1. Ödül, İzmir Selçuk Belediyesi Kültür ve Gençlik Merkezi Yarışması

1. Ödül, İzmir Selçuk Belediyesi Kültür ve Gençlik Merkezi Yarışması

MİMARİ RAPOR

AGORA

EYun agorá/agýris αγορά/αγύρις toplanma yeri, kamuya ait açık alan, meydan, çarşı < EYun ageírō αγείρω toplanmak << HAvr *əger- < HAvr *ger- toplanmak, toplu halde olmak

STOA

EYun stoá/stoiá στοά/στοιά revak, sütunlu avlu < EYun *stōís στωίς sütun < HAvr *stōu- dikmek, durdurmak < HAvr *stā- durmak

EFES’TEN SELÇUK’A

Tarihi ve kültür zenginliği ile birlikte halihazırda Dünya Kültür Mirası içinde yer alan Selçuk zengin tarım alanlarıyla da çakışır. Proje lokal bir gösteri merkezi olmaktan çıkarak yeni bir toplanma alanı yaratmayı öngörür ve turist çekim merkezi olan bölgede Ayasuluk Kalesi, Efes, Meryem Ana Evi vb. alanların yanında yeni bir odak noktası yaratmayı teklif eder.

Selçuk Gençlik Merkezi sık konut dokusu içinde yer alır. Proje önerisi yerin kapasitelerini kullanır. Geçmişten geleni zamanla işler ve dönüşümü içerir. Bina kolonatlar arasından orta avluya açılır. Böylelikle binanın ortasında yer alan domine edici peyzaj parçası modern anlamda bir agoraya, kolonatlar ise stoaya dönüşür. Odak ve toplanma merkezi olarak agora şeması onu çevreleyen stoa etrafında özelleşmiş programlardan oluşur. Bina iç-dış, kamusal-özel arası gerilimler ve oyunlar ile kentsel dokuya canlılık, çeşitlenme getirir.
Projede temel olan şey hareketin kütleye uyguladığı değişimdir. Arsaya çarpan tüm yollardan hareketi içeri alır, içeride sürprizli alanlarla kullanıcıyı karşılayan bir şemaya dönüşür. Proje yoğun konut dokusu içinde tören alanı, spor alanı ve rekreasyon bölgesinde oluşan yeşil grubuna eklemlenerek yeni bir boşluğa dönüşür.

Bina yalnızca bir salon değil tek bir gösteri alanı olarak çalışabilecek şekilde tasarlanmıştır. Sahne yalnızca salona ait değildir. Tüm arsayı gösteri alanı olarak kullanan bir sahnedir. Tüm arsa ve tüm program sahneye bakar. Bu anlamda seyirci ve oyuncu doğrudan ilişkilidir. Tüm arsa gösteri salonu olarak çalışma potansiyeline sahiptir. Dış mekan etkinliklerinde tüm kolonat içi de seyir alanı olarak kullanılma potansiyeline sahiptir. Salon dönüşebilir niteliktedir. Gerektiğinde perdelerle kapanarak özelleşebilen salon, yine arkasında açık hava sinemasına dönüşür.

Etiketler

51 yorum

  • deniz-kulekci1 says:

    Projenizin fikri oldukça güçlü, tebrik ediyorum ama planlarda, kesitlerde, işleyişte sorunlar var. (gösteri salonunun balkon katında oturanlar sahneyi göremiyorlar. Projeksiyon odasının yeri balkon katı olmamalı çünkü o da sahneyi göremiyor. Bu sorunundan siz de haberdarsınız ki A-A kesitinizde projeksiyon odası yok. Sinemaların önündeki koridora fuaye yazmak olmamış. Otoparkın işleyişi, rampası, sirkülasyonunda sıkıntılar var. Sığınak olarak tariflenen bir mekan yok. Avlu deposunun kapısı toprağa bakıyor. vs. vs…) Bu sorunların hepsi küçük revizyonlarla çözülür ama alanda bulunan ağaçların korunmamış olaması yarışmanın önüne geçmiş. Bu durum rekor katılım sağlanmış bir yarışmaya da, bu güçlü fikre de, bu jüriye de yakışmamış.

  • fatih-kiraz says:

    Yalın ve sade bir fikir var ancak teknik hatalar o kadar fazla ki fikir geri planda kalıyor. Öncelikle korunması gereken ağaçlar nasıl korunmaz. Jüri bu konuda neden dikkat etmedi. Çekme mesafelerine özen gösterilmemiş, proje her iki yönde büyük yapılmış. Tiyatro atölyesinde soyunma kabinleri yok. Restoranların lavabo-wc ihtiyaçları karşılanmıyor. Salonun üst yan balkonlarda oturanlar etkinliği sürekli yandan izliyor. Balkonda oturanların sahneyi görme şansları malesef bulunmuyor. Kesitte görüldüğü gibi baş kurtarma mesafeleri de bulunmuyor. Teknik birimlerin özellikle doğal havalandırma zorunluluğu bulunanların hiçbirinin böyle bir şansı yok. Otoparka arabasını park eden herkes istediği gibi sahne ve kulise ulaşabiliyor. Daha önceki yorumlarımda da belirttiğim gibi jüri inceleme için yeterli zamanı ayırmamış. Sadece fikre yönelik bir değerlendirme yaparak, çok önemli noktaları atlamış…

  • mert-cayirlioglu says:

    Proje muazzam ötesi olmuş. Keşke yapılsa da gitsek…

  • zeynep-yilmaz-kockar says:

    Aynı yorumu tekrardan iletme gereği hisediyorum.

