Sulukule Kurasında Büyük Hile

Kamupersoneli.com'un haberine göre 26 Haziran 2012 Tarihinde yapılan Sulukule projesi olarak bilinen "Neslişah ve Hatice Sultan Mahalleri Kentsel Dönüşüm ve Yenileme projesi" hak sahipleri kura çekimi sırasında usulsüzlük ve hile yapıldı.

2007 senesinden beri evlerini terk edip kirada, mahallerinden uzakta oturmakta olan, çoğu bu stresli süreçte hastalanan ve hatta ölen hak sahipleri bu kurayı heyecanla beklemekteydi. 4. Bölge idare mahkemesinin yürütmeyi durdurma kararı ile ümitsizliğe düşen hak sahipleri Belediye başkanının kura çekimi yapılacağı ve olayın Danıştay’a taşınacağı sözü ile tekrar ümitlenmişlerdi. Sosyal proje diye lanse edilen projede toplam hak sahibinin sayısından fazla yapılan ve sayısı bir türlü net şekilde ifade edilmeyen daireler, villalar ile butik otel ve alışveriş merkezinin niçin yapıldığını, 250 m2 villada hangi şanslı! Hak sahibinin oturacağını düşünecek güçleri kalmamıştı. İstanbul’un göbeğinde m2′si 500TL’ye istimlak edilen arsalarının kimlere rant sağlayacağını bilmeden çoluk çocuk toplanmışlardı. Ne de olsa onlar kandırılmaya müsait cahil alt tabakadan insanlardı. Nihayet kura günü gelip çatmıştı. Herkesin gözü dairelerinin m2′si ve yerinin belirleneceği şeffaf kürelerinin üzerindeydi. Noter hazırdı ilk kurayı İstanbul Valisi ile Çeken Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir yine İstanbul Valisi ile beraber, olası tepkilerden korkarak, terk etmişti. Şimdi devrede başkanın danışmanı Mustafa ÇİFTÇİ vardı. Asıl oyun şimdi başlıyordu. Kura çekimi ada numarasına göre 120 m2′lik dairelerden başlayarak 100 m2′lik daha sonrada 80 ve70 m2′lik dairelerin çekimi ile yapılacaktı. Şeffaf olmayan ve kuralları oyun esnasında konan, hak sahiplerinin kurallarını yeni duydukları skoru önceden belli bir maçtı bu. Şeffaf kürenin bir tarafında hak sahiplerinin isimleri yazılı üzerinde bariz bir biçimde görünen sarı renkli fiyat etiketleri vardı. Bu kura çekimini başkanın danışmanı Mustafa ÇİFTÇİ yapıyordu. İsmini çektiği şanslı! kişi geliyor ve 120 m2′lik dairelerden birini çekiyordu. Bu sarı etiketlerin sırrı ne idi? Bu kura bittiğinde bazı hak sahipleri imtiyazlı bazı kişilerin nasıl olupta kendisinin 3 adet, çocuğunun, gelininin, yeğeninin (hepsi aynı şahsa ait kira yardımı almak için dağıtılmış daireler toplam 7 adet) hep üst katlardan ve büyük dairelerden aldığını, ne şanslı insanlar olduğunu anlayamamışlardı. Bu durumdan şüphelenen bazı hak sahipleri başkanın danışmanı Mustafa ÇİFTÇİ’ye ve notere çekilmeyen kutuların açılarak isimlerinin 120 m2′lik kura kutusunda olup olamadığını ve sarı etiketlerin sırrını sordu. Başkan danışmanı bu isteğe çok sinirlenmişti, noter de olup bitenlerden habersiz olayın şaşkınlığını yaşıyordu. Hak sahiplerinden biri, imtiyazlı aileden birinin kurada nasıl olduysa 80 m2 ev çıkınca başkanın danışmanı Mustafa ÇİFTÇİ’ye hayretle bakarak “başkanım nasıl oldu” demesi üzerine başkanın danışmanı Mustafa ÇİFTÇİ pişkinlik içerisinde “ara da bir olur öyle şeyler” demesi üzerine kendisine 80 m2 ev çıkan hak sahibi (bu hak sahibi 2 katlı yeni yaptığı bahçeli evini vermiş, bunun karşılığında 80 m2 tek daire almıştır.)sinirlenerek başkan danışmanını hesap sormuş, başkan danışmanı da aynı pişkinlik içerisinde cevap dahi verememiştir. Burada sorulması gereken akla gelen sorular: 1. Proje kapsamında kaç daire yapılmış, bu dairelerin kaçı hak sahiplerine verilmiştir?

2. Sosyal bir projede bu kadar büyük m2′li (250 m2) dairelerin işi nedir? 3. Sözleşmede 120 m2 daire isteyen hak sahipleri niçin 70-80 m2 dairelere mahküm edilmiştir?

4. Büyük daireler ve üst katlara kimlere verilmiştir?

5. Aynı ailenin mensuplarına 7 adet 120 m2′lik üst katlardan daire çıkarken, kura sırasında yan yana oturan 14 hak sahibine birden 80 m2 giriş dairelerinin çıkma olasılığı mantık ve matematikle izah edilebilir mi?

6. Kura kutularının üzerindeki sarı etiketlerin sırrı nedir?

7. İmtiyazlı ailenin mensubunun 80 m2 daire kurası çıkınca şaşkınlığını başkan danışmanı ile paylaşmasının sırrı nedir?

8. Hak sahiplerinin 120m2′lik kuralar çekildikten sonra isimlerinin kalan kutuların içinde olup olmadığını öğrenme hakkı neden verilmemiştir?

9. Neden neredeyse isim kuralarının tamamını başkanın danışmanı Mustafa ÇİFTÇİ kutuları doğru dürüst karıştırmadan ve dikkatlice bakarak eliyle çekmiştir?

10. Kutuya konulan isimler hiçbir işaret konulmadan tek tek okunarak konulamaz mıydı ve kurada bu kadar bütçeli bir proje için elle değil, karıştırmalı ve mekanik düşmeli daha profesyonel bir sistem kurulamaz mıydı?

11. Bu kadar insanın hakkını, umutlarını çalmak bu kadar basit midir?

12. Tüm medyanın ve kamuoyunun takip ettiği ve hassas olduğu bir konuda dahi halkın gözünün içine baka baka bu işleri yapanlar görmediğimiz konularda neler yapabilirler? Tüm bu konuları kamuoyunun vicdanına, Yüce Türk adaletinin Şerefli savcılarının takdirine bırakıyorum.

Etiketler

Bir yanıt yazın