktır. Alana dışarıdan gelecek misafirler için alanın dışından başlamak üzere bilgilendirme panoları oluşturulmuştur. Alanın girişinde, alanda kurgulanan Yaşantı ve Mekan Senaryosu çerçevesinde 15 dakikalık temel bilgilendirme yapılacaktır. Alanın içerisinde oluşturulan odaklarda da karekodlar kullanılarak bilgilendirme ve farkındalık çalışmaları yapılacaktır.

(M3) Alanda farklı kullanıcı tipleri (Yaya ve Bisiklet) için doğal izler ile oluşturulan patikalar ile birlikte tematik rotalar oluşturulmuştur. Farklı deneyim ve dönemlere göre rotalar ve içerikleri farklılaşmaktadır.

(M4) Alanda misafirler için dönemsel farklılıklara göre teması değişen bir Atölye kurulmuştur. Atölyede techno-biyoarttan yerel malzemelere kadar geniş bir aralıkta yerinde deneyim imkanı sunulabilecektir. Alanın içerisinde yakın odakta oluşturulan aktif atölye ve eğitim alanlarında açık hava atölye faaliyetleri gerçekleştirilecektir.

(M5) Alan, misafirlerin doğa ile ilişkilerindeki sınırlılıkları ve sınırlarının farkındalığı temel alınarak yerel toplulukların geleneksel bilgilerinin korunması ve kuşaklara aktarım mekanı olarak ele alınmıştır. Böylelikle alan ve çevresinde bulunan yerel ırkların (Delice Zeytin, Erkence Zeytini, Kıl Keçisi, Tilki kuyruğu, Sakız Ağacı, Salep, Orkide, Dağ Lalesi, Biberiye) özellikle korunması ve konuyla ilgili farkındalığın oluşturulması için dokümanlar misafirler ile çeşitli mecralarda paylaşılmış olacaktır.

Yaban Hayat Yönetimi (YH)

“Kurda-Kuşa-Aşa”

(YH1) Doğal olarak alana ait olmayan tüm öğelerin alanı minimum düzeyde etkilemesi yönünde stratejiler geliştirilmiştir. Bu çerçevede doğal izler ile bisiklet ve yaya rotaları oluşturulmuş, kullanılan malzemeler ise alandan elde edilmiştir.

(YH2) Alanın doğal formunu şekillendiren aktiviteler (mantar toplama, ot toplama, zeytin toplama) dönemsellik dikkate alınarak alana yayılmış ve birbirleri ile mekansal ve işlevsel ilişkileri kurulmuştur.

(YH3) Zeytinin yerel halk ve misafirlerce elle toplanması, çırpılırken ağaca minimum zararın verilmesi, zeytinin hasat sonrası makul düzeyde bekletilmesi, alanda önerilen Zeytinyağı işliğine doğal araçlar ile taşınması gibi kültürel öğeler korunarak Zeytinyağı üretimi yapılacaktır.

(YH4) Alanda yaban hayatı dikkate alan izler ile tematik rotalar oluşturulmuştur. Farklı deneyimler sunan bu rotalarda alanın yaban hayat özelliklerine göre hasat zamanlarında sunulan etkinlikler (amatör zeytin toplama, mantar toplama, ot toplama) ile rutinlere dayalı tesadüfi deneyimler (doğa fotoğrafçılığı, doğa gözlemciliği, doğa yürüyüşü, aboriginal turizm, bisiklet turları, dağ bisikleti) kurgulanmıştır.

(YH5) Alandaki yaban hayatı korunarak, özellikle zeytin ağaçlarına ilişkin sulama ve ilaçlama yapılmadan, makine yardımıyla alan sürülmeden, alanın zeytin hasadı dışındaki dönemde zeytin merası olarak kullanılması ve yaban hayvanlarının özgürce dolaşımı sağlanmıştır.

Bu çerçevede tampon alanlar oluşturulmuştur.

Tampon Alan

Az Yoğun Alan

Yoğun Alan

Su Yönetimi (SY)

“Zeytin ağacı insana benzer. Ne kadar sularsan sula, yağmurun bereketi köküyle buluşmazsa aşısı tutmaz.”

(SY1) Alanda tarımsal sulama dışında evsel amaçlar için içme ve kullanma suyu talebi doğacaktır. Bunun için içme suyu sunumunda alandaki doğal yapıyı tahrip edecek bir dış şebeke sistemi yerine dağıtım ağı, tanker, şişe veya kaplar kullanılacaktır.

(SY2) Alandaki doğal süreç dışında kuraklık ve susuzluk dönemleri de takip edilerek sulama için herhangi bir altyapı yapılmayacaktır. Alandaki yapılı çevrede ise tasarruflu ekipmanların seçilmesi ve evsel su atıklarının yeniden kullanılması sağlanacaktır.

(SY3) Alanda oluşturulan rotaların buluşma noktasında evsel amaçlar için içme ve kullanma suyu sunulacaktır.