    Birebir bir kopya olduğunu söyleyemem ama ‘gösteri salonu ile açık hava sineması birlikteliği’, ‘ ortak kullanımlı açık sahne’ ve ‘merkezcil avlulu çeper yapı’ benzerliği tartışılmaz.

    https://goo.gl/5xb9Mr

  • vahit-aksoy says:

    266 projeyi 3 gün içinde okumak çabası jüri ekibine, yarışmayı açan idarenin özenle koyduğu tek kural olan KORUNMASI GEREKEN AĞAÇLARın varlığını unutturmuş.
    proje hakkında az çok bilgisi olan bir kişinin şöyle bir bakışta tesbit edeceği teknik hatalardan bahsetmiyorum bile.
    ne diyelim. tebrikler…

  • okan-turan says:

    güçlü bir fikir fakat ihtiyaç programını geçtim, imar durumuna göre her cepheden 10 metre çekilme yapılması gerekirken 5-6 metre çekilen ve korunacak denilen ağaçları dikkate almadan (ki bu konular şartnamede olduğu gibi soru cevapta da altı çizilerek kesin bir dille cevaplandı) 262 proje içinden 1. seçilmek… tebrikler juri.

  • oguzhan-aktas says:

    Çalmış (imardan) ama yapmış 🙂 Memleketin fıtratında bu var. Hem “ohal” de var yönetmelikler askıya alınmış olabilir , bilemiyoruz.

  • hamit-mustafa-karcioglu says:

    jurinin korunacak ağaçları unuttuğunu sanmıyorum, hızlıca eledikleri 250 projede farketmemiş olsalar bile en azından 3cü ödül projesinde görüp merak etmişlerdir diye düşünüyorum, ama yarışmalarda amaç geleceğin mimarlarını bulmaksa, juri memleketimizin gidişatına göre değerlendirmiş ve koruncak ağaçları yok sayan “mimari yaklaşımları” olumlu bulmuş olabilir.

  • aysegul-ozkan1 says:

    Zeynep hanıma katılıyorum. Hem özgün olmayan hem de şartname ve yönetmelik kurallarını sabunlayıp geçen bir projenin birinci seçilip bunca insanın emeğinin geri plana atılması jüriye yakışmamış.

    Şu yarışmaya katılmak için başlangıç yapan birçok insan biraz örnek bakmak istediğinde karşısına çıkan https://goo.gl/5xb9Mr bu linkteki tasarımı gayet güzel bulup esinlenilebilecek örneklerden biri olarak arşivine kaydetmiştir.

    Ancak görüyoruz ki birinci seçilen projenin ana konsepti bu…
    Tamam bunu da normal karşılayalım ve bunun adına esinlenmek diyelim ve yurt dışından bir örneğe benziyorsa ne olmuş sonuçta güzel ve yarışma alanına yakışan bir proje çıkmış ortaya, diyelim, ancak jüri şunları da es geçecekse; korunması istenen ve soru cevaplarda da defalarca vurgulanan AĞAÇLAR, ÇEKME MESAFELERİ, uyulması özellikle belirtilen yönetmelik, tüm bu kural ve taleplerin dışında projenin işleyişinde, MEKANLARIN KULLANIMINDAKİ Bİ DÜNYA AKSAKLIK!!! evet jüri bunları da es geçecekse ve projenin ana konseptinin de özgün olmamasını dert etmeyecekse, sadece ‘bu bir fikir projesi yarışması biz de iyi olan fikiri birinci yaptık’ diyecekse, bu verilere ve isteklere uymak adına tasarımlarına ekstra çaba harcayan ve emekleri boşa giden diğer ödül alan ve alamayan tüm yarışmacılar bu haklarının bedelini mahkemelerde falan mı arasın?
    Biz de isteriz sadece fikirlerin ön planda tutulduğu diğer şeylerin uygulanacağı zaman revize edileceğini düşünebilen jürilerin yarışmalarında yer almak ancak maalesef bu öyle tek taraflı olmuyor, sonuçta elimizde sizler tarafından hazırlanan bir şartname var! Şartnameyi hazırlayan sizlere saygı duyup dürüst davranan bizler mi tasarımdan anlamadığımız için ödül alamamış oluyoruz şimdi? Bakın https://goo.gl/84wUIyığınız tasarımın özgün tasarım olduğunu kabullenirsek kullanacağımız sözler bunlar yani bir de bunu kabullenmek var. E neresinden tutsak elimizde kalıyor bu iş! En iyisi yorumumu artık şöyle bir özetle sonlandırayım;
    Gerek 3. ödül ve mansiyonlar gerek katılımcıların yüklediği projelere baktığımızda bu ödülü daha çok hak eden emekleri açıkça görüyoruz.
    Yazık çok yazık, sizleri bilemeyiz ama bu yarışmadan bizim çıkardığımız sonuç, bu zafiyeti gösteren jürinin olduğu başka yarışmalara katılmamak…
    Not:Yaptığım yorumlarda bazı şahısların kişilik haklarına saygısızlıkta bulunuyor ve haksız bir yorum yapıyorsam özür dilerim.

  • hamit-mustafa-karcioglu says:

    ne yazık ki kurallara-yönetmeliklere-şartnamelere gösterilen genel anlamdaki özensizlik mesleğimizi değersizleştiriyor. Örneğin “TMMOB MİMARLAR ODASI YARIŞMALAR YÖNETMELİĞİ” 43. maddesinin son cümlesi: “Rumuzda kullanılan karakterler tekrarlanmamalı ve sıralı olmamalıdır.” şeklindedir. Sadece ödül grubunu değerlendirirsek “26063”, “15696” ve “16365” rumuzlu projeler yönetmeliğe uymadıklarından paketleri bile açılmamalıydı, ancak memleketimize ve mesleğimize işleyen kolaycılık-umursamazlık- amaaan be ne olcak tavrı bizleri bu hale getirmiştir.

