1. Mansiyon, “10 Ekim Anıtı ve Anma Yeri” Proje Yarışması

PROJE RAPORU

10 EKİM BARIŞ PARKI

Şehrin merkezinde, şehirden izole olmak, bir ulaşım ağının tam da ortasında bir anıttan gelen su seslerini işitmek, yükselen buharın gizemi ve büyüsüne kapılmak, etrafta yükselen şehrin sert betonları dururken yumuşak çimenlere dokunmak, şehrin kokusu egzozken çimenin kokusunu hissetmek…

Tüm tezatlıklarıyla bir dünya sunmak istiyor 10 Ekim Barış Parkı projesi; bir anma mabedi değil deneyim mekanı hayalini gerçeğe dönüştürürken, barış uğruna canlarını yitirenlerin umut dolu mesajlarını usulca yer altından gökyüzüne taşıyor. Onu izleyenlerle buluşup eşi benzeri olmayan bir deneyim yaşatıyor.

Kent kültürüne katkıda bulunan, var olan doku ve ölçeğe duyarlı kamusal bir yaşam alanı tasarımına olanak veren, kent halkını birleştirici ve kaynaştırıcı bir unsur olarak öne çıkan bu alan, kullanıcılar tarafından odak noktası haline gelirken, ziyaretçilerin zihninde kültürel değerini kaybettirmeden, yeni çehresiyle kentlinin yeni kent imajı olmaya aday, yapısal duruşuyla mütevazi olduğu kadar etkisini unutturmayacak bir kent parkını İzmir’e kazandırmayı fazlasıyla vaat ediyor.

YAKIN ÇEVRE

Proje alanı Konak’ın Umurbey Mahallesinde yer alıp, Alsancak Mahallesi ve Mimar Sinan Mahallesi’nin sınırındadır. Araç yoğunluğunun çok olduğu Liman Caddesi’nin Atatürk Caddesi ile birleştiği noktadadır. Alanın kuzeyinde Alsancak Limanı, güneyinde Alsancak Gar’ı, batısında Alsancak Kordon ve doğusunda Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi yer alır. Toplu taşımaların Alsancak durağı üzerinde olan alan, çok işlek kullanıma sahiptir.

ULAŞIM

Proje alanının bulunduğu Alsancak, ulaşım imkanları açısından oldukça donanımlıdır. Alana kordon ve yoğun kullanılan meydanlardan yaya erişimi çok kolay olup, bisikletle ulaşım da sağlanır. Park içerisinde BİSİM durağı bulunmaktadır. Alana ulaşım otobüs, minibüs, tramvay ve İZBAN aracılığı ile gerçekleşmektedir. Özel araçlarla da erişim mümkündür. Alanın yanında ve yakın çevresinde otoparklar vardır.

PROJE YAKLAŞIMI

Tasarımın akıcılığına kendini bırakan ziyaretçiler, parkın içerisine doğru gittikçe yükselen çim tepeleri ve alçalan zemin sayesinde kendilerini bu bütünlüğün bir parçası olarak hissedeceklerdir. Alanın topoğrafyası insan ölçeği ile oynayarak, kullanıcıları alışık olmadıkları bir yolculuğa çıkaracaktır. Yürüme yolunun yumuşak hatları onları parkın merkezinde bulunan anıt alanına yönlendirerek oluşturulan su buharı enstalasyonu ile izleyicilere ‘patlama anı’nda yaşanan sis içerisinde kaybolmuş insanlarımızın mesajlarını iletecektir. Kullanıcılar bu sayede 10 Ekim’de yaşananları hatırlayıp anarken, içinde kayboldukları buhar bulutlarının arasında yoğun araç gürültüsünden izole bir şekilde doğanın içine karışacaktır.

Proje alanının sadece anma mekanı olmasından öte, yaşanılan olaya saygı çerçevesinde, açık alanların aktif ve farklı kullanımlarını sağlayarak kullanıcılar için deneyim alanları yaratmak amaçlanmıştır. Oluşturulan tasarımla, insanların çoğunlukla geçiş bölgesi olarak kullandıkları bu parkta, dönüşebilen mekanlar tasarlanmış bu sayede parkta geçirilen kullanım sürelerinin de artması sağlanarak, gece/gündüz ve yaz/kış kullanılan yaşayan bir park oluşturulmuştur.

