1. Mansiyon, Meles Çayı Ulusal Kentsel Tasarım Fikir Projesi Yarışması

PROJE RAPORU

ESENLİK İÇİN EKOLOJİK UYANIŞ KORİDORU: MELES

KAVRAMSAL ÇERÇEVE

Esenlik Ekonomisi ve Çevre İlişkisi

İnsan faaliyetlerinin doğa üzerinde oluşturduğu etkileri azaltmak, tahribatı durdurmak ve hatta geriye çevirmek için son yirmi yılda temel bazı kavramsal çerçeveler yol gösterici oldu.

1970’lerin sonundan itibaren “sürdürülebilirlik”,

1990’lardan itibaren de ona eşlik eden “yaşanabilirlik” kavramları

insan-doğa-yerleşim ilişkilerinin tanımlanmasında etkiliydi.

Ancak, içinde bulunduğumuz COVID-19 salgın süreci, bu tür kavramsal çerçevelerin mevcut tahribatı durdurmak için yetersiz kaldığını açık bir şekilde gösterdi. İnsan-çevre ilişkilerini kökten yeniden tanımlayacak bir kavramsal yaklaşımla meselelere yaklaşma gerekliliği ortaya çıkmaktadır.

Bu kavramsal yaklaşım, sürdürülebilirlik kavramında olduğu gibi sadece çevreye ilişkin sonuçlara nüfuz etmeye çalışmayan ama doğanın kendi bünyesini kendi dinamikleriyle onarmaya yardımcı olan, yaşanabilirlik kavramındaki gibi sadece ağırlıklı olarak istatistiksel genel duruma odaklanmayan ama her bir bireyin yaşam biçiminin geliştirilmesine ilişkin mekânsal ve toplumsal nişleri ele alan bir anlayışa dayanmak zorundadır.

Doğanın yeniden insan etkisinden arındırılmış hale getirilebilmesi için insan etkinlikleriyle doğanın bünyesinin ve ekosistem unsurlarının kendi kendini onarıcı unsurlarının harekete geçirilmesi gerekmektedir.

Ancak bunun için insan yaşamının iyileştirilmesinde nicelik ve büyüklük üzerinden değil nitelik ve insan doğasına uygun iyilik halleri üzerinden bir esenlik tanımı yapılması ve bu esenlik tanımının doğa ile barışık bir tanıma dayanması gerekmektedir. Burada yeni kullanılmaya başlanan anahtar kavramsal çerçeve “esenlik” (well-being) ekonomisi ve çevre ile ilişkisidir.

Esenlik ekonomisinin tanımladığı dönüşüm içerisinde metropoliten alanın kendi içinde insan yaşamı ve ekosistem unsurları düşünülerek anlamlı birimler olarak ele alınması yaklaşımı salgın sonrası dönemde daha ciddi bir şekilde düşünülmeye başlanmıştır. Paris şehrinde gündeme getirilen “15 dakikalık şehir” olarak da ifadesini bulan, şehrin yaya ve bisiklet mesafesinde erişilebilen parçalara bölünmesi anlayışı bunun ilk örneklerinden birisi olarak kabul edilebilir.

Ekosistem yönetimi, ekolojik yenilenme alanlarının kendi kendini yeniden onarmasına yönelik mikro bölgelerin tespiti ve korunup dönüşümlerine ilişkin stratejilerin belirlenmesi, yaşam kalitesini herkes için yükseltecek ekoloji ile barışık kamusal kullanımların belirlenmesi ve bunların metropoliten alan içerisinde tanımlanması gibi yaklaşımlarla bütünleşik bir planlama modelinin ortaya konması önemlidir.

Ekolojik yenilenme ve herkes için esenliği hedefleyen bir yaşam alanları dizgesi oluşturma amaçlı planlama yaklaşımları aynı zamanda kentsel alan içerisindeki adalet ve eşitsizlik sorunları açılarından da önemli bir açılım sağlama potansiyeli tanımlamaktadır.