  • oguzhan-aktas says:

    192 sıra nolu proje kimlik zarfını açık verdi diye “yönetmeliğe” göre değerlendirme dışı bırakılmış,
    Rapordaki ifadeden zarf içine konulmuş ama zarfı kapatmayı unutmuş gibi bir anlam çıkardım ve elenmiş.
    Yönetmelikte böyle bir yarışma dışı kalma şartı ben okumadım, belli ki jüri zan altında kalmamak için elemiş ama aynı duyarlılığı bir başka yönetmelik ( imar yönetmeliği) için göstermez isen de zan altında kalırsın.
    Hepimiz biliyoruz ki ihtiyaç programlarında-şartnamelerde genellikle yürürlükteki yönetmeliklere uyulacaktır şartı getirilir ama belli kriterler gözardı edilir, ama bu gözardı etmelerin kabul edilebilir ölçüler de olması gerekir. (Umarım Jüri; ‘eğer tüm yönetmeliklere uyumu sorgulasaydık, bütün projeleri elememiz gerekirdi’ beylik savunmasını yapmaz) Kabul edilebilirlik kriteri olarak tasarıma ne derece etki edip etmediğine bakılmalı, yarışmacılar açısından haksız rekabet koşulları oluşturabileceği irdelenmeli, gerekiyorsa belli ön kabullerin tutanak altına alınması ve bu kabullerin arkasında da güçlü bir şekilde durulması gerekir.(Göreceğiz)
    Birinci seçilen proje başka bir yorumumda da belirtiğim gibi en ve boydan yaklaşık 7.5 ila 8 m arası çekme sınırını aşmış bu da toplam da 1000 m2 fazladan bir alanı kullanmasını olanaklı kılmıştır, şimdi zeminde yaklaşık 4000 m2 kullanım alanını 1000 m2 (%25) artırmak ve projenin şeması gereği bu artış olmasaydı ciddi zaafların olacak olması önemli bir kriterdir diye düşünüyorum, fikir güçlü olsa bile bu ölçekli bir yarışmada böylesine bir ihlal ile önemli bir avantaj elde edilmiştir.
    Ödül alan arkadaşlara hiç itirazım yok, ama jürinin, aylarca uğraşıp maddi manevi emek yoğun bir sürecin ardından teslim edilmiş onlarca hatta yüzlerce projenin sahiplerini en azından tatmin edici cevaplarla buluşturmasını temenni ediyorum.

  • serdar-colak says:

    Jüri yapı çekme mesafesi nedir bilmiyor ise, kendi soru-cevap metinlerinde ”ağaçlar mutlaka korunmalı” diyor ve aksini yapıyor ise, max alan kullanımı %10 esneklik ile https://goo.gl/DHv5kN m² iken ödül alan projelerde 7500 m²’ler bile var ise, ödül alan projeler normal bir proje dersinde bile hocalardan hakaretler işitecek kadar fonksiyonel hatalara sahip ise, kusura bakmasınlar, yırtsınlar diplomalarını. Yazıktır insanların emeklerine, kendi elenme sebebimi okuduğumda gülüyorum. Üst zemin kat yeterince açık mekanlar içermiyormuş. (https://goo.gl/JJB0cn elendim) Üst katım tamamıyla dış mekan ile bütünleşme imkanına sahip, madem eleyeceksiniz daha mantıklı şeyler bulun. Yazdıklarınız saygınlığınızı ve meslek adamı(?) olarak güvenilirliğinizi zedeliyor. Birinci olan proje tamamen dışa kapalı, bu ne demek şimdi?

    Yani ağaçları koruduk, bizler salağız.
    Yapı çekme mesafelerine uyduk yine salağız.
    Amfi ne demek onu bile değerlendirememiş jüri. Bazı projeler amaaan bana ne, yer kalmadı otursunlar şu çimlerin üzerine izlesinler filmi demiş. Jüri de ödül vermiş.
    Amfi oturma düzeni yaptık, yine salağız.
    Adam sinemaya gişe koymuş ama elini kolunu sallayan tüm binada istediği yere girip çıkıyor. O zaman bilet gişesi neden var. Ömründe hiç mi gitmedin sinemaya? Bu hatayı yapan ödül alıyor, diğerleri de havasını.
    Fonksiyonları çözdük, tabi ki yine salaklık ettik.
    Tek bir engelli otoparkı yok. Bu mu bir mimar olarak toplumun tüm kesimlerine saygımız?
    Birinci proje bina tamamlanınca o otoparka park etsin, kendisine soralım olmuş mu?
    Şartnamede 3 adet restoran isteniyor, ödül grubunda bunu avm yeme içme katı gibi yorumlayan proje ödüle layık görülmüş. 750 m² olması gereken bu alanı max 400 m² içinde halletmişler.

    Konferans salonunun içine bakan restoran var.
    Konferans salonun içine bakan seminer salonları var. Salon kullanılırken nasıl olacak acaba bu odalardaki işlevsellik?
    Birinci projenin akustik konforu nasıl olur acaba?

    Sonuç olarak açık bir şekilde insanları emekleri yok sayılmış ve hakları yenilmiştir.

    Yapmanız gereken iş çok basit, ana kurallara uymayanları eleyin. Bunun nesi zor ve anlaşılmaz. Sizden istediğimiz bu, sonra dersiniz ki şunları beğenmedik eledik. Kimsenin itirazı olmaz. Ancak daha temel kuralları uygulayamıyoruz.

  • fatih-kiraz says:

    Burada yazılan haklı ve önemli eleştirilerden anladığımı özetlemek gerekirse:
    Katılımın bu kadar çok olacağı beklenmiyormuş. Yarışma değerlendirme süresi olarak cuma başlayıp hafta sonu tamamlanması ön görülmüş. Ancak katılım bu kadar fazla olunca değerlendirme süresinin uzatılması gerekirdi ki böyle bir şey düşünülmemiş. Jüri üyeleri ve diğer görevlilerin zamanlarının değerli olduğu gibi, tüm katılımcıların zamanları da değerli ve kısıtlı. Projelere yeterli değerlendirme zamanını ayrılmaz ise sonuç bunun gibi bir rezalet olur. Neticede çok büyük hatalar içeren projelere ödüller verilir. Yerel idarenin parası çarçur edilmiş olur…

  • hamit-mustafa-karcioglu says:

    ve yine aynı özensiz tavrın sonucu olarak, yarışma tutanaklarında “jüri tam sayı ile 25.11.2016 Cuma günü 09:30 de toplanmıştır.” dışında, değerlendirmenin kaç gün sürdüğüne, hangi turun kaç saat sürdüğüne, aralara, ara kararlara dair bir ip ucu yok. İmzasız olarak yayınlanan “tutanağa” baktığımıza gün içinde bitmiş gibi gözüküyor, elbette öyle değildir yada “amaaan canım ne olcak”.