(SY4) “Doğanın Otomasyonu”… Alanda yer altı su hareketleri, su birikintilerini besleyen yerüstü ve altı su damarları ve bunlara ilişkin teknik veriler incelenerek alan çevresindeki havzalarla birlikte bütüncül olarak ele alınmıştır. Alanda farklı ağaçlardan dolayı ürün deseni homojen değildir.
Bu nedenle alanda su kaybını önleyici tedbir olarak zeytin ağaçlarının diplerine çağıllar, sekiler ve teraslar kurularak eğimli arazide su toplayacak tedbirler artırılmıştır. Alandaki yerel yağış rejimi ve zeytinin doğal süreci dikkate alındığında alanda yapay sulama yapılmayacaktır.

Atık Yönetimi (AY)

(AY1) Alanda önerilen atık yönetiminin temelinde mekansal senaryo ve kurgu gereği atığın önlenmesi ilkesi bulunmaktadır. Bu evrensel ilkenin hayata geçirilmesinin ilk ayağı alana girişte bu konuya özel olarak misafirlerin bilgilendirilmesidir. Bu yaklaşım ile birlikte alanın doğal olarak bırakılan kısımlarında atığın minimum düzeyde tutulması sağlanacaktır.

(AY2) Alanda kullanım kapasitesine göre değişecek atık yoğunluğunun büyük miktarlarda olmaması beklenmektedir. Taşıma kapasitesine uygun olarak alanın merkez odağında atıkları ayırarak geri dönüşüme olanak sağlayacak sistemler kurulacak ve düzenli olarak alanın dışındaki depolama sahalarına gönderilmesi sağlanacaktır.

(AY3) Alanda ilk yağmurun yağması ile birlikte başlayan zeytin sezonunda (genelde Ekim-Şubat) katılımcıların topladıkları zeytinin zeytinyağına dönüşüm aşamalarını da görerek katılım sağlamalarına olanak sunulacaktır. Toplama, yaprak ayıklama, ezme, ayrıştırma ve çökertme işlemleri sonrasında ortaya çıkan zeytin atığının doğal çevirimine tanık olacaklar.

(AY4) Toplanan zeytinlerin en kısa sürede yağa dönüştürülebilmesi ve üretim süreçlerinin deneyimlenebilmesi adına alanda butik bir zeytinyağı işliği önerilmiştir. Alanda her ne kadar düşük kapasiteli bir zeytin işlemesi kurgulanmış olsa da üretimden kaynaklı atıksu ve yüksek organik yükün oluşturacağı kirletici faktörlere karşı önlemler geliştirilmiştir. 2 fazlı üretim yapacak bu tesiste üretim sonucunda filtre edilmemiş yağ ve karasu+prina karışımı elde edilecektir. Prinanın yakıt olarak kullanılabilmesi için karasuyun buharlaştırılması planlanmaktadır. Arıtıma ilişkin basit, ucuz ve etkili çözümler aranmıştır.

Dışsal kokuların rahatsız edici etkisinin en aza inmesini sağlamak üzere Zeytin işliğinin yer seçimi hakim rüzgar yönü de göz önünde bulundurularak alanın çeperinde yapılmıştır.

İşletme ve İletişim Stratejileri (İİ)

(İİ1) Bisikletlilerin lojistik ihtiyaçlarının alan ve yakın çevresinde sunulması hedeflenmektedir. Bu çerçevede Yelki Odağında gündelik ihtiyaçlara yönelik servis hizmetlerinin sunulması teşvik edilecektir. Girişte planlanmış karşılama saçağının altında yer alacak bisiklet parkı ve tamir olanağı sunan kiosk bisikletçiler için kolay erişilebilir konumdadır.

(İİ2) Alanda oluşturulan tematik odaklarda enstalasyon alanları, 58 çadır kapasiteli 3 adet kamp alanı, meditasyon ve inziva alanları oluşturulmuştur. Buralarda yılın çeşitli dönemlerine dağıtılmış eğitim ve aktiviteler düzenlenecektir.

(İİ3) Alan yönetim modelinde belirtilen temel öğeler ile alanda önerilen atölye, gastronomi evi, bisiklet tamirhanesi vb. gibi ekonomik düzeyde katkı sağlayabilecek aktivitelerin yönetimini yürütecek sürekli bir “iletişim birimi” oluşturulacaktır. Bu birim ve alandaki diğer aktivitelerden elde edilecek gelirin % 70’i alanın işletim maliyeti olarak ayrılacak olup kalan %30’luk kısım ise yerel halkın süreçlere katılımına yönelik kullanılacaktır. Alana ilişkin tanıtım, tabelalandırma, basım-yayın faaliyetlerini yürütmek üzere özel bir birimi oluşturulacaktır.

(İİ4) Alandaki tematik rotalar üzerinde karekodlar ile alana özel oluşturulacak mobil uygulama yazılımı vasıtasıyla bilgilendirme sağlanacaktır. Ayrıca bu yazılım alanın taşıma kapasite analizini de yaparak kullanıcıyı daha alana gelmeden kapasiteler ve etkinlikler hakkında uyarabilecektir. Alan yönetimi içerisinde alanın tüm iletişim kanalları kullanılarak ve sosyal paylaşım ağlar üzerinden sahiplenilmesini sağlayacak bir süreç başlatılacaktır. Alanın sahiplendirilmesi ve aidiyet hissi oluşturulması için eğitim verecek bir web portalı oluşturulacaktır.