Ekolojik yapının insan faaliyetleri ile ilişkili bir biçimde mekânsal bir yeniden yapılanma stratejisi olarak tanımlanması, kent için ekolojik alanların kavramsallaştırılması için önemli fırsatlar oluşturmaktadır.

Burada, tanımlanan alanların bir arada oluşturacakları bütün, bu bütünün oluşum aşamasındaki etaplama ve bu etaplamanın ekolojik unsurların yenilenme süreçleri ile ilişkisi planlama ve tasarımın konusudur. Bu şekilde “esenlik yerleşimi/birimi/ünitesi” denilebilecek, insan ve doğanın uyum içerisinde var olabileceği bir yaşam alanı tanımlanabilir.

Bu esenlik yerleşimi kendi içinde insan yaşamına ve ekolojik dönüşüme ilişkin 2 alt kavram kümesi tanımlamaktadır:

  1. Esenlik dönüşümü (well-being)
  2. Ekolojik bünyeyi uyandırma

ESENLİK DÖNÜŞÜMÜ

Toplumsal adalet için ekonomik dinamiklerinin yeniden yapılandırılmasını sağlayabilecek bir metropoliten planlama yaklaşımının hayata geçirilmesini içeren kentsel gelişim stratejilerini içermektedir. Bu stratejiler mevcut kentsel alanların ele alınmasında yenilikçi bir yaklaşım olarak müdahale biçimlerini ifade etmektedir. Dolayısıyla insan ve topluluklar için kent içinde yeniden tasarlanacak, dirençliliği yeniden güçlendirilecek ve yeniden toplumsal olarak canlandırılacak alanların belirlenmesini içermektedir.

Buna göre temelde üç müdahale biçimi tanımlanabilir:

Müdahale Stratejileri:

  1. Yeniden: Tasarım (ekolojik uyanma ve insan faaliyetlerinin uzlaştırılması amacıyla tasarımın yeniden ele alınması). Kent içerisinde ekolojik bir bütün oluşturması muhtemel alanlarda endüstriyel tasarım ölçeğinden başlayıp metropoliten planlama ölçeğine kadar ölçekler arası hassasiyetleri gözeten yeni tasarım araçları tanımlanması önemlidir.
  2. Yeniden: Dirençlilik (ekosistem ile uyumlu ekonomik katma değer ve toplumsal dayanışma mekanizmalarının geliştirilmesi için yeni yaklaşımlar belirlenmesi). Tarihsel olarak ekolojik sistemle uyumlu yaşam biçimlerinin keşfi ve mekan adaletinin sağlanmasına yönelik planlama yaklaşımlarının geliştirilmesi, kentte alınacak kararlar ve uygulama biçimlerinde hak temelli bir anlayışın gündeme getirilmesi bu açıdan çok önemlidir.
  3. Yeniden: Canlandırma (Ekosistem çöküşü ve insan faaliyetlerinin terk edilmiş olması sebebiyle kent için boşlukların yeniden ele alınarak canlandırılması). Kentsel kamusal yaşamın canlandırılması için tarihsel ve kültürel değerlerin kullanımı ve işlevlendirilmesi araçları önemlidir.

