Türkiye’de Yeşil Mümkün mü?

LEED sertifikasına sahip ve sahip olacak olan binaların varlığı sayesinde "mümkün" gözüken "yeşil", acaba sertifikalı bina sayısı 19 olan Türkiye'de gerçekten mümkün mü?

Son zamanların en gündemdeki konularından “sürdürülebilirlik”, ArkiPARC 2012’nin “Türkiye’de Yeşil Mümkün mü?” adlı oturumunda konunun çeşitli alt başlıklarında uzman konuşmacılar tarafından masaya yatırıldı.

Panel moderatörü Ayşe Hasol Erktin, Türkiye’deki durumun tartışılması ve diğer ülkelerle karşılaştırılması gerekliliğini vurgulayarak konuşmacıları tanıttı.

Panel konuşmacılarından Bio City Geliştirme Şirketi’nin yöneticisi Tobias Levey, sürdürülebilir tasarımı gerçekleştirmek isteyenlerin dünyayı daha iyi hale getirmeye çalışan kişiler olduğunu söyledi. Sürdürülebilirlik konusunu görüştüğü bazı müteahhitlerin açıkça yalnızca parayla ilgilendiklerini, diğer konuları umursamadıklarını ifade ettiklerini belirten Levey, müteahhit tarafında yer alan biri olarak bu kişilerin vicdan ve bazı misyonlara sahip olması gerekliliğini vurguladı.

Levey, yabancı yatırımcının Türkiye’den uzak tutulması ve yerel yüklenicilerin yeşil tasarım ve sürdürülebilir topluma yatırım yapmaya ikna edilmesinin gerektiğini düşünüyor. Devletin sürdürülebilirliğe bakışının değiştirilmesi, uzun vadede sürdürülebilir tasarımın desteklenmesi yönünde baskı yapılması da Levey’in önerilerinden.

Diğer konuşmacılardan İngiliz Mülkiyet Federasyonu CEO’su Liz Peace, konuşmasında İngiltere’deki faaliyetlerini model aldı. İngiltere’de var olan binaların sürdürülebilir hale getirilmesi için en az 50 yıl gerekeceğini, bunu gerçekleştirmenin imkansıza yakın olduğunu belirtti. Bu tip dönüşümlerde karşılaşılan maddi zorlukların hükümet desteğiyle aşılabileceğini söyleyen Peace, hükümetlerin ayrıca sürdürülebilirlik gündemine sahip olmaları gerektiğini düşünüyor. Bunun yanı sıra yenilenebilir enerji gündemleri de oluşturulursa yüklenici firmaların bu konuları daha fazla konuşmaya başlayacaklarına inandığını söyleyen Peace, bina değerini kullanıcının belirlediğini belirtti. Peace, müşteriler sürdürülebilir tasarımı talep ettikçe binaların satılır hale gelebileceğini ve yüklenici firmaların da böylece sürdürülebilirlik konusuna önem vereceklerini söyledi.

Son konuşmacı olan danışmanlık ve gayrimenkul girişimcilik firması URBANISTA ortaklarından Selçuk Avcı, konuşmasını 2 bölümden oluşan bir sunum eşliğinde yaptı. “Entegrasyon, angajman ve evrim” sloganıyla anlatılan sunumun ilk bölümünde Avcı, “Yeşil Mimari Nedir?” sorusuna yanıt vererek kendi projelerinden örnekler verdi. 2. bölümde ise sürdürülebilirlik gündeminin geleceğinden ve karar mekanizmalarının ikna edilmesi için yapılabileceklerden bahsetti. Tasarımlarında kullandığı “3E Prensipleri”nden (Ekonomik, Etik, Ekolojik) de bahseden Avcı, toplumun farklı seviyelerinin bir vizyonda bir araya getirilmesi gerektiğini belirterek konuşmasını bitirdi.

Finansal sistemler ve hükümetle olan ilişkilerin bütün olarak ele alındığı panelde, mimarlar, hükümet, finans kurumları ve tüm diğer aktörlerin sürdürülebilirlik konusuna dahil olmaları gerektiği sonucuna varıldı.

Etiketler

1 Yorum

  • cem-kapancioglu says:

    Ben yesilin sadece ekonomik olarak bile cok yararli olacagina inananlardanim.
    Ornegin su an icin herkes sifon haznesi 1 litrelik plastik sise atsa gunde bir kisi en az 3-4 litre su tasarrufu saglar.

    Simdi tekrar baktim 20 tane gozukuyor Leed sertifikasi almis bina sayisi Turkiye’deki.
    Ayrica Turkiye de 81 tane Leed unvani almis mimar/muhendis var.
    Turkiye de sadece kamuya ait bina sayisi 80 000 duzeyinde
    ozel mulkler milyonlar seviyesinde.
    Turkiye 75 milyon civarinda insan var.

    Buna karsi Amerika da 12 000 tane leed sertifakasi almis bina 600 kati bu Turkiye nin ve sadece california da 23 000 civarinda leed unvani olan mimar/muhendis var.California nin nufusu 40 milyon civarinda.

    Bu rakamlara baktigimiz da buyuk farklar oldugu goruyoruz.
    Tabii Amerikan ekonomisi 15 trilyon dolar civarinda olmasindan dolayi cok buyuk bir fark var ancak temel olarak biliyoruz ki bu kulturun bir parcasi artik Amerika nin cogu yerinde…
    Esas fark burada.Tehlike kismi ise ideolojik bir tartisma zeminine de cekilmeye calisiliyor…Bunun onu kesilir umarim.

    Turkiye de uygulanabilecek sistemler cokca var… birkac tanesi detayli bir sekilde Turkiye icinde modellenmeli bildigim kadariyla zaten boyle calismalar var.
    Turkiye temel olarak yapilmasi gereken bence dogru bilginin
    kayit altina alinmasi ve bunun monitor edilmesi.Bu sekilde
    cok verimli calisan binalarimiz olabilir.

    Burda en onemli arac BIM(building information modeling) olacak gibi duruyor cunku yesil de esas olan karsilastirma ve verilerin analizi sonucu en ekonomik ve yesil secegini yapma.
    Eger bunu kontrol edebilirseniz en uygun cozumu bulup uygulayabilirsiniz.Bu bina oryantasyonundan cephe yalitimina
    kadar bircok seyi etkiyelecektir.
    Takip etmesi ne kadar zevkli olsa ayak uyduramayani disinda birakacak gibi gozukuyor bu yesil bina…

Bir yanıt yazın