  • ismail-kocatas1 says:

    Bu proje ödül grubuna giremeseydi bir sürü destek ve jüri eleştirisi okuyacağımızı tahmin ediyorum. Ki; aynı ekibin başka işlerinde bu durumla sıkça karşılaştık.

    Ekibin ürettiği düşüncelerinin arkasında sürekli durması ve bu duruşun yarışma pratiği içerisinde alan açmış olması, katı gördüğümüz alanı aşındırmış olması büyük mutluluk.
    Kendilerini gönülden tebrik ediyorum.

    Bu cesaretin normalleşmesini umduğumdan ötürü, jürinin cesaretini yüceltmek istemiyorum.

    Projeye dair tam bu kadar sancı varken işin niteliğini, yerleşimini polemik yapmak yerine tadına çıkarmanın keyifli olacağına inanıyorum.
    Çok çok tebrik..

  • hamit-mustafa-karcioglu says:

    Sayın İsmail Kocataş, eğer proje ve ya juri raporu korunması gereken ağaçlardan bahsetseydi, “biz bunları taşımayı – kesmeyi şu nedenlerle uygun gördük” vs. deseydi bu “cesaret” olurdu. Ancak şu halde ki durumun ne yazık ki türkçemizde çok karşılığı var, istediğinizi seçebilirsiniz.

  • vahit-aksoy says:

    ihtiyaç programında ve şartnamede belirtilen sınırların keyfi ve bir o kadar da hatalarla dolu bir şekilde aşılıp yıkılıp kesilmesiyle ortaya çıkartılan bir projenin hangi sancısından bahsediyorsunuz İsmail Bey. o kadar meslektaşın günler gecelerce proje hazırlarken taşmamaya aşmamaya ve dengelemeye çalıştığı onlarca veriden oluşturduğu fikirlerdir asıl keyif duyulması gereken. ancak bunların takdir edilmeyip ortadaki yanlışlıkları da görmezden gelen tarzda insanları yanlış yönden bakmaya çağırmak onca kişinin hakkını yenmesinden de öte şahıslarına hakarettir.

  • burcu-senyuva says:

    sayın ismail kocataş buyrun yenilikçiliğin keyfini 2012’den bir projeyle çıkartmaya devam edin;
    https://goo.gl/5xb9Mr

  • hazel-ilkay1 says:

    Teknik hatalar yadsınamaz tabiki (çekme mesafeleri, korunma objeleri vs.) ama bununla birlikte tekrar görüyoruz ki, Türkiye’de mimari proje yarışmalarında son bir kaç yıldır tekdüzelik ön planda. Son yarışmaların ödül grupları incelendiğinde hep aynı tasarım diline sıkışmışlık görünüyor. Koskoca Türkiye’de farklı bir tasarım gücüne sahip mimar çıkmıyor mu yani? Siz de sıkılmadınız mı hep aynı projeleri burada görmekten ?

  • aysegul-ozkan1 says:

    İsmail Bey tadını çıkardığınız jüri kararı bize bir yerlerden tanıdık geldiyse, yani özgün olmadığını düşündüğümüz işler için de mi sizin bu rahatlığınızı sergileyelim? Ya aşağıdaki yorumları okumuyorsunuz (ki ben dahil başka yorum yazanlar da bu projenin benzediğini düşündüğümüz tasarımın linkini yorumlarımızda ilettik), ya da yorumları dikkate almadan sırf buraya yazmak için yazanlardan birisiniz, ya da, ki bu en kötüsü, başka işlerden esinlenmek kelimesinin sınırlarını tanımayanlardansınız

  • aysegul-ozkan1 says:

    İsmail beyin tebrik ettiği kişilerin aksine ben burda Hazel İLKAY ı tebrik ediyorum. Asıl bizi kalıplaştırmaya başlayan bu basmakalıp ödül projeleri. Yalın ve modern işler üretebilmek, aklı başında her tasarımcının öncelikli dileğiyken canım ülkemizde biz bu işi de batırmayı becerdik. Artık ödül alan projeler o kadar birbirine benzeyen şeyler olmaya başladı ki insan farklı bir şeyler üretmeye, çözümlemeye ve sorgulamaya kalksa emeğinin farkedilmeyeceğinden çekinip aynı uslubu edinmeye zorluyor kendini. Sonra bi bakıyorsunuz sizi sınırlayan şeyler bir nevi yarışma tasarım ve üslup YÖNETMELİĞİ ni ortaya çıkarmış. İsmail bey bakın ben bu çıkarımı keşfetmemizi sağlamanızdan daha çok keyif aldım…:))

  • cengiz-elcimler says:

    şartname ve ihtiyaç programı hazırlanmasında jüri de etkin rol almalı bence.

  • sinan-alper says:

    Projenin çıkış amacı ve Selçuk için önemi çok büyük. Selçuk Belediyesi’ne bu konudaki cesaretinden ve emeğinden ötürü çok teşekkür ederim. Ayrıca 1. ödülü alan ekibi de tebrik ederim. Projenin kurgusu ve fikri çok başarılı. Keşke üzerinde bu kadar çok durulan ve tasarımları direkt etkileyen “korunacak ağaçlar konusu” es geçilmeseydi. Son olarak eleştiri düzeyini aşmadan, kişilere hakaret etmeden, kendisini de karşı tarafın yerine koyarak, yapıcı eleştiri yapan arkadaşlara da ben naçizane bir mimar olarak teşekkür ederim. Bu yapıcı eleştiriler, belediye ve diğer kurumları yarışma açmak için teşvik edecek ve cesaretlendirecektir. Herkesin emeğine sağlık!

  • m-v says:

    Merhaba

    Öncelikle kişisel hakarete varmayan yapıcı eleştiri, tartışma ortamı ve tebrikler için çok teşekkür ederiz.