EKOLOJİK BÜNYEYİ UYANDIRMA

Tarihsel olarak metropoliten alanlar tarihi bir çekirdekle başlayan, giderek yeni yerleşim alanlarıyla bütünleşen ve kentsel alanın çeperinde tekrar doğa ile kavuşan ekolojik alanlar içerirler. Genellikle, ekosistemle ilişkili olarak görülen çeperdeki alanların korunması için stratejiler geliştirilirken kentin içinde kalan de belli düzeylerde tahribata uğramış ekosistem unsurları göz ardı edilebilir. Oysa ki, bütünsel olarak vadiler, ekolojik süreklilikler, akarsu taşkın alanları gibi pek çok unsur kentin farklı bölümlerini, tarihsel kesitlerini kat eder ve ekosistemle uyumlu bir planlama anlayışının hayata geçirilebilmesi için bir bütün olarak ele alınması gerekir. Ancak bu ele alış, belli bir etaplama, ekosistemin doğasına uygun hale getirme yaklaşımı içermek durumundadır. Genellikle insan etkisi altında en fazla bozulan ekosistem unsurlarının en minimal müdahale ile ele alınması, müdahale azaldıkça ekosistemi doğal haline dönüştürmek için yapılacak müdahalelerin güçlendirmesi “ekolojik restorasyon” anlayışının da temel felsefesini oluşturmaktadır. Bu anlamda, kentin merkezine yaklaştıkça toplumsal etki azaltımı, kentin merkezinden uzaklaştıkça ekolojik doğal duruma dönüş stratejileri anlam kazanmaya başlayacaktır. Bu stratejilerin mevcut alan kullanımları, ulaşım ve altyapı hatları, ekonomik ve kültürel dinamiklerle ilişkilendirilmesi önemlidir.

Planlanması öngörülen alanın salt bir idari bölümlenme, kentsel değişim alanı olarak değil, doğal bir varlık olarak sınırları ve bütünlüğü içinde ele alınması, durumunun tespiti ve aşamalı bir anlayışla doğal ekosistem durumuna geri döndürülmesi için uygulanacak stratejiler şöyle ifade edilebilir:

  1. Etki azaltımı: Toplumsal etkilerin yalıtılması azaltılması (ekolojik yapının aşırı derecede zarar gördüğü alanlarda uygulanacak yaklaşım). Kent içerisindeki kullanımların ve akışların doğal unsurlar üzerindeki etkisini azaltabilecek kullanım azaltımı ve seyrekleştirme türü yaklaşımlar.
  2. Ekolojik Islah: Ekosistem Yönetimini iyileştirmek (ekolojik yapının göreli olarak yüksek zarar gördüğü alanlarda uygulanacak yaklaşım). Ekosistem unsurlarını içeren, altyapı ve ekoloji arasındaki ara kesitte yer alan kentsel hizmetlerin ve alan düzenlemelerinin değiştirilmesi.
  3. Ekolojik Rehabilitasyon: Ekosistem işlevini onarmak ve doğanın kendi onarım mekanizmalarını harekete geçirmek (ekolojik yapının göreli olarak orta düzeyde zarar gördüğü alanlarda uygulanacak yaklaşım). Ekolojik yapının unsurlarını oluşturan, fauna ve florası ile belli ölçüde yaşam döngüsünü sürdüren alanların zarar görmesine sebep olabilecek alanlarda iyileştirme ve dönüşüm.
  4. Ekolojik Restorasyon: Kısmen ya da tamamen doğal ekosistemlerin iyileşmesini sağlamak (ekolojik yapının göreli olarak az zarar gördüğü alanlarda uygulanacak yaklaşım). Ekosistemin tamamen kendi doğal durumuna dönüşmesinin sağlanması.

EKOLOJİK BÜNYE KAVRAMI VE KENT MORFOLOJİSİ İLİŞKİSİ

Ekolojik bünye ile ifade edilen bu kavramla, ne düzeyde insan eliyle tahribata uğramış olursa olsun, her ekolojik unsurun bir bünyeye sahip olduğu, bu bünyenin zaman ve mekan bağlamlarında yapılacak planlama ve tasarım çalışmalarıyla aşama aşama uyandırılmasının mümkün olduğu kabul edilmiştir. Kentsel morfoloji içerisinde bu şekilde kentin içindeki ve dışındaki belli bir sürekliliğin parçası olan ekosistem unsurlarının bütünsel bir şekilde ele alınması mümkün olacaktır. Bu çalışmada da Meles Çayı uyandırılabilecek, kendi kendini iyileştirme mekanizmaları uyarılabilecek bir “ekolojik bünye” olarak tanımlanmıştır.