Anıtlarda, anma eyleminin sadece belirli zamanlarda yapılması, rutine dönüşmesine yol açar. Önerilen tasarımda ’’karşı-anıtlaştırma” anlayışı benimsenerek, bilindik heykellerin ve yapıların kullanılmayarak, düşeyde yükselme yerine topoğrafya şekilleriyle oynanarak, kullanıcılar ile direkt temas halinde ve kolayca gündelik hayatın bir parçası olabilen bir ortam düşünülmüştür. Temsil edilen olay ve yeri çağrıştıran elemanlar yolu ile içsel bir yolculuk sunma hedeflenmiştir. Su buharı ögesi formu olmayan, özgür ve dinamik bir heykel ögesine dönüşürken aynı zamanda bir anma-empati kurma unsuru olarak yorumlanmıştır. Anı/anıt parkı yeni bir amaç doğrultusunda tasarlanıyor olmasından sonra da simgesel anlamını korumaya devam edecek ve yeni işlevi ile kültürel süreklilik sağlayacaktır.

ÇİM TEPELERİ | TOPOĞRAFYA TASARIMI

Projenin amacı, kırsal etkiyi ve mevcut ağaçların tamamını koruyarak sürdürülebilir, az bakım gerektiren doğal bir bahçe yaratmaktır. Bu anlamda mimari proje ile bütün olacak şekilde bir peyzaj kurgusu üretmek hedeflenmiştir. Tüm ağaçlar korunarak ağaçların arasına sığışan, doğa ile bütünleşen, kamufle olan bir peyzaj ve yapı fikri uygulanmıştır. Korunun içinde, ağaçların arasında kıvrılan değişken topoğrafya (çim tepeleri), park ile hem bir sınır hem de bütünlük kurmaktadır. Bir çeşit yapısal ve yumuşak peyzaj karakteri ile park ve yapı, mekânsal olarak bu fikir üzerine kurgulanmıştır.

Tasarımın ana karakteri olan çim tepeler, Anıt ve Enstalasyon alanında yapılacak kazı işleminden ortaya çıkan toprakla oluşturulup bu sayede geri dönüşüm sağlanacaktır. Anıt havuzu aslen mevcut bitki yoğunluğunun en az olduğu bölge olan parkın merkezine yerleştirilmiştir. Çim tepelerinin kendisi program elemanı olarak ele alınarak, özgür ve sınırsız bir deneyim ve kullanım alanı sunulmuştur. Bu sayede aynı zamanda engelli vatandaşların kullanımına uygun bir zemin elde edilmiştir.

MEVCUT AĞAÇ NOKTALARI İLE OLUŞTURULAN GRİDYAL SİSTEM ANALİZİ

TOPOĞRAFYA OLUŞUM ŞEMASI

BUHAR HAVUZU | 10 EKİM ANITI ENSTALASYON ALANI

Parkın merkezinde bulunan enstalasyon alanından çıkan su buharları sayesinde, insanlara 10 Ekim‘deki patlama anını hatırlatıp, ziyaretçilere o patlama anında hayatını kaybeden vatandaşlarımızdan bir çağrı iletirken; aynı zamanda iklim dengesini sağlama işlevini yerine getiren bir eleman olma fonksiyonu yüklenmiştir.

Enstalasyon alanının yüzeyi, yoğunlaşan su buharı sayesinde parkın görüntüsünü yansıtan bir ayna ögesine dönüşmekte ve böylece etrafını çevreleyen yansıtıcı yüzeylerde optik bir görsel şölen sunmaktadır.