(İİ5) Atölyede yerel halk tarafından yapılan yöreye ve alana özgü ürünleri yapma deneyimi sunulacak ve satışı yapılacaktır.

(İİ6) Alanda katma değeri yüksek Delice zeytinden üretilen ve ilaç sanayinde kullanılan üretim türü de desteklenecektir. Bu üretim tarzının alanın dışına da örnek olmasına yönelik farkındalık ve eğitim faaliyetleri düzenlenecektir. Ayrıca alanda belirli dönemlerde “doğa toplantıları” düzenlenecektir.

PEYZAJ TASARIM YAKLAŞIMI

Yaklaşık 570 bin metrekarelik bir yerde konumlanmış olan proje alanı, İzmir’in Güzelbahçe ilçesinde; batısında Urla, güneyinde Menderes, doğusunda ise Konak ve Narlıdere bulunur. Güzelbahçe’nin kent merkezine olan uzaklığı 24 km’dir.

Olivelo yarışması kapsamında çalıştığımız alanın kullanımı ile ilgili, hem yarışma dokümanlarından hem de arazide yerinde yapılan çalışmalar doğrultusunda, alanın ekolojik özelliklerinin üst düzeyde olduğu, insan varlığı ve kullanımının çok yoğun olmadığı fakat hızla buraya doğru ilerlediği gözlemlenmiştir.

Bu değerli alanın, değerli ekolojik özelliklerinin korunması peyzaj mimarlığı açısından temel düsturumuz olmuştur. Bu bağlamda alana dışarıdan ne bir tohum ne de bir fidan getirilerek alandaki ekosisteme müdahale edilmesi ya da değiştirilmesi düşünülmemiştir.

Hedefimiz; doğada ve mekanda sınırlar olmadan, insanların doğada hareket ederken sınırlarını bilmesi gerektiği bilincini oluşturabilmektir. Bu doğrultuda hem eğitim atölyeleri hem de tasarım kararları doğrultusunda alana getirilen her bir objenin zeminle temasına keserek mevcut canlı varlığının alan içindeki sirkülasyonunun kesilmemesi kurgulanmıştır.

Biz insanların bu ekosistemi yöneten ya da yönetmeye çalışan bir unsur olmaktansa onun bir parçası olmayı kabullenmesi yaklaşımımızın ana fikrini oluşturmaktadır.

Doğal döngünün devam etmesi ve bizlerin bu mevcut döngüyü gözlemleyerek, birer parçası olma fikri hedeflenmiş, mevcut kullanıcı profili üzerine yeni kullanıcı profilleri eklenerek çeşitlendirmeye çalışılmıştır.

Önerimizin temelinde alandaki yaşamın ekolojik döngüsü devam ederken, biz insanların da bu döngünün içinde hangi kurallar ve aşamalarda yer alacağı tariflenmeye çalışılmıştır.

Alanın doğal özelliklerine ve yapısına göre odak noktaları belirlenmiş ve bu noktaların kendi aralarındaki etkileşimlere, birbirleri ile olan bağlantılarına dikkat edilmiştir.

MİMARİ TASARIM YAKLAŞIMI

Bir zeytin ormanının içinde olmak ve o alanda devam eden doğal hayatın bir parçası olmaya çalışmak tasarımın belki de en zor başlangıç noktasını oluşturdu. Bu bağlamda alanın mevcut tüm özelliklerini korumak refleksiyle işe başladık. Geleneksel olarak kuşaktan kuşağa aktarılarak gelen üretim yöntemlerini ve bilimi burada buluşturmayı hedefliyoruz. Biliyoruz ki iki tarafın da birbirinden öğrenecek çok şeyi var. Ayrıca sadece zeytini merkezimize almıyoruz. Bu hikâyede arıya da yer var, bölgenin mis kokan bitkilerine de. Ekolojik yaklaşımımızda da belirttiğimiz üzere burada mono kültür bir üretim anlayışını tümüyle reddediyoruz. İnsanın doğaya istediği gibi hükmetmesini değil kuşaklar boyu aktarılan doğanın bir parçası olduğunun farkında olarak yaşamasını, üretmesini takip ediyoruz. Buradaki hayalimiz ortak bir yaşam kültürünü yaşatmak ve mimarinin bunun bir parçası olabilmesini sağlamak.

Yapılaşma kararları alınırken bölge genelinin ve yapılaşma izni verilen sınırların kapsamlı bir analizi yapıldı. Zemindeki flora ve faunanın zarar görmeden devamlılığını sürdürebilmesi önemli bir tasarım parametresi olarak ele alındı. Ayrıca mevcut topoğrafya, güneşlenme açıları ve miktarları, hâkim rüzgâr yönü gibi kriterler de dikkate alınarak yerleşim kararları verildi. Ayrıca yerleşim kararları verilirken alanın mevcut dokusu, yaban hayatı ve değerleri göz önünde bulundurulmuş ve mümkün olduğunda var olan hayatın döngüsüne ve akışına engel teşkil etmeyecek bir yaklaşım benimsenmiştir. Arazide yapılan tespitler ve verilen belgelerin incelenmesi sonucunda yapıların yerleşeceği bölgede görünür iki adet keçi veya evcil otobur patikası tespit edilmiştir. Yerleşim kararları patikaların farkındalığıyla verilmiş ve bunun yanında öneri programlar ile kesişmeleri ve karşılıklı etkileşim ortaya çıkarılması hedeflenmiştir.