Özellikle bir akarsuyu havzası, kent için ekolojik alan gibi unsurların planlanmasında esenlik dönüşümü ile ekolojik bünyenin uyanışını bir arada ele alacak bir yaklaşım geliştirilmesi gerekmektedir. Bu şekilde toplumsal adaletin gerçekleştirilmesi ve ekolojik adalet olarak adlandırılabilecek olan, ekolojik yapının insan etkisi ile bir arada bir bütün olarak yeniden doğal haline dönüştürülmesi mümkün olabilecektir. Bu kavramsal çerçeve aşağıdaki matriste izlenebilir:

  ESENLİK DÖNÜŞÜMÜ MÜDAHALELERİ
EKOLOJİK BÜNYEYİ UYANDIRMA STRATEJİLERİ Yeniden Tasarım Yeniden Dirençlilik Yeniden Canlandırma
Etki azaltımı (toplumsal) 1.Tasarım Yenilikçiliği (Tasarım ve Planlama Stratejileri)

-Yapı yoğunluğu azaltımı

-Ulaşım sistemi yalınlaştırılması

-Yoğun kamusal kullanım ve altyapı alanlarının azaltılması

-İşlevsel dönüşüm

2. İşlevsel Yenilikçilik (Toplumsal Stratejiler)

-Ekolojik yapıya uygun yerinde istihdam

-Simgesellik ve algılanabilirliğin arttırılması

-Katılıma uygun mekânsal düzenlemeler

3. Kentsel Dinamiğin Canlandırılması (Mekânsal Stratejiler)

– Kentsel alan kullanımının etkinleştirilmesi için kentsel süreklilikler oluşturulması

– Kentsel faaliyet alanlarının aşırı merkezileşmemiş hale getirilmesi

-Kültürel miras ve doğal unsurlara uygun yaşam biçimlerinin yeniden keşfi.

Ekosistem Yönetiminin Islahı 4.Altyapı Odaklı Tasarım (Yeşil Altyapı Stratejileri)

-Atık su ve yeraltı su kaynaklarının birbirinden ayrıştırılması (gri-mavi su ayrımı)

-Su kaynağının yapay eşiklerden kurtarılıp doğal sınırlarına kavuşturulması

-Doğal su kapanı ve arıtma alanlarının oluşturulması

5. Geleneksel Ekosisteme Uyum (Etnik ve tarihsel işlevlere uygun stratejiler)

-Akarsu ile ilişkili ekonomik faaliyetlerin ekosistemle uyumlu biçimde canlandırılması (Tarımsal ve diğer üretim faaliyetleri)

-Ekosistem yönetimi faaliyetlerinin istihdam politikası olarak kullanılması

-Ekolojik lojistik ve tedarik zincirinin kurulması

6. Kentsel Kültürel Canlandırma (Koruma Stratejileri)

-Akarsu çevresindeki kültürel miras unsurlarının korunması ve kentsel yaşamla ilişkilendirilmesi

-Akarsu ile ilişkili kültürel unsurların ve geleneklerin canlandırılması.

-Akarsu tarihine ilişkin araştırmalar yapılması ve bulguların alan kullanım kararlarında kullanılması.

Ekosistem Rehabilitasyonu 7. Ekosistem Sadeleştirme Tasarımı (İnsan faaliyetlerini azaltma stratejileri)

-Ekosistem rehabilitasyon mikro bölgelerinin belirlenmesi

-Akarsu eko-morfolojisinin (tortul ve biyolojik parametrelerin iyileştirilmesi)

-Ulaşım, tarım, yeşil alanlarda doğal bitki örtüsüne uyum

8. Ekosistem Bünyesine Uyum (Doğa unsurlarına insanın uyumu stratejileri)

-Doğa ile bütünleşmeye yönelik alanların tanımlanması

-Ekosistem rehabilitasyonunu bütünsel olarak sağlayacak alanların oluşturduğu koridorun ve ilişkili unsurların tanımlanması

 

9.Doğaya Uygun Yenilikçi Eko-Yaşam Faaliyetlerinin Canlandırılması(Doğa unsurlarına uygun insan uyumu faaliyetlerinin tasarımı)