    Meydana gelen bu tartışmaları ve mevcut durumu anlayabilmek için biraz da bizim arayışı içinde olduğumuz sürece bakmak gerekiyor. Bu arayış, girdiğimiz yarışmalarda kamusal programlı projeler söz konusu olduğu için programın yeni ve özgün tek bir mekan olarak bütünleştiği ve kent için bir toplanma merkezi olarak tasarlanması üzerinedir. Öyle ki ATO programında bile meclis ve konferans salonu ile yine benzer bir odak yaratma arayışı Caferağa Spor Merkezi yarışmasında da spor salonu ve konferans salonu ilişkisi üzerinden devam etmiştir. Böyle bir noktada tam da buradaki gibi dış mekanı gençlik merkezi sahnesi olarak kullanan bir kesitin çalışan ve inşa edilmiş bir örneğinin olması, bizim arayışımızla programın kesiştiği noktada durduğumuzu ispatlar. Bütün programların içinde eridiği açık ve tek mekan arayışının sonucu olarak da çözümlenen birimler daha önce tanıdık olmadığımız ilişkileri ve deneyimleri içeriyor. Restorandan ihtiyaç için dışarı çıkmak (ki halen aynı mekan içindeyiz), sinema arasında avluyu ve ya üst fuayeyi kullanıyor olmak, kafeteryada otururken salondaki etkinliği fark etmek zaten hayal ettiğimiz yeni mekanı yaşatacak olan unsurlardır.

    Şartnameye uyumluluk konusunda da projenin sert zemin ve toprak yüzey alan oranına bakıldığında korunan ağaçların bir kısmının avlu ve dış çepere birkaç metre kaydırılabileceğini düşündüğümüzde projedeki “korunan” ağaç yorumunu “kesilen” ağaç olarak tartışmak çok yapıcı ve iyi niyetli bir tartışma ortamı oluşturmuyor. “Yoldan veya komşu parsel sınırından çekme” tanımı gereğince de yapının yola olan uzaklığı bütün kenarlarda 10mdir. Didem-Mert Velipaşaoğlu

  • omer-yilmaz says:

    Şartname ve ihtiyaç programı hazırlanmasını kim yapıyor sizce Cengiz Bey?

  • tolgay-keskin says:

    gösteri salonu balkon kesit ve planını; ayrıca da köşede konumlanan sinema salonu kurgusunu açıklayabilir misiniz?

  • oguzhan-aktas says:

    Öncelikle tebrikler sizi sorgulamak gibi bir niyetimiz yok ama ben çekme sınırları konusunda daha önce yorum yaptığım için cevap verme gereği duydum, yapı yaklaşma sınırlarının enden ve boydan 7- 8 m arasında aşıldığı net olarak görülüyor .m2 bazında 1000 m2 ye yaklaşık bir fazla alan demek

  • mert-cayirlioglu says:

    Bu kadar fazla fonksiyonu tek katta çözmek için illa bir şeylerden feragat etmek zorundalardı. O yüzden müellifleri anlıyorum.

    Şartnamede bir şeyler yazılır ama gerçek olan çizgilerdir, mekanlardır. O bağlamda diyebilirim ki bu proje enfes.

    Şartnameyi okumadım fakat mekanlara baktığımda gayet yeterli ve işler gibi duruyor. Tavan yüksekliği TAKS gibi sorunlar, çözülemeyecek sorunlar değildir. Önemli olan mekanın uyandırdığı his ve heyecandır.

  • hamit-mustafa-karcioglu says:

    Sayın MV yapı yaklaşma sınırı ve korunacak ağaçlar ile ilgili eleştiriler sizin projenize yapılan eleştiriler değil daha ziyade, projelerin üretilmesinde ve değerlendirmesinde bu kriterlerin göz ardı edilmesinin doğru olup olmadığıyla ilgilidir bence. Ayrıca raporunuzda ve ya sunumunuzda ağaçların taşınmasına (soru cevaplarda izin verilmediği açıkca belirtilmiş) dair bilgi olmadığını, dolayısı ile projenize göre korunacak ağaçların kibarca “göz ardı” edildiğini okuyoruz ve yine yanlış bilgilendirmeleri engellemek için yapı yaklaşma sınırının kaldırımdan değil (kaldırım yola dahildir) parsel sınırından alındığını hatırlatırım (şartname ekinde verilen imar durumu belgesinde görmüşsünüzdür zaten).

    Aslında korunacak ağaçları tasarımınıza dahil etmiş olsaydınız çok daha “yer”inde olurdu diye düşünüyorum, en azından diğer katılımcıların yaklaşımlarıyla sizinkini kıyaslayabilirdik.

  • cengiz-elcimler says:

    Ömer bey, benim de esasen merak ettiğim budur. Şartname ve ihtiyaç programının hazirlanmasinda jüri üyelerinin de bulunduğunu biliyorum. Ödül alan projeleri eleştirmek adına değil de, genel manada soruyorum. Şartnamelerde net bir şekilde belirtilen husularda daha sonra esnek davranılabiliyor. O halde şartnamelerde de esnek ifadeler kullanılması daha tutarlı olmaz mı? Aydınlatırsanız sevinirim.. ödül alan ekibi de tebrik ediyorum bu arada emeğinize sağlık. Başarılarınızın devamını dilerim.

  • akif-duran says:

    E pek tabii, hal böyle olunca insanın kafası turşuya dönüyor ve milyonlarca konuyla ve cevapsız soruyla muhatap oluyor…
    – Lö Korbüzye öleli tam yarım yüzyıl oldu, farkında mısınız?
    – Klima icat edildi, haberiniz var mı?
    – İnsanlar konfora çok çabuk alışır ve vazgeçmek istemez, biliyor musunuz?
    – Bina güvenliği diye bir konu var, bilmem ilgilenir misiniz?
    – İşletme giderleri, temizlik, bakım masrafları size neyi hatırlatıyor?
    – Ege bölgesinde, yaz mevsiminin alnı kabağında dış mekân ne demeye gelmektedir? Hangi beyinsiz dış mekanda kalan az miktardaki beynini pişirmek ister? Özellikle de “saçma sapan, tanımsız, fonksiyonsuz” ve bu anlamda “koyun otlağı” gibi mekanlarda avare dolaşarak… The Walking Dead??? Zombiler??? Gençlik??? Kültür??? Ot??? O halde mimari tasarımda “iklimsel parametreler” ne demek oluyor?
    – “Ben sana – mimar olup, üç kağıt yaparak ödül alamazsın- demedim, – ADAM olamazsın – dedim ” repliği hangi filmin hangi fırıldak sahnesinden alıntıdır?
    – “Yarışmayla yap”mak demokratik mimarlık eylemiyse, ilk turda (*) 180 kişinin tırpanlanması ne demektir? Bu kadar mimar bir şeyleri yanlış mı anlamıştır? Yoksa her zaman olduğu gibi, aslında jürinin yine bir “gizli şartnamesi” mi vardır?
    – “Yarışmayla yap”macılık oyunlarında, yarışma “title”ına aykırı ve sırf bu nedenle tamamen başarısız olduğu peşinen söylenebilecek önerileri her seferinde ödüle layık bulan jüri üyelerinin yetkinliğinin denetlenememesi, bunun bir tabu olması, buna kimsenin sesini çıkaramaması “hedeflenen demokratik ortama” ne kadar yakındır?
    – “Gollohyum var gardaş, gel orada dillendir nen varsa” denir de bugüne kadar kaç adet kolokyum jürinin kararında tesirli olmuştur? En “kanlı-bıçaklı olunur” denen kolokyumlarda bile “kuru pasta – meyve suyu ikramı” ardından tebriklerle dağılıp gidilmemiş midir?
    – Jüri üyeliği de yapan yarışmacı bir arkadaşın, bir seminerde jüri üyelerinin yetkinliği hakkında yöneltilen bir soruya “jüri üyelerinin hepsi değerlidir” diye toz kondurmadığı gerçeğinden yola çıkarsak, aslında “Yarışmayla yapmasak” daha mı iyi olur? İlla yarışmayla yapacaksak jüri üyelerinin sorumsuz davranışlarından etkileneceği bir kontrol mekanizması olamaz mı? (gollohyum fonksiyonel değil, başka bişiy lazım…)
    – Adam doğru yazmış tivitır hesabında, gerçekten mesele 3-5 ağaç meselesi değilmiş…

    Hasılı, hep birlikte, hep bir ağızdan…
    BU (KESİLEN) AĞAÇLAR, GÜZEL KUUUUUUŞLAR,
    “JÜRİ”YELİM ARKADAŞLAR!!! LA LA-LA-LA LA-LA-LA!
    (LA’ları sayarak yazdım, özendim, ona göre 😉 )

    (*) Jüri’nin “ilk turda kimseyi elemedik, hepsinin canına ikinci turda okuduk ve böylece daha egsılınt bir -FINISH HIM- imkanı yakaladık” gibi kendi kendini sorgulatan bir ifadeyi rapora koymaya cür’et etmesine rağmen, aklı başında birinin rahatça anlayabileceği üzere bu “ilk turda 180 kişiyi eledik” demenin kestirme yoludur.

  • polimimar says:

    Demek , böyle projeler yapınca (https://goo.gl/Bi3fc9) aşağıdaki gibi konuşur insanoğlu .

  • huseyin-sarikaya says:

    Otopark muazzam olmuş. Tebrikler

  • cem-yildirim says:

    Proje, yarışma ve en önemlisi jüri ile ilgili kaba yorumlar yapmamak için kendimi zor tutuyorum ama, umarım ilgililer kendilerini sorguluyordur

  • yasinalp-orsel says:

    Çekme sınırları içerisinde çizilebilecek en büyük dikdörtgen 40,7x96m’ dir. Projenin zemin katı ise planda verilen ölçülere baktığımızda 48x104m’dir. Bu durum apaçık ortada iken, hala çekme mesafelerine uyduğunu iddia etmek ise komiktir. Jürinin sorumluluğundan önce sorgulanması gereken, çekme mesafesi gibi en temel kurallara bile uyma sorumluluğu taşımayan zihinler ve bu hukuksuzluğun, kuralsızlığın bir kural haline geldiği mimarlık ortamıdır.

  • uygar-bingolbali says:

    Herkese merhabalar,

    Öncelikle “yapıcı eleştiri” ortamından bahsedilmiş ki bunun üzerine birkaç bir şey söylemek gerek: Yapıcı eleştiri diye bir şeyin olması mümkün değil. Zira eleştiri denen şeyin kendisi varolanı/yapılı olanı yani tutarlı zannettiğimizi yıkan bir şeydir. Tutarlı zannettiğimiz şeyler yıkılınca yeniden düşünmek zorunda kalırız. O yüzden eleştiri kıymetlidir. Yapıcısı olmaz.

    Bir ikincisi de belediye yarışmaları da bir ritüele dönüşmek üzere. Orto komutu kapatılmadan birçok projeyi çizebilirsiniz. Biçim anlamında yeni bir şey yok ne yazık ki… Yani görsellerine bakınca heyecanlandığım proje sayısı çok az.

    Unutulmamalıdır ki imar kuralları da insan üretimidir. Pekala esnetilebilir. Ama gönül isterdi ki sadece imar kurallarında değil de biçimde de kurguda da bir şeyler esnetilebilsin. Yeni alanlar açılsın. Bunlar olmayınca imar kurallarına neden sadık kalınmadığını tartışmak gereksiz bence.

    Saygılar selamlar.

  • serdar-colak says:

    İnşaat alanı max 97 mt x 42 mt, birinci olan projenin zemin alan ölçüsü 104 mt x 48 mt . Bu ebatlarda bir dikdörtgen çizip alanın içine yerleştirdiğinizde kenar boşluklarının birinci olan projede çizildiği gibi kalmadığını göreceksiniz. Yani dikkat çekmemesi için proje alanı da büyütülmüş, her şey baştan yalan burada hala neyi tartışıyoruz. Kurallar belirlenmiş, uyanlar var uymayanlar var. (jüri dahil) Birinci olan arkadaşların ağaçların kesilmesine gerek olmadığı, 1 mt kaydırmak ile sorunun çözüleceğini belirten açıklaması ise başlı başına bir facia zaten. Bir mimarın önerisi bu mu olmalı? Önceki yazımda birinci olan arkadaşların mutlaka sinemaya gitmeleri gerektiğini yazmıştım. (En azından hayatlarında bir kez olsun gitseler iyi olurdu). Bir de ODTÜ eğitimini gözden geçirmeli. Acilen….