Öneri ihtiyaç programının toplam büyüklüğü alandaki yapılaşma hakkı üst sınırlarımızdan tamamen bağımsız olarak yerin ihtiyaç duyduğu en düşük ve en temel fonksiyonların arayışından gelmektedir. Kültürel ve doğal miras değeri taşıyan kadim üretim alanlarının korunması ve farkındalığın arttırılması için OliVelo proje alanının EuroVelo Avrupa Bisiklet turizm ağı ile birleştirilerek çeşitli farkındalık düzeylerinden güçlü bir koruma sağlanması hedeflendi. Aslında doğanın kendisinin bir okul olduğu farkındalığı ile öneri ihtiyaç programımız adeta bir okul bahçesine serpiştirilmiş öğelerden oluşur. Fiziksel olarak birbirinden ayrı duran bu birimlerin bulunduğu yerdeki ağaçlar, yer ve doğal hayat ile doğru mekânsal ilişkiler kurması planlandı.

Kuzey ve Doğu yönlerdeki yaklaşım yollarının proje alanı içerisinde mevcuttaki servis yolları ile bağlanması alan için hem potansiyel hem de yoğun araç trafik geçişine yol açabileceği düşüncesiyle risk olarak değerlendirilmiştir. Yoğun araç trafiğinin alandaki yabanıl hayata ve doğal döngüye zarar vereceği açıktır. Bu sebeple alanın kuzey çeperinden yaklaşımın ana yaklaşım güzergahı olması planlanmış ve mevcutta bulunan dönüş imkânı sunan servis yolu kullanılmıştır. Ayrıca alana zorunlu haller dışında ve servis ihtiyacı dışında mümkün mertebe aracın girmesi engellenmelidir. Bu sebeple alana bisiklet ve çevre dostu araçlar ile ulaşım desteklenmiş ve EuroVelo Bisiklet yolları ile yarımada bisiklet rotalarına alanın eklemlenmesi planlanmıştır. Bu sebeplerle alanın taşıma kapasitesi çerçevesinde misafirlerin alana gelme yöntemlerine (bisiklet, lastik tekerlek ve toplu ulaşım) göre OliVelo odağında yer verilmeyen ve Mülkiyeti Güzelbahçe Belediyesine ait olan alanda biriktirme alanları, Organik Pazar, Servis, Bisiklet onarım servisi ve 120 araçlık açık otopark oluşturulmuştur.

Senaryo ve Program Birimleri

Proje kapsamındaki öneri İhtiyaç programımız Karşılama ve Karşılaşma, Atölye-Sınıf (eğitim-uygulama), Uygulama, Oyun, Yönetim-Satış, Üretim İşliği ve Müze mekanları ve ana başlıklarından oluşuyor. Toplam kapalı alanı yapılaşma hakkımızın çok daha altında tutmaya ve alanda olabildiğine az ayak izi bırakmayı hedefliyoruz. Öneri projemizin ve mekanlarının doğayı ve kadim kültürlerin keşfinin yapılacağı tümüyle bir eğitim alanı olmasını arzuluyoruz.

Senaryomuza göre burası tümüyle bir eğitim mekânı; doğa başlı başına bir okul olduğu için sadece öneri yapılarda değil alanın tümünde bir öğrenme-öğretme ve keşfetme deneyiminin yaşanmasını hedefliyoruz. Kapalı alandan çok açık ve yarı-açık alan kullanımları öneriyoruz. Örneğin bu alanlarda çocuk oyun alanı ile keçinin patikasını kesiştirip hayatın tam da içinde bir karşılaşma ve etkileşim yaratmayı planlıyoruz. Komünal mutfakta Avrupalı bir bisikletçi ile alandan topladığı otların nasıl pişirilmesi gerektiğini öğreten Ayşe teyzenin karşılaşmasını, belki de yeni keşifler yapılarak bu lezzetlerin coğrafyasının da dışına taşmasını arzuluyoruz. Zeytin işliğinde geleneksel yöntem olan taş baskının oksitlenme tehlikesinin farkına varıp sürdürülebilir ve çevreci yeni yöntemleri tartışıyoruz. Müzede üretimin önceki aşamaları deneyimlenirken daha derine inmek isteyen ziyaretçiler için bir mekanın bunun için bir başlangıç olması hedeflendi. Doğanın içinde bisikletçi ile mantar toplayan köylünün karşılaşması ya da deneyimli bir çobanın deneyimlerini doğa yürüyüşüne çıkmış bir gence aktarmasını çok kıymetli görüyoruz. Kısacası yabanıl hayat – doğa ve çoban-toplayıcı döngüsüne asla müdahale etmeden buranın bir zeytin ormanı olduğunun bilincinde karşılaşma-etkileşme ve öğrenme deneyimlerini yaşatmayı planlıyoruz.

