Sovyet Modernizmine Neri&Hu İmzası

Terkedilmiş eski Sovyet Postanesi Neri&Hu tarafından otele dönüştürüldü.

Tiflis’in merkezindeki tarihi postane binası, Neri&Hu önderliğinde lüks bir beş yıldızlı otele dönüştü. Dış cephesindeki Bolnisi tüf taşı kaplama ve modernist detaylar korunarak, iç mekanlar çağdaş zarafetle yeniden yorumlandı.

1960’lı yıllarda mimar Lado Aleksi-Meskhishvili ve Teimuraz Mikashavidze tarafından tasarlanan yapı, Sovyet modernizminin sembollerinden biri olarak Tiflis’in simgeleri arasında yer alıyor. O zamanlarda insanların dış dünya ile öncelikli haberleşme merkezi olan ve Rustaveli Bulvarı boyunca yer alan bu yapı, 1983 yılında ulusal mimarlık ödülüne layık görülmüştü.

Sovyet modernizminin izlerini taşıyan, büyük pervazlı cephenin mimari dili korunurken zemin seviyesinde sokakla mekan arasında görsel bir bağ kuran yerden tavana cam cepheler bulunuyor. Bu sayede iç ve dış mekan arasındaki sınır belirsizleşiyor. İç bahçede merdiven boşluğu çevresinde cam bölmelerle ayrılmış restoranlar, kütüphane, açık hava barı ve yeşil alanlar yer alıyor.

Neri&Hu, mekânlar arasındaki ayrımı opak duvarlar yerine cam panellerle sağlayarak, caddeden binanın derinliklerine kadar uzanan görüş sürekliliğini koruyor. Bu yaklaşım, Telegraph Oteli’ni Tiflis’in kamusal alanının bir uzantısı olarak konumlandırma amacını taşıyor.

Bu fikir doğrultusunda, avlu ve çevresindeki geçiş alanlarında kullanılan malzeme paleti, traverten karolarla kaplanan zeminler ve otelin resepsiyon bankosu ile dış mekân dokusunu içeri taşıyor, sokak mobilyalarını anımsatan rahat oturma birimleri bu etkiyi destekliyor.

Kalıp izleri bırakılmış beton duvarlar, Telegraph’ın cephesindeki katı geometrik düzene bir saygı duruşu niteliğinde benzer bir ızgara deseni yansıtıyor.

Karartılmış metal ve koyu ahşap, sadeleştirilmiş iç mekân malzeme paletini tamamlarken; yapının geçmişine dair izler sunan aşınmış beton kiriş ve kolonlarla uyum sağlıyor.

Neri&Hu, sınırlı sayıdaki bu malzeme seçkisini her kamusal mekâna farklı bir karakter kazandıracak şekilde kullanıyor. Kütüphane, ceviz kaplama panellerin hâkimiyetiyle tanımlanırken, kasetli tavanlar ve antika aynalar, modern Gürcü mutfağı sunan seçkin restoran Grand Café’de Fransız bistrosu atmosferi yaratılmış.

Tüm otel genelinde kullanılan tek renk olan yeşil; Amerikan lokantası tarzındaki The Grill Restaurant’ının deri oturma bölmelerinde, Laan Thai’de ise sokak pazarı hissi uyandıran metal örgü paneller ve abajurlarda kendini gösteriyor.

Aynı zamanda, damar desenli yeşil mermer, Bell&Grey Bar’da kapsül formunda bir bar tezgâhı ve dramatik pirinç çerçeveli bir şömine oluşturmak için de kullanılırken, barın bulunduğu alandan Telegraph Oteli’nin resepsiyonuna ulaşılıyor.

Resepsiyon alanından konuklar, Neri&Hu tarafından tasarlanan, 35 metre uzunluğunda özel üretim bir sarkıt aydınlatma ile vurgulanan etkileyici merkezi merdiven aracılığıyla odalarına ulaşabiliyor.

Duvarların yokluğu, binanın üst katlarında yer alan, avlu ile otelin balo salonunun bitkilendirilmiş çatısına bakan bir atriyum etrafında düzenlenen 239 konuk odasında da devam ediyor.

Yatak odası ile banyo ve yaşam alanlarını ayırmak için oluklu cam ve siyah metalden oluşan şeffaf bölücüler kullanılıyor.

Çok fonksiyonlu bu metal iskelet, farklı odalarda çeşitli işlevleri bütünleştiriyor. Kimi zaman depolama ve aydınlatma elemanları için bir çerçeve, kimi zaman ise banyo alanında ayna, sabunluk ve kapı taşıyıcısı olarak görev yapıyor.

Otelin çatı katı süitleri, altıncı kattan Tiflis manzarası sunan küçük teraslara sahip.

Eylül ayında açılması planlanan Rooftop Bar ile Gürcü iç mimar Ketuna Kruashvili tarafından tasarlanan, tamamen kırmızı tonlarına bürünmüş bir caz kulübü de projeye eklenecekler arasında. Caz kulübünün, otelin ahşap kaplamalı spor salonunun yakınında, bodrum katında olması planlanıyor.

Telegraph Oteli, Silk Road Group tarafından Tiflis’in eski Cumhuriyet Meydanı çevresinde gerçekleştirilen daha geniş çaplı bir kentsel dönüşümün parçasını oluşturuyor.

Etiketler

Bir yanıt yazın