Mimari-Sanat Birlikteliğinin Yansıması: Şehrin Panoları

2019 yılında başlayan ve pandemi döneminde şekillenen Şehrin Panoları, iki sanat tarihçisinin kişisel bir arşiv çalışması olarak ortaya çıktı.

Sanatçı: Bedri Rahmi Eyüboğlu. İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi. Fotoğraf: Nurtaç Buluç

Mustafa Ergül ve Nurtaç Buluç tarafından yürütülen Şehrin Panoları dijital arşivinde hâlihazırda Türkiye’nin 17 şehrinde bulunan, yaklaşık 500 adet seramik / mozaik pano ve 90’a yakın sanatçı ismi yer alıyor. Aynı zamanda dijital arşivde bu panoların, (hastane, çarşı, apartman, otel vb. gibi) farklı yapı türleri üzerinde tespit etmek de ayrıca mümkün. Proje araştırmacıların erişimine açıldığında diğer şehirlerde yaşayan, bu alanın diğer meraklı araştırmacıları sayesinde Ankara, İzmir, Antalya, Balıkesir, Adana, Eskişehir, Malatya, Uşak ve diğer şehirlerdeki panolara kadar genişlemeye devam ediyor.

Sanatçı: Gencay Kasapcı. ODTÜ Mimarlık Fakültesi Fotoğraf: Can Mengilibörü

Bu panolar, yerellik ve evrensellik tartışmasının siyasal, toplumsal ve kültürel anlamda hareketli bir dönemi olan 1950’li yıllarda başlayan mimari-sanat birlikteliğinin, kamusal yapılardaki kimlik arayışından yoğun şehirleşmeyle birlikte apartmanlara dahil olarak anonimleşen değişim sürecinin yansıması olarak okunabilir.

Çevrimiçi site üç ana bölümde tasarlanmış
Arşiv bölümünde şu ana kadar belgelenen bütün panolara erişebilir, sitedeki filtreleri kullanarak araştırma daraltabilir,
Harita bölümünde, Türkiye haritası üzerinden panoların konumlarını ve dağılımları görülebilir,
Kaynakça bölümünde arşiv çalışmaları sırasında faydalanılan çeşitli kaynaklara ulaşabilir.

Sanatçı: Tülin Ayta. Eski Bursa Yolu üzerinde yer alan Uludağ Gazoz Fabrikası üzerinde yer almaktadır. Fabrika günümüze ulaşamamıştır.

Mustafa Ergül ve Nurtaç Buluç projeyi şu sözler ile anlatıyor:

“Özellikle 1960-1970 yıllarında tasarlanan çeşitli panolar; apartman, otel, iş hanı, çarşı, hastane, belediye binası, banka şubesi gibi farklı mekânlarda bulunan örnekleri ile karşımıza çıkmaktadır. Bu dönemde sanatçının imzasıyla toplumsal bellekte bir sanat ürünü olarak sergilenen panolar, 1990’lı yıllarda standartlaşan planda hızlıca inşa edilen apartmanların süs ihtiyacını gidermeye yarayan birer bezeme repertuarına dönüşmüştür. Şimdiye kadar belgelediğimiz eserleri incelediğimizde her sanatçının kendi kimliği üzerinden, dönemin sanatsal eğilimleri doğrultusunda kamusal ve sivil yapılar aracılığı ile kentin hafızasına yansıdığı görülmektedir. Mekânsal pratikler yoluyla toplum için tarihsel bir kimlik inşa etmek arzusuyla araç olarak sergilenen bir dönemin panoları, zamanla kendi içindeki bağlamından uzaklaşıp yer aldığı yapının biricikleşmesi için kondurulan birer süsleme öğesi haline getirilip, kimliği değişerek anonimleştirilmiştir.

Proje, 2019 yılında başlayan ve pandemi döneminde şekillenen iki sanat tarihçisinin kişisel bir arşiv çalışması olarak ortaya çıktı. Başta İstanbul’da, özellikle apartmanların cephe ve girişlerinde bulunan panoların belgeleme çalışmaları sürerken, araştırmalar Ankara, İzmir ve diğer şehirlerimizi kapsayacak şekilde genişletildi. Gelinen noktada, Türkiye’deki panoların mimari-sanat hareketi etkisinin gelişim süreci içerisindeki yerini saptayıp, dijital arşiv ve envanterleme çalışmaları ile tek bir ara yüzde bir metadata oluşturarak şehir belleğinin bir parçası olan bu panolara görünürlük kazandırmaya çalışılmaktadır.

Zaman içinde tanınırlık kazanan Projenin içeriği aynı zamanda kitle kaynak temelinde zenginleşmektedir. Mahalle aralarında kalan, erişimi zor, sanat tarihinin ana anlatısı içinde yer almayan, görece küçük ölçekli panolar ise kent sakinleri tarafından bize sosyal medya hesaplarımız üzerinden ulaştırılmakta ve görünürlük kazanmaktadır. Özellikle apartmanda cephe ver girişlerinde gördüğümüz bu panolar, uzun bir süre kültür mirası öğesi olarak nitelendirilmemiş ve envanteri tutulmamış olmasının yanı sıra kentsel dönüşüm süreçlerinde ise koruması gereken bir kültür varlığı olarak değerlendirilmiştir.

Çalışmalar sırasında çeşitli yayın ve arşiv araştırmalarında izini sürdüğümüz bazı eserler maalesef günümüze ulaşamamıştır. Arşiv, bu kayıp panolara da bir hafıza mekânı olarak ev sahipliği yapmaktadır. Konu ile ilgili yapılan akademik yayınlara kaynaklık etmek ve panoları yerinde görmek isteyen ilgililer/araştırmacılar için bir yol haritası oluşturmak diğer bir çıkış amacımız olmuştur.”

Etiketler

Bir yanıt yazın