EKOLOJİK YAKLAŞIM

Ekinlerimizi kurtarmanın çok az yolu var ve hepsi biyoçeşitliliğe bağlı.

José Eugenio Gutiérrez

Zeytin Döngüsü

Zeytin ölmez ağaç olarak adlandırılmaktadır. Akdeniz ekosisteminin çok değerli bir parçası olan zeytin, hayatına karatavuk kuşunun ağzından düşen çekirdeğin kermes meşesi tarafından korunarak büyümesi ile delice zeytin olarak başlar. Bilindiği gibi delice (oleaster) ya da yabani zeytin ekilmeden kendiliğinden yetişen zeytine denmektedir. Toprağa saçılan onlarca çekirdek arasından hayatta kalabilen en güçlü çekirdek olduğu için iklimsel koşullara oldukça dayanıklı ve güçlüdür. Hastalıklara karşı dirençli olduğu gibi dağda, tohumdan üreyen zeytin ağacı; kazık köklüdür, yerinden kolay sökülmez. Oysa fidandan, dikme olarak yetiştirilen zeytin ağacı, kazık kök yapmaz ve çabuk yıkılır. İşte bu yüzden ölmez ağaç denmiştir kendisine.

Hayatına küçük bir top çalı olarak başlayan delice zeytin kermes meşesi gibi büyük bir çalının içinde büyümeye devam eder. Kermes meşesinin dikenleri Keçinin delice fidanını yemesine engel olur, kısaca keçinin kermes meşesinden pek hoşlandığı söylenemez. İlk başlarda delicenin de dikenli bir yapıda olması sebebiyle kermes meşesinden ayırt edilmesi çok kolay değildir. Bu sistemde olmazsa olmaz bir diğer unsur ise keçilerdir. Keçinin kendisini yemesinden kurtulan delice, boylanarak keçinin iki ayak üstünde durduğu yüksekliği aşmaya çalışır. Delice zeytin boylanmaya, dikenleri ise azalmaya başlar. Keçinin yardımıyla çevresindeki otlardan kurtulurken aynı zamanda keçinin gübresiyle daha hızlı büyümeye başlar. Zeytin ve keçinin bu karşılıklı ilişkisi bu döngünün devamlılığını sağlayan en temel unsurdur.

Zeytinlikler ve Biyolojik Çeşitlilik

Tellerle veya yüksek duvarlarla çevrilmeyen ve böylece yaban hayvanlarının da özgürce alanda dolaşabildiği bu alan bir anlamda keçiler için de mera işlevi görecektir. Keçiler dışında koyun, inek gibi evcil otoburların bu alanda bulunması alandaki toprağın gübrelenmesi ve yumuşatılması adına çok önemlidir. Yarışma dokümanlarında verilen hava fotoğraflarında da açıkça görülmektedir ki bu evcil otoburlar orman içinde açıklıklar oluşturarak yangın için güvenli alanlar oluştururlar. Aynı zamanda bu otoburların varlığı ağaçların diplerinin açılmasını dolayısıyla zehirli ot veya kimyasal gübre kullanımının da önüne geçecektir. Hayvancılık ve zeytinciliğin bir arada yapılabilmesi bu kültürlerin nerdeyse sıfır masraf ve girdi ile yapılabilmesini mümkün kılacaktır.

Zeytinlikler aynı zamanda bölgedeki diğer canlılar için de bir yaşam alanıdır. Bu yaşam döngüsünün zarar görmeden devem edebilmesi için bu alanlarda kimyasal zehirlerin, kimyasal gübrelerin kullanılmaması ve aynı zamanda makinelerin alana sokulmaması gerekmektedir. Binlerce yıldır olduğu gibi geleneksel yöntemlerle işlenmesi (sadece hayvan ve insan gücüne bağlı), Keçi ve evcil otobur hayvanların bu alanı mera olarak kullanarak ağaçların altında otlaması, alanının tel örgü benzeri elemanlarla çevrilmemesi, sulanmaması, ağır makineler ile hasat edilmemesi ve bitki-ağaç çeşitliliğinin zarar görmemesi durumunda bu kadim döngü devam edecek ve binlerce yıldır olduğu gibi bu orman da canlılar için bir yaşam olarak kalacaktır. Çünkü zeytinin doğal kökeni, onu binlerce yıldır çevremizdeki diğer doğal türlerle ilişkileriyle, yüksek biyolojik çeşitlilik değerlerine sahip insanlaşmış bir ormana uyum sağlayan iyi adapte edilmiş bir ağaç haline getirir. Bir zeytin merası olarak bu alanda biyolojik çeşitliliği sağlamanın yanında yerel üretim biçimlerini desteklemek ve geleneksel bilginin kuşaklar arası aktarılması fırsatları mevcuttur.

İzmir Yarımadası’ndaki Zeytin Ormanlarından biri olan bu alanda zeytincilik ve hayvancılık dışında arıcılık, aromatik bitki toplayıcılığı gibi kadim diğer üretimler de yapılabilecektir. Bu kadim üretimlerin devamlılığı ise zeytinin kirlilik yaratmayan yöntemlerle işleniyor olması ve zehirli kimyasalların kullanılmaması ile sağlanabilir. Biyolojik çeşitliliğin sağlandığı bu alanda hayıtlara yakın yerlere arıları yerleştirip yıl boyu bal elde edilebilir.

