Tom Dixon ve A31 Architecture tarafından tasarlanan villa, Mykonos’un jeolojik yapısından ilham alıyor.

Tom Dixon ve A31 Architecture, Mykonos’ta mevcut bir taş duvar etrafında Aimasia Residence isimli bir konut projesi tasarladı.
Ada’nın Elia bölgesinde yer alan 850 metrekarelik ev, A31 Architecture tarafından tasarlandı. İç mekan tasarımı ise Dixon’un iç mimarlık birimi olan Design Research Studio tarafından yapıldı.
Ege Denizi’ne bakan bir tepede yer alan kayalık arazi, Aimasia Residence’ın tasarımını şekillendirmiş. A31 Architecture, villayı adanın doğal peyzajına yerleştirmiş.

62 metre uzunluğundaki mevcut yığma granit taş duvar, yapıyı destekleyerek evin planının “omurgasını” oluştururken iç mekandaki malzeme seçimlerini etkilemiş.
“Bizi hemen etkileyen şey, birçok dokunuşu, özellikle de yerel taş kullandığımız entegre banyoları şekillendiren ve ilham olan adanın jeolojisi ve kayalık olmasıydı.”
Tom Dixon

Aimasia Residence, bölgede tipik olarak bulunan kutu şeklindeki beyaz binalardan farklı bir görünüme sahip olacak şekilde tasarlanmış olup eğimli alandan dışarı doğru kıvrılan peyzajlı bir çatıya sahip.
“Bölgedeki tüm binalar geçmişten bir şeyler kopyalamaya çalışıyor.”
A31 Architecture’ın kurucusu Praxitelis Kondylis
“Biz taklitçi olmak istemedik,” diye devam ediyor: “Geleneklerden ilham almalısınız, ancak onları kopyalamamalısınız.”

Giriş alanı, oturma odası, yemek odası ve mutfak, L şeklinde bir plan düzenine göre ara duvarlarla ayrılmış ve dış teras ile sonsuzluk havuzuna açılan tam boy sürgülü cam kapılarla çevrelenmiş.
Yatak odası zemin katta mutfağın arkasında yer alırken küçük havuza açılan ikinci bir yatak odası ise üst katta bulunuyor.

Kıvrımlı elemanlar granit mutfak adasının yuvarlatılmış uçlarında, gömme duşlarda ve dış terasın bir kısmını gölgelendirmek için uzanan çatının köşesinde kullanılmış.
“Bu büyük kare minimal beton duvarlara bir kıvrım eklemek her zaman güzeldir. Sert malzemede bile, duşlardaki gibi ışıkla bütünleşmiş bir kıvrım, daha az köşeli anlar sunar.”
Tom Dixon

Zemin kattaki iki merdivenin üzerinde büyük kayalar asılı. Bunlar alt kattaki şarap mahzeni, spor salonu, buhar odası ve personel alanlarına açılıyor.
Aşağı kattaki üç misafir yatak odası, mevcut taş duvar boyunca inşa edilmiş ve iç kısımlarındaki taş duvar açıkta bırakılmış ve beton ara duvar başlıkları yerel toprakla boyanmış.

Eğimli alanın daha aşağısında, tepelere bakan kendi küçük havuzuna sahip, ana evden ayrılan ayrı bir yatak odası bulunuyor.
Aimasia Residence’daki beton yüzeylerin çoğu, kalıp izleri görünen beton tavanlar da dahil olmak üzere, çıplak bırakılmış.

Giyinme dolapları ve mutfak dolaplarında koyu, dumanlı meşe kapılar kullanıldı ve banyolarda farklı türde taşlar kullanıldı.
Dixon’ın mobilya parçaları, heykelsi S-Chair ve Plyon Chair dahil olmak üzere Aimasia Residence’ın her yerinde yer alıyor.

Dixon ayrıca evi, mutfak adasının üzerinde özel disk şeklindeki aydınlatma ve kağıt hamurundan, metalden ve ahşaptan yapılmış heykeller ve duvar sanatı gibi prototip ürünleri ve yeni tasarımları test etme fırsatı olarak kullanmış.
Dixon’un tasarımları, Japon-Amerikan tasarımcı Isamu Noguchi ve İtalyan tasarımcı Achille Castiglioni tarafından tasarlanan lambalar ile İtalyan tasarımcı Mario Bellini tarafından tasarlanan Camaleonda koltuklar gibi diğer ikonik tasarım parçalarıyla birlikte sergileniyor.