  • sinan-alper says:

    Burada bir suçlu aranıyorsa en suçsuz yarışmacıdır. Yarışmacı elindeki tüm kozları oynar ve sonucuna katlanır. Hala neden bu kadar yükleniliyor anlamıyorum ve daha ne kadar uzatılacak merak ediyorum.. Ayrıca bir yarışma nezdinde yarışmaya, jüriye ve yarışmacıya laf atıldığını çok gördüm ama mezun olunan üniversiteye laf atıldığını ilk kez görüyorum. ODTÜ’ye de cevap hakkı doğmuştur, buradan çağrımızdır: Kolokyuma yetkilileri bekliyoruz. :))

  • serdar-colak says:

    Sinan Bey yarışmacıyı her türlü kozu oynayan biri olarak değerlendirmeniz doğru değil. Bizler koşulları nasıl lehime çeviririm düşüncesi içerisinde olursak ve konuya uzatma olarak bakarsak hayatta neyi düzelteceğiz o zaman? Kaldı ki 260 kişinin hakkından söz ediyoruz. Üniversiteye laf atmak yanlış bir tabir. Ben Odtü eğitimini gözden geçirmeli dedim. Evet cevap hakkı doğmuştur. Nasıl olur da temel konuları dahi öğrencilerimize aktarma konusunda eksiklerimiz olmuş diye aydınlatmalılar bizleri.

  • sinan-alper says:

    Yarışmacı şartnameye uymakla yükümlüdür ve uymadığı takdirde elenmeyi göze alır. Bu, gönder(e)mediği bir belge, teknik rapor ya da çizim de olabilir veya ihtiyaç programında istenen ama planda çizil(e)meyen bir mahal de… Hatta yarım ya da hiç gönderil(e)memiş bir maket de… Ben buna “koz” derim siz “risk” dersiniz. Ama bu hep vardı, hala var ve olacak da. Bu yarışmada bile eksik belgesi olup da değerlendirme dışı kalmamış proje varken ve kimsenin sesi çıkmazken (ne projelere ne de yarışmacılara) 1. ödülü almış kişinin şahsına, hatta mezun olduğu üniversiteye (bu konu bence sizin yazdıklarınızı gayriciddi hale getiriyor) kadar olan sataşmalar bence çok büyük abartı. Ayrıca burada 260 kişinin hakkının yendiğini şahsen düşünmüyorum ama siz düşünüyorsanız dahi hak yiyen yarışmacı değil bu çok net!

  • hamit-mustafa-karcioglu says:

    Söylenen basitçe:

    – Kral çıplak !

    Bu ne kralı, ne onu dolandıranları, ne de tepkisiz kalabalığı suçlayan bir ifade değildir, bu sadece gerçektir ve bunu söylemek gözü gören tüm meslektaşlarımızın sorumluluğudur.

  • yunus-kaya1 says:

    Oh be çok rahatladım 1. ödülü görünce.

    Yarışmaya 1 ay kala projeye başladım ve planları iyice toparladıktan sonra gerek söylediğimde kahkahalar atacağınız küçük eksikliklerden dolayı gerekse az bir zamanım kaldığından ve kendimi teselli etmek için uydurduğum bahanelerden dolayı vazgeçtim yarışmaya katılmaktan. Çok üzülmüştüm çünkü güveniyordum fikrime. Çokta önemli değil katılmamam ama bunları şunun için anlattım. Ta ki 1. ödülü görene kadar üzgün olan ben, birdenbire içimi sinsi bir sevinç bürüdü. Neden? Çünkü projeye eşek gibi çalıştıktan sonra haksızlığa uğramadım.
    Sonra yine üzüldüm tabii çünkü bana dokunmayan yılan bir gün bana da dokunabilirdi. Sonra yazık tabii diğer 260 kişiye dedim. Canlarım benim. Öyle elleri kolları bağlı kaderlerine küsmüş oturuyorlar.

    O kadar hazırlanıp, geceli gündüzlü projeyi çizdikten sonra şuan birinci ödülü almış olan ama kriterlere UYGUN OLMAYAN proje 1. olsaydı kahrımdan ölürdüm herhalde.
    Proje hakkında söylenen en ağır kelimeleri söyledim galiba. Özür dilerim bu yaptığım ahlaksızca oldu biraz!!

    Hala ”tebrik ederim ama şurası olmamış burası olmamış” diyen yarışma katılımcıları var. Neyin tebriği bu acaba ya? Bu insanları görünce de acaba ben mi çok huysuz biriyim deyip iç hesaplaşmasına başlıyorum. Ne iyi insanlarımız var ya helal olsun. O kadar emeği çalınmış ama ”olsun, ne yapalım burası Türkiye böyle işte” diyor.
    Yahu güzel meslektaşlarım, arkitera üyeleri, sevgili romalılar……. jürinin bu projeyi açıp baktıktan sonra Ali Ağaoğlu’nun reklamındaki gibi ”bu değil, yok ı-ıh, bu olmamış,” deyip masadan aşağı atmalıydı ruloları. Olumlu yorum yapanlar ”İyi misiniz siz ya?”

    Sinema neydi? Sinema emekti . otopark, korunurken kesilen ve ötelenen ağaçlar, mesefeler neydi? Emekti emek 🙂 balkon, akustik, gösteri salon………..

    Aman bana ne ya hakkı yenenler düşünsün!

    Birde en çok neye güldüm biliyor musunuz? 1. ödül sahibinin yaptığı açıklamaya.
    İnşaatta işi hiç sallamayan genç kalfalar olur ya hani önce umursamaz yapar geçer sonra sen söyleyince de seni geçiştirmek için ”ya mimar bey 1-2 santim öteleriz, şunu şuradan kaktırdık mı hallederiz onu, yok yok şey yapmayın ya biraz taşar ama ben halledeceğim onu ya şey yapmayın, yok yok yanlış anladınız taşar demedim taşmaz aslında şey yapacağım ya onu tamam mimar bey onu hı hı evet evet yok yok tabii tabii…”

    Ha bu arada proje çok çok güzel olmuş emeklerinize sağlık tebrik ederiiiiim!!!
    Yarışmayla yap ve jüri ekiplerine de selamlaaaaaar!!!
    Proje sahibini de jüriyi de ayakta alkışlıyorum. Vallahi bak mesajı yazıp ‘gönder’ tuşuna basıp 10 saniye kadar alkışlayacağım 🙂
    Gönder.