Temel Yaklaşım

Yarışma alanıyla ekolojik bütünlük gösteren Seferihisar İlçesi gibi bu alanın da iyi korunmuş ve zengin bir doğa alanı olduğu görülmektedir. Doğadaki etçil ve otçul hayvanların yok olması ile bozulan dengenin Seferihisar’da keçicilik faaliyetleri sayesinde yeniden canlandığı ve sürdürülebilir biyoçeşitliliğini oluşturmuş olduğu görülmektedir. Yarışma alanı özelinde yapılan araştırma ve saha gezilerinde keçicilik faaliyetlerinin, proje alanı ile ilişkisinin olduğu tespit edilmiştir. Bu bağlamda yarışma için öneri tasarım çözümlerimizdeki temel yaklaşımımız, eşsiz doğal peyzaj özelliklerini ve ekolojik bütünlüğü bozmadan, sürdürebilir biyoçeşitlilik unsurları için yüksek bir hassasiyet göstermek olmuştur.

İzmir Seferihisar’daki Orhanlı Köyü Kültür Doğa Gençlik ve Spor Kulübü Derneği’nin, Küresel Çevre Fonu GEF tarafından fonlanan Küçük Destek Programı (SGP) kapsamında 2016-2018 yılları arasında yaptığı çalışma olan “Ege Zeytin Meralarının Geleceği İçin El Ele” başlıklı projesi ve içeriği oliVelo alanı için geliştirdiğimiz temel yaklaşımların ortaya konmasında referans olarak alınmıştır. Ayrıca İspanya’nın Andalucia bölgesinin üreticilerinin kurduğu “Olive Alive” grubunun yapmış olduğu çalışmalar ve sonuçları da aynı nitelikte yol gösterici olmuştur.

Bu alan Doğa Derneği’nin çalışmaları sonucunda “Kadim Üretim Havzaları” olarak tanımladığı bir yaşam alanıdır. Bu tanıma göre, Kadim Üretim Havzası, Anadolu’nun ve dünyanın farklı bölgelerinde insanların doğayla uyumlu bir şekilde sürdürdüğü biyolojik çeşitliliği destekleyen yaşam alanları olarak tanımlanmıştır. İzmir Yarımadası’ndaki Zeytin Ormanlarından biri olan ve kültürel-doğal miras değeri taşıyan Olivelo alanında kadim zeytin üretimi günümüzde de devam etmektedir.

Alandaki zeytinlerin elle dikilmiş ve sulanarak dikilmiş monokültür üretimin yapıldığı zeytinliklerden farklı olarak; delice zeytin üzerine, bölgeye özgü yerli bir ırk olan Erkence çeşidinin “Deve Aşısı” (yaklaşık 2m yükseklikten yapılan bir aşılama türü) yöntemi ile aşı yapılarak ıslah edilmiş bir zeytin ormanı olduğu görülmektedir. Zeytin ormanı olarak tanımlanan bu alanda flora elemanlarının yanı sıra fauna türlerinin de yaşadığı görülmektedir. Zeytinler, meşeler, kızılçamlar, orkideler, kekikler, tilkikuyrukları, insanlar, kuşlar, bukalemunlar, çakallar, yüzlerce böcek, rengarenk çiçekler ve birçok canlı bir arada yaşamaktadır.

Monokropping (monokültür), ise diğer ürünler arasında rotasyon olmadan veya aynı toprak polikültüründe birden fazla ürün yetiştirmeksizin, her yıl aynı arazide tek bir ürün yetiştirmenin  tarımsal uygulamasıdır. Zeytin bahçelerinin monokroplanmasının başlaması ile zeytin ağacı olmayan her şeyin yok edilmesi ve sadece kâr maksimizasyonunu gözeten bir bakış açısı ile mahsullerin yoğunlaştırılması gibi uygumaların yürütüldüğü bilinmektedir. Bunun sonucu olarak giderek artan bir şekilde insektisitlerin çoğalması ve buna bağlı olarak herbisitlerin kullanımı fazlalaşmaktadır. Fakat daha fazla üretim takıntısı, zeytin bahçesini çevresel, ekonomik ve sosyal olarak sürdürülemez bir duruma getirmektedir. Zeytinliklerde biyoçeşitliliği artırmak, bu hastalıkların etkilerini hafifletmenin en iyi yoludur.

Ana Hedefler

Amacımız bu durumu tersine çevirerek, biyolojik çeşitliliğini kaybetmeden, zeytinliğin kârlılığını arttırmak ve bu yaklaşımı üreticilere aktararak sürdürülebilir bir üretim modeli geliştirmektir.
Alanın doğal yapısını ve peyzaj bütünlüğünü bozmadan yer ile uyumlu öneriler geliştirmek ana hedef olmuştur. Yapılan saha araştırmalarında alanın çevresinde yer alan kentsel/kırsal fonksiyonların etkileriyle sahip olduğu doğal hayat karakterini kaybetme riski alanda tespit edilen temel tehdittir. İzmir’deki tarım havzalarının ve bu havzaların yaratmış olduğu ekolojik koridorların önemi günümüzde daha da artmıştır. Olivelo, Deniz- Vadi – Deniz hattında ekolojik yaşamın içerisinde bir bütününün parçası olarak ele alınmıştır. OliVelo’nun bulunduğu coğrafi alan, doğal alanı olarak İzmir Yeşil Ağ sisteminde Birinci Yeşil Kuşak içerisinde yer almaktadır. Bu nedenle OliVelo Doğal Alanı, doğa-esaslı çözüm yaklaşımları ile ele alınmıştır.