-Ekosistem rehabilitasyon ar-ge süreç ve alanlarının belirlenmesi

-Akarsu kenarı fonksiyonel ekolojik alanların belirlenmesi

-Ekosistem rehabilitasyonuna uygun ekonomik faaliyetlerin tasarlanması

Ekolojik Restorasyon 10.Ekosistem Restorasyon Tasarımı (Biyolojik yaşam tasarım stratejisi çok disiplinli)

-Ekolojik bütünün doğal durumuna dönmesi için gerekli mekanik, elektronik, tasarım unsurlarının oluşturulması

-Doğal su döngüsünün yeniden canlandırılmasına yönelik önlemlerin alınması

-Ekosistem izleme sistemlerinin oluşturulması

11. İnsan Faaliyetlerinden Yalıtım (Engel, sınır, bariyer ve geçiş bölgeleri)

-Ekolojik hassas bölgelerin korunması için tapon bölgelerin tanımlanması

-Belli bölgelerde insan faaliyetinin sınırlandırılması, nüfus yoğunluğunun azaltılması

-Taşkın sahalarının doğal genişliğine genişletilmesi

 

12. Ekolojik Bünyenin Uyandırılması (Biyolojik Dinamiklerin Uyandırılması Stratejileri)

-Hassas bitki ve hayvan varlığının yeniden ortaya çıkması için doğal ekosistem bağlantılarının kurulmasına yönelik sürekliliklerin oluşturulması

-Ekosistem piramidinin yeniden canlandırılması.

UYGULAMA STRATEJİLERİ

PLANLAMA MODELİ

Yarışma konusu alan olan Meles Çayı ve etrafındaki alan, İzmir Metropoliten Kent-Bölgesi olarak adlandırılabilecek alan içerisinde bulunan mevcut akarsu havzaları ile göreli olarak daha zayıf bir ilişki içerisinde bulunan, kentin tarihsel gelişim süreci içerisinde tarihsel çekirdek, plansız yapılaşma alanları ve kent çeperindeki gelişmeleri bir arada içerisinde barındıran, ekolojik bir süreklilik alanı niteliği göstermektedir. Çayın oluşturduğu yatak ve çevresi yer yer İzmir kent merkezine erişimi sağlayan ana ulaşım hatlarına da eşlik etmektedir. Dolayısıyla, Meles Çayının bütününe yönelik bir planlama modelinin, Çayın üzerinde ve yakınında bulunan tüm kentsel alan ve işlevlerin etkilerini gözeten bir anlayışla ele alınmalıdır. Bu ele alışta yukarıda ifade edildiği gibi insan faaliyetleriyle ekolojik yapının bütünsel olarak doğal haline aşama aşama geri döndürülmesi konusu bir arada ele alınmalıdır. Bunun için planlama modeli belli ölçüde altyapı ve ulaşım stratejileriyle bütünleşik bir alan kullanım biçimleri öngörüsünü de içermelidir.

PLANLAMA BÖLGELERİ

Yarışma alanı içerisinde ele alınan Meles Çayı ve yakın çevresi, denize döküldüğü delta alanından başlayarak Adnan Menderes Havalimanına kadar sürekliliği devam eden 5 ayrı planlama bölge olarak ele alınmıştır. Bu bölgelemelerin belirlenmesinde, alanın insan müdahalesiyle ekolojik bozulma düzeyi, kentsel dokunun sosyal, fiziksel ve altyapı nitelikleri, ulaşım yapısı, arazi yapısı parametreleri dikkate alınmıştır. Her bir bölgede geliştirilmiş kavramsal çerçeveye uygun alan kullanımları, dönüşüm stratejileri ve kullanım biçimleri geliştirilmeye çalışılmıştır. Planlama bölgelerinin belirlenmesinde kentsel dokunun yoğunluğu ve ekolojik koridor ilişkisi de dikkate alınmıştır.