Enstalasyon alanı altında bulunan, park genelinde yerleştirilen su toplama kanalları yolu ile depoda biriktirilen yağmur sularının bir kısmı şehrin yer altına suyuna karıştırılmakta, geri kalanı buhara dönüştürülerek; yazın soğuk, kışın sıcak su buharı olarak dışarı verilmektedir. Bu sayede yazın serinletici, kışın ısıtıcı etki göstermektedir. Buharın verildiği boşluklar 103 adet çizgiden oluşup, her bir çizgi 10 Ekim Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’nde yaşanan patlamada hayatını kaybeden vatandaşlarımızı temsil etmektedir. Çizgilerin yanında her bir kaybettiğimiz vatandaşlarımızın ismi yazmaktadır. Panelin üzerine ek olarak ‘10 Ekim 2015’ten mesajınız var’ yazısı ile ziyaretçilere olayın gerçekleştiği güne dair gizemli bir hatırlatma yapılmaktadır. İsimler yalnızca bu yüzey üzerinde kalmayıp, yansıma sayesinde Anıt ve Enstalasyon Alanının duvar yüzeylerinde de gözükmektedir.

ÇİM TEPELERİ – SU BUHARI HAVUZU | İKLİM ETKİSİ

Yeniden tasarlanmış doğal eleman çim tepeleri ve parka kazandırılmış yapay eleman olan su buharı havuzu birlikte çalışarak aslen parkın iklim ve konfor dengesi kontrol edilir hale getirmiştir. Gürültü ve görüntü izolesi ile güneş ve rüzgarın kontrollü bir biçimde setlenmesi sayesinde şehirden izole ve aynı anda onunla kolayca entegre olarak çalışan bir arayüz tasarımı gerçekleştirilmiştir.

Çim tepeleri ile yaratılan akustik topoğrafya sayesinde, çevredeki yoğun araç gürültüsü engellenerek, kullanıcılara sessiz ve izole bir ortam sağlamak amaçlanmıştır.

AKUSTİK İZOLASYON

İKLİMSEL İZOLASYON

 

KULLANIM SENARYOLARI

Alanın sadece geçiş alanı olarak kullanılmasının ötesinde bir mekan kullanımı hedeflenmiştir. İnsanların sadece geçip gittikleri değil, hem burada duraklayıp keyifli bir gün geçirdiği, buluştuğu hem de 10 Ekim’de yaşanan patlamayı hatırlatan mekanlar tasarlanmıştır. Programda yer alan mevcut ağaç dokusuna sadık kalınarak onların etrafında şekillenen yaya yolları, proje alanının ortasında su buharı havuzu unsuruyla beraber Anıt ve Enstalasyon alanına bağlanmaktadır. Anıt alanı çok amaçlı aktivitelere olanak sağlaması açısından yapay ve doğal ögelerle kısmen gölgelendirilmiş olarak tasarlanmıştır. Yaya yolları ve oturma alanları ile katmanlı bir kullanım organizasyonu kurulmuş, anıt alanı, bitki dokusu birbiriyle entegre bir biçimde çalışır hale getirilmiştir.

Ana yaya dolaşım akslarını, parkın merkezinde yer alan Anıt ve Enstalasyon alanında birleştirerek; dinlenmek, serinlemek ve nefes almak isteyen günlük kullanıcılar için alternatif bir mekan oluşturularak, ziyaretçilerin ‘kaldığı‘ mekana dönüşmesi sağlanmıştır. Bu mekan aynı zamanda, sokak müzisyenlerine sanatlarını icra edebileceği alan oluşturup, küçük tiyatro gösterileri ve sergiler yapılmasına olanak sağlamaktadır. Yeşil alanlar ve çim tepeleri ile oluşturulan değişken topoğrafya kullanıcılarına sınırsız bir deneyim ve aktivite imkanı sunmaktadır. Çocuklar için oyun alanı, genel kullanıcılar için de dinlenme, güneşlenme, kitap okuma, yemek yeme, spor yapma ve toplu taşıma beklemek için bir mekan oluşturulmuştur. Ana geçiş aksında sokak lezzetleri için stand kurmaya imkan sağlayan alanlar yaratılmıştır. Alanın insan yoğunluğunun en uzak noktasında bulunan Kent Bahçesi, önerilen yeni bitkisel doku ile birlikte kullanıcılara izole ve sessiz bir alan oluşturarak, yoga ve meditasyon gibi bireysel aktivitelere olanak sağlamaktadır. Bisiklet paylaşım alanı kolay ulaşılabilir noktaya taşınıp, mevcut potansiyeline devam ettirilecektir. Alandaki kot farkları sadece rampalarla oluşturulmakta ve bu sayede tüm kullanıcıların parkın her noktasına erişimi sağlanmaktadır.