Alanın mekansal kurgusunda sağlanması hedeflenen süreklilik fikri ile, insan-doğa diyalektiği açısından var olduğunu iddia ettiğimiz ‘parçalanmışlığı’ ortadan kaldırabilecek düşünsel zemin oluşturmaya yönelik bir çaba içermektedir. Mekansal kurgu, yarışma alanında oluşan boşluğu yeni bir bağlam içinde yeniden tanımlamayı ve boşluğu doldurmak yerine anlamlı kılmayı hedeflemektedir. Boşluğun ontolojik olarak ortadan kalktığı bir mekânda özgün süreklilikler sunabilme fırsatı ortaya çıkmaktadır.

İnsan-doğa ilişkisinde hakim politikaların yerel koşullara göre uyarlanması mekansal, toplumsal ve çevresel sorunları daha da büyütmektedir. Bu sürece kontrollü ve bilinçli olarak müdahale edilmelidir. Doğaya giderek daha çok müdahale eden ve tüketen bir yaklaşım, sorunlu bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım karşısında bir denge unsuru olarak öğrenmeye açık, dinamik ve yenilikçi bir tasarım süreci geliştirmek hedeflenmelidir. Tasarım kullanıcılar eliyle geliştirilen ve sürdürülebilen bir sistem olarak kurgulanmalıdır.

Ekolojik Mimari Yaklaşım

Bir zeytin ormanının içinde yer alan proje alanı doğal koruma alanı sınırları içinde yer almaktadır. “Nitelikli Doğal Koruma Alanı” ve “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” olarak iki farklı alan kullanımı tanımı yapılmıştır. Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı proje alanının kuzeydoğu çeperinde yer almaktadır. Kuzey ve Doğu yönlerdeki yaklaşım yollarının proje alanı içerisinde mevcuttaki servis yolları ile bağlanması alan için hem potansiyel hem de yoğun araç trafik geçişine yol açabileceği düşüncesiyle risk olarak değerlendirilmiştir. Yoğun araç trafiğinin alandaki yabanıl hayata ve doğal döngüye zarar vereceği açıktır. Bu sebeple alanın kuzey çeperinden yaklaşımın ana yaklaşım güzergahı olması planlanmış ve mevcutta bulunan dönüş imkânı sunan servis yolu kullanılmıştır. Ayrıca alana zorunlu haller dışında ve servis ihtiyacı dışında mümkün mertebe aracın girmesi engellenmelidir. Bu sebeple alana bisiklet ve çevre dostu araçlar ile ulaşım desteklenmiş ve EuroVelo Bisiklet yolları ile yarımada bisiklet rotalarına alanın eklemlenmesi planlanmıştır. Bu sebeplerle alanın taşıma kapasitesi çerçevesinde misafirlerin alana gelme yöntemlerine (bisiklet, lastik tekerlek ve toplu ulaşım) göre OliVelo odağında yer verilmeyen ve Mülkiyeti Güzelbahçe Belediyesine ait olan alanda biriktirme alanları, Organik Pazar, Servis, Bisiklet onarım servisi ve 120 araçlık açık otopark oluşturulmuştur.

Yapılaşma kararları alınırken bölge genelinin ve yapılaşma izni verilen sınırların kapsamlı bir analizi yapılmıştır. Zemindeki flora ve faunanın zarar görmeden devamlılığını sürdürebilmesi önemli bir tasarım parametresi olarak ele alınmıştır. Ayrıca mevcut topoğrafya, güneşlenme açıları ve miktarları, hakim rüzgar yönü gibi kriterler de dikkate alınarak yerleşim kararları verilmiştir. Ayrıca yerleşim kararları verilirken alanın mevcut dokusu, yaban hayatı ve değerleri göz önünde bulundurulmuş ve mümkün olduğunda var olan hayatın döngüsüne ve akışına engel teşkil etmeyecek bir yaklaşım benimsenmiştir. Arazide yapılan tespitler ve verilen dokümanların incelenmesi sonucunda yapıların yerleşeceği bölgede görünür iki adet keçi veya evcil otobur patikası tespit edilmiştir. Yerleşim kararları patikaların farkındalığıyla verilmiş ve bunun yanında öneri programlar ile kesişmeleri ve karşılıklı etkileşim ortaya çıkarılması hedeflenmiştir.

Alandaki mevcut yabanıl ve sürüngen hayatının kesintiye uğramaması ve yapıların ayak izlerinin en az düzeyde tutulması adına yapılar zeminden kopartılmış ve bu da mimarinin yapısal ve mekânsal ana karakterini oluşturmuştur. Bölgeden toplanan kayaların temel taşı olarak kullanılması ve taşıyıcı elemanların bu kayalar üzerine sabitlenmesi ile temel yapma biçimi tariflenmiştir. Bu sayede zemindeki doğal yaşam devamlılığı sağlanmakta, ayrıca doğal hava akışı da engellenmemektedir.