Toplumsal Etki Azaltım Bölgesi 1 (TEA1): Meles Çayının denize döküldüğü bölgede yer alan liman ve delta bölgesi planlama bölgelerinin ilki olarak seçilmiştir. Özellikle alanın tatlı su kaynağı ile tuzlu suyun karşılaştığı önemli bir ekolojik alan olması, ulaşım aksları ile sınırlanmış olması, kent merkezinin çeperindeki önemli bir lojistik alan olması gibi sebeplerle bu alanın planlama stratejileri içerisinde özel olarak ele alınması öngörülmüştür. Mevcut liman işlev ve kapasitesinin ekolojik yapıya uygun bir şekilde gözden geçirilmesi etki azaltımında önemli bir unsurdur. Ayrıca, Meles Çayının denizle buluştuğu deltasını çevreleyen ulaşım akslarının kirletici etkilerinin arındırılması için ulaşım hatlarında mümkün olan yerlerde sadeleştirme ve revizyonlar düşünülmelidir. Delta alanı, tatlı ve tuzlu suyun bir araya geldiği alan olarak ekosistem için belli canlı türlerinin gelişmesi ve ekolojik yapının bünyesinin uyandırılması için anlamlı bir yerdir. Bu yerin bilimsel yöntemlerle izlenmesi, atık su deşarjlarının önlenmesi için gözlem istasyonlarının oluşturulması önemlidir. Delta alanında Çay ile deniz suyu arasındaki yapay eşiklerin azaltılması, yaya sirkülasyonunun alanın dışına çekilmesi ve insan etkisinin azaltılması gerekmektedir.

7.Ekosistem Sadeleştirme Tasarımı -Ekosistem rehabilitasyonu mikro bölgelemesi

-Akarsu kenarındaki tüm üst yapının ekolojiye duyarlı malzeme ile değiştirilmesi

-Su içi tortul unsurları arttıran dere yataklarının yapılaşmadan arındırılması

8.Geleneksel Ekosisteme Uyum -Doğal ekolojik yapısının koruyan alanların belirlenmesi ve erişimin kısıtlanması

-Akarsu boyu taşkın alanlarını koruyacak lineer tampon açık alanların belirlenmesi ve boşaltılması

Toplumsal Etki Azaltım Bölgesi 2 (TEA2): Meles Çayı Deltası ile Liman bölgesinin arkasında kalan ve Kültür Park alanının doğusundaki üçgen şeklindeki yapı alanı ikinci planlama bölgesi olarak seçilmiştir. Ağırlıklı olarak depolama ve sanayi işlevlerinin yer seçtiği, kısmen düzensiz yapılaşmanın da yer aldığı bu bölgenin doğu sınırını ana ulaşım aksları ve Meles Çayı oluşturmaktadır. Gerek alanın konumu, gerekse alanda yer alan işlevlerin durumu düşünüldüğünde alanda bütünsel bir dönüşümün gerçekleşmesinin kent içerisindeki ekolojik koridorun bütünleşik hale getirilmesi ve esenlik dönüşümü için önemli olduğu görülmektedir. Kültür Park ile Meles Çayı Deltası arasında ekolojik bir süreklilik oluşturulması amacıyla alan içerisinde Çayın içinden geçtiği kanala paralel bir yeşil alan sürekliliğinin oluşturulması alanın kullanıcıları için de önemlidir. Ayrıca, Kültür Park ile Delta arasındaki yeşil sürekliliğinin sağlanması için alanın içinde yaratıcı endüstrileri öne çıkaran, endüstriyel miras niteliğindeki yapıları  yeniden işlevlendiren bir dönüşüm süreci öngörülmektedir. Alandaki yer yer yüksek yapılardan oluşan dönüşüm sürecinin denetim altına alınması için yaratıcı endüstrilere ve kentsel katılıma uygun bir mekânsal düzenlemenin yapılması önemlidir. Çay kenarına yapılacak yeşil koridor ile birlikte tasarlanabilecek yaya mekanlarının, meydanlarının Kültür Parka kadar erişecek bir sivil toplum alanı açması düşünülebilir. Bu alanda yer alabilecek yaratıcı endüstri işlevleri ve bu işlevlere hizmet verebilecek konaklama, üretim ve paylaşım alanları alanı toplumsal etki azaltımı için önemli bir konuma getirecektir.