BİTKİLENDİRME VE PEYZAJ ELEMANLARI

Mevcut ağaç, ağaççık ve çalıların doğal formları korunmuştur. Doğal formlarının korunmasındaki amaç, ısı/ışıma ısısını azaltmaktır. Mevcutta bulunan ağaçlar sayesinde alan yaz aylarında yoğun güneş ışınlarından korunarak ve kullanıcılar için konfor koşulları oluşturarak rekreasyonel aktivitelere olanak sağlanmaktadır. Alana çim tepeler ve kent mobilyaları da eklenerek kullanıcılara duraksama ve soluklanma noktaları oluşturulmuştur. Alanda müdahale edilemeyen trafo binasının kalan dış cephesi sarılıcı bitkilerle çevrelenmiş bu sayede hem alana bütünlük katması hem de ekosisteme katkı sağlaması amaçlanmıştır. Tasarımda ana özne dokunun kendisi tutulup, alana bloke eden bir öge inşa edilmemiş, mevcut ağaç dokusunun dikey düzlemdeki baskın görsel etkisi korunmuştur.

İzmir’in sıcak iklimi değerlendirilerek trafo binasının çatısına güneş panelleri yerleştirilmiş, güneş panellerinden elde edilen enerjinin alandaki aydınlatma elemanlarında kullanılması amaçlanmıştır. Yaya yollarında zemin malzemesi olarak Bergama granit taş, andezit granit küp taş, adım taşı, granit agregalı taş gibi maliyet ve bakım kolaylığı açısından yerel malzeme kullanımı önerilmiştir. Güneş ışınlarını yansıtarak yüzeyi serin tutması için yürüyüş yollarında açık renkli taşların kullanımı uygun bulunmuştur. Yürüyüş yollarında bulanan yol çizgileri, hissedilebilir yüzey olarak tasarlanarak engelli vatandaşlarımızın mekanda rahat dolaşımını sağlamaktadır.

Çim tepelerinde, İzmir’in sıcak iklimini göz önünde bulundurarak az su isteyen, çok yıllık olmaları, çabuk gelişmeleri, iklimsel ve çevresel etkilere karşı dayanıklı olmaları nedeniyle, İngiliz Çimi (Lolium perenne), Çayır Salkım Otu (Poa pratensis) ve Kırmızı Yumak (Festuca rubra rubra) türlerinin karıştırılarak kullanılması önerilir.

 

BİTKİ ÇEŞİTLİLİĞİ ŞEMASI

AYDINLATMA PROGRAMI

Tasarımda mekanın akşam ve gece kullanımı için, 5 m aralıklarla düşey aydınlatma elemanları yerleştirilmiş, zemin üzerinde aydınlatma ve yönlendirme sağlayan yol çizgileri tasarlanmış, kent mobilyalarının altında ve amfitiyatro oturma alanı ve korten çelik kabuk kanopi elemanları etrafına şerit aydınlatma yerleştirilmiştir.

SONUÇ

Kolektif hafızayı geçmişten günümüze, günümüzden de geleceğe aktarma yollarından olan anı parkı, karşı-anıtlaştırma anlayışının etkisi altında ele alınmış, her şeyden önce anıt olgusu, hatırla(t)mayı gündelik bir deneyim alanı olarak sunan etkileşimsel peyzajlar haline getirilmiştir. Anma, sadece hatırlama işlevlerine değil, farklı pek çok kullanıma hizmet edebilir bir şekilde ele alındığı için mekân hayatın bir parçası olma gayesindedir. Bu yaklaşım, sadece anı parkının ya da mekânının bulunduğu kentin yaşayanlarına değil, o kenti ilk defa deneyimleyen kişilerin, o kentin ve kentlilerin anılarına ortak olmasını sağlayacaktır. Böylelikle geleneksel anıtlar gibi zamanla anlamını yitiren ve görünmez hale gelen anıt olmaktan kurtulmuş bir kent anısı kazandırılacaktır.

Referanslar

GÜRLER, E. ve ÖZER, B. (2017), Bir Gündelik Hatırla(t)ma Deneyimi Olarak Anı Parkları.

Etiketler

Bir cevap yazın