  • sinan-alper says:

    Yarışma, jüri, yarışmacı ve mezun olunan üniversiteye bir de burada yorum yapanlar eklendi. Muhteşem 5’li tamamlandı ve alkış sesleri taaaa buraya kadar geldi. Sırf bu sesleri duymak için koloyuma gideceğim!!!

  • omer-yilmaz says:

    Bu yarışma ile ilgili yüzlerce mesaj gönderildi. Daha da gönderilsin ne kadar çok tartışırsak o kadar iyidir, hiç sorun yok. Lakin hafta sonu kolokyumda kaç kişi olacağını merak ediyorum.

    Benim bu yarışma ile hiç ilgim yok ama -sadece- kolokyumu izlemek için İstanbul’dan Selçuk’a gideceğim Cumartesi günü.

  • akif-duran says:

    Sergiyi ayrı bir günde gezeceğim ama protesto olarak “kolokyum”a gitmeyeceğim. Benim gibi yapanların sayısı da hayli olacaktır diye düşünüyorum.

    Soru(lar): Kolokyum ile yön değiştirmiş bir yarışma olmuş mudur? Yüzdesi nedi? Kolokyum sadece göstermelik bir “muhalif rahatlatma” mıdır?

  • cem-yildirim says:

    Arkitera yorumcularına bir sorum var. Ben de bu projenin olabildiğine amatör bir proje olduğunu; bilgi, kuram ve uygulama eksikliklerinin bariz olduğunu ve şartnameye aykırı olduğunu düşünüyorum/görüyorum. Peki yayınlanmış projelerde ‘evet bu cidden birinci olabilecek / uygulanmayı hak edecek kalitede’ dediğiniz projeler hangileri? Sanki biraz da çeşitlilik ve kalite açısından kısır bir yarışma geçmiş gibi görüyorum, katılıyor musunuz?

  • elif-celikkayalar says:

    Kalite açısından kesinlikle kısır bir döngü var. Belki sürekli aynı şeyleri görmekten artık başka türlü şeyleri hayal edip bunun üretilebileceğine inanmak zor mu geliyor bilemiyorum ama uluslararası yapı örnekleri git gide bu ülkede ütopyalaşıyor gibi sanki.
    Her yerde tek tip benzer yapılar.
    Ne düzgün yapılıyor ki bu yapılsın..
    Neyse denemeye ve üretmeye devam etmeli.

    Bu arada birisi şöyle bir yorum yapmış,
    ”- Ege bölgesinde, yaz mevsiminin alnı kabağında dış mekân ne demeye gelmektedir? Hangi beyinsiz dış mekanda kalan az miktardaki beynini pişirmek ister? Özellikle de “saçma sapan, tanımsız, fonksiyonsuz” ve bu anlamda “koyun otlağı” gibi mekanlarda avare dolaşarak… ”

    Katılmamak elde değil

    Yazın Hazirandan itibaren, temmuz – ağustos – eylül hatta ekim sıcağında lütfen orada açık havada oturmayı bir deneyin. Çok güzel görünüyor gerçekten böyle otlar çiçekler falan..

    Lütfen deneyin.

  • tolga-senturk says:

    Sorularınız burada boşlukta süzüleceğine gidip muhataplarının yüzüne sorsanız anında reaksiyon alabilirsiniz. Kolokyumlar bu yüzden kıymetli.

    Arkitera yayınlıyor bu süreci ve bu kadar soru işaretinin olduğu yarışma kolokyumunu da yayınlarlar diye düşünüyorum?

    Mesela Mert çekme mesafelerine uyduk diyor. Madem inanmıyorsun git ispatla uymadığını jürinin karşısında. Sonra çık jüriye sor “bu şartnameyi siz hazırlamadınız mı? Bu soru cevaplar sizin elinizden geçmedi mi?” diye.

    Bizde en azından buradan takip eder, bu yarışma sürecine dahil olmayan mimarlar olarak tartışma ortamını daha objektif yorumlayabiliriz. Yoksa her gün biri sinirleniyor durduramıyoruz…

    Kolokyuma gitmeyerek yaptığınız “protesto” ile birilerinin sizi önemseyeceğini, sorularınıza buradan cevaplar bulabileceğinizi düşünüyorsanız bence yanılıyorsunuz.

  • aycan-iri says:

    Gece gunduz demeden, 1 ayda butun sartname kurallarina uymak ugruna, teknik aksakliklari cozme ugruna uykusuz kaldik. Sonucunda sartname ve teknik isleyise hatta ihtiyac programina bile sadik kalmayan bir projenin 1. olmasi yarismaya katilan, yardim eden tum emekcilere yapilan buyuk bir ayiptir. Yarismanin basligi fikir yarismasi degil, mimari proje yarismasiydi ve buna gore hareket edilmeliydi. Fikir projesi oldugunu dusunsek bile odul alacak proje bu mudur? Tartisilir. Belediye tarafindan katilimcilara verilen iklim verileri bosuna miydi da biz o kadar sicak havayi ruzgari projelerimize isledik? Cekme mesafesi, oditoryumun teknik ve akustik cozumu, korunacak agaclar, otopark kurtarma mesafesini dusunmeyince geriye bir sey kalmiyor zaten. Tasarim ekibine soruyorum acaba hic zorlandiniz mi? Tabii ki asil rol jurilerin. Yaptiklari haksizlik kimsenin gozunden kacmamis, bu en azindan mutluluk verici tek sey, yarismaya dair.

  • cengiz-elcimler says:

    Özetle anladığım: sartname ve ihtiyaç programı,yarışmalarda jüri tarafından en az itibar edilen şey. Üstelik kendileri hazırladikları halde.

Bir cevap yazın