Uygulanabilecek Stratejiler:

1.Tasarım Yenilikçiliği -Yapı ve nüfus yoğunluk bölgeleri

-Yol ağının mevcut ve yeniden ele alınmış hali (yolların kaldırılması, daraltılması, malzeme farklılaşması, yayalaştırılması)

-Aşırı yoğun kullanılan mevcut alanların seyreltilmesi ya da uzaklaştırılması

-Arazi kullanımının değiştirilmesi

-Belli bir sürede erişilebilecek (ör: 10-15 dk. Etki alanlarının belirlenmesi.

2.İşlevsel Yenilikçilik -Mevcut sanayi ve tarım faaliyetlerinin gözden geçirilerek alan kullanımlarının akarsudan yararlanacak hale getirilmesi

-Karma kullanıma yönelik yenilikçi işlevlerin yer seçimi (biyo-teknoloji, tarım teknolojileri, hidroloji, ar-ge merkezleri, yeşil teknolojiler)

-Demokratik katılıma uygun yayalaştırma mekanları, meydanlar, merkez işlevleri ve açık toplanma alanlarının belirlenmesi

-Akarsuyu kentliye tanıtacak kentselliği yüksek açık alanların oluşturulması, simgesel anıtlar, tarihi süreci anlatan müze vs. oluşturulması

3.Kentsel Dinamiğin Canlandırılması -Kültürel miras unsurlarının korunması

-Akarsu boyunca toplanma, üretim ve lojistik alanların belirlenmesi

-Akarsu boyunca ve akarsuyun iki yakası arasında erişilebilirliğin arttırılması

-Akarsu boyunca hareketliliği arttıracak ulaşım ve hizmet faaliyetlerinin canlandırılması (yayalık ve bisiklet kullanımının toplu taşımla entegre biçimde desteklenmesi

Altyapı Düzenleme Alanı(ADA): Meles Çayının Konak Askerlik Şubesi ile Kızılçullu Su Kemerleri arasında kalan Yeşildere üzerinde yer alan kısmı üçüncü planlama bölgesi olarak tanımlanmıştır. Zorlu bir topografik sınır içerisinde ulaşım aksı ile Çayın bir kanal içerisinde bir arada aktığı bu bölge, ekolojik olarak altyapı dönüşümü teması ile ele alınmış bir alan olarak tespit edilmiştir. Yer yer etraftaki kamusal bazı alanların yapılaşmamış olması, Çayın etrafında bazı yeşil alan varlığının genişletilmesine ve kamusal işlevlerle geliştirilmesine olanak tanıyabilir. Ayrıca, tarihi su kemerleri gibi kalıntıların da alanın aidiyet hislerinin güçlendirilmesi için kullanılması mümkün olabilir. Bu alanda mühendislik yaklaşımlarıyla karayolu, kentsel altyapı ve çayın su varlığının zaman içerisinde birbirinden ayrıştırılması öngörülmektedir. Bu yolla alanın yakın çevresindeki yeşil ve açık alanların kentsel kamusal niteliğinin arttırılması ve ekolojik olarak bir rezerv alana dönüşmesi öngörülmektedir. Bu planlama bölgesinde ekolojik sistemin altyapısını geliştirecek unsurların yer alması önemlidir.

