Riva’da 84 Hektarlık Mahalle Kuruluyor

Mimari projesi Snøhetta, MVRDV, Bjarke Ingels Group, Bilgin Studio ve DB Architects tarafından tasarlanan 84 Hektarlık Ion Riva'nın 3.000 sakine ev sahipliği yapması planlanıyor.

Mehmet Kalyoncu tarafından kurulan Ion tarafından geliştirilen Ion Riva, 84 hektarlık bir alana yayılıyor. Ion tarafından yapılan açıklamaya göre projenin imar izni alınmış ve inşaatına başlanmış olan ilk etabında 969 konut yer alıyor. Teslimatları başlanan projenin ilk etabında, sakinlerinin tamamlanan evlere 2027’de taşınması bekleniyor.

Projenin masterplanı, Urbanion danışmanlığında Snøhetta, Bjarke Ingels Group ve MVRDV’nin yanı sıra KEYM, DB Architects, Rasa ve Bilgin Architects’i içeren yerel bir tasarım ekibiyle ortaklaşa geliştirildi. Projenin iç mimari ekibinde Mehmet Yücebaşoğlu ve Yeşim Kozanlı yer alıyor.

Ion Riva’nın ilk etabı, küçük mahalle kümelerini, 100.000 m² biyolojik çeşitliliğe sahip yeşil alanı ve yeni bir okulu, kültürel, perakende, konaklama ve sağlık alanlarıyla bir araya getiriyor. Masterplan, Snøhetta, MVRDV ve Bjarke Ingels Group tarafından tasarlanan ve mahallenin karakterini şekillendiren dört temel kültürel bina etrafında yapılandırılmış.

Evler ve kamusal alanlar, kıyı şeridine ve nehre olan manzaraları en üst düzeye çıkarırken müdahaleyi minimumda tutarak arazinin hatlarını takip ediyor. Malzeme paleti, yerel kaynaklı taş ve çapraz lamine ahşabı önceliklendirirken, modüler ahşap yapı, verimli teslimat ve evlerde daha düşük karbon ayak izi sağlıyor.

Düşük etkili yaklaşım, şebekeye entegre güneş panelleri de dahil olmak üzere yerinde yenilenebilir enerji kullanımı ve mikro iklimleri düzenleyen ve hava kalitesini iyileştiren yeşil altyapı ile devam ettirilmiş. Yağmur suyu toplama ve gri su geri dönüşüm sistemleri, içme suyu talebini %50 oranında azaltmak üzere tasarlanmış ve düşük sulama gerektiren peyzaj düzenlemesine entegre edilmiş.

Yürünebilirlik, mahallenin düzeninin temelini oluştururken evler ve günlük olanaklar, manzarayı takip eden kısa yollarla birbirine bağlanıyor. Gölgeli yollar ve biyolojik çeşitliliğe sahip yeşil koridorlar, alanı birbirine bağlayarak sürekli bir hareket, doğa ve topluluk deneyimi yaratıyor.

Konutların ilk aşaması, üç ila altı yatak odalı villaları içeriyor. Her ev, bölgenin mimari mirasına dayanan bir tipoloji olan iç avluya odaklanmış. 26 farklı avlu konfigürasyonu ile sakinler, bu alanların nasıl kullanılacağını şekillendirebiliyor. Her konut kümesinde, ortak olanaklar arasında yüzme havuzu ve topluluk alanı bulunuyor.

Dört kültürel bina, Ion Riva’nın karakterini şekillendiriyor.

Ring

Snøhetta tarafından tasarlanan Ring, nehir boyunca dramatik bir dairesel form alarak doğayı deneyimlemek için bir sığınak sağlıyor. Ahırlar ve bahçeler nehrin kenarında yer alarak ekolojik öğrenmeyi ve yerel gıda sistemlerini destekliyor.

The Drop

Bjarke Ingels Group, kafe, restoran, sağlıklı yaşam alanları ve kamusal sanat eserlerine ev sahipliği yapan, kendine özgü damla şeklinde ahşap bir bina olan The Drop’u tasarlamış.

The Lantern

MVRDV tarafından tasarlanan The Lantern ise, bir gösteri sanatları merkezi, sinema salonları, topluluk alanları, bir sanat galerisi ve bir kitapçı ile kültürel programın merkezini oluşturuyor.

Mahallenin merkezinde yer alan dördüncü bina ise, sergi alanı, kütüphane, stüdyolar, ortak çalışma alanları ve spor tesisleri de dahil olmak üzere yaratıcılık, sanat ve kültür, el sanatları, öğrenme ve eğlence için alanlar sağlayacak.

Etiketler

Bir yanıt yazın