Yapı malzemelerinin seçiminde çevre dostu özelliklere sahip olmaları ve bölgeye mümkün olan en yakın kaynaklardan temin edilmeleri hedeflenmiştir. Taşıyıcı sistem sürdürülebilir kaynaklardan temin edilen ahşap elemanlar ile oluşturulacaktır. Diğer yapısal elemanlarda ise çevresel etkisi düşük olan, geri dönüşümlü ve/veya geri dönüştürülebilir ürünler tercih edilecektir. Alanda kalıcı yapısal malzemelerin olabildiğince kullanılmamasına çalışılacaktır. Gerek üretim aşamasında gerekse arazideki imalat aşamasında çevresel etkisi son derece yüksek olan beton ve çimento esaslı malzemelerin mümkünse hiç kullanılmaması hedeflenmektedir. Basit bir ifadeyle, araziye beton taşıyıcılarının girmemesi istenmektedir.

Özellikle kuşları yanıltabilecek türde malzeme seçimlerinden kaçınılmıştır. Yansıtıcı ve parlak malzemeler tercih edilmek yerine alanın peyzaj ve doğal dokusunun renkleriyle uyum içerisinde olacak renkler tercih edilmiştir.

İstenilen programın yapılabileceği alan mevcut bitki örtüsü ve ağaçlar ile adeta alt alanlara bölünmüştür. Yapıların mevcut ağaçların tanımladığı boşluklar ile mekânsal ilişkiler kurarak mimarinin çevresi ile ölçekli bir ilişki kurması hedeflenmiştir.

Ekolojik Peyzaj Yaklaşımı

Olivelo yarışması kapsamında çalıştığımız alanın kullanımı ile ilgili, hem yarışma dokümanlarından hem de arazide yerinde yapılan çalışmalar doğrultusunda, alanın ekolojik özelliklerinin üst düzeyde olduğu, insan varlığı ve kullanımının çok yoğun olmadığı fakat hızla buraya doğru ilerlediği gözlemlenmiştir. Bu değerli alanın, değerli ekolojik özelliklerinin korunması peyzaj mimarlığı açısından temel düsturumuz olmuştur. Bu bağlamda alana dışarıdan ne bir tohum ne de bir fidan getirilmesi düşünülmüştür.

Doğal döngünün devam etmesi ve bizlerin bu mevcut döngüyü gözlemleyerek, birer parçası olma fikri hedeflenmiştir. Önerimizin temelinde alandaki yaşamın ekolojik döngüsü devam ederken, biz insanların da bu döngünün içinde hangi kurallar ve aşamalarda yer alacağı tariflenmeye çalışılmıştır. Tüm bunlar gözetilerek alan içindeki hayvanların ve atmosferik şartların oluşturduğu doğal izler yolları, doğal açıklıklar etkinlik alanlarını, doğal bitki örtüsündeki çeşitliliğin yoğun olduğu bölgeler de seyir ve deneyim alanlarını oluşturmuştur. Doğanın izini takip ederken, yolların kurgusu da bu doğrultuda şekillenmiştir. Bu nedenle alanda kurguladığımız servis yolu ve tüm bağlantı yolları toprak yol olarak kurgulanmıştır. Servis yolu olarak kurgulanan toprak yol, alandan toplanan taşların yol kenarına dizilmesi ile tariflenmiştir. Taşlar zamanla doğanın içerisinde kaybolarak yarattığı sınır hissi de ortadan kaybolacaktır.

Gözlem ve deneyim alanlarında; mevcut zemindeki yaşamı kesmeyecek, en az müdahale ile alandan elde edilecek ahşap malzemeler kullanılarak havada uçan ahşap deckler ile dinlenme ve seyir mekanları oluşturulmuştur.

Proje alanının her bir noktası bir deneyim alanı niteliğindedir. Bu deneyim alanları yörenin mevcut doğal malzemeleri ile burayı gezen ziyaretçilere küçük sürprizler (iki ağaç arası hamak, devrilmiş kütük oturma birimi, doğayı dinleme alanları, flora ve fauna gözlem noktaları vb.) sunmaktadır.

Doğaya en az müdahale fikrimiz doğrultusunda alana su yüzeyi eklenmesi düşünülmemiştir. Mevcut dere yatakları ve yağmursuyu hatları korunup, bu yatakların ıslak ve kuru dönemlerinin flora ve fauna da yarattığı farklılıkların gözlemlenmesi ve vurgulanması temel yaklaşımımız olmuştur.

Nasıl ki doğada kendiliğinden oluşmuş doğal eşikler dışında sınır yoksa, Olivelo tasarım alanı da flora ve fauna için sınırların olmadığı bir alan olarak hayal edilmiştir.

Biz Olivelo ve bu nitelikteki benzer alanları yönetmek/korumak/kullandırmak gibi kavramların ötesinde doğanın bir parçası olmanın yöntemini arıyoruz.

Etiketler

Bir cevap yazın