Uygulanabilecek Stratejiler:

4.Altyapı Odaklı Tasarım -Doğal su kapanları

-Doğal su arıtma alanlarının tanımlanması

-Taşkın sahasının temizlenmesi

-Akarsuyun kanal içinden çıkarılması

-Atık su kanalının akarsudan tamamen ayrıştırılması için etaplama yapılması

-Bölgesel mikro atık su arıtma tesislerinin oluşturulması

5.Geleneksel Ekosisteme Uyum -Kent içi tarım ve seracılık alanları

-Üretici Pazar alanlarının oluşturulması

-Çay boyunca uygun alanlarda eko-turizm ve kamping alanlarının belirlenmesi

6.Kentsel Kültürel Canlandırma -Su kültürü araştırma merkezi

-Akarsu tarihine ilişkin alanda farkındalık oluşturulması

-Kültürel Miras unsurlarının yakın çevresi ile birlikte özel proje alanları olarak yakın çevresi ile birlikte ele alınması

Ekolojik Dönüşüm Alanı (EDO): Meles Çayının Kızılçullu Su Kemerleri ile çevre yolu arasında kalan kısmı ve yakın çevresi ekolojik dönüşüm alanı olarak belirlenmiştir. İzmir Kentinin kentsel dönüşüm alanlarının çok önemli bir kısmı bu bölgede ve yakın çevrede konumlanmıştır. Dolayısıyla gerçekleşecek dönüşüm sürecinin Meles Çayının kollarını ve yakın çevresini dikkate alan ekolojik bir dönüşüm süreci ile gerçekleşmesi öngörülmektedir. Kentsel dönüşüm sürecinde yerel yönetimin de öngördüğü şekliyle yerinde ve yaşam alanlarını değiştirmeden gerçekleşmesi önemlidir. Ancak, yine dönüşümle çeşitli kamusal işlevleri barındıran yeni merkez oluşumlarının da öngörülmesi gerekmektedir. Bu merkez işlevleri alanda yaşayan insanların iş, istihdam ve meslek edindirme süreçlerinin örgütlenmesinden önemli bir yere sahip olacaktır. Bu bölgede yer alan Köy Enstitüsü, Su kemerleri gibi yapıları kültürel varlıklar olarak korumak ve kentsel kamusal alanlar haline getirmek çok önemli bir canlandırma işlevi görecektir. Ayrıca, alanda bilimsel, üretime yönelik stratejilerin mekanlarının da kurgulanması gerekmektedir. Çayın bu kesiminin dönüşüm sürecinde kanal içerisinden çıkarılarak doğal taşkın sınırları içinde yaya ölçeğinde kullanılabilecek bir alan haline getirilmesi de ekolojik yapının bünyesinin canlandırılması için özel bir önem taşımaktadır.

Uygulanabilecek Stratejiler:

Esenlik Stratejisi Mekânsal Yansıması
3.Kentsel Dinamiğin Canlandırılması -Kültürel miras unsurlarının korunması

-Akarsu boyunca toplanma, üretim ve lojistik alanların belirlenmesi

-Akarsu boyunca ve akarsuyun iki yakası arasında erişilebilirliğin arttırılması

-Akarsu boyunca hareketliliği arttıracak ulaşım ve hizmet faaliyetlerinin canlandırılması (yayalık ve bisiklet kullanımının toplu taşımla entegre biçimde desteklenmesi

5.Geleneksel Ekosisteme Uyum -Kent içi tarım ve seracılık alanları

-Üretici Pazar alanlarının oluşturulması

-Çay boyunca uygun alanlarda eko-turizm ve kamping alanlarının belirlenmesi

6.Kentsel Kültürel Canlandırma -Su kültürü araştırma merkezi

-Akarsu tarihine ilişkin alanda farkındalık oluşturulması

-Kültürel Miras unsurlarının yakın çevresi ile birlikte özel proje alanları olarak yakın çevresi ile birlikte ele alınması

7.Ekosistem Sadeleştirme Tasarımı -Ekosistem rehabilitasyonu mikro bölgelemesi

-Akarsu kenarındaki tüm üst yapının ekolojiye duyarlı malzeme ile değiştirilmesi

-Su içi tortul unsurları arttıran dere yataklarının yapılaşmadan arındırılması

8.Geleneksel Ekosisteme Uyum -Doğal ekolojik yapısının koruyan alanların belirlenmesi ve erişimin kısıtlanması

-Akarsu boyu taşkın alanlarını koruyacak lineer tampon açık alanların belirlenmesi ve boşaltılması

 

Etiketler

Bir yanıt yazın